Adana BAM, 5. HD., E. 2021/1574 K. 2023/1034 T. 25.5.2023

İlgili TBK madde: TBK Madde 512

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

TARSUS 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVACI:

K1
– N1- A1

VEKİLİ:

Av. K2

DAVALI:

K3
– N2

VEKİLİ:

Av. K4

DAVANIN KONUSU :

İtirazın İptali
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
DAVACI
:

K1 – N1- A1
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
DAVALI
:

K3 – N2
VEKİLİ
:

Av. K4

TALEP KONUSU :

Mahkeme Kararının Kaldırılması
Tarsus 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 25/09/2020 tarih ve 2019/277 Esas 2020/226 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :

Davalı K3’ın 21/12/2014 tarihinde Bursa İli, Nilüfer İlçesinde meydana gelen kaza neticesinde yaralanmış olduğunu, bu kaza neticesinde yaralanması sebebi ile de trafik kazasından kaynaklı tazminat isteminde bulunmaları için Tarsus İlçesinde avukatlık yapan müvekkili K1 ile 11/12/2017 tarihinde “Avukatlık Ücret Sözleşmesi” akdetmiş olduğunu akabinde de müvekkili ile 13/11/2017 tarihinde Tarsus 6. Noterliğinden 12339 yevmiye sayılı “Vekaletname” çıkartmış bulunduğunu davalı ile yapılan anlaşma ve kendisine çıkartılan vekaletname üzerine müvekkilinin 20/11/2017 tarihinde F1 Sigorta A.Ş. Genel Müdürlüğüne yazılı başvuru yaparak davalının geçikmiş olduğu kaza nedeniyle ortaya çıkan maddi tazminat alacağını talep ettiğini, iş bu telep üzerine de sigorda şirketi nezdinde “2017 T 141828/1″ nolu dosya açıldığını, müvekkili tarafından 22/12/2017 tarihinde Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1023 Esas sayılı dosyada davalı adına, sigorta şirketi aleyhine sonrasında dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra da 27/09/2018 tarihinde Ön İnceleme Duruşması verildiğini, ancak ilk duruşma tarihi dahi gelmeden davalı tarafça 06/07/2018 tarihinde hiçbir haklı sebep yok iken gördüğüm lüzum üzerine denilmek sureti ile Adana 4. Noterliği 13611 yevmiye sayılı ” Azilname ” ile vekalet ilişkisi sonlandırıldığını, vekalet ilişkisinin sonlandırılmasında müvekkiline izafe edilecek bir kusur söz konusu olmadığını, taraflar arasında 11/12/2017 tarihinde akdedilen avukatlık ücret sözleşmesi gereğince azil ya da sulh halinde 20.000,00 TL avukatlık ücreti ödeneceği taraflarca kararlaştırılmış olmasına rağmen davalı tarafça iş bu borç tüm taleplerine rağmen ödenmediğini, bu durum üzerine müvekkili tarafça Tarsus İcra Müd. 2018/16162 Esas sayılı dosyasında 11/12/2017 tarihli Avukatlık ücret sözleşmesine istinaden davalı aleyhine ilamsız icra takibinde bulunulmuş ise de davalı tarafa vekili aracılığı ile 19/09/2018 tarihinde borca itiraz etmiş ve icra müdürlüğünce de 19/09/2018 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının Tarsus İcra Müdürlüğü 2018/16162 Esas sayılı icra dosyasında kötü niyetli ve haksız olarak yapmış olduğu itirazın iptali ile asıl alacak yönünden 20.000,00 TL ve asıl alacak miktarına icra takip tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte icra takibinin devamına borçlunun asıl alacak miktarının %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini yargılama gider ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davacı tarafça açılan iş bu davayı kabul etmemekte ve ileri sürülen bütün hususları red ettiklerini, zamanaşımı, ödemezlik, takas defini ve kanundan doğan diğer itirazları ve defileri ileri sürdüklerini, davalı, davacıyı haklı nedenlerle azlettiğini, dava dosyası ve başvuru evrakları incelendiğinde davalının davacıyı haklı nedenle azlettiği, yine davacı, davalıya davası hakkında bilgi vermemiş olup davacıya ve davalıya ait telefon numaralarının HTS ve arama kayıtları çıkarıldığı takdirde davacının davalının telefonlarına cevap vermediği anlaşılacağını, davacının cezai şart olarak 20.000 TL vekalet ücreti istemesinin yasal dayanağı olmadığını davacı avukatın Avukatlık Ücret sözleşmesine cezai şart koyması Avukatlık Meslek etiğiyle bağdaşmadığını, davacının dava dilekçesindeki iddia ve taleplerinin reddini, cevap dilekçesinde ileri sürdükleri nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :

1-Davanın
KISMEN KABÜL, KISMEN REDDİ ile, Tarsus İcra Dairesi’nin 2018/16162 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibin asıl alacak yönünden 4.360,00 TL üzerinden
DEVAMINA
, bakiye kalan kısım yönünden takibin
DURDURULMASINA
, asıl alacağın ferilerinin
4.360,00 TL asıl alacak üzerinden hesaplanarak takibe
DEVAM EDİLMESİNE,

2-Asıl alacak likit olmadığı için icra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin
REDDİNE,
” şeklinde karar verildiği görülmüştür.

DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Dava, vekalet ücretinin tahsili istemine ilişkin olup, dava sulh ile sonuçlandığında, avukat müvekkilinden aralarındaki ücret sözleşmesinde kararlaştırılan miktarı isteyebileceği gibi davada sulh olunan miktara göre karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini de isteyebilir, müteselsil sorumluluk gereğince aynı sorumluluk, müvekkili ile sulh olan karşı taraf içinde geçerli olduğunu,dava konusu olaydada, davacının vekil olarak takip ettiği dava davalıların anlaşması üzerine feragatle sonuçlanmış olup, taraflar arasında vekalet ücret sözleşmesi bulunmadığından, öncelikle sulh olunan miktar tespit edilerek, vekalet ücretininde buna göre belirlenmesi gerekli,sulh sonucunda davacının müvekkili olan davalıya kazandırılan menfaatin ne olduğu konusundaki ispat yükümlülüğünün davalılarda olduğu, aksi halde sulhle sonuçlanan dava ve icra takibindeki müddeabihleri üzerinden her iki tür vekalet ücretine de hükmedilmesi gerektiği dikkate alınarak, bu yönde yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yanlış gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Bu davanın görev ve yetki yönünden reddi gerekmekte iken Yerel Mahkeme bu hususa ilişkin itirazı değerlendirmediğini, sigorta şirketi ödenecek tazminatın tespit edilmesi için gerekli olan ve başvuruda eksik bulunan evrakları davacıya bildirmiş, yerel mahkeme bilirkişi raporunda yapılan azlin haksız olduğu şeklindeki hukuki nitelendirme ile bağlı olmadığı halde davacı avukatın ücretini talep ettiği davanın başvuru şartının tamamlanmadığını, davanın dava şartı eksikliğinden usulden reddedilmiş olmasını gözetmeksizin işbu davanın reddine karar vermeyerek hukuka aykırı şekilde hüküm kurmuş, davacı avukatın başvurduğu davanın kendi kusuru/dikkatsizliği/ihmali nedeniyle reddedilmesine sebep olduğu, bu nedenle karşı vekalet ücreti alacağı doğmadığı tespit edilmeli, davacının Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedildiği için ve azil bahsedilen nedenlerle haklı nedene dayandığı için, davacı akdi ve karşı vekalet ücretine hak kazanamayacak, dolayısıyla kök bilirkişi raporunda yapılan ve hükme esas alınan hesaplamanın (2.180-TL müvekkil vekalet ücreti+2.180-TL karşı vekalet ücreti:4.360-TL olabileceği) hukuken kabulünün mümkün olmadığını, davanın usulden reddedilmesi halinde davacı avukata karşı vekalet ücreti doğmayacağının açık olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere, eğer davacı lehine vekalet ücretine hükmedilecekse cevap dilekçesinde belirtikleri gibi vekalet ücretinin harcın yatırıldığı dava değeri üzerinden davanın açıldığı tarihteki AAÜT’ne göre göre hesaplanması ve karşı vekalet ücreti talebininde reddi gerekmekte olduğundan yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER:

Yazılı beyanlar ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava; vekalet ücreti alacağına dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
İlk derece mahkemesince, vekalet alacağına konu davanın usulden reddedildiği göz önüne alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı ve davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Kanun’un 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.

Somut olayda; davacı ile davalı arasındaki ilişki vekalet akdi niteliğindedir. Vekalet akdi, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanun kapsamına alınmış olup, bu tarihten sonra açılan davalarda, Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Nitekim bu husus 6502 sayılı yasanın geçici 1. maddesiyle çözüme bağlanmış durumdadır. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.

O halde, mahkemece, Tüketici mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi (o yerde kurulmuş bir tüketici mahkemesi bulunmaması durumunda ise yargılamaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakması) gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde bir karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu kabule görede vekalet sözleşmesi, karşılıklı güvene dayalı bir sözleşme olup, güven, sözleşmenin önemli bir özelliğini teşkil eder. Bu nedenle taraflardan her biri, sözleşmeyi her zaman feshedebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 512. maddesinde, “
Vekalet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir.
” hükmü bulunmakta olup , emredici nitelikteki bu hüküm gereğince müvekkil, vekilini her zaman azletmek hakkından, vekil de her zaman istifa edebilmek hakkından önceden vazgeçemez. Bunun aksini öngören sözleşmeler geçersiz olduğu gibi, istifa ve azil hakkını zorlaştıran kararlaştırmalar da geçersizdir. Sözleşme hükmü geçersiz olduğundan azil haksız olsa dahi cezai şart niteliğinde bulunan sözleşme hükmüne dayanılarak talepte bulunulamaz.

Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince görevsiz mahkeme tarafından ve deliller toplanmadan ve eksik inceleme ile karar verilmiş olması nedeniyle,taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK.’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Yukarıda belirtilen nedenlerle;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının
KALDIRILMASINA,

2-İlk Derece Mahkemesince gerekçede bahsedilen eksiklikler giderilerek davanın yeniden görülüp bir karar verilmesi için dosyanın mahal mahkemesine
İADESİNE,

3-İstinaf başvurusu sırasında alınan 74,46.-TL istinaf karar harcının talep halinde istinaf talebinde bulunan davacıya
İADESİNE,

4-İstinaf başvurusu sırasında alınan 54,40.-TL istinaf karar harcının talep halinde istinaf talebinde bulunan davalıya
İADESİNE,

5-İstinaf giderlerinin yargılama masrafı olarak İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmesine,

6-Kararın tebliği, harç ve diğer hususların Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/3 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-a maddesi gereğince
KESİN olmak üzere
25/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!