T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: SİLİFKE 3. ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
TARİHİ
: 10/09/2018
NUMARASI
: 2016/507 E 2018/329K
DAVACI
:K1-TC.NO: -N1 A1
VEKİLİ
: Av. K2 A2
DAVALI
:1 -K3-TC.NO: -N2 A3
VASİ
:K4-TC.NO: -N3 A4
DAVALI
:2 -K5-TC.NO: -N4 A3
VEKİLİ
: Av. K6 A5
DAVA KONUSU
: Mal Rejiminden Kaynaklanan Davalar (Katılma Alacağı)
KARAR TARİHİ
: 30/11/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
:30/11/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı K5 vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı K3’nin 2010 tarihinde evlendiklerini, Silifke 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2015/681 Esas 2016/366 karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, kararın 08/09/2016 tarihinde kesinleştiğini, davacının %40 oranında özürlü olduğunu ve özürlü maaşı aldığını, tarafların davalı K3’nin babası K4 üzerinde bulunan A6 Mah. 1212 parselde kayıtlı taşınmazı 26/05/2015 tarihinde satın aldıklarını, davacının satın aldığı bu taşınmazın davalı K3’nin üzerine kayıt edildiğini, taraflar evli iken satın almış oldukları bu taşınmazı boşanma davası açıldıktan sonra davalı K3’nin mal kaçırma amacıyla annesi K5’e devrettiğini, dava konusu taşınmazın kişisel mal olmayıp edinilmiş mal olduğunu, bir eşin bütün mallarının aksi kanıtlanıncaya kadar edinilmiş mal olduğunu, buna göre dava konusu taşınmazın sürüm değerinin belirlenerek hesaplanacak artık değerin yarısı karşılığı bedelin katılma alacağı olarak belirleneceğini, dava konusu taşınmazın 1/2 değeri olan 5.000,00TL’nin boşanma kararının kesinleştiği 08/09/2016 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalıların davaya cevap vermedikleri görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Silifke 3. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 10/09/2018 tarih 2016/507 Esas2018/329 karar sayılı ilamında özetle;
1-Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile 14.412,72 TL’nin karar tarihi olan 10/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı K3’den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 2-Davalı K3’nin diğer davalı K5’ye 4721 sayılı TMK’nın 229 maddesindeki amaç ve doğrultuda Mersin ili Silifke ilçesi A6 Mahallesi 1212 parsel sayılı taşınmazın devrettininintespitine şeklinde karar verildiği, davalılan aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı K5 vekili istinaf dilekçesinde özetle; edinilmiş mallara katılma iddiasının eşler tarafından birbirine karşı ileri sürülebileceğini, davacı tarafın eski kayınvalidesi olan müvekkilinin iş bu davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığından davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davalı K3’ye açılan dava kesinleşip tahsil aşaması sona ermedikçe davalı K5’ye dava açılmasının mümkün bulunmadığını, K5 hakkında açılan davanın ayrılarak ayrı bir esasa kaydının gerektiğini, asıl davanın bekletici mesele yapılmasını gerektiğini, 10/01/2018 tarihli bilirkişi raporu ile 17/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın değerinin çok yüksek belirlendiğini, dava tarihi itibariyle belirlenen 28.825,44TL bedelin çok fahiş olduğunu, inşaat alanının ise büyüklüğü ile orantılı olarak küçük olduğunu, belirlenen değene itiraz ettiklerini ancak itirazlarının değerlendirilmediğini, davalı K3’nin babasından dava konusu taşınmazı ev yapabilmesi için bedel ödemeksizin bağışlama sonucu edindiğini, davalı K3’nin bağışlanan bu arsayı ev yapma imkanı olmadığı için annesi olan davalı K5’ye bedel almaksızın karşılıksız olarak devir ve iade ettiğini, ortada edinilmiş mal bulunmadığını, bu nedenlerle davanın öncelikle husumetten reddine, daha sonra dava şartı yokluğundan reddine, itirazları kabul görmez ise davalı K5 hakkında açılan davanın ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilmesine ve bekletici mesele yapılmasına, davanın esastan reddine karar verilmesi talebiyle istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
HMK 355. maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).
Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davalı vekili
K5 tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; tarafların 29/11/2010 tarihinde evlendikleri, Silifke 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2015/681 Esas 2016/366 Karar sayılı ilamı ile boşandıkları, boşanma dava tarihinin 22/10/2015, boşanmanın kesinleşme tarihinin 08/09/2016 olduğu, taraflar arasında evlendikleri tarih olan 29/11/2010 tarihinden boşanma dava tarihi olan 22/10/2015 tarihine kadar başkaca mal rejimini seçmediklerinden edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, dava konusu Mersin İli, Silifke İlçesi, A6 Mah., 1212 parsel sayılı taşınmazın davalı K3 tarafından 26/05/2015 tarihinde babasından satış sebebiyle edinildiği, daha sonar 03/11/2015 tarihinde bu kez annesi olan davalı K5’ye devredildiği, ilk derece mahkemesi tarafından taşınmaz başında keşfin yapıldığı, bilirkişi raporlarının aldırıldığı, davacı vekilinin 16/01/2018 tarihli dilekçe ile davası ıslah ettiği, ilk derece mahkemesi tarafından davanını kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, dosya istinaf aşamasında iken davacı asilin 22/03/2020 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı, davacının ölümü ile mirasçıları arasında elbirliği mülkiyetinin oluştuğu (TMK 599/1, 640/1-2), elbirliği mülkiyetinin kanundan veya kanunda sayılan sözleşmelerden doğduğu, elbirliği mülkiyetinden kaynaklı olarak ortakların belirlenmiş paylarının bulunmadığı, mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip oldukları ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ettikleri (TMK 640/2), bu nedenle mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu, bu durumda davacının vefatı ile yargılamaya devam edilebilmesi için öncelikle mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması, bunun mümkün olmaması halinde tüm mirasçılardan izin alınması ya da terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkilinin sağlanması, kabule göre de;
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07/02/2017 tarih 2016/5661 Esas 2017/1288 karar sayılı kararında da vurgulandığı gibi eşlerden birinin ailesi tarafından yapılan devirlerin tapuda satış olarak görünse dahi hayatın olağan akışına göre bağış olarak kabul edilmesinin gerektiği, aksini iddia tarafın bunu ispat etmek zorunda bulunduğu, dosya kapsamına göre davalı K3’ye babasından devredilen, daha sonra davalı K3 tarafından annesi K5’e devredilen dava konusu taşınmazın kişisel mal olup olmadığının ve aksinin davalı tarafından ispat edilip edilmediğinin göz önünde bulundurulması, davalı K5 yönünden ise; Yargıtay uygulamalarına göre, daha önceleri üçüncü kişilere davalı ile birlikte açılan açılan katılma alacağı davalarında üçüncü kişi bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmekte iken daha sonra görüş değiştirilerek üçüncü kişi hakkında açılan davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydının sağlanması, açılan katılma alacağı davasının sonucunun ve davalı eşten tahsil edilebilme durumunun bekletici mesele yapılması görüşü benimsendiğinden bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden kabulü ile belirtilen eksikliklerin tamamlanması için ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6, maddesi gereğince kaldırılmasına oy birliği ile karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıkladığı üzere;
1-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden kabulü ile; Silifke 3. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 10/09/2018 tarih 2016/507 Esas 2018/329 Karar sayılı kararının esası incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince tüm sonuçları ile birlikte
ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-
–
Davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının
İlk Derece Mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,
3-
Davalı K5 tarafından yatırılan 247,00TL istinaf karar harcının davalının istinaf başvurusunun usulden kabulüne karar verildiğinden, talep halinde kendisine iadesine,
4-
Davalı K5 tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından davalı K5 lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
6-
Kararın HMK 359-(4) maddesi gereği İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi.30/11/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe