HMK Madde 109 Kısmi dava
HMK 109, kısmen dava edilen alacakta talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Artırım iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaz; zamanaşımı artırılan kısımda da dava tarihinden kesilmiş sayılır. Bölünebilir talep kısmen dava edilebilir.
Resmi Metin
Kısmi dava
Madde 109- (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.
(4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
↪ Bu kanunda başka maddeye git
Değişiklik Bilgisi
Bu maddede mevcut doğrulanmış değişiklik(ler) aşağıda gösterilmektedir. Madde yürürlüktedir; gösterilen değişikliğe ait önceki metin aşağıdadır.
- Mülga (fıkra) 2. fıkra 6644 s.K. m.4
Mülga edilen önceki fıkra metni - yürürlükte değildir: Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz.
- Ek 7589 s.K. m.20
Eski metnin tam karşılaştırması için mevzuat.gov.tr ve Resmî Gazete arşivini inceleyebilirsiniz.
Avukat Yorumu
Bu madde, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda alacağın yalnızca bir kısmının dava edilebilmesine, yani kısmi davaya imkân tanır. Birinci fıkra bölünebilirlik şartını koyar, ikinci fıkra mülgadır; üçüncü fıkra ise açıkça feragat edilmedikçe kısmi davanın kalan kısımdan feragat anlamına gelmediğini belirtir. 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle eklenen ve 31/7/2026 tarihinde yürürlüğe giren dördüncü fıkra ise yeni bir imkân katmıştır: alacağın sadece bir kısmı dava edilmişse talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; zamanaşımı da artırılan kısım bakımından dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Usul bakımından yeni fıkranın çerçevesi dardır. Artırım aynı dava içinde ve bir defaya mahsus olarak yapılır; aynı davada ikinci kez bu hükme dayanılamaz. Zaman bakımından üst sınır, tahkikatın sona ermesi anıdır; bu an 184 üncü maddede düzenlenmiştir. Buna karşılık artırım, iddianın genişletilmesi yasağının dışında tutulduğundan, bu yasak yönünden 141 inci maddenin ikinci fıkrasında saklı tutulan ıslah ya da karşı tarafın açık muvafakati yoluna başvurulmasını gerektirmez. Zamanaşımına ilişkin cümle sonucu tamamlar: artırılan kısım için zamanaşımı, artırım anından değil dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Bu fıkrayı ekleyen Kanun aynı zamanda belirsiz alacak davasına ilişkin 107 nci maddeyi yürürlükten kaldırmıştır; ancak metinde iki değişiklik arasında yerine geçme ilişkisi kurulmuş değildir.
Gerekçe
Bu gerekçe 6100 sayılı Kanunun ilk kabul metnine aittir; sayfadaki hüküm daha sonra düzenleme görmüştür.
Maddenin birinci fıkrasında, kısmi dava kurumunun ne zaman işlerlik kazanabileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme çerçevesinde, talep konusu niteliği itibarıyla bölünebiliyor ise onun sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülmesi mümkün olacaktır. Alacağın tamamı aynı hukuki ilişkiden doğup, şimdilik sadece bir kesimi dava ediliyorsa kısmi davadan söz etmek gerekecektir. Bu dava çeşidine müracaat edebilmek için, talebin konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olması gerekir.
Maddenin ikinci fıkrasında talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olması durumunda kısmi davanın açılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla kısmi dava kurumunun amaç dışı kullanılmasının önüne geçilmek istenmiş, yani sözü edilen halde davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı kabul edilmiştir.
Maddenin üçüncü fıkrasında ise dava açılırken fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmamasına ilişkin bir kayda yer verilmemiş olmasının, dava dışı tutulan kesim bakımından feragat edilmesi anlamına gelmeyeceği hususu açıkça hüküm altına alınmış, bu konudaki suskunluğun ileride ek dava açma imkanını ortadan kaldırmayacağına işaret edilmiştir. Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmişse, bu durumda feragat nedeniyle alacak da zaten sona ermiş olacağından ek dava yoluyla ileri sürülmesi mümkün bir alacaktan söz edilemeyecektir.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe