İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU :
Mirasın Hükmen Reddi
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi K1’un 19/06/2013 tarihinde vefat ettiğini, murisin terekesinde herhangi bir mal varlığı olmadığı için müvekkilleri tarafından murislerinin terekesi hakkında mirası ret yoluna gidilmediğini, mirası ret süresinin geçirilmesinin ardından, yapılan araştırmalarda K1’un terekesinin borca batık olduğunun anlaşıldığını, müvekkillerinin murisinin davalı Akdeniz Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne borcu olduğunu, müvekkillerinin borca batık olan terekenin borçlarını ödeme tehdidi ile karşı karşıya kaldıklarını belirterek mirasın borca batık olduğunun tespiti ile müvekkillerinin mirasçılıklarının kaldırılmasına, borçlu bulunmadıklarının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; davanın, davacıların murisi K1’un ölümü nedeniyle geriye bırakmış olduğu borcu ödeyecek mal varlığı olmadığından bahisle terekenin borca batık olduğunun tespitine ilişkin olduğunu, ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, mirasın reddedilmiş sayılacağını, mirasçıların Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık bulunmadıkça, yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebileceğini, muris K1’un malvarlığı bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, tapu müdürlüğü nezdinde yapılan araştırmalar neticesinde, murisin borcunu karşılayacak herhangi bir menkul ve gayrimenkulünün bulunmadığının tespit edildiğini, murisin ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli olduğunu ve resmen de bu durum tespit edildiğini gerekçe olarak belirtip davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan yargılama sonucunda beyanları dikkate alınmadan eksik inceleme neticesinde davanın kabulüne karar verildiğini, davacı tarafın murisi hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının detaylı olmadığı ve eksik olarak yapıldığı konusunda detaylı olarak açıklama yaptıkları beyan dilekçelerinin dikkate alınmadan ve gerekli yerlerle yazışmalar yapılmadan karar verildiğini, dosya içerisinde yer alan ve gelen müzekkere cevaplarına karşı beyan dilekçelerinde belirtilen muris K1 hakkında İskenderun’da şubesi bulunan F2 Bank, F3 Bank, F4 Bankası, F5 Bankası, F6bank, F7 Bank ve F8 Bankası nezdinde herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi, adı geçen muris hakkında herhangi bir menkul kıymet olup olmadığının tespit edilebilmesi içinde merkezi kayıt kuruluşu ile gerekli yazışmalar yapılmadan davanın kabulüne karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin kararının bu niteliğiyle kamu zararına yol açabilecek nitelikte olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, Mirasın Hükmen Reddi istemine ilişkindir.
TMK’nun 605/1 maddesinde gerçek ret, 605/2 maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir.
Mirasın gerçek reddine ilişkin dava, Türk Medeni Kanununun 606/2. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde, hasım gösterilmeden ve mirasın reddi için herhangi bir sebep ileri sürülmeden Sulh Hukuk Mahkemesine açılmalıdır.
Mirasın hükmen reddi ise süreye tabi olmayıp murisin terekesinin borca batıklığının mirasçılar tarafından ileri sürülmesi halinde, murisin tespit edilebilen alacaklıları hasım gösterilmek sureti ile malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan HMK’nun 2/1 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken davalardandır.
Uygulamada gerçek red mi, hükmen red mi olduğu karıştırılan bu tür davalarda görevli mahkeme belirlenirken, terekenin borca batıklığının ileri sürülüp sürülmediği hususuna dikkat etmek gerekecektir.
Borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa dahi hükmen red olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.
Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır(TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz.
Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür.
Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/7818 Esas, 2017/9582 Karar sayılı ilamı)
Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/18343 Esas, 2017/2890 Karar nolu ilamı)
Somut olayda; davacıların, murislerinin 19/06/2013 tarihinde vefat ettiğini ileri sürerek terekenin borca batık olduğunun tespit edilip mirasın hükmen reddine yönelik karar verilmesini talep ettikleri, mahkemece yargılama sonucunda terekenin borca batık olduğunun kabul edilerek davanın kabulüne yönelik karar verildiği görülmektedir.
Akdeniz Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne ait 12/01/2017 tarihli müzekkere cevabında, muris K1’un F1 Enerji Üretim ve Ticaret Ltd. Şti.’nin %80 hisseli ortağı ve müdürü olduğu, bu şirketin herhangi bir vergi borcunun bulunmadığı, murisin başka bir şahsi işletmesi nedeniyle faaliyetinden dolayı toplam 200.134,49 TL tutarında borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yargılama aşamasında F1 Enerji Üretim ve Ticaret Ltd. Şti. Hakkında herhangi bir incelemenin yapılmadığı, vergi dairesine ait müzekkere içeriğinde belirtilen ve borcun dayanağını oluşturan şahsi işletmenin niteliğinin tespit edilmediği, davalı vekilinin “müzekkere cevaplarına beyanlarının sunulması” konulu dilekçelerinde bir kısım bankalara müzekkere yazılması yönünde talepte bulunulmasına karşın bu taleple ilgili gerekli işlemlerin yapılmadığı, ayrıca murise ait olduğu tespit edilen araçla ilgili olarak murisin ölüm tarihi itibariyle değerinin tespit ettirilmediği, araç üzerinde hacizler olmasına karşın icra takiplerinin devam edip etmediği tespit edilip hacizler devam ediyor ise murisin alacaklılarının kimler olduğunun belirlenip bu kişilerin davaya davalı sıfatıyla dahil edilmedikleri görülmektedir.
O halde mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan eksiklikleri giderip bu işten anlayan bilirkişi veya bilirkişiler eliyle; murisin, “ortağı” olduğu limited şirketin veya şirketlerin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması, ayrıca şirketin bilançosu incelenerek murisin ölüm tarihinde şirketin piyasa rayiç değerlerinin uzman bilirkişiler aracılığıyla tespit edilmesi, bu suretle murisin şirket veya şirketlerdeki payı oranında öncelikle aktif mal varlığının belirlenmesi, murise ait araç üzerinde gözüken hacizlerle ilgili takiplerin halen devam edip etmediği hususunun da tespitinin yapılarak, takipler devam ediyor ise bu alacaklıların da davaya dahil edilerek, amme alacağının ve varsa murisin başka borçlarının murisin mal varlığından tamamen tahsili mümkün ise, davacıların borca batıklığın tespitini istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteklerinin reddedilmesi, murisin ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesi aktifinin, borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesinden ibarettir.
(Bknz.
Yargıtay
14.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2016/5918
Esas,
2019/261
Karar sayılı ilamı)
Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK. nun 353/1-a-6 bendi uyarınca, kabul edilerek kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
İskenderun 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 13/03/2018 tarih ve 2016/2822 Esas, 2018/118 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nun
353/1-a-6 bendi uyarınca KABULÜNE,
2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-
Davalı tarafçayapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
5-
İstinaf incelemesi duruşma açılmadan sonuçlandırıldığından istinaf incelemesine ilişkin taraflar leh ve aleyhine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,
6
–
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.05/03/2019
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe