Bu madde bir tebligat usulü değil, tebligatın yerine geçen bir teslim biçimidir. Kapsamı yalnız davayla sınırlı değildir; soruşturma ve takip evrakı ile katılana yapılan tevdi de aynı rejime tabidir. Duruşmada veya kalemde evrakın, tebliğ konusu belirtilerek tutanağa geçirilmek suretiyle veya imza karşılığında verilmesi, ayrıca posta yoluyla bir tebliğ beklenmesini gerektirmez; ilgili sürenin başlangıcı ve hesabı kendi usul mevzuatından okunur. Sık görülen hata, kalemde alınan evrak için ayrıca tebligat beklemektir.
Maddenin şartı dar ama katıdır: teslimin tutanağa geçirilmesi veya imza karşılığında yapılması ve tebliğ konusunun belirtilmesi gerekir. Evrak tebliğ edildi biçimindeki bir tutanak satırı, hangi belgenin verildiğini göstermediği için sonradan ispat sorunu yaratır. Duruşmada elinize bir belge verildiğinde tutanağa belgenin adı, tarihi ve varsa ek sayısıyla yazılmasını talep edin; itirazınız varsa tutanak kapanmadan bunu da yazdırın.
Ortada tebliğ mazbatası bulunmadığı için dosyadaki tek kanıt tutanak ya da kalemde atılan imzadır; kalemde teslim aldığınız evrak için ayrıca tebligat gideri talep edilmesi de maddeye aykırıdır. Tevdi hiç kayda geçmemiş veya tebliğ konusu belirtilmemişse sonuç kendiliğinden yokluk değildir: TK m.32 uyarınca tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebliğe muttali olmuşsa muteber sayılır ve muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi kabul edilir. TK m.32 hiç yapılmamış bir tebliği var saymaz; yalnız mevcut ama usulü sakat bir tebliğin, öğrenme olgusu gerçekleştiğinde doğuracağı sonucu düzenler.
Vekille takip edilen işlerde TK m.11 tebligatın vekile yapılmasını öngörür. TK m.36 tevdiin doğrudan tarafa yapılmasına da izin verir; bu bir geçerlilik eksikliği değildir. Yine de vekille takip edilen işte tevdiin vekile yapılması tartışmayı baştan keser. Ancak TK m.11/1, ceza yargılamasında kararların sanıklara tebliğine ilişkin hükümleri saklı tutar.