TMK Madde 152 Evlenmenin iptali davasında hak düşürücü süre

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

İptal davası açma hakkı, kullanılması bakımından iki süre ile sınırlandırılmıştır: iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren işleyen altı aylık süre ile evlenmenin üzerinden geçen beş yıllık azami süre.

Resmi Metin

Hak düşürücü süre

Madde 152- İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

İptal davası açma hakkı, kullanılması bakımından iki süre ile sınırlandırılmıştır: iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren işleyen altı aylık süre ile evlenmenin üzerinden geçen beş yıllık azami süre. Bu sürelerden herhangi birinin dolması, iptal davası açma hakkını sona erdirir.

4721 sayılı Kanun’un gerekçesine göre, iptal davası açma hakkı yenilik doğuran bir haktır; buna ilişkin sürenin önceki Kanunda zamanaşımı süresi olarak ifade edildiği, oysa hak düşürücü süre niteliğinde bulunduğu vurgulanmıştır. Gerekçede ayrıca, bu husus dikkate alınarak maddenin başlığı ve ifadesi düzeltilmiş; yürürlükteki Kanunda kabul edilmiş sürelerin ise aynen muhafaza edildiği belirtilmektedir.

Gerekçe

Yürürlükteki Kanunda maddenin kenar başlığı ve metni iptal davasına ilişkin sürenin zamanaşımı süresi olduğunu ifade etmektedir. Doktrinde ve mahkeme içtihatlarında çoğunlukla belirtildiği üzere, bir yenilik doğuran hak olan iptal davası açma hakkına ilişkin süre hak düşürücü bir süredir. Bu husus dikkate alınarak maddenin başlığı ve ifadesi düzeltilmiş fakat yürürlükteki Kanunda kabul edilmiş süreler aynen muhafaza edilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş 2.HD içtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2013/10046 K. 2013/27539 Bozma

Tamamen ıslah edilen dava ilk davanın devamı sayıldığından, evliliğin iptali (nispi butlan) istemi ıslahla ileri sürülse de TMK m.152'deki hak düşürücü süre ıslah tarihine göre değil ilk dava tarihine göre belirlenir.

Detaylı özeti gör

Davacı koca, 12.11.2011 tarihli evlilik sonrası 19.12.2011'de TMK m.166/1 uyarınca boşanma davası açmış, 07.05.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle davasını TMK m.149/2 kapsamında evliliğin iptaline (nispi butlan) dönüştürmüş; yerel mahkeme iptal isteminin ileri sürüldüğü ıslah tarihini esas alarak TMK m.152'deki hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, öğreti ve yerleşik içtihat doğrultusunda davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmış sayılmayacağını, tamamen ıslah edilen davanın ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğunu, bu nedenle hak düşürücü sürenin ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Evlenme 12.11.2011, ilk dava ise 19.12.2011 tarihli olduğundan dava süresinde sayılmış, mahkemenin iptal davasının esası hakkında karar vermesi gerekirken usulden reddetmesi doğru görülmemiştir. Daire ayrıca "kabule göre" yaptığı değerlendirmede, kararın gerekçesinde davacının delilleri toplanmadan esastan ret yönünde ifade bulunmasıyla hüküm fıkrasındaki hak düşürücü süreden ret arasında çelişki yaratıldığını da saptamış; ancak hüküm yalnızca 1. bentte gösterilen sebeple BOZULMUŞTUR.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2008/18247 K. 2009/21680 Onama

Evlenmenin nispi butlanı (TMK m.149/2) nedeniyle açılan iptal davası, iptal sebebinin öğrenildiği tarihten başlayan TMK m.152'deki altı aylık hak düşürücü süre dava tarihi itibarıyla geçmişse dinlenemez; bu durumda iptal isteminin reddine ilişkin sonuç doğrudur.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, başlangıçta boşanma olarak açılan davanın kamilen (tamamen) ıslah edilerek TMK m.149/2 uyarınca evliliğin nispi butlan nedeniyle iptaline dönüştürülmesi hâlinde, iptal isteminin TMK m.152'deki altı aylık hak düşürücü süre yönünden dinlenip dinlenemeyeceğine ilişkindir. Yerel mahkemenin kurduğu hüküm, davanın açılış tarihi itibarıyla TMK m.152'deki altı aylık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunması nedeniyle sonucu itibarıyla doğru kabul edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, dosyadaki yazılara, delillere ve kanuni gerektirici sebeplere dayanarak ve özellikle bu süre aşımını gözeterek hükmü "sonucu itibariyle doğru" bulup ONAMIŞTIR. Karar, tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilmiştir (15.12.2009).

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2007/13462 K. 2008/13809 Onama

Nisbî butlan sebebiyle açılan evliliğin iptali davası, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisi kalktığı tarihten itibaren altı aylık hak düşürücü süre içinde açılmazsa dava hakkı düşer.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, nisbî butlan sebebiyle açılan evliliğin iptali istemine ilişkin olup, davanın TMK m.152'de öngörülen altı aylık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı meselesinde toplanmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere ve kanuni gerektirici sebeplere göre yerel mahkemenin kararını usul ve kanuna uygun bularak temyiz istemini reddetmiş ve hükmün ONANMASINA karar vermiştir. Daire, özellikle TMK m.152'de yer alan altı aylık hak düşürücü sürenin somut olayda geçmiş bulunduğunun anlaşıldığını gerekçe göstermiştir. Anılan maddede bu süre, iptal sebebinin öğrenilmesinden (korku hâlinde korkunun etkisinin ortadan kalkmasından) itibaren işlediğinden, sürenin kaçırılması iptal davası açma hakkının düşmesi sonucunu doğurmaktadır. Böylece, hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan nisbî butlan davasının dinlenemeyeceği teyit edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2009/10719 K. 2010/12056 Onama

TMK m.152, evlenmenin iptali (nisbi butlan) davasında hak düşürücü süreyi düzenler: iptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, davacının nüfus kayıtlarında hem Hakkı Akpınar'la hem de bir başka kişiyle evliymiş gibi göründüğü; ikinci kaydın aslında kardeşi Asiye'nin davacının kimliğini kullanarak evlenmesinden kaynaklandığı bir olayda, başlangıçta nüfus kaydının düzeltilmesi istemiyle açılan, ancak ıslahla TMK m.145/1 uyarınca "evliliğin mutlak butlan sebebiyle iptali"ne dönüştürülen davaya ilişkindir; yerel mahkeme davayı TMK m.152'deki hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması gerekçesiyle reddetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, TMK m.152'de iptal davası açma hakkını hak düşürücü süreye bağlayan hükmün mutlak butlan halleri için değil, yalnızca nisbi butlan sebepleri için geçerli olduğunu vurgulayarak (2. H.D.'nin 7.11.2007 tarih, 2006/20602 E. 2007/15724 K. sayılı ilamına atıfla), ıslah edilmiş şekliyle görülen mutlak butlan davasının m.152'deki hak düşürücü süreden reddinin doğru olmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte Daire, somut olayda aynı kişinin ikinci kez evlenmesi söz konusu olmadığından, başka deyişle ortada bir mutlak butlan sebebi bulunmadığından, esasen davanın 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. ve devamı maddelerine dayanan nüfus kaydının düzeltilmesi niteliğinde olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle Yargıtay, ret kararının gerekçesini hatalı bulmakla birlikte sonucu itibarıyla doğru saymış ve hükmün ONANMASINA oybirliğiyle karar vermiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2020/6157 K. 2021/371 Bozma

Evlenmenin iptali davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer (TMK m. 152).

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, davacı erkeğin açtığı boşanma davasında, davalı kadının evlilik öncesi cinsel ilişki yaşamış (başka bir erkekten hamile kalıp evlilik birliği içinde doğum yapmış) olmasının boşanma sebebi sayılıp sayılamayacağına ilişkindir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilik birliği kurulmadan önceki nedenlere dayanılarak boşanma davası açılamayacağını, kadının evlilik öncesi bu davranışının boşanmada kusur oluşturmayacağını ve evlilik birliği kurulduktan sonra kadından kaynaklanan başkaca kusurlu bir davranışın da ispatlanamadığını belirtmiştir. Bu nedenle boşanma davasının reddi gerekirken boşanmaya karar verilmesini usul ve kanuna aykırı bulmuş; bölge adliye mahkemesi kararını kaldırarak ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Karar, eşinde bulunmaması birlikte yaşamayı çekilmez kılan önemli bir nitelikte yanılarak evlenen kişinin (TMK m.149/2) evlenmenin nispi butlanla iptalini isteyebileceğini, kadının evlilik öncesi davranışının ancak koşulları varsa bu nispi butlan davasına konu olabileceğini vurgular. Böyle bir olgunun boşanmanın değil, TMK m.152'deki hak düşürücü sürelere (öğrenme/korkunun kalkması tarihinden altı ay, her halde evlenmeden itibaren beş yıl) tabi nispi butlan/iptal yolunun konusu olduğu belirtilmiştir.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!