T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
DAVANIN KONUSU
:
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelendi:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili tarafından sunulan 29/05/2013 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkil K1’ın Yumurtalık İlçesi A1 yolu mevkii üzerinde davalı F1 Enerji Üretim ve Tic. A.Ş.’ye ait F1 Termik Santralinin proje çalışmlarında yine davalı F2 F3 isimli taşeron firma ve bu firmanın taşeronu K3 firmasında sigortalı işçi olarak kazı alanında işçi olarak çalışmakta iken, 25/10/2009 tarihinde firmaya ait K2 yönetimindeki kamyonun çarpması sonucu Trafik – İş Kazası meydana geldiğini, meydana gelen bu iş kazası nedeni ile Yumurtalık Sulh Ceza Mahkemesinde dava açıldığını ve asli kusurlu K3 ile araç sürücüsü K2’ın cezalandırıldığını, Ceza dosyasındaki Adli Tıp Raporunda müvekkilinin birden çok mevcut kırıklarının Yaşam Fonksiyonlarının 5. Ağır Derecede etkilediği ve basit bir müdahale ile giderilebilecek ölçüde olmadığının saptandığını, müvekkili ile ilgili geçici hastane raporları Yumurtalık Sulh Ceza mahkemesinin 2010/103 Esas sayılı ceza dosyasında mevcut olduğunu, Adli Tıp Raporundan sonra müvekkil için iş görememezlik derecesi ve maluliyet raporu için Adana S.G.K’ye müracat edildiğini, müvekkilinin bu kaza nediyle meydana gelen birçok kırıklar sonucu yaşam fonksiyonu ağır derecede etkilemiş ve iş göremez hale gediğini, ayrıca kaza nedeniyle büyük acı ve ızdırap çekmekte olduğunu, manevi yönden 2 yıldır çok büyük çöküntüye uğradığını, halen ameliyat sonucu takılan kırıklardan birindeki platinin çıkarılmasının mümkün olmadığını, vücudunda bununla yaşamaya mahkum bırakıldığını, kaza nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zararlarında davalı asıl şirketler F1 Termik Enerji ile taşeronu olan Etkon – F3 ortaklığının ve onun taşeronunun müteslsilen sorumlu olduğunu, müvekkilin bilrikişi incelemesi sonucu çıkacak maddi zararlarları ile 50.000 TL manevi tazminat zararının müştereken ve müteselsilen davacılarca olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
F1 Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş. vekili Av. K4 tarafından sunulan 22/07/2013 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkil Şirketin 01/09/2009 tarihli sözleşme ile İsken A2 Enerji Santralinin Adana İli, Yumurtalık İlçesi A2 Mahallesi mevkiindeki sahası içerisinde yapılacak olan santral sahasının kazı, dolgu ve tesvisiyesi işlerini davalılardan F2 F3 Ortak girişimi’ne anahtar teslim olarak verildiğini, davalı K3, F2-F3 Ortak girişimi’nin 01/09/2009 tarihli sözleşme ile üstendiği işlerden harfiyat işini davalı F2-F3 ortak girişimi ile yaptığı sözleşme ile üstlendiğini, müvekkil şirketin, kazaya karışan aracın işleteni olmadığı gibi ne davacının ne de araç sürücüsü diğer davalı K2’ın iş vereni olmadığını, her ne kadar inşaat müvekkile şirket’e ait ise de yüklenici firma F2-F3 Ortak Girişimi ve bu firmanın teşeronu K3 ile müvekkil şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi de bulunmadığından müvekkil şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, diğer davalı F2-F3 Ortak Girişimi’nin üstlendiği işin enerji üretiminden tamamen bağımsız bir iş olduğunu, taraflar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, müvekkil şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddinine kabul görmesi halinde de yerinde olmayan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı K2 tarafından verilen 01/08/2013 havele tarihli cevap dilekçesinde özetle; Yumurtalık Sulh Ceza Mahkemesinin aleyhine 3.000 TL ceza verildiğini, ancak verilen cezanın usul ve yasaya aykırı bulduğundan dolayı Yargıtay’a itiraz ettiğini, cezanın henüz kesinleşmediğini, kendisi iş kazasından yararlanan mağdurun iş görmediği, tedavi masrafları, ilaç bedeli, yapılan masraf ve yasal faizi ile toplam 1.073,15 TL’nin kendisine düşen kusur oranınca Sosyal Güvenlik Kurumuna tarafından başlatılan Adana 9. İcra Müdürlüğünce 2011/2377 Esas sayılı dosya ile aleyhine icra takibi başlatılması üzerine tarafına ödediğini, K1’ın durumu iyi olduğundan, iş göremez raporu da almadığını, kazadan kısa süre sonra davacı K1 vatani görevini yapmak için askere gittiğini ve askerliğini bitirdiğini, şayet kazada yaralanan davacı iş göremez durumda olsa idi askerliğe elverişli olmadığına dair rapor verileceğini, bu nedenle davacının kısa sürede iyileşmiş olup çalışır durumda olduğunu, bu nedenlerle davacının haksız iddiaların reddine karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir.
Davalı F4 Sigorta A.Ş vekili Av. K6 tarafından verilen 23/10/2013 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bahsi geçen N1 plaka sayılı aracın müvekkil şirkette, 10/08/2009/2010 tarihleri arasında 26229158 numaralı Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, Sigortalının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda kişi başına azami 175.000,00 TL ile sınırlı, teminat limitnin bildirmeleri davayı kabul anlamında olmadığını, manevi tazminat poliçe teminatlarına dahil olmadığını, tazminatın ödenebilmesi için davacıların tedavi gideri olarak yapmış oldukları harcamaların uygun olup olmadığı, maluliyet oranı, çalışabilecek durumda olup olmadığı, bir maluliyet söz konusu ise bu zararlarının uzman bilirkişilerce ayrı ayrı hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, sonuç olarak maluliyete ilişkin tazminat için geçerli olan teminatın her halükarda verilecek bir teminat olmadığını, davacının tüm tedavi evrakları ile birlikte Adli Tıp Kurumuna veya Üniversiye hastanesine sevk edilerek, muayenesinin sağlanmasını gerektiğini, hazırlanacak heyet raporundan sonra sonuca göre maddi zararın belirlenmesi gerektiğini, davacının olay tarihinden itibaren faiz istemesinin yasaya aykırı olduğunu, söz konusu kaza ile ilgili davadan önce müvekkil şirkete gerekli belgeler ile müracaat edilmediğini, bu nedenlerle tüm delillerin toplanması ve Adli Tıp Kurumu, Trafik İhtisas dairesi tarafından kusur tespitinin yapılmasından sonra müvekkil şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması durumunda, maluliyet oranının tespiti için davacının Adli Tıp 3. İhtisas Dairesine sevk edilmesine, yine K7 sıfatına sahip bir bilirkişi kanalı ile sakatlıktan kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanmasına, kaza nedeni ile ödeme yapılıp yapılmadığı konusunun SGK’ye sorulmasına, ödeme yapılması halinde tazminattan mahsubuna, hatır tartışması varlığı halinde hatır taşıması indirim uygulanmasına, emniyet kemerinin kullanılmaması durumunda müterafik kusur indirimin uygulanmasına, müvekkil şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunmadığı durumunda müterafik kusur indiriminin uygulanmasına, müvekkil şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması durumunda, sorumluluğunun azami limit ile sınınrlı olacağına, davanın kabulü halinde daha önce maluliyet tazminatına ilişkin gerekli belgelerle başvurunun söz konusu olmadığından dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, müvekkil şirkete dava açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince; ”…Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile;
1-Davacının Maddi Tazminat talebi yönünden;
Davacı K1 için 32.695,87 TL maddi tazminatın,
-Davalı F4 Sigorta A.Ş. yönünden dava tarihinden itibaren,
-Diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Davacının Manevi Tazminat talebi yönünden;
Davacı K1 için 3.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı F4 Sigorta A.Ş. dışındaki davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Davalı F4 Sigorta A.Ş. Genel Müdürlüğü yönünden manevi tazminat talebinin husumet yokluğundan usulden reddine,…” şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN ve İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı asil K2 istinaf dilekçesinde özetle; aracın kendisine ait olmadığını, diğer kamyonlarla birlikte sıra ile hafriyat toprağı aldıklarını, davacının nakliye hafriyat kamyonlarına fiş kestiğini,akşam saati olması nedeniyle aracının çalışır vaziyette olup farlarının yandığını, araç park halindeyken davacının farın ışığından yararlanmak amacıyla kamyonun önünde farın dibine doğru eğildiğini, kendisine hiç bir ihtar yapmadan kör noktada fiş kestiğini, sıranın kendisine geldiğinde bir ses geldiğini, hemen durduğunu ancak kazanın olduğunu, davacıyı kazadan bir kaç dakika önce kamyondan yaklaşık 20 metre kadar ilerde gördüğünü, farın yanına ne zaman geldiğini bilmediğini, kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, alınan raporda kazazedenin %80 oranında kusurlu bulunduğunu, aleyhine verilen tazminat ödemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkeme kararının ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı F1 Enerji Üretim ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile diğer davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, kazaya karışan aracın işleteni olmadığı gibi ne davacının ne de araç sürücüsü diğer davalı K2’ın işvereni de olmadığını, inşaat müvekkili şirkete ait ise de yüklenici firma F2-F3 Ortak Girişimi ve bu firmanın taşeronu K3 ile müvekkili şirket ile arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığından sorumluluk yüklenemeyeceğini, müvekkili şirketin maliyet alanının enerji üretimi olduğunu, söz konusu sahada herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, kazanın müvekkil şirkete ait inşaat sahasında meydana gelmekle birlikte kazada davacının asli kusurlu, davalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğunun ceza yargılamasındaki bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, yerel mahkemece davacı işçinin kazada kusurlu olup olmadığının değerlendirilmediğini, bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmadığını, yalnızca davacı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, yargılama giderinin tamamının davalılara yükletildiğini, bu sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı F2-F2 İnş. Müt. Lojistik San. ve Tic. A.Ş.-F3 Adi Ortaklığı temsilen şirket ortağı ve saha sorumlusu K5 vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava ve ıslah dilekçesinde davalının F2-F3 adi ortaklığını temsilen şirket ortağı ve saha sorumlusu K5 olarak belirtildiğini, adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmadığını, adi ortaklığı oluşturan tüm ortaklara ayrı ayrı dava açılması gerektiğini, ıslah dilekçesinde davalı olarak F2-F3 adi ortaklığını temsilen şirket ortağı ve saha sorumlusu K5 belirtilmişken yerel mahkemenin gerekçeli kararında ise F2-F2 İnş. Müt. Lojistik San. ve Tic. A.Ş.-F3 Adi Ortaklığı temsilen şirket ortağı ve saha sorumlusu K5 davalı olarak belirtildiğini, davalının kim olduğu hususunun belli olmadığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, reddedilen kısım için davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, bu sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE:
Dosya üzerinden, HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonunda;
Dava iş kazası neticesi maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, adi ortaklığa yöneltilen davada taraf teşkilinin nasıl sağlanacağı konusundadır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.2003 tarih ve 2003/12–574–564 sayılı kararında vurgulandığı üzere ortak girişim iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri bir ortaklık türü olup, bu ortaklığın tek başına tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Ortak girişimin tüzel kişiliği olmadığından ve dava dilekçesinde her iki şirketin gösterilmesi ve dava dilekçesinin ortak girişimi oluşturan her iki şirkete ayrı ayrı tebliğ edilmesi, taraf teşkilinin sağlanması, kararın da ortak girişimi oluşturan şirketler hakkında kurulması gerekir. Kararın tek başına ortak girişim hakkında verilmesi olanağı yoktur.
6098 sayılı TBK’nin 620. (818 sayılı BK’nin 520.) maddesinde de açıklandığı üzere, adi ortaklığın hükmi şahsiyeti bulunmadığından ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı alacaklılara karşı doğrudan doğruya ve sınırsız olarak tüm varlıklarıyla sorumludurlar. Dolayısıyla adi ortaklığın aktif ve pasif dava ehliyeti de yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin davalarda adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların elbirliği mülkiyeti kuralları gereğince (6098 sayılı TBK’nin 638., 818 sayılı BK’nin 534., TMK’nin 702. maddeleri) bütün ortaklar tarafından mecburi dava arkadaşı olarak birlikte hareket edilmesi gerekir. Taraf ehliyeti kamu düzeninden olup Mahkemece kendiliğinden gözönüne alınmalıdır.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz.
Somut olayda dava dilekçesinde ve gerekçeli kararda F2-F2 İnş. Müt. Lojistik San. ve Tic. Aş.-F3 Adi Ortaklığı Temsilen Şirket Ortağı ve Saha Sorumlusu “K5” gösterilmiş, tebligatlar bu kişiye yapımış ve hüküm kurulmuştur. Adi ortaklığın dava ehliyeti olmadığından adi ortaklığı oluşturan herbir şirket ya da gerçek kişiye tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanmalıdır.
Kabulü görede; SGK İnceleme Teftiş Raporundaki kusur oranları itiraza uğramasına rağmen iş güvenliği alanında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesi isabetsizdir. Yine F1 şirketi ile adi ortaklık arasındaki 01/09/2009 tarihli sözleşmeye konu işin anahtar teslimi verilip verilmediği bu taraflar arasındaki ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi olup olmadığı noktası araştırılmalıdır
Mahkemece yapılması gereken; taraf teşkilini sağlamak, kusur ve sorumluluk durumunu netleştirdikten sonra hüküm tarihine yakın tarihli ek aktüerya raporu alarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Açıklanan sebepler gereği ilk derece mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HMK’nin 353/1-a-6 bendi gereği Yumurtalık Asliye Hukuk-İş Mahkemesinin 2013/79 Esas 2018/78 Karar sayılı
KARARININ KALDIRILMASINA,
2-HMK’nin 353/1-a fıkrası uyarınca davanın Dairemiz kararı uyarınca yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,
3-Davalı taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde bu taraflara iadesine,
4-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince karar verilirken gözetilmesine,
5-HMK’nin 359. maddesinin 3. fıkrası gereği kararın tebliği işlemlerinin
İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda KESİN OLMAK üzere 10/01/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe