HMK Madde 305 Hükmün tavzihi

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

HMK 305, hüküm yeterince açık değilse, icrasında tereddüt yaratıyorsa ya da birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icra tamamlanıncaya kadar taraflar tavzihini isteyebilir; ancak tavzihle taraflara tanınan hak ve borçlar sınırlandırılamaz, genişletilemez veya değiştirilemez.

Resmi Metin

Hükmün tavzihi

Madde 305- (1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.

(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Hüküm, kural olarak verildikten sonra onu veren mahkeme bakımından bağlayıcı hâle gelir; ancak kararın infaz edilebilmesi için açık ve tereddüde yer vermeyen bir içeriğe sahip olması gerekir. HMK 305, işte bu ihtiyaca yönelik bir düzeltici yol olarak hükmün tavzihini düzenler. Birinci fıkra, tavzihin başvuru zeminini üç hâlle sınırlandırır: hükmün yeterince açık olmaması, icrasında tereddüt uyandırması ya da birbirine aykırı fıkralar içermesi. Aynı fıkra, başvuru zaman aralığını “icrası tamamlanıncaya kadar” biçiminde belirler ve bu imkânı “taraflardan her biri”ne tanır; talebin konusu, hükmün açıklanması yahut mevcut tereddüt veya aykırılığın giderilmesidir. İkinci fıkra ise tavzihin sınırını çizerek, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ile yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağını, genişletilemeyeceğini ve değiştirilemeyeceğini öngörür.

Usul mekaniği bakımından tavzih, kararı veren mahkemeden istenen ve var olan hükmün anlamını netleştirmeye yönelik bir taleptir; metnin lafzına göre buradaki işlev hükmü düzeltmek değil, mevcut içeriği açıklamak ya da çelişki ve tereddüdü gidermektir. İkinci fıkradaki yasak, bu işlevin maddi sınırını oluşturur: tavzih, hüküm fıkrasındaki hak ve borç dengesini koruyacak biçimde işlemek zorunda olup, taraflara yeni bir hak veya yükümlülük ekleyecek ya da mevcut olanı kapsam itibarıyla değiştirecek nitelikte kullanılamaz. Başvurunun zamansal çerçevesi resmî metinde icranın tamamlanmasıyla bağlanmış olduğundan, bu sürenin değerlendirilmesi maddenin lafzına dayanır. Tavzih kararı, açıklanan veya çelişkisi giderilen asıl hükümle birlikte değerlendirilir ve niteliği itibarıyla onun bir parçasını oluşturur.

Gerekçe

1086 sayılı Kanunun 455 inci maddesindeki düzenlemeye karşılık gelen bu madde ile hükmün tavzihi konusu yeniden düzenlenmiştir. Maddeye göre, bir hükmün cebri icra yoluyla yerine getirilmesinde veya uygulanmasında tereddüt doğurabilecek diğer hallerde; icraya konu olan hüküm bir eda davasına ait ise icrası tamamlanıncaya kadar, diğer durumlarda, yani tespit hükümlerinde veya inşai hükümlerde ise uygulanması söz konusu olduğu sürece tavzih yoluna başvurulabilmesi öngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrası ile tavzihin sınırları belirtilmiştir.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

Tasarının 308 ve 309 uncu maddeleri teselsül nedeniyle 310 ve 311 nci maddeler olarak aynen kabul edilmiştir.

TBMM GENEL KURULU

TBMM Genel Kurulunda 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler tasarı metninden çıkartılmış ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - HMK m.305 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 2.HD E. 2015/6629 K. 2015/8849

Tavzih yoluyla hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar sınırlandırılamaz, genişletilemez ya da değiştirilemez; hükme yeni bir hüküm ilave edilmesi sonucunu doğuran bu tür taleplerin reddi gerekir (HMK m.305). Tavzih, ancak hükmün yeterince açık olmadığı veya icrasında tereddüt uyandırdığı yahut birbirine aykırı fıkralar içerdiği hâllerde mümkün olup, açıklığa kavuşturulacak müphem bir husus bulunmayan kesinleşmiş hükmün şümulü bu yolla genişletilemez (HMK m.305).

Detaylı özeti gör

Somut olayda, davacıların mirasbırakanı (babaları) Y. İ. ile davalı Yüksel arasındaki evlilik, akit tarihinde mirasbırakanın akıl hastası olup evlenme ehliyeti bulunmadığı kabul edilerek mutlak butlan (TMK m.145) sebebiyle iptal edilmiş ve bu karar 14.05.2014 tarihinde kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra mirasçı davacılar, davalının evlenmede iyiniyetli olmadığını ve bu nedenle mirasçı olamayacağını ileri sürerek bu yönde karar verilmesini istemiş; Adana 2. Aile Mahkemesi ek kararla davalının iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle TMK m.159/2 uyarınca mirasçı olamayacağının tespitine karar vermiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise istemin, kesinleşen butlan hükmünün tavzihi (HMK m.305) niteliğinde olduğunu; yenilik doğurucu butlan hükmünde icrası gereken bir husus, çelişki veya açıklığa kavuşturulacak müphem bir nokta bulunmadığını belirtmiştir. Tavzih yoluyla hüküm genişletilemeyeceği, hükme yeni hüküm ilave edilemeyeceği ve kesin hükmün şümulünün bu yolla genişletilemeyeceği gözetilerek, isteğin reddi yerine kabulüne dair verilen ek karar usul ve kanuna aykırı bulunmuş ve bozulmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!