T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
ADANA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
23/11/2017
NUMARASI :
2016/226 Esas, 2017/589Karar
DAVACI:
K1
VEKİLİ:
Av. K2-A1 Seyhan/ ADANA
DAVALI:
1 -K3
2 -K4
VEKİLİ:
Av. K5- A2 Seyhan/ ADANA
MÜTEVEFFA:
K6
A3 Seyhan/ ADANA
DAVANIN KONUSU :
Vasiyetnamenin İptali
DAVA TARİHİ :
14/04/2016
DAİRE KARAR TARİHİ :
02/07/2018
KARAR YAZIM TARİHİ :
10/07/2018
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’ nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacının babası K1’ün vefat ettiğini 26/03/2002 tarihinde Adana 7. Noterliği’nin 6173 yevmiye numarası ile vasiyetname bıraktığı söz konusu vasiyetnamenin Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 11/02/2016 tarih 2016/41 Esas 2016/212 sayılı kararı ile açılıp, okunduğu söz konusu vasiyetnamenin iptalinin gerektiği tüm bu nedenlerle 26/03/2002 tarihli vasiyetnamenin TMK Madde 557 ve ilgili maddeleri uyarınca iptaline yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
Vasiyetnamenin iptaline dair davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Mahkemece toplanan deliller, Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/41 Esas 2016/212 Karar sayılı dosyası, Adana 7. Noterliği’nin 6173 yevmiye nolu K6’e ait vasiyetnamenin onaylı sureti, K6’ün ölüm tarihi itibari ile ekonomik ve sosyal durumunu gösterir bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde, davanın vasiyetnamenin iptaline ilişkin olduğu, Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/41 Esas 2016/212 Karar sayılı dosyası, tüm dosya kapsamına göre ; davalıların Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nden mirasçılık belgesi aldıkları,Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesinden iskat kararını aldıkları davanın konusuz kaldığını beyan etmiş olmaları, dosya üzerinde mahkemece yapılan incelemede vasiyetnamenin iptalini talep etme koşulları davacı lehine gerçekleşmediğinin tespit ve kanaatine ulaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekilinin ilk derece mahkemesine vermiş olduğu 08.02.2018 tarihli İstinaf dilekçesinde;
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu sebeplerin doğru olmadığını, ortdan kalktığını, emekli öğretmen olduğunu, murisin tasarruf ehliyeti olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Dava vasiyetname şeklinde düzenlenen mirastan ıskat sözleşmesinin TMK 510-559 maddeleri uyarınca iptaline ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının babası K1’ün vefat ettiğini 26/03/2002 tarihinde Adana 7. Noterliği’nin 6173 yevmiye numarası ile vasiyetname bıraktığını, söz konusu vasiyetnamenin Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 11/02/2016 tarih 2016/41 Esas 2016/212 sayılı kararı ile açılıp, okunduğu söz konusu vasiyetname ile mirastan mahrum bırakıldığını, fiil ehliyeti olmadığını, sebeplerin doğru olmadığını belirterek iptalini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; vasiyetnamenin iptaline dair davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; TMK.nun 512/2.maddesine dayalı mirastan ıskat sözleşmesinin iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece, ıskat koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, Kütahya 1.Noterliği’nce düzenlenen 21/11/2006 tarihli düzenleme şeklinde ıskat sözleşmesinin iptaline karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya uymamaktadır.
Mahkemece yapılan incelemede vasiyetnamenin iptalini talep etme koşulları davacı lehine gerçekleşmediğinin tespit ve kanaatine ulaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
TMK.nun 510. maddesi uyarınca ölüme bağlı tasarruf niteliğindeki işlemlerden olup, tasarrufta bulunan kişinin ölmesi halinde hüküm ifade eder. (TMK.md.510/2). Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin itiraz etmesi halinde bu sebeplerin varlığının ispatı çıkarmadan yararlanan mirasçılara düşer (TMK.md.512/2). Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemiş ise, tasarruf mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir (TMK.md.512/3). Bu sebeple de, böyle bir durumda davanın tenkis davası olarak görülüp, karar verilmesi gerekir.
Mirasçılıktan çıkarma (ıskat); mahfuz hissenin temelini teşkil eden aile dayanışmasının zedelendiği hallerde, mahfuz hisseli mirasçıyı mirasdan uzaklaştırma olanağını, miras bırakana tanıyan ölüme bağlı bir tasarruftur.
Bu tasarrufla vasiyetçi, mahfuz hisseli bir mirasçısını miras hakkından ve mahfuz hissesinden yoksun bırakır.
Mirasdan çıkarma, cezai (olağan) ve aciz sebebiyle (koruyucu) olmak üzere iki türlüdür.
Mirasçı, mirasbırakana ve yakınlarından birine karşı TMK. nun 510. maddesinde gösterilen ağır bir suç işler veya murisine veya ailesine karşı kanunen yerine getirmekle yükümlü olduğu aile görevlerini ifada büyük bir kusur işlerse cezai (olağan) çıkarma nedenleri doğmuş olur.
Aciz sebebiyle (koruyucu) çıkarma ise; murisin, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan alt soyun çocuklarını koruma amacıyla, alt soyun saklı payının yarısının mirasçının çocuklarına özgülenmesine yöneliktir.
Cezai (olağan) çıkarma sebepleri iki kısımda incelenebilir.
1- Mirasçının mirasbırakana ve onun yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesidir. Bu suçun tamamlanması şart olmadığı gibi bu konuda bir mahkumiyet kararı bulunması da koşul değildir. Afdan ve zamanaşımından yararlanılmasının da önemi yoktur.
Ağır suçdan amaç; mirasbırakanın şahsiyet haklarına, beden tamlığına, mamelekine yönelik, onunla aile bağlarının koptuğunu gösteren hukuka aykırı bir fiildir. Buradaki ağır terimi, hukuk hakimine yönelik olup, hakim suçun ağır olup olmadığına ceza hukuku kurallarıyla bağlı olmaksızın karar verir.
Başka bir deyişle, kanun koyucu, burada fiilin niteliğine değil de sonucuna önem verdiği için, hakim, suçun ağır olup olmadığına, fiilin aile bağını koparacak nitelikte olup olmadığı ve fiilen de koparmış olup olmadığını araştırarak sonucuna göre karar verecektir. Koparacak nitelikle olmasından kasıt, suçun objektif olarak aile bağını koparacak nitelikte olmasıdır. Fiilen koparmış olması da, subjektif unsur olup, somut olayda aile bağını koparmış olmasıdır. Kanunun ağır terimi ile kastettiği budur. Şu halde bir fiil aile bağını koparacak nitelikte olmakla beraber, somut olayda koparmamışsa, subjektif şart gerçekleşmediği için, mirasçılıktan çıkarma sebebi olamaz (Prof. Dr. Mustafa , Prof. Dr. Turgut Öz- Türk Özel Hukuku Cilt IV, Miras Hukuku, İstanbul 2011, syf.200 vd.).Suçun ağırlığını belirleyecek olan ceza hukuku prensipleri değil, medeni hukuk esaslarıdır. Mirasçının, mirasbırakanı ağır bir şekilde zedeleyen ve ailevi hislerin yokluğunu gösteren bir suç işlemesi halinde, bu kişi mirastan ıskat edilebilir. Bu kuralın uygulanmasında, hakimin takdir hakkı bulunması zorunludur (Prof.Dr.Zahit, Prof. Dr.Hasan Erman, Miras Hukuku-İstanbul 2006 syf-234 vd.).Aile bağlarını koparıcı fiilin işlenmesinde, mirasbırakan da en azından mirasçı kadar kusurlu bulunuyor ise ıskat geçerli değildir (Prof.Dr.Necip , Miras Hukuku, 3.baskı, İstanbul 1987, syf. 310 vd.).
2-Mirasçının murise ve ailesine karşı kanunen mükellef olduğu aile hukuku vazifelerini büyük bir kusurlu davranışla yerine getirmemesi .
Örneğin; Ana, baba ve çocukların karşılıklı sevgi ve saygı şefkat bağları, yoksulluğa ve zarurete düşmede yardım yükümlülüğü, nafaka borcu, aile birlik ve huzuru bozan davranışlarda bulunmama ilkelerine aykırı hareketler v.b. gibi.
Öte yandan mirasçılıktan çıkarılmaya itirazı düzenleyen TMK’nun 512. maddesi; “Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.
Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.
Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, miras bırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapılmışsa, çıkarma geçersiz olur. hükmünü içermektedir.( bakınız Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No:2010/582, Karar No:2010/633sayılı kararı )
Bu açıklamalardan sonra, somut olaya dönüldüğünde; muris K1’ün 22/12/2015 tarihinde vefat ettiği, 26/03/2002 tarihinde Adana 7. Noterliği’nin 6173 yevmiye numarası ile vasiyetname bıraktığı, mirasbırakanın davacıyı mirastan mahrum ettiği, murisin onay vermediği birisiyle davacının evlenmesine karşı çıktığı, daha sonra davacının murisin oluru ve kardeşlerinin rızası ile Seher’le evlendiği, çocuklarının olmadığı, evlat edindikleri, alkolu bıraktığı sebeplerin ortadan kalktığı, davalı kız kardeşinin yönlendirmesi, mirasın dışarıya gitmemesi amacıyla murisin davalılarca kandırıldığı, murisin fiil ehliyetinin olmadığı iddia edilmekle bu hususlarda inceleme yapılmadığı, murisin mal varlığı araştırılarak, tanık beyanlarına göre karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece; dava konusu vasiyetname ile mirasbırakan K1’ün davacı hakkında gösterdiği sebeplerin, mirasçılıktan çıkarma sebebi sayılabilecek nitelik ve nicelikte bulunup bulunmadığı hususundaki delillerin toplanması, bu sebeplerin ispat külfetinin davalılara ait olduğu da hatırlatılarak, davacının kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, ayrıca murisin tasarruf ehliyetinin tespiti, oluşacak sonuca göre karar verilmesi, ıskat sebepleri yoksa TMK. nun 512. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi uyarınca mirasçılıktan çıkarmanın tasarruf nisabı oranında geçerli olacağı, başka bir ifade ile davacının saklı paylarını isteyebileceği ve davaya tenkis davası olarak devam edilebileceği düşünülmeden, istemin tümden reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, başvurunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-4-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılması gerektiği görüşüne varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23/11/2017 tarih, 2016/226 Esas, 2017/589 Karar sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-4 ve 6 bendi uyarınca KABULÜNE,
2-
İlk derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-
Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,
5-
Davacı tarafçayapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
6-
İstinaf incelemesi duruşma açılmadan sonuçlandırıldığından istinaf incelemesine ilişkin taraflar leh ve aleyhine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,
7-
Kararın, yerel Mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.02/07/2018
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe