Adana BAM, 4. HD., E. 2018/1199 K. 2019/197 T. 14.2.2019

İlgili madde: TMK Madde 713

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU : Kadastro (Tespite İtiraza İlişkin)

Mersin Kadastro Mahkemesinin 2017/62 Esas 2018/176 Karar sayılı dosyasında verilen 13.04.2018 tarihli karara karşı davacı Maliye Hazinesi vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

Davaya konu Mersin ili, Mezitli ilçesi, A1 köyü 2884 nolu parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit gördüğünü, yapılan tespitin usulsüz ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmazın ham toprak niteliğinde ve kullanıcısının bulunmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunun geçici 8.maddesine göre tespit dışı kalan davaya konu edilen taşınmazın hazine adına tescilinin gerektiğini , davalının zilyetlik şartlarının olmadığını belirterek davalı adına olan tespitin iptali ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

Dava konusu taşınmazın öncesinde müvekkilinin tapuda satın alma yolu ile edindiğini, müvekkili tarafından tapu kayıtlarına güven ve aleniyet ilkesi gereği taşınmazın satın aldığını, taşınmazın halen müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

Yapılan yargılama neticesinde,
“D ava konusu taşınmazın
1991 yılında kesinleşmiş orman tahdit haritası sınırları dışında kalması, taşınmaz üzerinde asli orman ağaçlarının bulunmaması, orman bilirkişisinin bilimsel verilere dayalı raporunda; Taşınmazın 1954 tarihli en eski tarihli hava fotoğrafının altlık olarak kullanıldığı memleket haritasında orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan makilik vasfında olup, orman sayılmayan yerlerden olduğu yönlü tespitleri nazara alındığında taşınmazın orman olmadığı anlaşılmıştır.

Dava konusu taşınmazın eskiden davalının babası
K1
‘e ait olup arpa, buğday tarımında kullandığı, vefatından sonra çocukları tarafından aynı şekilde kullanılmaya devam edildiği, dava konusu taşınmazla
K2
‘in ilgilendiği, vefat edince mirasçıları tarafından 2013-2014 yılına kadar kiraya vermek suretiyle kullanıldığı, sonrasında davalı
K3
‘e sattıkları,davalının taşınmaza erik fidanları diktiği, davalının önceki zilyetlerin eklemeli zilyetliği ile birlikte 20 yılı aştığı yönlü tespit ve mahalli bilirkişilerin beyanları;Taşınmazın öncesinin orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan makilik olduğu tespitlerini içerir ormancı bilirkişi raporu; Keşif sırasında mahkememizce yapılan gözlem ;Taşınmazda 60 yıldan fazla bir zamandır tarım yapıldığı, taşınmazın tarım arazisi olduğu yönlü tespitlerini içerir ziraatçi bilirkişi raporu birbirini desteklediğinden bu beyanlara itibar edilmiş; Taşınmazın 1954 yılına ait en eski tarihli hava fotoğrafında açıklık alanda kalması, 1993 tarihli hava fotoğrafında da taşınmazın tamamının açıklık alanda kalması hususu ve taşınmazın 1991 yılında kesinleşmiş orman tahdit haritası sınırları dışında kalıp, kesinleşme tarihi üzerinden 20 yıllık sürenin geçmiş olması hususu nazara alındığında taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak kullanıldığı anlaşılmış , bu haliyle TMK. m.713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14.maddesindeki taşınmazın zilyetlikle kazanımı koşullarının davalı açısından gerçekleştiği kanaatine varılarak;

Davanın REDDİNE,
Mersin İli,Mezitli İlçesi,
A1
Mahallesi, 2884 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline,
Karar kesinleştiğinde dosyanın Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine,
” dair hüküm kurmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Taşınmazların bulunduğu Mezitli İlçesi, A1 Köyünün taşlık, kayalık ve maki bitki örtüsüne sahip olduğunu, eski memleket haritaları ve hava fotoğraflarında bölgenin çoğunluğunun makilik ve taşlık olarak görüldüğünü, taşınmaz üzerinde kullanımın görülmediğini, taşınmazdaki kullanım da zilyetlikle tescil şartlarının taşımadığını, davalı adına yapılan tescil tespitinin kanuna ve usule aykırı olduğunu, davalı, taşınmazların bölgenin İmar Uygulama Planına alınma ihtimalini düşünürek kullanmaya başladığını, dava konusu taşınmazların civarındakidiğer parseller hazine adına tespit gördüğünü belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;

Taraflar arasındaki dava Kadastro Tespitine İtiraz ve Tescil talebine ilişkindir.

Davacı Hazine vekilince Mersin İli, Mezitli İlçesi, A1 Köyünde bulunan 2884 nolu parselin davalı adına yapılan Kadastro Tespitinin hatalı olduğu belirtilerek tespitin iptali ile taşınmazın Maliye Hazinesi adına tespit ve tescilinin talep edildiği, davalının cevaben müvekkilinin dava konusu taşınmazla birlikte 3 adet taşınmazın 21.02.2014 tarihinde tapudan satın alma yolu ile edinildiği, dava konusu taşınmazın tespit dışı bir taşınmaz olmayıp tapulu olduğu, dava konusu parselin, müvekkiline ait 2697 parsel nolu taşınmazın kuzeyinde yer alan küçük bir parsel olduğunu öğrendikleri, dava konusu parselde müvekkilinin herhangi bir fiili hakimiyeti olmadığı gibi hak talebininde olmadığını, parsellerin komşu olması nedeniyle 2884 nolu parselin dava konusu haline getirildiği kanaatinde olduklarını belirterek, yersiz açılan davanın reddini talep ettiği, mahkemece davanın niteliğinin gerektirdiği beyan ve delillerin toplanarak mahallinde keşif icra olunup uzman bilirkişi raporlarının aldığı, sonuç olarak davacı hazinenin davasının reddine dair hüküm kurulduğu, verilen kararın davacı hazine vekili tarafından istinaf edildiği anlaşılmıştır.

Dosyanın istinaf incelemesinde;

Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı karşısında davanın reddine dair verilen kararın dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı, davanın kabulü gerekirken reddine dair kurulan hükmün isabetsiz olduğu, öncelikle davalı vekilinin cevap dilekçesinde müvekkilinin 2884 sayılı parsele yönelik herhangi bir fiili hakimiyeti olmadığı gibi hak talebininde bulunmadığını, müvekkiline ait 2697 sayılı parsele komşu parsel olması nedeniyle dava konusu haline geldiğini ifade ettiği anlaşılmıştır. Daha sonra bu beyandan dönülerek yapılan tespitin doğruluğu savunulmuş ise de, mahkemece yapılan keşif esnasında zapta geçen müşahadeye göre dava konusu taşınmaz üzerinde 3 adet kesilmiş Kızılçam ağacı dip kütüğünün olduğu, taşınmazın kalan kısmında herhangi bir zirai muhdesatın ve tarımsal alanda kullanım emarelerinin bulunmadığı da gözlemlenmiştir. Taşınmaz üzerinde 1 yaşında 17 adet Erik fidesinin bulunduğu, bunların davalı tarafından dikildiği nizasız olup bu husus dava konusu parselin davalı tarafından 2013-2014 yıllarında alınıp zilyetliğe başlandığına yönelik mahalli bilirkişi beyanları ile de uyuşmamaktadır. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tutanak bilirkişi beyanları değerlendirildiğinde, genel olarak davalı lehine bilgi verdikleri görülmekte ise de, verilen bilginin soyut ve afaki olduğu, taşınmazın geçmişten günümüze kadar hangi yıllar arasında, kimler tarafından, ne şekilde zilyetlik edildiğine ilişkin ayrıntılı ve somut ifadeleri içermediği birbirinin tamamen aynı bilgiler içerdiği, teknik bilgiler ile uyuşmayan beyanlara itibar edilemeyeceği de açıktır. Keşif sonrası düzenlen ziraat bilirkişisi raporunun sonuç bölümünde, taşınmazın toprak yapısının 60 yıldır tarım yapıldığı kanaatini doğurduğu, metrekare birim değeri 80.00 TL’den 43.118,00 TL değerinde olduğu belirtilmiştir. Raporun içeriği incelendiğinde, toprak derinliğinin 50-60 cm, doğal eğiminin %7, sulu tarım arazisi vasfında, üzerinde 1 yaşında 17 adet Erik fidanı olduğu, geriye kalan kısmın boş tarla görünümünde nitelendiği keşifte çekilen taşınmaza ait fotoğraflar ve uydu görüntüleri incelendiğinde, yer yer kayalık, taşlık, orman sınırına bitişik üzerinde ziraat emaresi bulunmayan ham toprak görünümünde olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin unsurlarından biri olan ekonomik amaca uygun şekilde ve sürekli bir biçimde etkin bir kullanımdan bahsedilemeyeceği açıktır. Aynı sebepten orman ve fen bilirkişilerince düzenlenen müşterek raporda taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarında orman dışı açıklık alanda yer alması, orman sayılmayan yer olarak nitelenmesi, orman içi açıklıkta olmadığının belirtilmesi zilyetlikle edinim için yeterli değildir. Taşınmaza ait tespit tutanağındaki edinme sebebi incelendiğinde, dava konusu taşınmazın 2613, 5602, 509 ve 766 sayılı Tapulama Kanunları uygulamasında ormanlık alanda kaldığı gerekçesi ile tespit dışı bırakıldığı, daha sonra Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 Sayılı yasaya göre yapılıp, 1991 yılında kesinleşen Orman Kadastrosu ve 2/B çalışmaları sonucu orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu açıklamalar karşısında parselin komşu orman parsellerinin tamamlayıcı bir parçası olduğu da anlaşılmaktadır. Öncesi orman olan bir taşınmazın zilyetlik süresi ne olursa olsun edinilmesi de mümkün değildir.

Tüm bu açıklamalar karşısında, davacı Maliye Hazinesi vekilinin yerinde bulunan istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereği davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü hususunda hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM/: Gerekçeleri Açıklandığı Üzere;

1-Davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2. maddesi gereğince
KABULÜNE
,

2-Mersin Kadastro Mahkemesi’nin 13.04.2018 tarih, 2017/62 esas ve 2018/176 karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA
,

3-Davacı Maliye Hazinesinin davasının
KABULÜNE,

4-Dava konusu Mersin İli, Mezitli İlçesi, A1 Mah/köyü 538,98 m² yüzölçümlü 2884 parsel numaralı taşınmazın davalı adına yapılan tespitinin iptali ile davacı Maliye Hazinesi adına
TESPİT VE TESCİLİNE,

5-Karar kesinleştiğinde dosyanın tapu müdürlüğüne gönderilmesine,

6-3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36/A maddesi gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılarak davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-Davacı hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar vermeye yer olmadığına,

8-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

9-Taraflarca yatırılıp kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

10-HMK 359/3 madde gereği karardan birer suretin mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu tarafların yokluğunda oy birliğiyle HMK 362/1-a maddesi gereği kesin olmak üzere karar verildi. 14/02/2019

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaş — Avukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!