HMK Madde 166 Davaların birleştirilmesi

Özet 5 fıkra · ~3 dk okuma

HMK 166, aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerde açılmış bağlantılı davalar ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Bu mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır. Ayrı yargı çevrelerinde birleştirme ikinci davanın mahkemesinden istenir.

Yürürlükte AYM iptal + yeniden düzenleme Son olay: 7589 s.K. m.23 (31 Temmuz 2026)

Resmi Metin

Davaların birleştirilmesi

Madde 166- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. İlk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.

Değişiklik: · 7589 s.K. m.23

(2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.

(3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.

(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.

(5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Norm Durumu ve Değişiklikler

Bu madde yürürlüktedir. Aşağıdaki Anayasa Mahkemesi iptali ve sonraki yeniden düzenleme, maddenin güncel hâline ilişkindir:

  1. AYM iptali 1. fıkra, 2. cümle (ibare) AYM E.2024/237 K.2025/137 · RG 25/9/2025, S.33028 AYM'nin 17/6/2025 tarihli E.2024/237 K.2025/137 sayılı kararıyla, birinci fıkranın ikinci cümlesindeki "...ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar." ibaresi iptal edilmiştir. İptal hükmü 25 Eylül 2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu boşluk, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle doldurulmuş; birinci fıkranın ikinci cümlesi yeniden yazılmıştır.
  2. Yeniden düzenleme 1. fıkra, 2. cümle 7589 s.K. m.23 · RG 31/7/2026, S.33326 Birinci fıkranın ikinci cümlesi, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle değiştirilmiştir. Anayasa Mahkemesi iptaliyle doğan boşluk giderilerek, ilk davanın açıldığı mahkemenin birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlı olduğu hükme bağlanmıştır. Değişiklik 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
    Değişiklikten önceki metin - yürürlükte değildir: Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir.

Karar metinleri için AYM Norm Kararları Bilgi Bankası ve Resmî Gazete arşivini inceleyebilirsiniz.

Avukat Yorumu

Bu madde, bağlantılı davaların birleştirilmesini, bağlantının koşullarını ve birleştirme kararının bağlayıcılığını düzenler. Birinci fıkraya göre aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış bağlantılı davalar, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Bu fıkranın ikinci cümlesi 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle değiştirilmiş ve 31/7/2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir: ilk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır. Böylece birinci fıkrada bağlayıcılık, ikinci fıkrada olduğu gibi kararın kesinleşmesi ölçütüne bağlanmıştır.

Değişikliğin arka planında Anayasa Mahkemesinin 17/6/2025 tarihli ve E.: 2024/237, K.: 2025/137 sayılı kararı bulunur; bu kararla birinci fıkrada birleştirme kararının diğer mahkemeyi bağlayacağını öngören ibare iptal edilmiş, iptal 25/9/2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İptalden sonra birinci fıkrada bağlayıcılığa ilişkin kural bulunmuyordu; 31/7/2026’da yürürlüğe giren cümleyle fıkra yeniden bir bağlayıcılık kuralına kavuşmuştur. Değiştirilen cümle kararın hangi mahkemece verileceğini belirtiyordu; yeni cümle bu hususu düzenlememektedir. Kesinleşme ölçütü, 168 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca birleştirme kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilmesiyle birlikte okunmalıdır. Maddenin kalan fıkraları korunmuştur; bağlantı, davaların aynı veya benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkındaki hükmün diğerini etkilemesi hâlinde vardır.

Gerekçe

Bu gerekçe 6100 sayılı Kanunun ilk kabul metnine aittir; sayfadaki hüküm daha sonra düzenleme görmüştür.

“Davaların birleştirilmesi” başlığını taşıyan bu maddeye göre, ayrı ayrı açılmış davalar arasında ancak bu maddede gösterilen anlamda bir bağlantı bulunması halinde, davaların birleştirilmesi istenebilir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde, davaların birleştirilmesi usul ekonomisi açısından önem taşımaktadır.

Bu durumda aynı yargı çevresinde yer alan, aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olan davalarda birleştirme kararı, talep üzerine veya kendiliğinden hüküm verilinceye kadar her zaman verilebilecektir. Aynı düzey ve aynı sıfattaki mahkemelerden anlaşılması gereken; her iki davanın da görüldüğü mahkemenin, asliye hukuk mahkemesi veya sulh hukuk mahkemesi yahut iş mahkemesi yahut aile mahkemesi olması gerekir. Birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkemece verilecek ve bu karar diğer mahkemeyi bağlayacaktır.

Ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılan davalarda birleştirme talepleri, her zaman ileri sürülebilecektir. Zira, 1086 sayılı Kanunda olduğu gibi ilk itiraz olarak muhafazası halinde çoğunlukla bu davalar birbiri yönünden bekletici mesele yapıldığından yargılamanın daha da uzamasına sebebiyet vermektedir. Ayrıca ilk itirazda bulunulmaması halinde, hakim, irtibat unsurunu re’sen gözetip, davaları birleştiremeyeceği için aynı konuda çelişik kararların ortaya çıkması da muhtemeldir. Bunun önüne geçmek için sözü edilen halde de davaların birleştirilmesi ilk itiraz olmaktan çıkarılmıştır.

Üçüncü fıkrada, birleştirme kararının derhal, ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirileceğine ilişkin usul hükmüne yer verilmiştir.

1086 sayılı Kanundan farklı olarak, davalar arasında bağlantıdan ne anlaşılması gerektiğini ifade eden dördüncü fıkrada, davaların benzer sebeplerden doğması birleştirme sebebi olarak kabul edilmiş ve genişletilmiştir.

5235 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde, adli yargı ikinci derece mahkemeleri olarak bölge adliye mahkemelerinin kuruluşu düzenlenmiştir. Adli yargı alanında ilk derece mahkemelerinin verdiği kararlar bakımından istinaf kanun yolu getirilmiştir.

Beşinci fıkra ile istinaf incelemesi sırasında da davaların birleştirilebileceği kabul edilmiştir. Bu durumda istinaf incelemesinin, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılacağı kabul edilmiştir.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

Tasarının 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172 ve 173 üncü maddeleri teselsül nedeniyle 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174 ve 175 inci maddeler olarak aynen kabul edilmiştir.

TBMM GENEL KURULU

TBMM Genel Kurulunda 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler tasarı metninden çıkartılmış ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - HMK m.166 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2021/848 K. 2023/213 Direnme Bozuldu

Davaların aynı veya benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda aralarında bağlantı bulunduğu kabul edilerek birleştirmeye karar verilebilir; bağlantı bulunmayan, sonradan açılmış ve görülmekte olan davadaki uyuşmazlığa etkisi olmayan bir davanın ise birleştirilmesine karar verilemez (HMK m.166).

Detaylı özeti gör

Karar, davalar arasında bağlantı bulunup bulunmadığının ve buna göre birleştirme kararı verilip verilemeyeceğinin (HMK m.166), bir davanın diğerini etkileyecek nitelikte olup olmamasına göre belirleneceğini ortaya koymaktadır. Somut olayda taraflar arasında birleştirilerek görülen bağımsız tedbir nafakası ve karşılıklı boşanma davalarında, boşanmaya ilişkin hüküm 12.01.2018 tarihinde kesinleşmiş, yargılama yalnız boşanmanın fer'îleri (tazminat ve nafaka) yönünden sürmüştür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, davalı-birleşen davacı erkeğin 26.08.2020 tarihinde TMK'nın 161. maddesine dayanarak açtığı zina sebebiyle boşanma davasının eldeki dava ile bağlantılı olduğunu (HMK m.166/1 ve m.166/4) kabul ederek birleştirme amacıyla kararı bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi ise önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, boşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik birliğinin ve sadakat yükümlülüğünün sona erdiğini, dolayısıyla zina davasının açıldığı tarihte taraflar arasında sadakat yükümlülüğü bulunmadığını, sonradan açılan bu davanın eldeki davadaki kusur belirlemesine etkisinin olmadığını belirleyerek aralarında bağlantı bulunmadığı sonucuna varmış ve direnme kararını usul ve yasaya uygun bularak yerinde görmüştür.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!