T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:
KADİRLİ 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
:
04/09/2024
NUMARASI :
2024/133 Esas 2024/4Karar
DAVACILAR:
1-K1 – N1
2-K2 – N2
VEKİLİ:
Av. K3- [N3] UETS
DAVALILAR:
1-K4 -N4
VEKİLİ:
Av. K5- [N5] UETS
2-K6 -N6
VEKİLİ:
Av. K7- [N7] UETS
3-K8 -N8
:
4-K9 -N9
5-K10 -N10
:
6 -K11 -N11
7 -K12 -N12
:
8 -K13 -N13
VASİ:
K14
-N14
KISITLI:
K15
-N15
DAVANIN KONUSU
:
Ortaklığın Giderilmesi
İstinaf Yoluna Başvuranlar :
Davacılar
:
1-K1-N1
2-K2 – N2
VEKİLİ:
Av. K3- [N16] UETS
TALEP KONUSU :
Mahkeme Kararının Kaldırılması
İSTİNAF KARAR TARİHİ :
19/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ :
19/02/2025
Kadirli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04/09/2024 tarih ve 2024/133 Esas 2024/4 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacılar vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :
Müvekkilinin Murisi K16 22/01/2014 tarihinde öldüğünü, Osmaniye 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 15/10/2014 tarih ve 2014/758 Esas ve 2014/781 Karar sayılı veraset ilamına göre mirasçısı olup mirasta 3/16 hisse payına sahip olduğunu, Osmaniye İli Kadirli İlçesi A2 Köyü 101 ada 27 parsel sayılı taşınmaz toplam 48.962,75 m² olup K16 hisse payı 888/1440 olduğunu, dava konusu taşınmazla ilgili arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, Kadirli Arabuluculuk bürosu Büro Dosya No: 2023/ 35 Arabuluculuk numarası 2023/ 45252 olduğunu, taraflar arabuluculuk görüşmesinden de sonuç alamadığını, müvekkilinin babasının 2014 yılında öldüğünü, müvekkilinin öksüz olup babasının bağkur emekli maaşından 16/3 oranında bağlanmış maaşı olduğunu, ancak bu para sadece ekmek parasını dahi karşılamadığını, müvekkili adına çok küçük oranlarda gayrimenkul parselleri var ise de bedel olarak değer ifade etmediğini, müvekkil K1 annesi tarafından bakılmakta ise de annesi ev hanımı olup geliri olmadığını, günümüz şartlarında iaşe barınma ve sair giderlerin artması nedeniyle annesi artık geçimlerini sağlayamadığı için iş bu dava konusu parselin satışı suretiyle elde edilecek gelirden iaşelerini temin edileceğini, davacının yoksul olup davanın açılması anında yapılacak harç ve giderleri karşılama imkanı olmadığı için adli yardım talebinde bulunma zarureti olduğunu, Osmaniye İli Kadirli İlçesi A2 Köyü 101 ada 27 parsel sayılıdava konusu parselin öncelikle aynen taksimi, taksiminin mümkün olmaması halinde satış suretiyle ortaklığın giderilmesi için işbu davanın açılması zarureti doğduğunu, Osmaniye İli Kadirli İlçesi A2 Köyü 101 ada 27 parsel sayılıdava konusu parselin öncelikle aynen taksimi, taksiminin mümkün olmaması halinde satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesini, talepve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
”
DAVANIN USULDEN REDDİNE,
” şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACILAR
VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Yerel mahkemece adli yardım isteğinin reddi sonrası dava harçları yatırılmaması halinde dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden harcın ikmal edilmesi için davacı vekiline sonraki yargılama oturumuna kadar süre verilmesi, verilen süre içinde harcın yatırılmaması halinde 6100 sayılı HMK’nun 150. maddesi hükmü uyarınca dava dosyasının işlemden kaldırılması, bu maddede öngörülen süre içerisinde harcı yatırılmak suretiyle dava dosyasının yenilenmesi halinde davaya kaldığı yerden devam edilmesi, üç aylık süre içerisinde harç yatırılmak suretiyle dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, mahkemece usul hükümlerinin uygulanmasında hataya düşülerek yanılgılı değerlendirme ile 04.09.2024 tarihli celsede davanın usulden reddedilmesinin bozmayı gerektirdiğini, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 27. maddesinin son fıkrası hükmüne göre: harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, müteakip muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunabileceğini, şayet yerel mahkemece verilen süre içerisinde davacı tarafından harç ikmal edilmiş ise bu aşamadan sonra yargılama gideri ve delil avansının ne kadar olduğunun yerel mahkemece tespit edilerek davacı tarafa iki haftalık süresi içerisinde eksikliklerin yatırılmaması halinde yaptırımının neler olduğu açıkça bildirilmesi gerekmekte olduğunu, yerel mahkemece usulüne uygun öncelikle harç ikmaline yönelik prosedürler yerine getirilmeden doğrudan yargılama gideri ödenmediği ve davalı anne ile çocuk yönünden menfaat çatışması olduğu gerekçesi ile kayyım tayini için süre verilmesi ve süresi içerisinde taraf teşkili sağlanmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddi bozmayı gerektirmekte olduğunu, dava şartı yokluğundan usulden reddine dair yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, talep etmiştir.
DELİLLER :
Yazılı beyanlar ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME-GEREKÇE:
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.
Mahkemece Davacı vekiline 24/04/2024 tarihli celsenin 1 nolu ara kararında
“Davalı
K12
‘in küçük olduğu, annesinin dosyada taraf olduğu anlaşılmakla taraflar arasında husumet menfaat çatışması ihtimaline binaen küçüğü dava dosyasında temsil etmek üzere kayyım davası açmak hususunda davacı vekiline yetki ve iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içinde dava açılıp mahkememize bildirilmediği takdirde taraf teşkili sağlanamadığından davanın reddedileceğinin ihtarına ( ihtar edildi,)” ihtar olunmuş, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafından ara kararımızın yerine getirildiğine dair Mahkememize herhangi bir bilgi belge sunulmamış, küçük K12’in UYAP bilişim sistemine kayıtlı dosyalarının incelenmesinde de açılmış herhangi bir kayyım davasının bulunmadığı görülmüş ilgili rapor dosya arasına alınmıştır.
Yine davacı vekiline 24/04/2024 tarihli celsenin 1 nolu ara kararında
“Davacı velisi
K2
‘in banka hesabında 473 bin TL parası olduğu anlaşılmakla davacının adli yardım talebinin reddine, eksik harç ve masrafları tamamlamak üzere davacı vekiline bir haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içinde tamamlanmadığı takdirde davanın dava şartı yokluğundan reddedileceğinin ihtarına (ihtar edildi)” ihtar olunduğu ara kararı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacının öncelikle adli yardım talep ettiği, mahkemece talebin reddine yönelik kararın itiraza tabi olduğu mahkemece itiraz yolunun gösterilmediği, davacının istinaf talebinde bulunurken istinaf harç ve giderlerini yatırdığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’nın 120. maddesinde;
“Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü bulunmakta, aynı kanunun 324. maddesinde ise; “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü bulunmaktadır.
Davacı, yargılama harçları ile her yıl bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır.
6100 sayılı HMK’nın 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.
Aynı kanunun 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır.
Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken;
1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,
2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,
3-
Yapılması gereken iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,
4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur
Öte yandan 6100 sayılı HMK’nın 119/1. maddesinde, dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar sayılmış, 119/1. maddesinin (b) bendinde ”davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri”nin bulunması gerektiği belirtilmiş, 119/2. maddesinde ise; 119/1 de sayılan bentlerden (a), (d), (e), (f), (g) bentleri dışında kalan hususlarda eksiklik bulunması halinde hakimin eksikliği tamamlaması için davacı tarafa bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksiklik tamamlanmadığı taktirde davanın açılmamış sayılacağı belirtilmiştir.
Bilindiği üzere, usul hükümleri yargılamayı kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla getirilen düzenlemeler olup, zorunluluk olmadıkça usuli eksiklik davanın reddi veya açılmamış sayılmasına gerekçe yapılmamalıdır.
Mahkemenin red kararının diğer gerekçesi ise yaşı küçüğe kayyım atanmaması olup;
TMK- Madde 426 –
“Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar:
1. Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse,
2. Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa,
3. Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa.”düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda;
Yerel mahkemenin 24/04/2024 tarihli 1 nolu celsede adli yardım talebi reddedilip, “eksik harç ve masrafları tamamlamak üzere” davacı vekiline süre verilmiş ise de bu ara kararda adli yardımın reddine illişkin itiraz yolu gösterilmediği gibi, eksik harç miktarı ve masrafların hangi kalemlerden oluştuğu ve miktarı açıkça davacı vekiline açıklanmamış olup, eksik harç ve masrafa yönelik ara karar usule uygun değildir.
Mahkemenin diğer red nedeni ise davalı K12’in küçük olduğu annesi ile menfaat çatışması oluşacağı,
(TMK m. 426/2) yetkili vesayet makamına ihbarda bulunulması, atanacak temsil kayyımının duruşmaya çağrılması ve taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, temsil kayyımı atanması işinin davacıya yüklenmesi doğru olmamış, bu yöndeki ara kararın yerine getirilmemiş olması gerekçesi ile verilen red kararı da yerinde görülmemiştir.
Kabule göre ise; davacının annesi K2’in mirasbırakanın mirasçısı olmaması, davayı velayeten oğlu K1 adına açmış olmasına göre başlıkta davacı olarak yer alması, hüküm kısmında yargılama giderleri ve harç konusunda karar verilmemiş olması dairemizce yerinde görülmemiş, eleştiri konusu edilmiştir.
Adli Yardım talebinin reddine ilişkin ara karara yönelik istinaf ise Adli Yardım Taebinin reddine ilişkin ara kararın 6100 Sayılı HMK 337/2. maddesi gereği itiraza tabi olması nedeni ile değerlendirme konusu yapılmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; eksik inceleme ile karar verilmiş olması nedeni ile istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-a(6) maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına dair aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İstinaf başvurusunun
KABULÜ İLE
; İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın
KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, gerekçede bahsedilen eksiklikler giderilerek, deliller toplanarak davanın yeniden görülüp, yeni bir karar verilmesi için mahkemesine
İADESİNE
,
3-İstinaf başvurusu sırasında alınan istinaf karar harcının talep halinde istinaf talebinde bulunana
İADESİNE,
4-İstinaf giderlerinin yargılama masrafı olarak İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmesine,
5-Kararın tebliği, harç ve diğer hususların Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/3 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-a maddesi gereğince
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/02/2025
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe