HMK Madde 213 Haksız yere sahtelik iddiası
HMK 213, sahtelik iddiasında haksız çıkan kötü niyetli taraf, ertelenen her duruşma için celse harcını ve talep hâlinde karşı tarafın zararını öder; resmî senette harç iki katına çıkar, bilirkişiden önce vazgeçilirse hâkim tazminatı indirebilir.
Resmi Metin
Haksız yere sahtelik iddiası
Madde 213- (1) Sahtelik iddiası sonunda haksız çıkan taraf kötü niyetli ise bu sebeple ertelenen her bir duruşma için celse harcına ve talep hâlinde bu sebeple diğer tarafın uğradığı zararları tazmin etmeye mahkûm edilir.
(2) Resmî senetteki imza veya yazı inkâr edildiğinde, yukarıdaki harç miktarı iki katı olarak uygulanır.
(3) Bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesinden önce, tarafların sahteliğe ilişkin iddialarından vazgeçmeleri hâlinde, hâkim, tazminattan indirim yapabileceği gibi tazminata hükmetmeyebilir.
↪ Bu kanunda başka maddeye git
Avukat Yorumu
Bu madde, sahtelik iddiasında bulunup da bu iddiası sonunda haksız çıkan tarafın karşılaşacağı yaptırımları düzenler. Birinci fıkraya göre, haksız çıkan taraf kötü niyetli ise, sahtelik iddiası sebebiyle ertelenen her bir duruşma için celse harcına ve talep hâlinde diğer tarafın bu yüzden uğradığı zararları tazmin etmeye mahkûm edilir. İkinci fıkra, resmî senetteki imza veya yazının inkâr edildiği hâli ağırlaştırır ve bu durumda yukarıdaki harç miktarının iki katı olarak uygulanacağını öngörür. Üçüncü fıkra ise vazgeçme hâline ilişkin bir yumuşatma getirir.
Yaptırımların doğması için iki şartın birlikte gerçekleşmesi aranır: iddia sahibinin sahtelik iddiasında haksız çıkması ve kötü niyetli olması. Tazminata hükmedilmesi, diğer tarafın bu yönde talepte bulunmasına bağlıdır; celse harcı ise sahtelik sebebiyle ertelenen her duruşma bakımından uygulanır. Üçüncü fıkra uyarınca, bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesinden önce taraflar sahtelik iddialarından vazgeçerse, hâkim tazminattan indirim yapabileceği gibi hiç tazminata hükmetmeme yetkisine de sahiptir. Bu hüküm, sahtelik iddiasının ispat aşamasındaki masraf ve gecikme riskini iddia sahibine yükleyerek dürüst kullanımı teşvik eden bir denge kurar.
Gerekçe
Maddede haksız yere sahtelik iddiasına ilişkin yaptırımlar düzenlenmiştir. 1086 sayılı Kanunda da bu konuda hüküm bulunmakla birlikte, farklı hükümlerdeki düzenlemeler tek maddede toplanmış ve yaptırımların caydırıcılığının artırılması amaçlanmıştır.
Birinci fıkrada, sahtelik iddiasında haksız çıkan tarafa karşı yaptırım uygulanabilmesi için, kötüniyetli olma şartı aranmıştır. Böylece haklı sayılabilecek sahtelik iddialarına engel olunmayarak, hak arama özgürlüğünün korunması amaçlanmıştır. Sahtelik iddiasında haksız çıkan taraf kötüniyetli ise ertelenen her duruşma sebebiyle celse harcına; ayrıca yüz Türk Lirasından az olmayacak şekilde sahtelik konusu senetteki miktar ve değerin, belirli bir oranında tazminata mahkum edilmesi kabul edilmiştir. Celse harcı terimi Harçlar Kanunu esas alınarak kabul edilmiştir. Bu düzenleme ile gerek harç gerekse tazminat bakımından belirsizlik ortadan kaldırılmıştır. Harç ve tazminata karar vermek için talep aranmamıştır. Mahkeme kendiliğinden bu miktarlara hükmedecektir. Fıkrada iki taraf için farklı miktar ve oranlar kabul edilmeyerek kötüniyetli taraflar arasındaki yaptırım dengesi korunmuştur.
İkinci fıkrada, gösterilen kural uyarınca, resmi senetlere olan güvenin korunması için, adi senetlerde kabul edilen miktar ve oranlar iki katı olarak uygulanacaktır.
Tarafları haksız sahtelik iddialarından vazgeçmeye teşvik, böylece yargılamanın uzamasının önüne geçmek için, üçüncü fıkra hükmü kabul edilmiştir. Böyle bir durumda, hakim, olayın özelliğini ve vazgeçme aşamasını dikkate alarak tazminatta indirim yapabileceği gibi tamamen kaldırabilecektir. Bununla birlikte harç her halde alınacaktır. Ancak, tazminattaki bu indirimin uygulanabilmesi için, sahtelik incelemesinde bilirkişi aşamasına gelinmemiş olmalıdır. Zira, bilirkişi aşamasından sonra ortaya çıkacak vazgeçme samimi olmayacağı gibi, yargılamada herhangi bir süre kazanmaya da yol açmayacaktır.
ADALET KOMİSYONU RAPORU
Tasarının 217 nci maddesinin görüşülmesi esnasında aşağıdaki gerekçelerle önerge verilmiştir.
“Sahtelik iddiasının kötüniyetle yapılmasının ve yargılamanın haksız şekilde uzamasının önüne geçmek için yaptırım düzenlenmiştir. Bu yaptırımın uygulanması, sahtelik iddiasında sadece haksız çıkmaya değil, aynı zamanda kötüniyetli olmaya bağlanmıştır. Zira, sahtelik iddiasında bulunmak için gerçekten haklı sebebi olmakla birlikte, salt haksız çıktığında yaptırımla karşılaşma endişesi taşımadan, taraf bu yola başvurabilmelidir. Ancak kötüniyetli sahtelik iddiası halinde de, bir yandan yargılamanın gecikmesi sebebiyle celse harcı ödenerek devletin uğradığı zarar, diğer yandan da tazminat ödenerek diğer tarafın zararının karşılanması amaçlanmıştır. Diğer taraf lehine tazminata hükmedilmesi için tarafın talebi ve uğradığı zararı ispat etmesi aranmıştır. Eğer diğer taraf talepte bulunmuyorsa veya gecikmeden dolayı bir zararı yoksa, tazminat da ödenmeyecektir.
Resmi senetlere duyulan güvenin korunması amacıyla, sadece celse harcının iki katı uygulanması kabul edilmiştir. Diğer tarafın zararı halinde ise, birinci fıkradaki şartlarda tazminata hükmedilmesi mümkündür.”
Önerge komisyonumuzca kabul edilmiş ve bu doğrultuda maddenin birinci ve ikinci fıkralarında değişiklik yapılmış ve madde teselsül gereği 219 uncu madde olarak kabul edilmiştir.
TBMM GENEL KURULU
TBMM Genel Kurulunda 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler tasarı metninden çıkartılmış ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe