Dairenin değerlendirmesine göre Tebligat Kanunu m.11/1'in son cümlesi ile 5271 sayılı Kanun'un 35. maddesi birlikte uygulanır ve hüküm, "kararın içeriği hakkında bilgi sahibi olmayı ve müdafinin kusurlu davranışı ile kanun yoluna başvuru süresini geçirmiş olması halinde eski hale getirme imkanı olan" sanığa da tebliğ edilmelidir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı müdafie tebliğ edilmiş, ancak sanığa tebliğ edilmemişse "sanığın kararı öğrendiği 14.11.2023 tarihinde temyiz dilekçesi vermesi eski hale getirme niteliğinde olduğu ve temyiz talebinin kabul edilebilir olduğu değerlendirilmiştir".
TK Madde 11 Vekile ve kanuni mümesile tebligat
TK 11, vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağını, vekil birden çok ise birine tebliğin yeterli olduğunu, avukatın bürosunda tebligatın resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılacağını ve kanuni mümessili bulunanlara tebligatın bizzat kendilerine yapılması gerekmedikçe mümessile yapılmasını düzenler.
Resmi Metin
Vekile ve kanuni mümesile tebligat
(1) Madde 11 – Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır.
(2) Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır.
(3) Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır.
↪ Bu kanunda başka maddeye git
Avukat Yorumu
Hüküm nereye değil kime sorusunu çözer: vekille takip edilen işte muhatap kural olarak vekildir, asile yapılan tebligat vekili atlar. Adres yönünü TK m.10 bilinen en son adrese bağlar; ama TK m.35 uyarınca usulünce tebliğ almış kimse yeni adresini kaza merciine bildirmez ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemezse, evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır; ancak bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
- Birden çok vekil. Birine tebliğ yeterlidir; birden fazlasına yapılmışsa asıl tarih ilkinin tarihidir. İlk tebliğ kural olarak usulüne uygun olandır; sakat tebligatın erken tarihi bunu kurmaz. TK m.32 uygulansa bile sıralama, beyan edilen tarihe göre yapılır.
- Ceza kaydı. Birinci fıkra son cümlesi kararların sanıklara tebliğine ilişkin hükümleri saklı tutar; vekile tebliğ kuralı bunları bertaraf etmez.
- Çalışma saati sınırı. İkinci fıkra avukatın bürosunda yapılan tebligatı gün ve saatle sınırlar; büro dışı veya avukat olmayan vekil girmez. TK m.33 tatil günlerinde de tebligatı caiz sayar; ölçüt tatil değil, resmî çalışma günü ve saatidir. Denetim mazbatadan yürür; TK m.23 tebliğin yerini ve zamanını arar. Mazbata tek kanal değildir: TK m.36 celsede veya kalemde vekile tutanağa geçirilerek veya imza karşılığında, tebliğ konusu belirtilerek tevdii tebliğ hükmünde sayar ve mazbata aramaz; konu belirtilmemişse tutanak veya imza yetmez. Mazbatasız da süre işlemiş olabilir.
Üçüncü fıkra kanuni mümessili bulunanları ve bulunması gerekenleri kapsar; kanun bizzat tebliği emretmiyorsa mümessile gidilir; mümessilin atanmaması evrakı muhataba çıkarmayı haklı kılmaz. Tüzel kişide muhatap salahiyetli mümessildir (TK m.12). TK m.13 muhatabı değil tebellüğü düzenler: bu kişi mütat iş saatlerinde iş yerinde yoksa veya evrakı bizzat alamayacak haldeyse tebliğ orada hazır memur veya müstahdeme yapılır; TK m.22 (yaş, ehliyet) ve TK m.39 (hasım olmama) sınırlarıyla.
TK m.32 mevcut ama sakat tebliği, muhatabı tebliğe muttali olmuşsa muteber sayar; ikinci fıkrası muhatabın beyan ettiği tarihi tebliğ tarihi addeder. Burada muhatap vekildir; muttali olma kanıtlanmazsa tebligat bu yoldan muteber sayılmaz. Hüküm hiç çıkarılmamış tebligatı onarmaz. Beyan edilen tarih seçim değil; dosyayla çelişemeyen, aleyhe bağlayıcı vakıadır.
İlgili Yargıtay Kararları - TK m.11 uygulaması
Seçilmiş Yargıtay içtihatları. Özetler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.
Tebligat Kanunu m.11 uygulanırken mahkemenin kendi kanun yolu bildirimi de gözetilir. Kararda "7201 sayılı Tebligat Kanununun 11. maddesi gereğince vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağının belirtilmesine rağmen" Bölge Adliye Mahkemesi kararında sanıklara da tebligat yapılacağı yazıldığından, "sanıklar yönünden kendilerine de tebligat yapılacağı ve temyiz süresinin bu tebliğden itibaren başlayacağına yönelik ihtaratın yanıltıcı olduğu, dolayısıyla temyiz süresinin sanıklar yönünden kendilerine yapılan tebliğden itibaren başlayacağı kabul edilerek" inceleme yapılmıştır.
Daire, incelediği ek karara ilişkin temyizde TK m.11/1 ile m.7/a’yı birlikte değerlendirmiştir. Gerekçede “vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının gerekli ve yeterli olmasına” ve “baro levhasına yazılı avukatlara tebligatın elektronik yolla yapılmasında zorunluluk bulunmasına” dayanılmıştır. Müdafie yapılan tebligat sonrasında yasal sürede temyiz edilmediği kabul edilerek temyiz istemi reddedilmiş ve redde ilişkin ek karar onanmıştır.
Tebligat Kanunu m.11/1 uyarınca vekille takip edilen işlerde tebligat vekile yapıldığından, "Bölge Adliye Mahkemesi kararının 03.01.2021 tarihinde duruşmada hazır bulunan ve sanık lehine istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin bizzat kendisine tebliğ edilmesine rağmen sanık müdafiince süresinde temyiz isteminde bulunulmadığı" hâlinde "gerekçeli kararın daha sonradan sanığa tebliğ edilmesinin ayrıca yeni bir temyize imkan vermeyeceğinden" söz edilmiştir; bu kararda m.11 bakımından belirleyici olan, müdafie yapılan usulüne uygun tebliğdir.
Kararda aktarılan (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi kararına göre Tebligat Kanunu m.11 uygulaması için müdafiin vekâletname sunmuş olması aranmaz: "CMK hükümlerine göre müdafinin vekâlet sunma zorunluluğu olmaması karşısında 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesindeki 'vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır...' amir hükmü karşısında", "gerekçeli kararın sanık müdafisi olduğu anlaşılan Av. ... yerine sanığa tebliğ edilmesi kanuna aykırı olup, öğrenme tarihinden itibaren temyiz süresi başlayacağından, temyiz isteminin bu nedenle süresinde olduğu anlaşılmakla" incelemeye geçilmiştir.
Diğer kararlar (5)
Mercinin itiraz kararı sorumlu müdür yerine itiraz eden avukata tebliğ edilmişse, tebliğnameye uygun olarak benimsenen değerlendirmeye göre Tebligat Kanunu m.11 ile yayım yükümlülüğünün başlangıcı örtüşmez: "vekil aracılığıyla takip edilen işlerde tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereği vekile tebliği esas olarak kabul edilse de 5187 sayılı Kanun'a göre sorumlu müdürün düzeltme ve cevabı yayımlama zorunluluğunun avukatına yapılan tebliğden itibaren başlamayacağı" denilmiş; ayrıca "iddianame düzenlendikten sonra, gazetenin sorumlu müdürüne hitaben çıkartılan tebligatın 28.04.2015 tarihinde işyerinde daimi çalışana yapıldığı, suça konu edilen eylemin bu tebligat üzerine kurulmadığı" vurgulanmıştır.
Tebliğnameye uygun olarak benimsenen değerlendirmeye göre Tebligat Kanunu m.11 ile 5187 sayılı Kanun m.14/6'daki sürenin başlangıcı ayrışır: "vekil aracılığıyla takip edilen işlerde tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereği vekile tebliği esas olarak kabul edilse de 5187 sayılı Kanun'a göre sorumlu müdürün düzeltme ve cevabı yayımlama zorunluluğunun vekile yapılan tebliğden itibaren başlamayacağı" denilmiş; somut olayda "gazetenin sorumlu müdürüne hitaben doğrudan yapılan bir tebligat olmadığı gibi sorumlu müdürün ne zaman ve ne şekilde bu tebligattan haberdar olduğunun da belirlenemediği" saptanmıştır.
Tebligat Kanunu m.11, birden çok vekil bulunması hâlinde tebligatın tekrarını gerektirmez. Ceza Genel Kurulu "7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca birden fazla vekil var ise bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olması, eğer birden fazla vekile tebligat yapılmış ise bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihinin asıl tebliğ tarihi sayılacağı düzenlemesi" göz önüne alındığında "sanık ...’i soruşturma ve kovuşturma aşamasında temsil etmeyen ve Özel Dairece de gerekçeli karar tebliğ edilmeyen Avukat ...’ya sanık ...’in 25.09.2007 tarihinde verdiği vekâletnameye istinaden adı geçen avukatın 24.07.2017 havale tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunması karşısında, sanık ... müdafilerinin temyiz istemlerinin süresinden sonra olduğu kabul edilmelidir" demiştir.
Ceza Genel Kurulunun değerlendirmesine göre Tebligat Kanunu m.11 suçtan zarar gören bakımından da uygulanır: soruşturmada vekille temsil edilene gerekçeli kararın vekili yerine bizzat kendisine ya da banka şubesine tebliği hâlinde "Tebligat Kanunu’nun 11. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır.” şeklindeki emredici hükme aykırı olarak yapılan tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğu" ve "CMK’nın 260. maddesi uyarınca kanun yollarına başvurma hakkı bulunan Türk Ekonomi Bankası AŞ vekili ile ... vekiline gerekçeli kararın aynı Kanun’un 35/2 ile Tebligat Kanunu'nun 11/1. maddesi uyarınca tebliğ edilmesinin gerektiği" kabul edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu, TK m.11 uyarınca vekille takip edilen davada direnme kararının asile değil vekile tebliğ edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davacı asilin ölümü üzerine, TBK m.513’teki sona erme kuralıyla birlikte vekâlet verenin menfaatleri tehlikeye düşüyorsa vekâletin ifasına geçici olarak devam edilmesine ilişkin istisnayı da uygulamıştır. Somut uyuşmazlıkta “vekalet ilişkisinin bu aşamada sona ermesi vekalet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürme ihtimali bulunması nedeniyle, vekilin vekaleti geçici olarak devam ettiğinin kabulü gerekir” sonucuna varmıştır. Direnme ve geri çevirme kararlarının vekile usulünce tebliği, gerekçeli temyiz dilekçesi sunma olanağı tanınması ve yasal sürenin beklenmesi için dosyayı yerel mahkemeye geri çevirmiştir.
Kararın genel özetini gör
Alacak davasında yerel mahkeme istemi reddetmiş, davacının temyizi üzerine Özel Daire kararı bozmuş, mahkeme ise önceki kararında direnmiştir. Direnme kararı, davacı kendisini vekille temsil ettirdiği hâlde asile tebliğ edilmiş; Hukuk Genel Kurulu geri çevirme kararıyla bunun 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.11'e aykırılığını saptamıştır. Yerel mahkeme ise davacı asilin 01.07.2013'te öldüğünü, ölümle vekâlet ilişkisinin son bulduğunu, mirasçıların çoğunun yurt dışında bulunduğunu ve avans yokluğunu belirterek eksikliği gideremediğini bildirmiştir. Hukuk Genel Kurulu, TBK m.513/1'in ölümle vekâletin kendiliğinden sona ermesi kuralını anmakla birlikte, aynı maddenin ikinci fıkrasındaki istisnaya dayanmıştır: vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren, mirasçısı ya da temsilcisi işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar vekil vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür; bu yükümlülüğe aykırılık TBK m.506 gereğince tazmin sorumluluğu doğurur. Somut olayda vekâletin bu aşamada sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürme ihtimali taşıdığından, vekilin vekâletinin geçici olarak devam ettiğinin kabulü gerekmiş; gerekçeli direnme kararı ile geri çevirme kararının mirasçılara değil davacı vekiline usulünce tebliği, asilin ölümünden önce açıkladığı temyiz iradesi de gözetilerek vekile gerekçeli temyiz dilekçesi sunma olanağı tanınması ve yasal temyiz süresinin beklenmesi gerektiği belirtilerek, dosya yerel mahkemeye oybirliğiyle geri çevrilmiştir.