T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: HATAY 1. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ
: 03/07/2018
NUMARASI
: 2017/753 E 2018/630K
DAVACI
:K1-TC.NO: -N1 A1
VEKİLLERİ
: Av. K2 A2
Av. K3 A3
DAVALI
:K4-TC.NO: -N2 A4
VEKİLİ
: Av. K5, A5
DAVA KONUSU
: Boşanma
KARAR TARİHİ
: 19/11/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
:19/11/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı kadın vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, davacı erkek tarafından, TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasına ilişkindir.
Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; tarafların, 22/02/1984 tarihinde resmi olarak evlendikleri, bu evliliklerinden iki ergin müşterek çocuklarının olduğu, davacı erkek vekili tarafından, TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca, “erkeğin yurt dışında Arabistan da çalışması, kadının, erkeğin çalışılan yere gelme teklifine olumsuz cevap vermesi, anlaşmazlığın başlaması, istemediği yönünde tavırlar sergileme, yurt dışında gelmelerde baba evinde yaşama zorunda bırakma, fikren ve ruhen anlaşamama, ortamlarda küçük düşürme, asabi yapıda olma, sinirlenince kırıcı olma, sorumluluklarını yerine getirmeme, ailesi etkisinde kalarak sorun çıkartma, gereksiz kıskançlıklar gösterme, kışkırtıcı sözler söyleme, gönderilen paralar ile kendi üzerine taşınmaz yapma”, vakıalarını ileri sürerek boşanma talep edildiği, davalı kadın vekilinin, yasal iki haftalık cevap süresi içerisin de sunduğu cevap dilekçesi ile; “ileri sürülen iddiaların gerçek ile alakasının olmaması, eşe ve çocuklara ilgi ve alakanın azalması, eş ve çocuklara şiddet uygulama, eş ve çocuklara nefret yönünde tavırlar sergileme, ağır ameliyat olan oğlunu hastalığında aramama, Endonezyalı bir kadın ile birlikte yaşama, anlaşmalı boşanmaya yanaşmadığı takdirde maddi desteği keseceği yönünde tehdit, uzun zamandır Türkiye’ye gelmeme, gelmede eve uğramama, oğlunun gelmesini istemesinde “kadın olduğu sürece, gelmeyeceğini” söyleme, tehdit etme”, karşı iddia ve vakıalarını ileri sürerek açılan davanın reddi, aylık 750,00.TL tedbir nafakası, boşanmaya karar verildiği takdirde aynı miktarın yoksulluk ile boşanma nedeni ile kadın lehine 75.000,00.’erTL maddi ve manevi tazminata karar verilmesinin talep edildiği, yapılan araştırmaya göre, davacı erkeğin; Arabistan da çalıştığı, davalı kadının da; ev hanımı olduğu, ailesinin yardımı ile geçindiği, 300 m ² arsasının olduğunun belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davacı erkek tarafından TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasının reddine, 12/04/2018 tarihli ön inceleme duruşmasının 7 no’lu ara kararı ile davalı kadın lehine TMK.’nun 169. maddesi uyarınca aylık 400,00.TL tedbir nafakasının, 07/09/2017 dava tarihinden itibaren davacıdan irad şekilinde alınarak davalıya ödenmesine karar verildiği, verilen kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacı erkeğin istinaf kanun yoluna başvurmadığı, davalı kadının yasa iki haftalık istinaf süresi içerisinde, “İlk Derece Mahkemesince doğru bir gerekçe ile davanın reddedildiğini, yargılama sırasında aylık 750,00.TL tedbir nafakası talebinin 400,00.TL olarak kabul edildiğini, takdir edilen tedbir nafakası miktarının yetersiz olduğunu, talep gibi 750,00.TL tedbir nafakası takdir edilmesinin gerektiğini, ayrıca takdir edilen nafakanın kararın kesinleşmesine kadar devamı yönünde karar verilmesi gerekirken mahkemece “kadın yararına, aylık 400,00.TL tedbir nafakasının, 07/09/2017 dava tarihinden itibaren davacıdan irad şekilinde alınarak davalıya ödenmesine” şeklinde hüküm kurulduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesince verilen karar da tedbir nafakasına ilişkin hükmün kaldırılarak, talep gibi dava tarihinden kararın kesinleşmesine kadar tedbir nafakası takdir edilmesi” gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
TMK.’nun 166/1-2 maddesi gereğince “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”
TMK.’nun 169. maddesi gereğince, “boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri res’en alır”.
Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davalı kadın vekili tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; davacı erkek tarafından, karşı eşin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma talebinde bulunulduğu, davalı kadının yasal iki haftalık cevap süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesi ile açılan davanın reddi ve yargılama sırasınca tedbir nafakasına karar verilmesinin talep edildiği, taraflarca gösterilen, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm deliller ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar, taraflarca ileri sürülen vakıalar, dosyaya toplanan tüm bilgi ve belgeler ve davalı kadının istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı erkek tarafından, TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasının reddine ilişkin karar ve karar gerekçesinin taraflarca istinafa konu edinilmediğinden kesinleştiği, davalı kadın tarafından, tedbir nafakasının miktarı ve düzenlenme şekline yönelik istinaf talebinde bulunulduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gelir seviyeleri ve yaşantıları dikkate alındığında; dava tarihinden itibaren davalı kadın lehine takdir edilen aylık 400,00.TL tedbir nafakasının, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına, gelir seviyeleri ve yaşantılarına uygun olduğu, takdir edilen nafakanın TMK.’nun 169 maddesi uyarınca takdir edilmesi dikkate alındığında; dava tarihinden, boşanma davasına yönelik kararın kesinleşmesine kadar takdir edildiğinin TMK.’nun 169 maddesi uyarınca sabit olduğu, davalı kadın tarafından istinafa konu edinilen yönlerden İlk Derece Mahkemesince verilen kararın toplanan tüm delillere, usul ve yasaya, tedbir nafakası miktarı yönü ile hakkaniyet ilkesine, TMK’nun 169,4 maddelerin uygun olduğu anlaşıldığından, davalı kadının, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; TMK.’nun 169. maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakasının yetersiz olduğuna ve tedbir nafakasının düzenlenme şekline yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine oy birliği ile karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davalı kadın vekilinin, Hatay 1. Aile Mahkemesi’nin 03/07/2018 tarih, 2017/753 Esas ve 2018/630 Karar sayılı kararın da;
”
TMK.’nun 169. maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakasının yetersiz olduğuna ve tedbir nafakasının düzenlenme şekline” yönelik isti naf başvurusunun
6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Davalının,istinaf başvurusu nedeni ile istinaf karar tarihi itibari ile alınması gerekli 54,40.TL İstinaf karar ilam harcından peşin alınan 44,40.TL harcın mahsubu ile kalan 10,00.TL harcın, davalıdan alınarak, Hazineye irad kaydına,
3-
Davalı tarafından, istinaf başvurusu nedeni ile yapılan yargılama giderinin, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verildiğinden kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
Davalı tarafındanistinaf nedeniyle yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,
5-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından takdiren davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-
Kararın, HMK 359-(3) maddesi gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’nun m. 353/1-b-1 bendiyle, aynı kanunun 361-(1) maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 19/11/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe