Adana BAM, 2. HD., E. 2019/1498 K. 2020/1403 T. 6.10.2020

İlgili madde: TMK Madde 169

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ERDEMLİ 2. ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
TARİHİ
: 02/05/2019
NUMARASI
: 2017/558 E 2019/284K
DAVACI-KARŞIDAVALI
:K1-TC.NO: -N1 A1
VEKİLİ
: Av. K2 – A2
DAVALI-KARŞIDAVACI
:K3-TC.NO: -N2 A3
VEKİLLERİ
: Av. K4 – Av. K5- Av. K6 A4
DAVANIN KONUSU
: Boşanma -Ziynet Alacağı
KARAR TARİHİ
: 06/10/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
: 06/10/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.Gereği düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 2016 tarihinde resmi nikah kıydıklarını, 30/07/2017 tarihinde düğün yaparak İstanbul’da beraber yaşamaya başladıklarını, davalının Gülhane parkında sonradan isminin K7 olduğu öğrenilen bir şahısla ağaç altında oturup konuştukları, akabinde oturdukları yerden kalkarak el ele dolaştıklarını , eniştesinin tesadüfen şahit olduğunu, davacının kendisine bilgi verilmesi üzerine bu olaya vakıf olduğunu, instagram üzerinden bu şahısla bir yıl boyunca arkadaşlık yaptığını, cep telefonu ile mesajlaştığını öğrendiğini, davalının sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek tarafların zina nedeniyle boşanmalarına, TMK.’nun 174.maddesi uyarınca 250.000 TL manevi, 50.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, açılan davayı ve iddiaları kabul etmediklerini, davacı ve eniştesinin davalıya komplo kurduğunu, davalının daha önceden tanıştığı arkadaşı ile dertleşmek için oturup konuştuğunu, gayri ahlaki durum olmadığını, kusurun davacıda olduğunu, davalıyı ihmal ettiğini, tüm kararlarında ailesinin düşüncelerini ön planda tuttuğunu onlara göre hareket ettiğini, davacıda cinsel sorun bulunduğunu, sağlıklı cinsel birliktelik sağlanamadığını, bu nedenle davacının davalıya kötü davrandığını, ev içinde olan tüm sırlarını ailesine anlattığını, kişisel temizliğine dikkat etmediğini, eve dönmemesi gerektiğini belirterek davalıyı tehdit ettiğini belirterek açılan davanın reddine, 1.000 TL tedbir-yoksulluk nafakası, 50.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminat takdirine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı karşı davacı vekili düğün sırasında takılan tüm ziynet eşyalarının ve takılan paraların davacıda kaldığını, iade edilmediğini belirterek ziynet eşyalarının ve toplanan paraların şimdilik 5.000 TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davacı karşı davalı vekilinin, ziynet alacağına yönelik karşı davaya cevap dilekçesi vermediği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; zina nedeniyle açılmış boşanma davasının reddine, ziynet alacağına ilişkin olarak ise, davalının olağan şartlarda ve evi terk etme kastıyla evden ayrılmadığı, davalının bu türden eşyaları her zaman üzerinde götürmeyebileceği dikkate alınarak ziynet alacağı yönünden açılan davanın kabulüne, 20’şer gram iki adet burma bilezik, 30’ar gram iki adet burma bilezik, 60 gram 22 ayar set, 8 gram 22 ayar bilezik, 8 gram 1 adet yüzükten oluşan ziynet bedeli olan 29.290,84 TL ve 12.350 TL nakit takı parasını dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine karar verildiği görülmüştür.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı karşı davalı vekili özetle; asıl davanın reddi, karşı davanın kabulü kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya içerisinde bulunan delillerden ve mesaj içeriklerinden davalı eşin diğer erkekle olan yazılı iletişimdeki samimiyet boyutundan davalı eşin kocasını aldattığının kolaylıkla tespit edilebileceğini, mahkemenin zinanın kanıtlanamadığından bahisle davayı reddetmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda belirtilen hiçbir ziynet eşyasının davacının uhdesinde olmadığını, davalı eş tarafından talep ve iddia edilen takıların mevcudiyetinin şüpheli olduğunu, davalı karşı davacı kadının ziynet eşyalarının kocada olduğunu ispatlayamadığını, karşı davanın kabulü kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mali müşavir bilirkişi tarafından HMK.’nun 279/4.maddesine aykırı olarak hukuki değerlendirilmede bulunduğu belirtilerek kararın kaldırılması, asıl davanın kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Davalı karşı davacı vekili özetle; müvekkili lehine tedbir nafakası bağlanmamasının hatalı olduğunu belirterek davalı lehine talepleri doğrultusunda tedbir nafakası bağlanması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava; TMK.’ nun 161.maddesine dayalı zina nedeniyle boşanma, karşı dava ise, ziynet alacağı talebine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamına göre; tarafların 28/09/2016 tarihinde resmi nikah yaparak evlendikleri, düğünün daha sonra yapıldığı, davacının uzman çavuş olarak çalıştığı, davalının ev hanımı olduğu, davacının davalı aleyhine zina yaptığından bahisle TMK.’nun 161 maddesine dayalı olarak boşanma, maddi- manevi tazminat talep eder dava açtığı, davalının açılan davayı kabul etmediği, davanın reddini talep ettiği, evde muhafaza edilen düğünde takılan ziynet eşyaları ile düğünde takılan paraların davalıda kaldığını, iade edilmediğinin belirterek, düğünde takılan tüm takıların ve toplanan paraların değerinin mahkemede tespit edilerek (şimdilik 5.000 TL olarak belirledikleri değerin mahkemece değer tam belirlendiğinde harcının ikmal edileceğini belirterek) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan tahsili için karşı dava açtığı, davacı karşı davalı tarafın ziynet alacağına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı kadının bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği kesin ve güçlü karineyle kanıtlanmadığından kadının davranışlarının güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğundan zina nedeniyle açılmış boşanma davasının reddine, ziynet alacağına ilişkin olarak ise, davalının olağan şartlarda ve evi terk etme kastıyla evden ayrılmadığı, davalının bu türden eşyaları her zaman üzerinde götürmeyebileceği dikkate alınarak ziynet alacağı yönünden açılan davanın kabulüne, 20’şer gram iki adet burma bilezik, 30’ar gram iki adet burma bilezik, 60 gram 22 ayar set, 8 gram 22 ayar bilezik, 8 gram 1 adet yüzükten oluşan ziynet bedeli olan 29.290,84 TL ve 12.350 TL nakit takı parasını dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine karar verildiği, karara karşı davacı karşı davalının asıl davanın reddi, karşı davanın kabulü kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle kaldırılması talebiyle, davalı karşı davacı taraf ise; lehlerine tedbir nafakası bağlanmamasının hatalı olduğundan bahisle taraflarına tedbir nafakası bağlanması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurdukları anlaşılmaktadır.

Davalı-karşı davacının ziynet alacağına ilişkin davasının HMK.’nun 167.maddesi gereğince yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için bu dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine, istinaf incelemesinin o dosya üzerinden yapılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Davacı karşı davalının zina nedeniyle boşanma davasının reddine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;

TMK.’nun 161.maddesine göre; zina nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için evli kadının kocasından başka bir erkekle ya da evli bir erkeğin karısından başka bir kadınla cinsel ilişkide bulunması gerekir. Zina eyleminin tam bir görgüye dayanılarak kanıtlanmasının zor olduğu dikkate alındığında yaşam deneyimleri ve durumun gereklerine göre cinsel ilişkinin gerçekleştiğini gösterecek olan eylemlerin kanıtlanması da yeterlidir. Yargıtay uygulamasına göre; içerisinde cinsel bir organ olmayan ve salt sevgi ve muhabbet ifade eden aşıkane hareketler (okşama, kucaklaşma, öpüşme) sadakatsizlik oluştursa bile, zina kavramına girmez.

Somut olayda; davalı karşı davacı kadının başka bir erkekle cinsel ilişkiye girdiği açık ve kesin olarak kanıtlanamamıştır. Davalı karşı davacı kadının başka bir erkekle parkta yan yana oturması, kol kola yürümesi, bu kişiyle cinsellik içermeyen mesaj kayıtları zinanın varlığını değil kadının güven sarsıcı davranışlar içerisinde olduğunu gösterir. Mahkemenin bu yöndeki kabulü ve zina nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Davacı karşı davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Davalı karşı davacı kadının tedbir nafakasına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; zina sebebiyle boşanma davası açıldıktan sonra karı veya kocadan her biri dava devam ettikçe diğerinden ayrı yaşama hakkına haizdir. Zina sebebiyle boşanma davası açılınca Aile Mahkemesi hakimi davanın süresince gerekli olan önlemleri kendiliğinden alır. Kadının ya da erkeğin zina ettiği sabit olsa bile ihtiyacı varsa kadın ya da koca için uygun miktarda tedbir nafakasına dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir.

Somut olayda; davacı karşı davalı erkeğin uzman çavuş olarak görev yaptığı, aylık 4.300 TL civarında gelirinin bulunduğu, davalı karşı davacı kadının çalışmadığı ailesi ile birlikte kaldığı, cevap dilekçesinde tedbir nafakası talebinde bulunduğu, mahkemece bu konuda olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmediği, boşanma davası ayrı açılmakla ayrı yaşama hakkı elde eden ve geliri bulunmayan kadın yararına TMK.’nun 169.maddesi kapsamında sosyal-ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, kusur durumu ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu -olumsuz bir hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı karşı davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile bu konuda düzenleme yapılmasına karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davacı karşı davalı tarafın, zina nedeniyle boşanma davasının reddine yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Davalı karşı davacı tarafın tedbir nafakasına yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulü ile, Erdemli 2.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 02/05/2019 tarih ve 2017/558 Esas 2019/284 Karar sayılı ilamına
;” Boşanma davası açılmakla ayrı yaşama hakkı elde eden davalı karşı davacı eş yararına dava tarihi olan 27/09/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 300 TL tedbir nafakasının davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, takdir edilen nafakanın karar kesinleşinceye kadar devamına” hüküm fıkrasının
EKLENMESİNE

3-
Davalı karşı davacı tarafından açılan ziynet alacağına ilişkin karşı davanın bu dosyadan
TEFRİKİ ile ayrı esasa
KAYDEDİLMESİNE, davacı karşı davalının bu davaya yönelik istinaf başvurusunun yeni esas üzerinden
DEĞERLENDİRİLMESİNE,

4-
Davacı karşı davalı taraftan alınması gereken 54,40 TL istinaf karar-ilam harcından peşin alınan 44,40 TL’nin mahsubu ile kalan 10 TL harcın davacı karşı davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

5-
Davacı karşı davalı tarafın istinaf nedeniyle yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-
Davalı karşı davacı tarafın istinaf nedeniyle yapmış olduğu 44,40 TL istinaf karar -ilam harcının karar kesinleştiğinde davalı karşı davacı tarafa iadesine,

7-
Davalı karşı davacı tarafın istinaf nedeniyle yapmış olduğu 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 2 adet elektronik tebligat gideri 9 TL olmak üzere toplam 130,30 TL yargılama giderinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacı tarafa verilmesine,

8-
Tarafların istinaf nedeniyle yatırmış oldukları gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

9-
Kararın taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’ nun 361. Maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 06/10/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!