HMK Madde 308 Davayı kabul

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

HMK 308, kabul, davalının davacının talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir ve ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.

Resmi Metin

Davayı kabul

Madde 308- (1) Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.

(2) Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, davalının davacının talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakat etmesi anlamına gelen kabul kurumunu düzenler. İlk fıkra kabulü tanımlar ve bunu davalıya özgü, davacının talep sonucuna yönelik bir irade beyanı olarak ortaya koyar; muvafakatin talebin tamamını ya da yalnızca bir bölümünü kapsayabileceğini belirtir. İkinci fıkra ise kabulün hüküm doğurabilmesini, davanın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir dava olması koşuluna bağlar. Böylece kabul, hem davalı tarafından yapılan bir usul işlemi olarak hem de etkisi bakımından dava konusunun niteliğiyle sınırlanmış biçimde tanımlanır.

Usul mekaniği yönünden kabul, davalı tarafça yapılan ve doğrudan davacının talep sonucuna yönelen bir beyandır; davacının kabulü gibi bir kuruma değil, davalının muvafakatine dayanır. Kabulün hüküm doğurması, tarafların dava konusu üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesi şartına bağlandığından, bu serbestînin bulunmadığı dava ve işlerde beyan kendiliğinden sonuç doğurmaz. Madde, kabulün hangi durumlarda hüküm ifade edeceğini bu ölçütle belirler; süre, başvuru yolu veya görevli mahkeme gibi ayrıntılara metinde yer verilmemiştir. Dolayısıyla kabulün kapsamı kısmî ya da tam olabilse de, sonuç doğurabilmesi her hâlde dava konusunun tasarruf edilebilir nitelikte olmasına bağlıdır.

Gerekçe

1086 sayılı Kanunun 92 nci maddesindeki düzenlemede, davayı kabul, hatalı bir biçimde iki tarafça da yapılması mümkün olan bir işlem olarak tanımlanmakta idi. Oysa, davayı kabul, ancak kendisine karşı bir talepte bulunulan davalı tarafından yapılabilecek bir işlemdir. Maddede, kabulün davalı tarafça yapılacak bir işlem olduğuna açıklık getirilmiş, ayrıca kısmen kabulün de mümkün olduğu vurgulanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında, kabulün, sadece tarafların, konusu üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda mümkün olduğu ve davayı sona erdirici bir etki doğuracağı açıklanmıştır. Doktrin ve mahkeme içtihatları da bu yöndedir.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

Tasarının 311, 312, 313, 314 üncü maddeleri teselsül nedeniyle 313, 314, 315 ve 316 ncı maddeler olarak aynen kabul edilmiştir.

TBMM GENEL KURULU

TBMM Genel Kurulunda 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler tasarı metninden çıkartılmış ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - HMK m.308 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2023/218 K. 2025/30

Davayı kabul davaya son veren tek taraflı bir usul işlemi olduğundan, kabul beyanının kayıtsız, şartsız, açık ve tereddüde yer vermeyecek biçimde kesin olması zorunlu olup; şarta veya kayda bağlanmış ya da davacının talep sonucuyla ilgili bir itirazla birlikte yapılan beyan, uyuşmazlığı gerçek anlamda sona erdirmediğinden HMK m.308 anlamında geçerli bir kabul niteliğinde değildir (HMK m.308).

Detaylı özeti gör

Somut olayda davacı paydaş, İzmir'deki paylı taşınmazda diğer paydaşların paylarını davalı şirkete sattığını, satış bedelinin önalım hakkını engellemek için tapuda yüksek gösterildiğini ileri sürerek önalım (şuf'a) hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının 841.827,00 TL şuf'a bedelini kesin süre içinde depo etmesi kaydıyla davayı kabul ettiğini belirtmiş, ancak davacının bedelde muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi kabul beyanı doğrultusunda davayı kısmen kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise HMK m.308 anlamında usulünce yapılmış bir kabul bulunmadığı ve fiili taksim olgusu sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararı bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davalının bedelde muvazaa iddiasına karşı çıkması nedeniyle HMK'nın 309/4. maddesine uygun kayıtsız, şartsız, açık ve kesin bir kabul beyanı bulunmadığından aynı Kanun'un 308. maddesi anlamında geçerli bir kabulün varlığından söz edilemeyeceğini, önalım bedeli konusundaki uyuşmazlık sürdüğü için kabulün kesin hüküm gibi sonuç doğuramayacağını belirterek direnme kararının onanmasına karar vermiştir.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!