TK Madde 10 Bilinen adreste tebligat

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TK 10, tebligatın muhatabın bilinen en son adresinde yapılacağını, bu adres tebligata elverişli değilse veya tebligat yapılamazsa adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin esas alınacağını ve muhatabın kabulüyle her yerde tebligat yapılabileceğini düzenler.

Resmi Metin

Bilinen adreste tebligat

(1) Madde 10 – Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.

(2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.

Ek hüküm (fıkra): · 6099 s.K. m.3

(3) Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Madde tebligatı sıraya bağlar: ilk halka tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresidir; kaynağı sınırlanmamıştır. Vekille takip edilen işte TK m.11 tebligatı vekile yöneltir; vekil birden çoksa birine tebliğ yeter, birden fazlasına yapılmışsa ilk tarih esastır. Aynı fıkra ceza yargılamasında kararların sanıklara tebliğine ilişkin hükümleri saklı tutar. Kanuni mümessili bulunanlarda tebligat, bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe mümessile yapılır. Kazai tebligatta (TK m.34) tüzel kişide TK m.35 resmî kayıtlardaki adresi esas alır. TK m.7/a kapsamındakilerde e-tebligat zorunludur; fizikî yol, e-tebligat zorunlu bir sebeple yapılamazsa gündeme gelir.

İkinci fıkra kabul kuralıdır: şartlardan biri yeterlidir; kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilinen en son adres sayılır:

  • adresin tebligata elverişsizliğinin anlaşılması,
  • o adreste tebligat yapılamaması.

Şartlar tespit veya deneme varsayar; dosyada gösterilmeden kayıt sistemi adresine çıkılması kabulü doğurmaz. Ağırlığı TK m.21 verir: gösterilen adres kayıt sistemindekiyse, orada hiç oturmamış olsa dahi evrak muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim edilir, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Bu usul, ancak muhatap ve yerine tebellüğe yetkili kimselerin hiçbiri adreste bulunmazsa veya tebellüğden imtina edilirse uygulanır.

Kazai tebligatta zinciri TK m.35 de keser: usulünce tebliğ yapılan kimse adresini değiştirip bildirmez ve kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, evrak eski adresin kapısına asılır, asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır; sonraki tebliğler eski adrese çıkarılıp muhataba yapılmış sayılır. Kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi tespit edilebiliyorsa kapıya asma yolu kapalıdır, tebligat oraya çıkar.

Sıraya uyulmazsa sonucu bu madde değil TK m.32 verir: muhatabın tebliğe muttali olduğu ortaya konursa tebliğ usulüne aykırı olsa bile muteber sayılır ve beyan ettiği tarih tebliğ tarihi addolunur; aksi hâlde tebligat yenilenir. Madde sakat tebliği onarır, hiç çıkarılmamışı geçerli kılmaz.

Üçüncü fıkra yer kaydını kaldırır, kişi kaydını değil: her yerde tebligat ancak tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulüyle caizdir. Muhatap yerine teslim bu fıkraya değil, TK m.12, TK m.13 ve TK m.16 gibi hükümlere dayanır.

TK m.23 mazbatada kayıt sistemi adresine yapılan tebligata ilişkin kaydı arar; ikinci fıkra yolu bununla denetlenir.

İlgili Yargıtay Kararları - TK m.10 uygulaması

Seçilmiş Yargıtay içtihatları. Özetler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Yargıtay 10.CD E. 2025/1141 K. 2025/11981

Daire, TK m.10/2 çerçevesinde bilinen son adrese normal tebligat aşaması tamamlanmadan doğrudan TK m.21/2 usulüne geçilmesini usulsüz değerlendirmiştir. Somut olay anlatımında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının önce doğrudan MERNİS adresine m.21/2 uyarınca tebliğe çıkarıldığını, daha sonra savunmada bildirilen adrese gönderilen evrakın muhatabın taşınması nedeniyle iade edildiğini belirtmiştir. Bu işlemleri usulsüz bulmuş ve erteleme kararının usulüne uygun kesinleşmediği sonucuna varmıştır.

Yargıtay 10.CD E. 2025/2557 K. 2025/10744

Kanun yararına bozma isteminde ileri sürüldüğü üzere, Tebligat Kanunu m.10 sırası izlenmeden çıkarılan tebligat usulüne uygun değildir: istemde “7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesi gereğince şüphelinin bilinen son adresine tebligat yapılmaksızın, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca doğrudan mernis adresine yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı” belirtilmiş; ayrıca “söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı” ileri sürülmüştür.

Yargıtay 10.CD E. 2024/247 K. 2025/7736

Kararın gerekçesinde Tebligat Kanunu m.10 şöyle aktarılmıştır: “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” Bu iki aşamalı yönteme göre “Sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı ve tebligatın 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre yapıldığı, bu yönüyle yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu” saptanmıştır.

Yargıtay 10.CD E. 2023/21359 K. 2025/4638

Tebligat Kanunu m.10 uyarınca “öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp” işleme başlanır. Somut olayda “kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin sanığın soruşturma aşamasında beyan ettiği adrese çıkartılmadan farklı bir adrese” mernis şerhi düşürülmek suretiyle çıkartılması ve mahalle muhtarına yapılması nedeniyle tebligatın usûlsüz olduğu belirlenmiştir; muhatabın beyan ettiği adres atlanamaz.

Yargıtay 10.CD E. 2024/266 K. 2025/3929

Tebligat Kanunu m.10 ve özellikle m.10/2'nin öngördüğü sıraya göre “tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek” tebliğ işlemleri tamamlanır. Karara göre “Hükümlünün 19.03.2017 tarihli eylemi nedeniyle verilen 01.06.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan MERNİS adresine çıkarılarak muhtara teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu” anlaşılmıştır.

Diğer kararlar (11)
Yargıtay 10.CD E. 2024/4282 K. 2025/3966

Tebligat Kanunu m.10'un ikinci aşamasına geçilirken şerh zorunludur. Karara göre “çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8. maddelerinin ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre” “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekir; bu sıra izlenmeden doğrudan MERNİS adresine çıkarılan tebligatın usulsüz olduğu belirlenmiştir.

Yargıtay 10.CD E. 2024/4252 K. 2025/3962

Tebligat Kanunu m.10/2, adres kayıt sistemindeki adrese geçişi koşula bağlar: “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” Bu koşul gerçekleşmeden “kararın, 31.01.2019 tarihinde MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca çıkarılarak muhtara teslim edildiği, tedbirin infazı için dosyanın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği” biçiminde işlem yapılması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu belirlenmiştir; m.10 sırası atlanamaz.

Yargıtay 10.CD E. 2024/1297 K. 2025/4001

Kanun yararına bozma isteminde ileri sürüldüğü üzere, Tebligat Kanunu m.10/2'deki iki aşamalı yöntem gereği “öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp” işlem yapılmalıyken, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 08/10/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın sanığın doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre sanığın mernis adresine 27/10/2014 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği” anlaşılmış; m.10 sırasının atlandığı ileri sürülmüştür.

Yargıtay 8.CD E. 2024/80 K. 2025/2472

Daire, TK m.10/2 bakımından önce bilinen son adrese normal tebligat çıkarılmasını; bilinen adres yoksa veya bu adres AKS adresiyle aynıysa AKS adresinin MERNİS şerhi konulmadan kullanılmasını açıklamıştır. İkinci aşamayı, çıkarılan tebligatın tebliğ edilemeden iade edilmesine bağlamış; ancak bu durumda TK m.21/2 uyarınca AKS adresine tebligata geçileceğini belirtmiştir. Ayrı olarak, somut HAGB dosyasında doğrudan m.21/2 ile yapılan tebligatı usulsüz bulmuş ve karar kesinleşmediği için CMK m.231 kapsamında denetim süresinin başlamadığını kabul etmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2023/455 K. 2025/123

Elektronik tebligatın mümkün olmadığı hâllerde Tebligat Kanunu m.10'a dönülür. Karara göre “Görüldüğü üzere muhataba elektronik yolla tebligat yapılabilmesi için onun kayıtlı elektronik tebligat adresinin olması gerekir.” “Muhatabın, elektronik adresi bulunmuyorsa ya da zorunlu bir sebepten ötürü elektronik yolla tebligat yapılamıyorsa tebligat kural olarak 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre PTT aracılığıyla fiziki ortamda yapılır.” Kararda ayrıca, elektronik tebligat adresi bulunmayan ya da adresi aktivasyon işlemi yapılarak kullanıma açılmamış olan ticaret şirketleri bakımından da bu zorunlu sebep nedeniyle Kanun'da öngörülen diğer klasik usullere göre tebligat yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Kararın genel özetini gör

Hukuki mesele: Limited şirkete, elektronik tebligat ve bilinen son adrese klasik tebligat yapılmaksızın doğrudan ticaret sicil adresine 7201 sayılı Kanun m.35'e göre yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı. Değerlendirme: Özel hukuk tüzel kişisine önce elektronik, mümkün değilse bilinen son adrese klasik tebligat çıkarılmalı; sicil adresine de önce normal tebligat denenmeden m.35 uygulanamaz; somut olayda bu sıraya uyulmamıştır. Sonuç: Direnme kararının genişletilmiş gerekçeyle BOZULMASINA, oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Yargıtay 10.CD E. 2023/16524 K. 2025/1579

Daire, TK m.10’daki bilinen son adres ve adres kayıt sistemi sırasından hareketle, gerçek kişilere tebligatta iki aşamalı yöntemi uygulamıştır. Önce bilinen son adrese normal tebligat çıkarılmasını, bunun tebliğ edilemeden dönmesi üzerine adres kayıt sistemindeki adrese özel usulle tebligata geçilmesini aramıştır. Somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 22.10.2018 tarihinde doğrudan şüphelinin MERNİS adresine TK m.21/2 uyarınca tebliğini usulsüz değerlendirmiştir.

Yargıtay 4.CD E. 2022/2040 K. 2024/15612

Daire, TK m.10’daki adres sırasını m.21/2’deki özel tebliğ usulüyle birlikte uygulamıştır. Gerekçesinde, önce muhatabın bildirdiği son adrese MERNİS şerhi olmadan tebligat yapılmasını; bu adresin tebligata elverişsizliği veya tebligat yapılamaması hâlinde adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine m.21/2 kapsamında MERNİS şerhli tebligat çıkarılmasını aramıştır. Somut olayda yoklukta verilen HAGB kararının doğrudan m.21/2’ye göre tebliğini usulsüz bulmuş; karar usulünce kesinleşmediğinden denetim süresinin de başlamadığını kabul etmiştir.

Yargıtay 2.CD E. 2024/2760 K. 2024/12100

İki aşamalı yöntemin kaynağı Tebligat Kanunu m.10'dur. Kararın gerekçesinde m.10/2'deki “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü esas alınmış; “gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, sanığın ve katılanın bilinen en son adreslerine tebligat yapılmadan” bilinen en son adreslerinden farklı olan MERNİS adreslerine çıkarılan tebligatların usûlsüz olduğu saptanmıştır.

Yargıtay 2.CD E. 2023/11797 K. 2023/5148

Tebligat Kanunu m.10/2'deki iki aşamalı yöntem, bilinen son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı olduğunda da geçerlidir: “önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp” işlem yapılır. Bu nedenle “yokluğunda verilen kararın 27.01.2017 tarihinde sanık ...'a bilinen son adresi ve aynı zamanda MERNİS adresi olan adresine doğrudan” MERNİS adresi “ibaresi ile çıkarılan ve Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereği muhtara yapılan tebligatın usûlüne göre olmadığı” Yargıtay 2. Ceza Dairesinin gerekçesinde belirlenmiştir; m.10 sırası bu halde de atlanamaz.

Yargıtay 9.CD E. 2021/958 K. 2021/3317

2010 tarihli hükmün tebliğini konu alan dosyada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2021 tarihli itirazında TK m.10 uyarınca bilinen son adrese tebligat yapılması gerektiği belirtilmiştir. İtirazda, bu adrese gönderilen gerekçeli karar tebliğ edilemeden dönünce, adreste daha önce tebligat yapılmış olmamasına rağmen aynı adrese TK m.35 uyarınca çıkarılan tebligatın geçerli olmadığı ve öğrenme üzerine yapılan temyizin süresinde kabulü gerektiği ileri sürülmüştür. Daire de somut adreste önceden usulüne uygun tebligat bulunmadığını saptayarak itirazı bu yönden yerinde görmüştür.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2016/25573 K. 2017/3130

Tebligat Kanunu m.10 bakımından karara göre “Yukarıda açıklanan kanun ve yönetmelik hükümlerine göre öncelikle bildirilen adrese tebligat çıkarılacak, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde ise, bu kez muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre çıkarılacaktır.” Kararda ayrıca şu değerlendirme yapılmıştır: “Tebligat Kanununun 10/2 ve 21/2. maddelerini farklı şekilde yorumlayarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması Anayasanın 36. maddesine aykırı olur ve muhatabın savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir.”

Kararın genel özetini gör

Hukuki mesele: Evlilik dışı doğan çocuğun velayetinin kaldırılarak biyolojik babaya verilmesi talebinde soybağı ve velayet ilişkisinin belirlenmesi. Değerlendirme: Mahkeme usulsüz tebligatla davalının savunma hakkını kısıtlamış, çocukla anne arasındaki menfaat çatışması için kayyım atanmamış; ayrıca evli olmayan ana-babada velayet anaya ait olup baba ile çocuk arasında soybağı (tanıma) kurulmadan velayet babaya verilemez. Sonuç: Hüküm üç bentteki sebeplerle BOZULMASINA karar verilmiştir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!