HMK Madde 106 Tespit davası
HMK 106, tespit davasıyla bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının ya da bir belgenin sahteliğinin belirlenmesi istenir; bunun için davacının güncel hukuki yararı bulunmalı, salt maddi vakıalar dava konusu yapılamaz.
Resmi Metin
Tespit davası
Madde 106- (1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.
(2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.
(3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.
↪ Bu kanunda başka maddeye git
Avukat Yorumu
Bu madde, tespit davasını ve bu davanın açılabilmesi için aranan koşulları üç fıkra halinde düzenler. Birinci fıkraya göre tespit davası yoluyla mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. İkinci fıkra, davayı açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunmasını şart koşar. Üçüncü fıkra ise maddi vakıaların tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamayacağını hükme bağlar.
Usul bakımından tespit davası, bir edim talebi içermeksizin yalnızca bir hukuki durumun ya da belgenin sahteliğinin belirlenmesini amaçlayan bir dava türü olarak öngörülmüştür. Davanın dinlenebilmesi, hükümde aranan güncel hukuki yarar koşulunun varlığına bağlıdır; bu koşul kanunda belirtilen istisnai hallerde aranmaz. Belgenin sahteliğinin tespiti de bu dava kapsamında açıkça sayılmıştır. Buna karşılık, hukuki ilişkiye bağlanmamış salt maddi vakıaların başlı başına tespit konusu yapılamayacağı, davanın sınırını çizen emredici bir kural olarak metinde yer almaktadır.
Gerekçe
Maddenin birinci fıkrasında, tespit davalarıyla ilgili genel bir tanımlamaya yer verilmiş ve ikinci ve üçüncü fıkralarında ise tespit davasının açılabilmesi için varlığı gereken şartların neler olduğuna açıkça işaret edilmiştir.
Bu çerçevede, bir hakkın yahut hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut da bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesini hedefleyen davalara, tespit davası denir. Tespit davaları, uygulamada sıkça müracaat edilen bir dava türüdür. Çoğu kere de bir geçici hukuksal korunma türü olan delil tespiti kurumuyla karıştırılmaktadır. Bu genel tanımlama ile tespit davasının hukukumuzda caiz olduğu ve delil tespitinden tümüyle farklı bir kurum olduğu hususuna, uygulamada duyulan tereddüt giderilmek suretiyle açıklık kazandırılmıştır.
İkinci fıkrada, kanunla belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacının, eda davası ile inşai davalardan farklı olarak dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğu hususunu açıkça ortaya koyması, bir şart olarak öngörülmüştür.
Üçüncü fıkrada ise maddi vakıaların tek başlarına tespit davasına konu yapılamayacağı; ancak bir hakkın yahut hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun belirlenmesi bağlamında tespit davasına konu yapılabileceği hususu hüküm altına alınmıştır.
Bu çerçevede, maddi vakıaların tek başlarına tespiti isteniyor ise tespit davasına değil; delil tespiti kurumuna başvurulması gerekecektir. Maddenin birinci fıkrasında, tespit davalarıyla ilgili genel bir tanımlamaya yer verilmiş ve ikinci ve üçüncü fıkralarında ise tespit davasının açılabilmesi için varlığı gereken şartların neler olduğuna açıkça işaret edilmiştir.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe