İçeriğe geç

İİK Madde 284 Tasarrufun iptali: Beş yıllık hak düşürücü süre

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

İİK m.284, iptal davası hakkının düşmesini düzenler. Maddeye göre iptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer. Madde metni 18/2/1965 tarihli ve 538 sayılı Kanunun 119 uncu maddesiyle değiştirildi.

İçindekiler

Sayfa içeriğiİİK Madde 284 - Tasarrufun iptali: Beş yıllık hak düşürücü süre

Resmi Metin

Hak düşürücü müddet

Madde 284- İptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Değişiklik Bilgisi

Bu maddede mevcut doğrulanmış değişiklik aşağıda gösterilmektedir. Madde yürürlüktedir; güncel ve yürürlükteki tam metin yukarıdadır. Önceki sürüm yürürlükte olmadığından bu sayfada ayrıca verilmemiştir.

  1. Değişiklik madde tamamı 538 s.K. m.119

Eski metnin tam karşılaştırması için mevzuat.gov.tr ve Resmî Gazete arşivini inceleyebilirsiniz.

Avukat Yorumu

İptal davasındaki beş yıllık takvim, tasarrufun gerçekleştiği tarihten başlatılır. Kanun hakkın batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer olduğunu söyleyerek başlangıç olayını ve sona bağlanan sonucu aynı cümlede belirler.

Bu süre yalnız dava açma usulüne ilişkin olağan bir zaman kaydı değildir; dolduğunda iptal davası hakkının kendisi düşer. Kenar başlığı da onu hak düşürücü müddet olarak nitelendirir. Hüküm Onbirinci Bap – İptal davası içinde bulunduğundan, beş yıllık düşme sonucu bu bapta düzenlenen iptal davası hakkına aittir.

İlgili Yargıtay Kararları - İİK m.284 uygulaması

Seçilmiş Yargıtay içtihatları. Özetler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Yargıtay · HGK E. 2017/2759 K. 2020/745 Direnme Bozuldu

Muvazaa iddiası zamanaşımına bağlı olmadan ileri sürülebildiği hâlde, tasarrufun iptali davasının, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren en geç hak düşürücü süre olan beş yıl içinde açılması gerekir (İİK m.284).

Detaylı özeti gör

Hukuki mesele: Taşınmaz üzerinde lehe tesis edilen süreli ipoteğin, dayanağı gerçek bir alacak bulunmadığı ve muvazaalı olduğu iddiasıyla kaldırılması ile borçlu olunmadığının tespiti. Değerlendirme: TMK m.850 uyarınca ipotek, güvence sağladığı alacağa bağlı fer'i sınırlı bir ayni haktır; bilirkişi raporları ipoteğe konu gerçek bir alacağın bulunmadığını, davalılar arasındaki güçlü organik bağ ve süregelen ihmali davranışla tasarrufun muvazaalı olduğunu göstermektedir. Sonuç: Direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle BOZULMASINA, oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Yargıtay · HGK E. 2018/378 K. 2019/1329 Bozma

Tasarrufun iptali davasının, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren en geç hak düşürücü süre olan beş yıl içinde açılması gerekir (İİK m.284). Buna karşılık muvazaa iddiası zamanaşımına bağlı olmadan ileri sürülebilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, boşanma davasında davalı eşi aleyhine hükmedilen tazminat ile mal rejiminden doğan katkı payı alacağını güvence altına almak istemiştir. Eşe ait taşınmaz üzerine 20.04.2011 tarihli tedbir kararıyla taşınmazın davacı ve çocuklarına tahsis edilmesine rağmen, davalı eş bu tedbir sürerken taşınmazı 11.11.2011'de dostu olan üçüncü kişiye, o da kısa süre sonra 30.11.2011'de bir başka davalıya devretmiş; davacı bu ardışık satışların alacaktan mal kaçırmak için danışıklı (muvazaalı) yapıldığını ileri sürerek tasarrufun iptalini talep etmiştir. Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi, uyuşmazlığı katkı payının eksik hesaplanması sorununa indirgeyerek satışların muvazaalı olup olmadığını hiç araştırmadan davayı reddetmiş, bozmaya karşı da direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, açılan davanın mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) anlamında muvazaaya dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğunu, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğunu (HMK m.33) vurgulamış; boşanma ve katkı payı davaları kesinleştiğinden mahkemenin öncelikle satışın gerçek ve ortak iradeye uygun olup olmadığını, yani danışıklı yapılıp yapılmadığını araştırması gerektiğini belirterek kararı değişik gerekçeyle bozmuştur.

Yargıtay · HGK E. 2017/2051 K. 2019/19 Bozma

Tasarrufun iptali davasının, İİK m.284 uyarınca tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren en geç hak düşürücü süre olan beş yıl içinde açılması gerekir; muvazaa iddiası ise zamanaşımına bağlı olmadan ileri sürülebilir. Tasarrufun iptali davası kişisel, muvazaa davası ise ayni nitelikte bir davadır.

Detaylı özeti gör

Alacağını icra yoluyla tahsil edemeyen davacı alacaklı, borçlunun oturduğu 150.000 TL değerindeki dubleks daireyi, borç muaccel hale gelmeden kısa süre önce yeğenine 32.100 TL bedelle satmış gibi göstererek muvazaalı işlemle mal kaçırdığını ileri sürmüş ve satışın danışıklı olduğunun tespiti ile kendisi bakımından iptalini istemiştir. Yerel mahkeme davayı İİK m.277 vd. kapsamında tasarrufun iptali sayarak, satış tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü sürenin (İİK m.284) geçtiği gerekçesiyle reddetmiş; Özel Dairenin bozması üzerine önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise dava dilekçesinin hukuki sebepler bölümünde mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) hükmüne dayanıldığını belirterek, uyuşmazlığın genel muvazaaya dayalı bir dava olduğunu saptamıştır. HGK, muvazaa iddialarında zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığını, muvazaalı işlemin hiçbir hüküm doğurmayacağını vurgulayarak, davalılar arasındaki satışın gerçekten danışıklı olup olmadığının esastan araştırılması gerektiğine hükmetmiş ve direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.