TMK Madde 437 Koruma amacıyla kısıtlamada yargılama usulü

Özet 3 fıkra · ~1 dk okuma

TMK 437, koruma amaçlı kısıtlama yargılamasının basit yargılama usulüyle yürütülmesini; gerektiğinde adlî yardım sağlanmasını ve hâkimin ilgiliyi dinleyip en geç iki gün içinde karar vermesini düzenler.

Resmi Metin

Yargılama usulü

Madde 437- (1) Hâkim, basit yargılama usulüne göre karar verir.

(2) Gerektiğinde ilgili kişiye adlî yardım sağlanır.

(3) Hâkim, ilgili kişiyi dinler, tahkikatı tamamlar ve gecikmeksizin en geç iki gün içinde kararını verir.

Değişiklik: · 7196 s.K. m.54

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Değişiklik Bilgisi

Bu maddede mevcut doğrulanmış değişiklik aşağıda gösterilmektedir. Madde yürürlüktedir; güncel ve yürürlükteki tam metin yukarıdadır. Önceki sürüm yürürlükte olmadığından bu sayfada ayrıca verilmemiştir.

  1. Değişiklik fıkra 7196 s.K. m.54

Eski metnin tam karşılaştırması için mevzuat.gov.tr ve Resmî Gazete arşivini inceleyebilirsiniz.

Avukat Yorumu

Madde, himaye amaçlı özgürlük kısıtlaması yargılamasında hâkimin uygulayacağı usul rejimini ve karar süresini üç fıkra üzerinden düzenler. Birinci fıkra basit yargılama usulünü zorunlu kılar; bu seçim, kişi özgürlüğüne dair ivedi karar üretiminin ağır yargı usulünden bağımsız hızlandırılmış bir prosedürle yürütülmesini temin eder. İkinci fıkra gerektiğinde ilgili kişiye adli yardım sağlanmasını öngörür; özgürlüğüne karar verilen kişinin hak ve yetkilerini bilemeyebileceği gerçeği dikkate alınarak baroca görevlendirilecek avukat aracılığıyla temsil olanağı kurulmuştur. 7196 sayılı Kanun ile değiştirilen üçüncü fıkra ise hâkimin ilgili kişiyi bizzat dinlemesini, tahkikatı tamamlamasını ve gecikmeksizin en geç iki gün içinde kararını vermesini emreder; vekâlet veya temsil yoluyla beyanın yetersizliği ile süreye ilişkin emredici sınır birlikte tanımlanmıştır. Hüküm İsviçre Medeni Kanunu 397f maddesinden kısmen değiştirilerek alınmıştır.

Gerekçe

Bu gerekçe 4721 sayılı Kanunun ilk kabul metnine aittir; sayfadaki hüküm daha sonra düzenleme görmüştür.

Madde İsviçre Medeni Kanununun 397f maddesinden kısmen değiştirilmek suretiyle alınmıştır.

Birinci fıkrada bu konudaki yargılamanın basit yargılama usulüne tabi olduğu ifade edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında gerekli hallerde ilgilinin adli yardım yoluyla mahkemede temsil edilmesinin sağlanması kabul edilmiştir. Kişinin özgürlüğünün kısıtlanması gibi önemli bir kararda, kişinin kendi hak ve yetkilerini bilememesi durumu göz önünde tutulmak suretiyle gerekiyorsa bu kişinin yargılama sırasında adli yardım yoluyla barolarca görevlendirilecek bir avukat tarafından temsil edilmesinin sağlanması öngörülmüştür.

Maddenin üçüncü fıkrası yine özgürlüğün kısıtlanması gibi önemli bir kararın verilirken kişinin sadece vekil ya da temsilcisinin isteminin yeterli olmadığını, hakimin bizzat bu kişiyi dinlemesinin de gerekli olduğunu belirtmektedir.

İlgili Anayasa Mahkemesi Kararları - TMK m.437 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, Anayasa Mahkemesinin norm denetimi ve bireysel başvuru kararlarından derlenmiştir.

AYM Genel Kurulu E. 2025/119 K. 2025/155 Norm denetimi: Ret

Denetlenen kural: 3. fıkranın “…ilgili kişiyi dinler,...” ibaresi (7196 sayılı Kanun’la değişik) · itiraz yolu

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasında hâkimin ilgili kişiyi bizzat dinlemesini zorunlu kılan kural, yalnızca sağlık kurulu raporuna dayanılarak özgürlüğün kısıtlanmasını önleyen bir güvence sayılmış; kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı yönünden Anayasa’ya aykırı görülmemiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: İtiraz gerekçesi: Akıl hastası kişilerden yargılamaya katkı sağlayacak beyan beklenemeyeceği, dinlenmelerinin zorunlu tutulmasının yargılamayı uzatacağı ve adliyeye sevkleri sırasında kamu güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, bu nedenle hâkime takdir yetkisi tanınması gerektiği. AYM: Kural, hâkimin kişiyi bizzat dinleyip gözlemleyerek karar vermesini öngörmekte, yalnızca sağlık raporuna dayanılarak özgürlüğün kısıtlanmasının önüne geçmekte ve özgürlüğü kısıtlanabilecek kişiler açısından güvence getirmektedir.

AYM İkinci Bölüm B. No: 2022/91835 İhlal

TMK m.437 uyarınca hâkim, ilgili kişiyi dinler ve gecikmeksizin en geç iki gün içinde kararını verir. Bu süre aşılarak ve karar tarihi itibarıyla dinlenmeye engel bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın koruma kararı verilmesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaline esas alınmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar konusu: Başvuru, hukuka aykırı şekilde akıl hastalığına dayalı olarak koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

İlkeler, Anayasa Mahkemesinin kararlarından derlenmiştir; bağlayıcı metin kararın kendisidir. Bireysel başvuru bir kanun yolu değildir; kararlar somut başvurunun koşullarına göre verilmiştir. Norm denetimi ret kararları yalnız itiraz konusu kural ve gerekçeyle sınırlıdır; kuralın karar tarihinden sonra değiştirilip değiştirilmediği kartta belirtilir.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş 2.HD içtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2011/1559 K. 2011/4276 Bozma

Koruma amacıyla bir kişinin elverişli bir kuruma yerleştirilmesine veya alıkonulmasına karar verme yetkisi, ilgilinin yerleşim yeri; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise bulunduğu yer vesayet makamına aittir.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanıp vasi atanmış 1986 doğumlu ergin kişi hakkında, vasinin kısıtlıya bakmadığı, dilendirdiği ve istismar ettiği gerekçesiyle 2828 sayılı Yasa uyarınca koruma kararı verilmesi talebine ilişkin olup, yerel mahkemenin görevsizlik kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Çoğunluk, 4787 sayılı Kanunun 6/1-c maddesi uyarınca görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğunu, işin esası incelenmeden görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek hükmün oy çokluğuyla bozulmasına karar vermiştir. Karşı oy yazılarında ise, zaten vesayet altındaki ergin kişi hakkında TMK m.432-437 hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiği ve TMK m.433'ün koruma amacıyla bir kuruma yerleştirme yetkisini ilgilinin yerleşim yeri vesayet makamına verdiği vurgulanarak, koruma kararının vesayet makamı sıfatıyla Sulh Hukuk Mahkemesince verilmesi gerektiği ve görevsizlik kararının onanması gerektiği savunulmuştur. Böylece TMK m.433, kuruma yerleştirme suretiyle koruma kararı bakımından görevli/yetkili merciin vesayet makamı olduğu yönündeki azınlık görüşünün dayanağını oluşturmaktadır.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!