İçeriğe geç

HMK Madde 33

İçindekiler

Sayfa içeriğiHMK Madde 33

İlgili Yargıtay Kararları - HMK m. uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2021/670 K. 2022/1571 Bozma

Hâkim Türk hukukunu resen uyguladığından, davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, bu olguların hukukî nitelendirmesi ise hâkime ait olup, taraflar hukukî nitelendirmeyi doğru yapmakla yükümlü değildir (HMK m.33). Bu nedenle hâkim, bildirilen hukukî sebeplerle bağlı olmaksızın uygulanacak hukukî sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla yükümlüdür.

Detaylı özeti gör

HMK'nın 33. maddesi uyarınca bir davada olayları belirtmek taraflara, bu olguların hukukî nitelendirilmesi ise hâkime ait olup, hâkim bildirilen hukukî sebeplerle bağlı olmaksızın uygulanacak hukukî sebebi kendiliğinden bulup uygular. Somut olayda davacı vekili, murisin hastanede serum takılı hâlde sahte raporlarla nikâhlandığını ileri sürerek öncelikle evliliğin yokluğunun tespitini, olmadığı takdirde mutlak butlan (TMK m.145/2) sebebiyle iptalini istemiştir. ... 6. Aile Mahkemesi davayı reddetmiş; ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi ise davayı, davacının ileri sürmediği TMK m.148'deki geçici ayırt etme gücü yoksunluğuna dayalı evliliğin iptali davası kabul edip karar gerekçesini düzelterek istinaf talebini reddetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, delillerin TMK m.145 kapsamında değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı biçimde m.148 kapsamında ele alınmasını usul ve yasaya aykırı bularak bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise ilk derece hâkiminin HMK m.33'e uygun şekilde hukukî sebebi olaya uyguladığını, bölge adliye mahkemesinin davacının dayanmadığı bir nitelendirmeye geçemeyeceğini belirterek direnme kararının bozulmasına karar vermiştir.

Yargıtay HGK E. 2018/990 K. 2021/1728 Bozma

Maddi vakıaları ileri sürmek taraflara; bu vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek ise hâkime aittir (HMK m.33). Bu nedenle hâkim, tarafların gösterdiği hukuki sebeplerle bağlı olmaksızın, iddianın ileri sürülüş şekline göre uyuşmazlığa uygulanacak hukuku resen tayin eder.

Detaylı özeti gör

Somut olayda davacı erkek, kişisel malı niteliğindeki taşınmazını 29.11.2006 tarihinde davalı kadına satış yoluyla devretmiş; daha sonra mal rejiminden kaynaklanan alacak talebiyle dava açmıştır. Eskişehir 3. Aile Mahkemesi, işlemin gerçekte evlilik nedeniyle yapılmış bağış olduğu ve TMK'nın 2. maddesi uyarınca alacak talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Hukuk Genel Kurulu, HMK'nın 33. maddesi uyarınca maddi vakıaları ileri sürmenin taraflara, bu vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmanın ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemenin ise hâkime ait olduğunu vurgulamış; iddianın ileri sürülüş şekline göre davanın artık değere katılma alacağı istemine ilişkin olduğunu tespit etmiştir. Devrin bağış sayılması için bağış iradesinin kesin delille kanıtlanması gerektiği, tapuda satış görünen işlemin muvazaalı olduğunun yazılı belgeyle ispatlanamadığı, dolayısıyla taşınmazın TMK'nın 219. maddesi uyarınca edinilmiş mal sayılarak işin esasının incelenmesi gerektiği belirtilerek direnme kararı bozulmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.