Davayı kabul davaya son veren tek taraflı bir usul işlemi olduğundan, kabul beyanının kayıtsız, şartsız, açık ve tereddüde yer vermeyecek biçimde kesin olması zorunlu olup; şarta veya kayda bağlanmış ya da davacının talep sonucuyla ilgili bir itirazla birlikte yapılan beyan, uyuşmazlığı gerçek anlamda sona erdirmediğinden HMK m.308 anlamında geçerli bir kabul niteliğinde değildir (HMK m.308).
Detaylı özeti gör
Somut olayda davacı paydaş, İzmir'deki paylı taşınmazda diğer paydaşların paylarını davalı şirkete sattığını, satış bedelinin önalım hakkını engellemek için tapuda yüksek gösterildiğini ileri sürerek önalım (şuf'a) hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının 841.827,00 TL şuf'a bedelini kesin süre içinde depo etmesi kaydıyla davayı kabul ettiğini belirtmiş, ancak davacının bedelde muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi kabul beyanı doğrultusunda davayı kısmen kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise HMK m.308 anlamında usulünce yapılmış bir kabul bulunmadığı ve fiili taksim olgusu sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararı bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davalının bedelde muvazaa iddiasına karşı çıkması nedeniyle HMK'nın 309/4. maddesine uygun kayıtsız, şartsız, açık ve kesin bir kabul beyanı bulunmadığından aynı Kanun'un 308. maddesi anlamında geçerli bir kabulün varlığından söz edilemeyeceğini, önalım bedeli konusundaki uyuşmazlık sürdüğü için kabulün kesin hüküm gibi sonuç doğuramayacağını belirterek direnme kararının onanmasına karar vermiştir.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe