Türk Borçlar Kanunu Madde 35

TBK 35. Madde

Türk Borçlar Kanunumuzun 35. maddesi şu şekildedir:

Sözleşme; İrade bozuklukları; Yanılma; Yanılmada kusur

Madde 35: Yanılan, yanılmasında kusurlu ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Ancak, diğer taraf yanılmayı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, tazminat istenemez.

Hakim, hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda, ifadan beklenen yararı aşmamak kaydıyla, daha fazla tazminata hükmedebilir.

Başlık

TBK’nın 35. maddesinin ait olduğu bölüm başlık ismi şu şekildedir: BİRİNCİ KISIM: Genel Hükümler – BİRİNCİ BÖLÜM: Borç İlişkisinin Kaynakları – BİRİNCİ AYIRIM: Sözleşmeden Doğan Borç İlişkileri

Madde başlığı şu şekildedir: Sözleşme; İrade bozuklukları; Yanılma; Yanılmada kusur

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 35. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 26 . maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 35. maddesinde, yanılmada kusurlu olan tarafın, tazminat sorumluluğu ve kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun kenar başlığında kullanılan “4. İhmal yüzünden hata” şeklindeki ibare, Tasarıda “4. Yanılmada kusur” olarak değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 26. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde kullanılan “mukavelenin bu suretle feshinden mütevellit zarar” şeklindeki ibare, Tasarıda “sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zarar” şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarının 35. maddesinin birinci fıkrasına göre yanılan, esaslı yanılmaya dayanarak sözleşmenin hükümsüz kalmasına sebep olursa, bunda kusurlu olması durumunda, kural olarak, diğer tarafın uğradığı olumsuz (menfi) zararı gidermekle yükümlüdür. Ancak, diğer taraf yanılmayı bildiği veya bilmesi gerektiği takdirde, yanılandan tazminat isteyemez.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, hakimin, hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda, yanılanı diğer tarafın sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan olumsuz zararını aşabilmekle birlikte, onun ifadan beklenen yararını, yani olumlu zararını aşmaması kaydıyla, daha fazla tazminat ödemekle yükümlü kılacak bir tazminat kararı da verebileceği belirtilmiştir. Nitekim, uygulamada da durum bu yöndedir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

– Tasarının 32, 33, 34 ve 35. maddeleri aynen kabul edilmiştir.

TBMM Tartışma ve Kabul Metni

35. maddenin başlığını okutuyorum:

4. Yanılmada kusur

MADDE 35-

BAŞKAN – Madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

321 Sıra Sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 35. Maddesinin “Yanılmada kusur” şeklindeki kenar başlığının “Yanılanın sorumluluğu” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ali İhsan Köktürk

Turgut Dibek

Metin Arifağaoğlu

Zonguldak

Kırklareli

Artvin

Rasim Çakır

Ali Rıza Öztürk

Edirne

Mersin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın 35. maddesinin

Maddenin kenar başlığının “Hata edenin sorumluluğu” şeklinde yazılmasını,

Madde metnindeki “yanılmayı” kelimesi yerine “hatayı” kelimesinin yazılmasını,

Madde metnindeki “Yanılan, yanılmasında kusurlu ise” ibaresi yerine “hata, hata edenin kusurundan kaynaklanmışsa” ibaresinin yazılmasını arz ve teklif ederiz.

Faruk Bal

Mehmet Şandır

İzzettin Yılmaz

Konya

Mersin

Hatay

Osman Ertuğrul

Beytullah Asil

Rıdvan Yalçın

Aksaray

Eskişehir

Ordu

Behiç Çelik

Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Orhan, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET ORHAN (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın 35’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Konu Borçlar Kanunu olunca içinde bulunduğumuz sıkıntılı durumu ele almakta yarar var. Ülkemizde bugünkü ekonomik durum dünyadakine göre daha da kötüleşmiş hâldedir. Bunu anlamak için son yıllardaki ekonomik verilere göz atmanız yeterli olacaktır. Bu kötü ve içinden çıkılmaz durumu anlayabilmemiz için ekonomist veya iktisat bilgilerine haiz olmamıza bile gerek yoktur. Ağırlığını çok yoğun bir biçimde hissettiren ülke ekonomisi ve finansal krizden esnaf ve sanatkârlarımız ciddi bir biçimde etkilenmiştir. Maalesef esnaf ve sanatkârda iş durmuştur. Birçok problemin muhatabı olan esnaf ve sanatkâr bir de krizler ile karşı karşıya kalmıştır. Son yıllarda gerileme ve durağanlaşma ile büyük sıkıntılar içinde olan esnaf ve sanatkâr bitme noktasına gelmiştir. Bakkallık gibi meslekler neredeyse ortadan kalkmak üzeredir. Artık onların yerini iktidarı etkileyebilen marketler zincirleri almakta, bakkal amca ve ailesi iş aramak durumunda kalmıştır, kalifiye elemanların iş bulamadığı bir yerde nasıl iş bulacaksa? Türkiye nüfusunun çok önemli bir bölümünü temsil eden esnaflarımız maalesef millî hasıladan kendine düşen payı alamamaktadır.

Türkiye’nin en büyük probleminin işsizlik olduğu, istihdam olduğu, son yıllarda daha da artış gösterdiği dönemde bu işsizler ordusuna yenileri katılmakta, bunun önemli bir bölümünü de maalesef istihdam sağlayan esnaf ve sanatkârlarımız oluşturmaktadır.

Protesto olan senetler ile karşılıksız çıkan çeklerdeki artışlar, nakit para darlığı, eriyen sermaye, esnafın belini kıran büyük alışveriş merkezleri ve arka arkaya kapanan iş yerleri durumun vahametini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

2008 yılı başından bu yana kapanan iş yeri sayısında yoğun artış olduğunu, hemen hemen her gün işletmelerin el değiştirdiğini, ekonomik krize karşı gerekli tedbirler alınmaz ise yıl sonunda kapanan iş yeri sayısında patlama yaşanmasından kaygı duyduklarını her alanda dile getiren esnaf ve sanatkârlarımız biçare durumuna düşmüştür; bu çaresizlikten ve kriz batağından çıkmaya çalışırken bankaların esnaf ve sanatkârımızı aşağıya doğru çekme çalışmaları anlaşılamamaktadır. Tüm bu benzeri soru işaretleri, esnaf ve sanatkârlarımız başta olmak üzere, tüm ticari işletmelerin kafalarında soru işaretleri bırakmaktadır.

Meclisimiz tarafından çıkarılmış olan sicil affına rağmen, karşılıksız çek ve protestolu senetler ile kredi ve kredi kartları borçlarına ilişkin borçlarının bankaca yeniden yapılandırılması hâlinde, borcun tamamının ödenmesini müteakip Merkez Bankasında tutulan kayıtlarının silineceğine, Merkez Bankası kayıtlarının silinmesinden sonra bankalar ve özel finans kurumlarınca yapılacak kredilendirme, çek karnesi verilmesi ve diğer bankacılık işlemlerince silinmiş kayıtların dikkate alınmayacağı hükmü yok sayılmakta, kredi müracaatlarında bulunan toplum kesimleri geriye çevrilmektedir. Ancak Kanun’da öngörüldüğü şekilde borçlarını ödeyen veya borçlarını yeniden yapılandıran esnafımızın bankalar nezdinde sicil kayıtlarının Kanun’un bu açık hükmüne rağmen ısrarlı başvurularına karşın bankalarca silinmediği ve yeni kredi başvuru taleplerinin silinmesi gereken sicil kayıtları gerekçe gösterilerek reddedildiği, bağlı oldukları kurum, kuruluşlara ve bizlere intikal eden yoğun şikâyetlerden anlaşılmaktadır. Bu durumda esnaf ve sanatkârlardan, imalat yapan KOBİ’lerimizden ve iş adamlarımızdan Hükûmet ne yapmasını istemektedir?

Türk ekonomisinin çok kötüleştiği orta yerdedir. Herkes bunu yaşıyor. Şirketler sıkıntıyı yakından yaşıyor. Ancak Ege Bölgesi’nde, özellikle seçim bölgem Manisa, İzmir, Denizli, Kütahya, Uşak, Aydın, Afyon ve Muğla’da krizin etkilerinin daha sert hissedildiği görülmektedir.

Ege’nin tekstil ve konfeksiyonu büyük oranda bitmiştir. Manisa’nın üzüm üreticileri, çiftçiler perişandır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Orhan, buyurun konuşmanızı tamamlayınız.

AHMET ORHAN (Devamla) – Traktörünü satan çiftçinin acil çözüm ve desteklemelere ihtiyacı vardır. Çiftçiler banka kapılarında yeni bir kredi imkânı bulabilmek için dolaşmaya devam ediyorlar. Türkiye’de yaşanan ekonomik çöküş kabul edilebilir bir ekonomik kriz sınırını çoktan aşmıştır. Hükûmet, ülkeyi ayrıştıracak ve bölünmeye götürecek proje ve söylemlerden vazgeçerek derhâl insanımızın gerçek gündemine dönmelidir.

Bu duygu ve düşünceler ile yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Orhan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

321 Sıra Sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 35. Maddesinin “Yanılmada kusur” şeklindeki kenar başlığının “Yanılanın sorumluluğu” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ali İhsan Köktürk (Zonguldak) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Köktürk, buyurun efendim.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın 35’inci maddesine yönelik değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Bu maddede, kusuruyla yanılan kişinin sözleşmeyi bu nedenle iptal etmesi hükme bağlanmaktadır. Maddenin kenar başlığına baktığımızda ise “yanılmada kusur” ibaresini görüyoruz. Oysaki maddenin kenar başlığının bu içeriğe uygun olarak “yanılanın sorumluluğu” şeklinde olması gerekir. Bu nedenle Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın 35’inci maddesinin “yanılmada kusur” şeklindeki kenar başlığının “yanılanın sorumluluğu” şeklindeki değişiklik önergemizin kabulünü arz ve teklif ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, birkaç saattir burada Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nı normatif kurallar hâline getirerek, yasal düzenleme hâline getirerek piyasa ilişkilerini, piyasadaki temel borç ilişkilerini bir kalıba sokmaya, düzeltmeye çalışıyoruz. Bütün çabamız, burada Türk Borçlar Kanunu’nun değişen yaşam koşullarına, sosyal ve ekonomik şartlara uygun olarak sözleşmenin taraflarını, yani temel borç ilişkisinin taraflarını rahatlatacak, onların sorunlarını çözecek bir düzenleme gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Ancak değerli milletvekilleri, olayın normatif yanı, olayın yasal tarafı maalesef olayın ekonomik ve reel yanıyla örtüşmemektedir. Bugün, piyasa ilişkilerine baktığımızda temel borç ilişkileri maalesef kilitlenmiş durumdadır. Bugün sözleşmelerin taraflarının büyük bir çoğunluğu maalesef edimlerini yerine getirememektedir. Piyasadaki bu temel borç ilişkilerindeki kilitlenmeler maalesef pek çok istatistik rakamlara olumsuz olarak yansımakta, çok olumsuz rakamlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu rakamlara baktığımızda, kapanan iş yerleri sayısının, maalesef, neredeyse cumhuriyet tarihi rekorları kırdığını görüyoruz. Bu rakamlara baktığımızda, maalesef, karşılığı olmayan çek oranlarında istatistik olarak bugüne kadar hiç ulaşılmadığı rakamlara ulaşıldığını görüyoruz. Yine bu rakamlara baktığımızda, maalesef intihar olaylarına bu rakamların çok acı bir şekilde yansıdığını görüyoruz ve yine bu rakamlara baktığımızda, cumhuriyet tarihinin son kırk yılın tutuklu ve hükümlü sayısındaki rekor artış olarak karşımıza çıktığını görüyoruz.

Ben buradan Sayın Bakana sormak istiyorum: Sayın Bakanım, Sayın Başbakan ve Hükûmetinizin sözcüleri, halka, ulusa sesleniş konuşmalarında her çıktığında birtakım rakamlarla övünerek, bu rakamlarla övünerek cumhuriyet tarihi rekorları kırdığını söylüyorsunuz. Yani bu rakamlarla övünüyorsunuz, halkımıza bu rakamları övünerek sunuyorsunuz. Şimdi ben o zaman size sormak istiyorum: Sayın Bakanım, Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana intihar oranlarındaki artış oranı yüzde 300’leri aşmış durumda. Hükûmetiniz, Sayın Başbakan ve sizler Hükûmet sözcüsü olarak, intihar oranlarındaki yüzde 300 artışla övünüyor musunuz?

Evet, başka bir soruyu sormak istiyorum: Sayın Bakanım, Sayın Hükûmet Sözcüsü, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 114 binlere ulaşmış durumda. Cezaevlerinin kapasitesi ise 70 bin. Bu rakam, son kırk yılın rekoru. Hepimiz biliyoruz ki suçun ve suçluluğun kökeninde, sosyal, ekonomik ve toplumsal bozulmalar yatar. Bu yansımalar maalesef bu suçluluk oranını artırıyor. Şimdi size soruyorum: Son otuz dokuz yılın tutuklu ve hükümlü sayısı rekorlarını kırmaktan övünüyor musunuz? (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) Evet, Sayın Bakanım, rakamlar o kadar kötü ki, kapanan iş yerleri sayısı rakamlarını vereceğim, onları soracağım bunlarla övünüyor musunuz diye. Rakamlara baktığımızda, iç borcumuza, dış borcumuza, cari açığımıza, maalesef karşımızda övünülecek rakamlar yok.

Bir de bir soruyu daha sormak istiyorum: Sayın Bakanım, geçtiğimiz günlerde ulusal basına bir haber yansıdı. İmralı’daki hükümlü ve yanına gönderilen 8 arkadaş için 5 milyon dolar harcanarak cezaevi yaptırılmış. İçinde buzdolabı, televizyon olan odalar yaptırılmış. Bugün 70 bin tutuklu ve hükümlü kapasitesi olan, cezaevlerindeki 114 bin sayıya ulaşan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Köktürk, konuşmanızı tamamlayınız.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Devamla) – …tutuklu ve hükümlünün yaklaşık 40 bini, 45 bini beton zeminlerde yatıyor veya yatak nöbeti tutuyor. Şimdi, ben size sormak istiyorum: İmralı’da yaptırdığınız, o içinde buzdolabı, televizyonu olan odalardan, o yatak nöbeti tutan veya beton zeminlerde yatan diğer hükümlü ve tutuklular için de yaptırmayı düşünüyor musunuz?

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) – İmralı’ya kim getirdi onu?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli Hatibin dile getirdiği bir iki hususla ilgili bir açıklama yapma zarureti hasıl oldu. Bu 5 milyon Türk lirası harcandığı için de…

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Dolar, dolar.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – …şu veya bu olduğu tarzındaki haberler gazetede yer aldı. Ben de hemen pazartesi günü yaptığım açıklamada, bu tip haberler ilgili makamdan teyit etmeden yazılır çizilirse ve şimdi de burada konuşma konusu olursa… Bu işlerde yüreği yanan insanlar var. Biraz daha dikkatli ve tedbirli olmamız gerektiğini o gün ifade ettim. Bugün burada tekrar ediyorum, bu ifadelerin önemli bir kısmı doğru değil yani bir kısım insanlara…

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Beton zeminlerde yatan tutuklular doğru değil mi Sayın Bakanım?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – …buzdolaplı, neredeyse villa yapılıyor tarzındaki bir propaganda özellikle şu dönemde pek de hayra hizmet etmez, doğru değil.

İkincisi…

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Ne kadar harcanmış?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Efendim?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Ne kadar harcanmış Sayın Bakanım?

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Sayın Bakanım, gerçek miktarı bilelim.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Hayır, o rakam doğru değil. Bir kişi için yapılan bir harcama da değil. Orada görev yapacak olan infaz memurları var, vesaire var. 50’ye yakın insan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne kadarlık?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Yani orası zaten cezaeviydi. Rakamı yazılı olarak sorun, cevabını ben size net olarak vereyim.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Kaç para harcanmış Sayın Bakan?

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Bakanım, normal cezaevindeki hücrelerde kaç kişi yatıyor? 30-40 kişi.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Ama o haberlerin… “Çiçeklidir.” “Çiçek bahçeleriyle doludur.” filan tarzındaki şeyler… Orası bir defa askerî bölgedir. Kim girip de oradan o fotoğrafları çekti?

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – 5 milyon olmadığını biliyorsun da onun ne kadar olduğunu niye bilmiyorsun?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Onun için, yani şu hassas ortamda ne olur, yani siyaset yapacağımız elli tane konu var. Gelin, yürek yakacak, yüreğimizi kanatacak, aslı esası olmayan beyanlarla birbirimizi yormayalım, yazık olur. Birincisi budur.

İkincisi, eğer siz intiharları tek başına yoksulluğa, fakirliğe bağlıyorsanız yani lütfen, bir bakın, dünyanın en gelişmiş refah toplumlarında intihar oranı çok daha fazladır.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Ne kadar artmış?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – İntiharların en çok olduğu ülke Norveç, İsveç ve Finlandiya’dır. Onu nasıl izah edeceksiniz?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Finlandiya’da altı ay kış, altı ay yaz ondan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Norveç, İsveç, Finlandiya. Bunlar, dünyanın en gelişmiş, fert başına millî geliri en az 40 bin doların üzerinde olan yerlerdir. Onun için, yani mukayeseleri yaparken sağlıklı verilere dayanmak lazım.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Rakamlar doğru rakamlar Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Üçüncüsü, zatıaliniz hukukçusunuz, hiç olmazsa şu kısmını ben size bilvesile gezip gördüğüm için ifade ediyorum: Şimdi, Türkiye’de hukuk uygulamalarında Batı’dan bir farklı yanımız var, onu evvela bilmemiz gerekiyor. Batı’da, mesela Almanya’da 2 hükümlüye 1 tutuklu düşer. 2 hükümlü varsa içeride 1 tane tutuklu vardır. Şimdi, 114 bin dediğinizin -son rakamlarda ufak tefek değişiklik olabilir- 60 binden fazlası tutuklu, 50 bin civarında hükümlü var. Yani tutuklu sayısı Türkiye’de hükümlü sayısından daha fazladır. Peki, “Bu nedendir?” diyorsanız, evvela şu rakamları bir kamuoyunun önüne tam koyalım, mukayeseyi tam yapalım.

BAŞKAN – Sayın Bakanım…

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Onlar ayakta değil ki, onlar da yatacak cezaevinde.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Kusura bakmayın, ben bir şeyi savunmak için değil, sadece bilgilendirmek adına söylüyorum.

Bunun da sebebi şudur: Geçmiş dönemde, bu Ceza Kanunu uygulaması başladığı anda, toplumda, hatırlıyorsanız, hep beraber kapkaç arttı, şu arttı, bu arttı, niye tutuklanmıyor diye herkes bar bar bağırıyordu. Şimdi niye tutukluyor diye bağırıyorsunuz?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hayır, hayır…

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Bir an önce yargılayın, tutuklamayın, yargıyı hızlandırın.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Yani, bu memlekette, tutukluyorsun kabahat oluyor, tutuklamıyorsun kabahat oluyor. Onun için, meseleye doğru bakmak lazım.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, süremiz doluyor da, bitireceğim.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Onun için, mukayeseyi yaparken verilerin sağlam olması gerekir diye düşünüyorum.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hükümlüyle tutuklunun aynı yerde ne işi var?

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sonra, tutuklular yatmayacak mı, ayakta mı duracak cezaevinde?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler..: Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

  • İlk yayınlanma tarihi: 23 Nisan 2021
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    İndeks
    Bize WhatsApp'tan ulaşın!