T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACILAR:
1 -K1
2 -K2
DAVALI:
K3
VEKİLİ:
Av. K4
DAVANIN KONUSU :
Elatmanın Önlenmesi (Tapulu Taşınmazda)
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacılar istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
Sumbas ilçesi A1 Beldesi 183 ada 8 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduklarını, davalı ve diğer bir kısım şahıslarında iş bu taşınmazda hak ve hissedarlıklarının bulunduğunu, dava konusu olan iş bu taşınmazın iştirak halinde bulunduğunu, davalının ve bir kısım şahısların hak ve hisselerine isabet eden yerlerinden çok fazla yer kullandıklarını, kendilerinin haklarından daha az yer kullandıklarını, davalının kötü niyete dayalı olarak kendi hak ve hisselerine isabet eden yerlere tecüvüz ettiklerinden davalının haksız ve yersiz olarak yaptıkları tecavüzün önlenmesini, müdahalesinin menine, yerlerinin taraflarına verilmesini, yargılama harç ve masrafların davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın tarafların murislerince rızai taksim yapıldığını, müvekkilinin rızai taksime uyarak niza konusu yerin ziyten bahçesi yaptığını, zilyet ve tasarruf ettiğini, bu zamana kadar kimsenin gelip bu yerden hak talep etmediğini, dava dilekçesinde de anlaşılacağı üzere taşınmazda davalıların da hisselerinden az kullandıklarından bahisle davayı açtıklarını, davaya konu taşınmazlarda kısmede olsa yer kulladıklarından böyle bir davayı açamayacaklarını , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; “Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. “(Yargıtay 1. HD 2014/13953 esas 2016/9313 karar sayılı ilam)
Emsal alınan yargıtay kararı yerleşik yargıtay kararlarından bir örnek olup ilgili karar gereği paydaşların davaya konu taşınmazda yer kullanıyor olmaları halinde, paydaşlardan birinin daha az yer kullandığı, diğer paydaşın hakkından fazla yer kullandığı yönündeki iddialarla meni müdahale davası açmaları halinde aralarındaki uyuşmazlığın çözümünün kesin sonuç doğuracak taksim ya da ortaklığın giderilmesi davası olması gerekeceğinden davanın reddine karar vermek gerekecektir.
Somut olayda davacıların Osmaniye ili Sumbas ilçesi A1 köyü 183 ada 8 parsel sayılı taşınmaza davalıü tarafından yapılan müdahalenin meni talebinde bulunduğu, dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydının incelenmesinde davacılar ve davalının davaya konu taşınmazda hissedar oldukları görüldü.
Mahkememizce yapılan keşifte davacılar tarafından davaya konu taşınmazın kendileri tarafından da kullanıldığının kabul edildiği, taşınmazın içinden tarafların kullandıkları kısımları ayıran bir yolun mevcut olduğu, tanık beyanları ile de hem davacıların hem de davalının dava konusu taşınmazda yer kullandıklarının sabit olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda bahsi geçen yerleşik yargıtay kararları dikkate alınarak davacıların davasının reddine, yönelik karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle;
Davacı vekili mahkemece yapılan keşif sonucuna göre alınan raporda davalının kocasının hissesinden fazla yer kullandığının tespit edildiğini ,tensiple davanın kabul edildiğini ,davalıdan başka mirasçıların bulunduğunu , mahkemenin görevsiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Davada, 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bu husularda resen inceleme yapılmış olup, HMK’nun 357. maddesi uyarınca da “İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.” hükmü uyarınca istinaf talepleri sınırlı olarak incelenmiştir.
Davacılar dava dilekçesinde özetle; Sumbas ilçesi, A1 Beldesi, 183 ada, 8 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduklarını, davalı ve diğer bir kısım şahıslarında iş bu taşınmazda hak ve hissedarlıklarının bulunduğunu, dava konusu olan iş bu taşınmazın iştirak halinde bulunduğunu, davalının ve bir kısım şahısların hak ve hisselerine isabet eden yerlerinden çok fazla yer kullandıklarını, kendilerinin haklarından daha az yer kullandıklarını, davalının kötü niyete dayalı olarak kendi hak ve hisselerine isabet eden yerlere tecüvüz ettiklerinden davalının haksız ve yersiz olarak yaptıkları tecavüzün önlenmesini, müdahalesinin menine, yerlerinin taraflarına verilmesini talep etmiş, davalı davaya konu taşınmazın tarafların murislerince rızai taksim yapıldığını, müvekkilinin rızai taksime uyarak niza konusu yerin ziyten bahçesi yaptığını, zilyet ve tasarruf ettiğini, bu zamana kadar kimsenin gelip bu yerden hak talep etmediğini, dava dilekçesinde de anlaşılacağı üzere taşınmazda davalıların da hisselerinden az kullandıklarından bahisle davayı açtıklarını, davaya konu taşınmazlarda kısmede olsa yer kulladıklarından böyle bir davayı açamayacaklarını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece toplanan delillere göre somut olayda davacıların Osmaniye ili Sumbas ilçesi A1 köyü 183 ada 8 parsel sayılı taşınmaza davalıü tarafından yapılan müdahalenin meni talebinde bulunduğu, dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydının incelenmesinde davacılar ve davalının davaya konu taşınmazda hissedar oldukları, yapılan keşifte davacılar tarafından davaya konu taşınmazın kendileri tarafından da kullanıldığının kabul edildiği, taşınmazın içinden tarafların kullandıkları kısımları ayıran bir yolun mevcut olduğu, tanık beyanları ile de hem davacıların hem de davalının dava konusu taşınmazda yer kullandıklarının sabit olduğu anlaşılmış olmakla davacıların davasının reddine karar verilmiştir.
Davacılar istinaf yoluna başvurmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre dava konusu Sumbas ilçesi, A1 Beldesi, 183 ada, 8 parsel sayılı taşınmazda davacı K1’in 1/8, davacı K2in 1/4 davalının kocası K5’ın 1/6 hissesi olduğu, taşınmazda dava dışı kişilerin de hissedar oldukları, dosyadaki krokiye göre C ile gösterilen kısmı davacıların fiilen kullandığı, A ve B ile gösterilen kısımları davalının kullandığı, yapılan ölçüme göre davalının hissesine göre fazladan kullandığı kısmın 6.871,78 m2 olduğu, davacıların eksik kullandıkları kısmın 6.099,67 m2 olduğunun belirtildiği, mahkemece yapılan keşif zaptı rapor ve krokiye davacıların keşifte alınan beyanın da davacı K2 davaya konu taşınmazın ortasından geçen yolun kuzeyinde bulunan kısmının tamamını ben ve diğer kardeşlerim K2, K6 ve K7 birlikte kullanıyoruz. Yolun diğer tarafında kalan kısmında ise sizlere göstermiş olduğum iki parça yeri K8 kullanmaktadır. Kalan kısımını ise eşinin kardeşinin çocukları kullanmaktadır. Dava konusu parselin ortasından geçen beton yolun yaklaşık 20 yıldır olduğu onun öncesinde de patika yol olarak mevcut olduğu eskiden belli bu yolun kuzeyinde kalan kısmını babam diğer kısmını ise davalının kayınbabası olan amcam kullanırdı şeklinde beyanda bulunduğu, davalı K8 davaya konu taşınmazın ortasından geçen yolun güneyinde bulunan kısmını ben ve kayınbabamın mirasçıların bir kısmı kullanmaktayız. Benim evim taşınmazın bu kısımda bulunmaktadır. Bununla birlikte taşınmazda gelirinden faydalandığım kullandığım ağaçlar mevcuttur şeklinde beyanda bulunduğu, dinlenen tanıklarda davaya konu taşınmazın ortasından bir yol geçmekte, bu yolun kuzeyinde kalan kısmı K10 mirasçıları kullanmakta, güneyinde kalan kısmı ise K9 mirasçıları kullanmaktadırlar. K10 ve K9 kardeştirler. K10 davacıların babasıdır. K9 ise davalının eşinin babasıdır. Taşınmazın fiili kullanımı uzun yıllardır bu şekildedir.
Dava, paydaşlar arasında görülen el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Yargıtay kararlarında da belirtildiği şekilde; elatmanın önlenmesi davası
, mülkiyet hakkına dayanan ve kaynağını TMK’nın 683. maddesinden alan bir dava türüdür. Müdahalenin men’i davasında amaç, mülkiyet hakkına olan saldırının veya müdahalenin ortadan kaldırılmasıdır. Böylelikle malına haksız olarak müdahalede bulunulan malik, içinde bulunduğu durumdan kurtulmuş olur. Bahsi geçen müdahale maddi olabileceği gibi farklı şekillerde de ortaya çıkabilmektedir.
El atmanın önlenmesi davası açabilmek için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu dava bir eda davası olup taşınmaza haklı bir sebep olmadan kişi el atmış ya da tecavüz etmiş olmalıdır. Davacı olan mutlaka malın maliki ya da zilyeti konumunda olmalıdır.
Müdahalenin men’i davası hukukumuzda geniş bir yere sahiptir. Haksız el atmanın önüne geçebilmek için değişik sebeplerle el atmanın önlenmesi davası açmak mümkündür.
Bilindiği gibi TMK 683, 702 maddeleri uyarınca tapulu taşınmazda paydaşlar arasında elatmanın önlenmesine ilişkindir. Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydasın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, MK’nın müşterek mülkiyet hükümlerine göre kesin sonuç getiren taksim veya suyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Yine paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, MK’nın müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. (T.C. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Esas No:2018/5852 Karar No:2018/14957 – T.C. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No:2015/7984 Karar No:2018/8190)
Dosyada alınan rapora göre, dava konusu davacının kullanımda olan yerlerin bulunduğu, bu açıklama ve tespitlerden sonra mahkemece yapılan yargılama toplanan delillere göre, davacının taşınmazda davacının çekişmesiz kullandığı kısmın bulunduğu, daha az yer kullandığını iddia ettiği, davacının TMK’nın 688 vd. Maddelerine müşterek mülkiyet hükümlerine göre kesin sonuç getiren taksim veya suyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmekte olup mahkemenin red kararı usul ve yasaya uygun olup, dosya içeriği tanık beyanlarına göre davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 01/10/2019 tarih ve 2018/246 Esas, 2019/524 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan
, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-
Davacıların istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken
54,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan
44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 10,00 TL harcın istinafa gelen davacıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına,
3-
İstinaf eden tarafca yapılan istinaf yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,HMK’nın 333. maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5
–
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.03/07/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe