TMK Madde 468 Vesayet işlemlerinden doğan zarar: Devletin sorumluluğu

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TMK 468, vesayet sisteminde Devlet sorumluluğunu üç fıkra üzerinden ayrıntılı bir biçimde düzenler; bireysel görevlilerin sınırlarını aşan bir kamu sorumluluğu rejimi kurar.

Resmi Metin

Devletin sorumluluğu

Madde 468- (1) Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumlu olduğu gibi; vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumludur.

(2) Zararı tazmin eden Devlet, zararın meydana gelmesinde kusurlu olanlara rücu eder.

(3) Zararın doğmasına kusurları ile sebep olanlar, rücu hakkını kullanan Devlete karşı müteselsilen sorumludurlar.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Madde, vesayet sisteminde Devlet sorumluluğunu üç fıkra üzerinden ayrıntılı bir biçimde düzenler; bireysel görevlilerin sınırlarını aşan bir kamu sorumluluğu rejimi kurar. Birinci fıkra Devleti iki katmanlı bir sorumluluk altına alır: birincil katmanda vesayet organlarının üyelerinin hukuka aykırı eylemlerinden doğrudan doğruya sorumlu tutulur; ikincil katmanda ise vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumlu kılınır. Birincisi anayasal kamu görevlisi sorumluluğunun klasik biçimi, ikincisi vesayet altındaki kişinin tazmin alacağının fiilen tahsil edilebilirliğini sağlama amacı taşır. İkinci fıkra Devletin rücu hakkını düzenler: tazmin eden Devlet, zararın doğmasında kusurlu olanlara karşı geri dönebilir. Üçüncü fıkra ise rücu safhasında bir müteselsil sorumluluk kurar; zarara birden çok kusurlu kişi sebep olmuşsa bunların tamamı Devlete karşı müteselsilen sorumlu tutulur. Hüküm önceki 410 uncu maddenin karşılığı olup içerik aynen aktarılmıştır.

Gerekçe

Eski Kanunun 410 uncu maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkrada vesayet makamı ve denetim makamı gibi vesayet dairelerinde görevli olanların haksız fiilleri ile başkalarına verdikleri zarardan dolayı Devlet’in sorumlu tutulması esası getirilmiştir. Türk hukukunda geçerli olan memurların memuriyet görevleri nedeniyle verdikleri zarardan memurun değil, doğrudan doğruya Devlet’in sorumlu olduğu, zararı tazmin eden Devlet’in kendi memuruna rücu etmesine ilişkin genel ilke maddede aynen tekrar edilmiştir. Aynı kural Anayasanın 129 uncu maddesinde de yer almıştır.

Aynı fıkrada Devlet, vesayet makamlarında görevli olanlar dışında, vasi, kayyım ve yasal danışmanların verdikleri zararlardan da sorumlu tutulmuştur. Ancak Devletin vasi, kayyım ve yasal danışmanların verdikleri zararlardan sorumluluğu, ancak bu kişilerden zararın tanzim edilmemesi halinde ikinci derece bir sorumluluk olarak düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası Devlet’in, zarardan sorumlu kusuru olan kişilere rücu hakkını düzenlemektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasında kusurlu kişilerin, rücu hakkını kullanan Devlet karşısında müteselsilen sorumlu oldukları hükmüne yer verilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş 2.HD içtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2024/3254 K. 2024/4963 Kısmi

TMK m.468/1 birinci cümlesi uyarınca Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumludur.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, malik olduğu taşınmazı hatalı kayyımlık şerhi nedeniyle kiralayamayan, kullanamayan ve adına işlem yapamayan davacının; ölü kişiye kayyım atanması ve tek yasal mirasçı olarak tespit edilen Hazinenin yapılan işlemlere müdahale etmemesi sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zararın Hazineden tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi davayı pasif husumet yokluğundan usulden reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi de davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Ancak Daire, 4721 sayılı Kanun'un 468 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca, vesayet makamı ve denetim makamı gibi vesayet dairelerinde görevli olanların haksız fiilleriyle başkalarına verdikleri zarardan Devletin doğrudan doğruya sorumlu tutulması esasının getirildiğini vurgulamıştır. Bu nedenle Devletin asıl sorumlu olduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken pasif husumet yokluğundan ret kararı verilmesini hatalı bulan Daire, kararı bozmuştur. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesi, m.468 uyarınca davalının sorumluluğunu kabul ederek davacının mahrum kaldığı kira bedelleri ve gelir kayıpları yönünden maddi tazminat ile manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2021/6267 K. 2022/2139 Bozma

TMK m.468, vesayet organlarının kusuruyla kısıtlının uğradığı ve asıl sorumlulardan tahsil edilemeyen zarardan dolayı Devletin (Maliye Hazinesi) ikinci derecede sorumlu tutulabileceğini düzenler.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, TMK m.405/1 sebebiyle kısıtlanan ancak vesayet altına alınmayıp annesinin velayeti altında bırakılan ergin çocuğun, eski velinin kötü niyetli ve tedbirsiz mal yönetimi nedeniyle uğradığı zararın TMK m.438'e dayalı tazmini ile Maliye Hazinesinin TMK m.468 gereği sorumluluğu istemine ilişkindir. Yargıtay, somut olayda kişinin vesayet altına değil velayet altına bırakıldığını (TMK m.335/2, 419/3), bu nedenle uyuşmazlığa vesayete ilişkin hükümlerin değil velayete ilişkin hükümlerin (TMK m.335 ve devamı ile m.352 ve devamı) uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Olayda velayet rejimi geçerli olduğundan ve vesayet organlarına ait bir kusur/hesap ilişkisi bulunmadığından, vesayet makamına hesap verilmesini ve Devletin/Maliye Hazinesinin sorumluluğunu düzenleyen TMK m.467 ve m.468 hükümleri uygulama yeri bulamaz. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin TMK m.467 uyarınca yargılama yapıp hüküm kurması ve Hazine aleyhindeki davayı TMK m.468 gerekçesiyle kabulü doğru görülmemiş; hüküm, bozmanın niteliğine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına oy birliğiyle BOZULMUŞTUR.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2022/3652 K. 2022/9673 Bozma
m.468/1

TMK m.468, kusurlu vesayet organlarının görevlerini yerine getirirken verdikleri ve doğrudan kendilerinden tazmin edilemeyen zararlardan Devletin ikinci derecede (tamamlayıcı) sorumlu olacağını düzenler.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, davacının kayyım eliyle yönetilip kiraya verilen taşınmazından doğan zararı ile Hazinenin yasal mirasçı sıfatıyla bu işlemlere müdahale etmemesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü maddi ve manevi zararın, TMK m.468 kapsamında doğrudan Hazineden (Devletten) tazmini istemine ilişkindir; ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi davayı pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddetmiştir. Yargıtay, TMK m.468/1-1. cümleye göre Devletin, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı biçimde sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumlu olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle Devletin asıl sorumlu olduğu kabul edilerek işin esastan incelenmesi gerekirken davanın usulden reddedilmesi doğru görülmemiştir. Sonuç olarak bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının oy birliğiyle bozulmasına karar verilmiştir.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!