Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1110
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 62, 134 TBB Mes. Kur. m. 3,4, 11) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 24.12.2010 günlü “Olur”u ile “Alacaklı müştekinin başka bir vekil aracılığıyla borçlu A.K. hakkında toplam 166.424,68 Türk Lirası alacağın tahsili için … 11. İcra Müdürlüğü’nün 2006/1066 sayılı dosyası üzerinden başlattığı takibin 18.12.2008 tarihi itibariyle işlemden kaldırılmasına karar verilmesi üzerine bahsi geçen takibi alacaklı müşteki vekili sıfatıyla yenilemek üzere … 4. Noterliği’nce düzenlenen 24.04.2009 tarihli ve 5355 yevmiye sayılı vekâletname uyarınca müştekinin vekilliğini üstlendiği hâlde, söz konusu icra takibinin yenilenmesi hususunda gereğine tevessül etmeyerek, borçlu vekili tarafından borçlu adına kayıtlı gayrimenkuller üzerine konulan hacizlerin dosya yenilenmediğinden düştüğü ve hacizlerin fekki gerektiğinden bahisle 05.10.2009 tarihindeki talebi üzerine aynı tarihte taşınmazlar üzerindeki hacizlerin kaldırılması ve bilahare borçlu tarafından 3. kişilere satılması suretiyle alacağın tahsilini güçleştirdiği” iddiasıyla kovuşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin kovuşturması sonunda, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli avukat önceki savunmalarında özetle; Şikâyetçinin icra takiplerinin yenilenmesi hususunda talep edilen bilgi ve belgeleri getirmediğini, yapılan suç duyurusuna, eksik delillerden dolayı takipsizlik kararı verildiğini, icra dosyasının yenilenmesi konusunda da masrafların getirilmediğini, şikâyetçinin daha sonra bir hukuk heyetiyle birlikte çalışacağını kendisine bildirdiğini, bunun üzerine şikâyetçi ile ilişkilerinin kesildiğini, şikâyete konu edilen … 11. İcra Müdürlüğü’nün 2006/1066 esas sayılı takip dosyasının 18.12.2008 tarihinde işlemden kaldırıldığını ve dosyadaki hacizlerin düşmesine karar verildiğini, bu işlemin tarafına vekâletname tanzim edilmeden gerçekleştiğini, vekâletnamenin verildiği gün dosyanın işlemden kaldırılmış olduğunu, Avukatlık Yasası madde 38 ve 172 gereğince işin reddedilmiş olduğunu, şikâyetçi ile aralarında yazılı bir sözleşme dahi olmadığını, dolayısıyla üstlenilmeyen işin ihmalinin söz konusu olmadığını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından; Baro Yönetim Kurulu’nun 26.10.2011 günlü kararı ile Avukatlık Yasası’nın 34, 62, 134, TBB Meslek Kuralları’nın 3, 4 ve 11. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılmak üzere, şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin kovuşturmasına konu eylem nedeniyle “Görevi Kötüye Kullanmak” suçundan açılan kamu davasında … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/107 esas, 2011/447 karar sayılı 30.11.2011 günlü kararı ile Sanık şikâyetli avukatın TCK’nın 257/2, 62. maddesi uyarınca 2 Ay 15 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, TCK’nın 51. maddesi uyarınca verilen hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın temyizde onanmakla 12.01.2016 günü kesinleştiği,
Mahkemenin, “…Avukat olan sanığın, katılanın başka bir vekil aracılığı ile yürüttüğü … 11. İcra Müdürlüğü’nün 2006/1066 sayılı dosyasındaki icra takibinin 18.12.2008 tarihi itibariyle işlemden kaldırılmasına karar verilmesi üzerine, takibi alacaklı vekili sıfatıyla yenilemek üzere vekilliğini üstlendiği halde, söz konusu icra takibinin yenilenmesi hususunda yasal gereğini yapmamak,
Borçlu vekilinin borçlu adına kayıtlı gayrimenkuller üzerine konulan hacizlerin dosyanın süresinde yenilenmediğinden bahisle kaldırılması yönündeki talebi üzerine gayrimenkuller üzerine konulan hacizlerin 05.10.2009 tarihinde fek edilmesi ve mahcuz taşınmazların daha sonra 3. kişilere satılması suretiyle alacağın tahsilini güçleştirmek, suretiyle görevini ihmal ettiği…” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Dosyadaki bilgi ve belgeler ile kesinleşmiş mahkeme kararı birlikte değerlendirildiğinde; Yapılması için anlaşıldığı iddia edilen işe ilişkin şikâyetliye verilen bir yazılı talimatın olmadığı, dosyanın takibi için vekâlet ücreti ve masraflara ilişkin bir belge olmadığı, yerel mahkemedeki tanık anlatımlarının doğrudan değil dolaylı edinilen bilgilere ilişkin olması ve takibi istenen icra dosyasında hali hazırda başka bir avukatın vekâletnamesinin olması, bu avukatın azledildiğine veya çekildiğine dair herhangi bir belgenin olmaması, bu durumda şikâyetlinin işin takibini üstlenemeyeceği, bir dosyada başka bir avukatın vekâletnamesi varken o avukatın azledilmeden veya muvafakati olmadan başka bir avukatın işi üstlenmesi durumunun başlı başına bir disiplin suçu oluşturacağı göz önüne alındığında şikâyetlinin kovuşturma konusu eylemi gerçekleştirdiğine dair herhangi bir delil olmadığı anlaşılmış ve şikâyetlinin Avukatlık Yasası’na ve/veya Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’na aykırı işlem veya eylemi olduğuna dair Kurulumuzda herhangi bir kanaat oluşmamıştır” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16.12.2016 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde; Şikâyetli hakkında disiplin soruşturmasına konu eylemle ilgili olarak, … 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20.11.2011 gün ve 2011/107 esas, 2011/447 sayılı kararıyla ihmal suretiyle görevde yetkiyi kullandığı kabul edilerek, TCK’nın 257/2, 62 maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası verildiği ve verilen bu cezanın ertelendiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 12.01.2016 gün, 2013/15554 esas, 2016/112 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, bunun sonucu olarak da şikâyetlinin ihmali davranışta bulunduğunun saptandığı, Bu durumda da, TBB Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi gereğince sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve meslek itibarını zedeleyecek davranışta bulunduğu sonucuna varılan, şikâyetli Avukat hakkında disiplin cezasına hükmedilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle ‘ceza tayinine yer olmadığına’ karar verilmesi meslek kurallarına aykırı olduğu, belirtilen gerekçelerle … Barosu Disiplin Kurulu’nun kararının kaldırılmasına karar verilmesinin itirazen kamu adına talep olunduğu,
İtiraz dilekçesinin şikâyetli avukata tebliğ edildiği, şikâyetlinin 10.01.2017 kayıt tarihli savunmasında özetle; Önceki savunmalarını tekrarla, 24.04.2009 tarihli vekâletnamenin verilmesi hususunda muallâkta kalınmadığını, şikâyetçinin %10 ortağı olduğu … Ve Tic. Ltd. Şti.’nin ana ortağı ve müdürü olan şüpheli A.M.Ç’nin Güveni kötüye kullanma suçunu işlediği, bu konuda savcılığa başvuruda bulunmasını istemesi üzerine kendisinin vekil edildiğini, 09.06.2009 tarihinde … Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22.06.2009 gün ve 2009/79799 soruşturma, 2009/42894 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, dilekçesi ekinde şikâyet dilekçesi ve savcılık karar örneğinin sunduğunu, şikâyetçinin şahsını karalayıcı, meslek onurunu zedeleyici beyanlarının doğruyu yansıtmadığını, art niyet taşıdığını belirttiği görülmektedir.
Avukatlık Yasası’nın 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Kesinleşen Mahkeme kararı ve sair deliller göz önünde bulundurulduğunda eylemin sabit olduğu tartışmasıdır.
Şikâyetli Avukatın yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında, eylemi disiplin suçunu oluşturmaktadır.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Baro Disiplin Kurulu’nun, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu oluşturmadığına ilişkin hukuksal değerlendirme isabetsiz, eylem Avukatlık Yasası’nın 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddelerine aykırı olmakla, itirazın kabulü ile disiplin cezası tayini gerekmiştir.
Sonuç olarak, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabulü ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin 31.10.2016 gün ve 2011/397 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararının
KALDIRILARAK
, Şikâyetli avukatın
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde … İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe