TMK Madde 203 Mal rejimi sözleşmesinin içeriği

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TMK 203, mal rejimi sözleşmesinin yapılma zamanını ve eşlerin mal rejimi serbestisinin kapsamını iki cümlelik bir hükümle düzenlemektedir.

Resmi Metin

Sözleşmenin içeriği

Madde 203- Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Madde, mal rejimi sözleşmesinin yapılma zamanını ve eşlerin mal rejimi serbestisinin kapsamını iki cümlelik bir hükümle düzenlemektedir. Sözleşme evlenmeden önce de sonra da yapılabilir; eşler bu yolla istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.

Birinci cümle, mal rejimi sözleşmesinin zaman bakımından sınırsız bir biçimde yapılabilmesine olanak tanımaktadır. Eşler evlenmeden önce sözleşme yapabilecekleri gibi, evlilik birliği devam ederken de sözleşme yoluyla mevcut rejimi değiştirebilirler.

İkinci cümle, eşlerin sözleşme serbestisini kanunda yazılı sınırlarla bağlamaktadır. Bu çerçevede taraflar yalnızca kanunun açıkça öngördüğü mal rejimleri arasında tercihte bulunabilir; kanunun düzenlemediği bir rejim sözleşmeyle benimsenemez. Aynı sınır, mevcut rejimin kaldırılması veya değiştirilmesi bakımından da geçerlidir.

Gerekçe

Türk Medeni Kanunu 203. maddesinin gerekçesi ise şu şekildedir: Kanunda gerekçe yer almamaktadır.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş 2.HD içtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2023/626 K. 2024/6099 Onama

TMK m.203 uyarınca eşler mal rejimi sözleşmesini kanuni sınırlar içinde serbestçe yapabilirse de, seçilen rejimin tasfiyesi kişisel alacak hakkı doğurur; sözleşme tek başına taşınmazda doğrudan aynî hak (tapu tescili) sağlamaz.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, eşlerin noterde düzenleme şeklinde akdettikleri mal ortaklığı sözleşmesine dayanarak, davacı kadının mal rejiminin tasfiyesi sonucunda ortaklık malı sayılan taşınmazın 1/2 payının doğrudan kendi adına tapuda tescilini (aynî talep) isteyip isteyemeyeceğine ilişkindir; davacı sözleşmenin 3. maddesi uyarınca payının mülkiyetinin kendisine verilmesini istemiş, davalı ise sözleşmenin geçersizliğini ve zamanaşımını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi sözleşmeyi (4722 sayılı Kanun m.10 sınırının 01.01.2002 öncesi evliliklere ilişkin olması nedeniyle) geçerli kabul etmiş ve taşınmazın ortaklık malı olduğunu tespit etmiş; ancak eşler arasında mülkiyet aktarımına dair resmî bir sözleşme bulunmadığı ve mal rejiminin tasfiyesinden doğan hakkın kişisel nitelikte bir alacak hakkı olup aynî (mülkiyet) talep edilemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de aynı gerekçeyle, tasfiye davasında kural olarak eşlerden birine ait malvarlığında diğer eşin ayni hak talep edemeyeceğini belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. TMK m.203 ile ilişkisi bakımından, taraflar kanunun çizdiği sınırlar içinde mal ortaklığı rejimini seçip sözleşmeyle kararlaştırmakta serbest olsa da, seçilen rejimin tasfiyesinin tanıdığı hak kişisel alacak hakkıyla sınırlı kaldığından, mal rejimi sözleşmesi tek başına eşe taşınmaz üzerinde doğrudan aynî hak (tapu tescili) sağlamaz; mülkiyet aktarımı için ayrıca resmî sözleşme gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2023/8627 K. 2024/7878 Onama

Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya sonra yapılabilir; taraflar diledikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilir (TMK m.203).

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, evlilik birliği içinde davalı kadın adına edinilen taşınmaza davacı erkeğin çalışarak yaptığı katkı nedeniyle istediği katkı payı alacağına ve bu alacağın hesaplanma yöntemine ilişkindir; taşınmaz, taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde 20.000 TL kredi ve 55.000 TL banka birikimi olmak üzere 75.000 TL'ye alınmış, İlk Derece Mahkemesi kredi dışı kısma davacının %35 oranında katkısı bulunduğunu kabul ederek davayı kısmen kabul etmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, bankadan çekilen 55.000 TL'lik paranın yatırılma tarihi itibarıyla edinilmiş mal olduğunu ve bu tutarda her iki tarafın yarı oranda hak sahibi bulunduğunu, davacının kişisel malı niteliğindeki 27.500 TL'nin alım değerine oranlanıp taşınmazın dava tarihindeki 115.000 TL sürüm değeriyle çarpılması gerektiğini, ayrıca 20.000 TL kredi yönünden taraf gelirlerinden hareketle belirlenecek katkı oranı üzerinden ayrı bir hesap yapılarak iki katkı payı alacağının toplanması gerektiğini belirtmiştir. Bu gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılmış ve İlk Derece Mahkemesi kararı, katkı payı alacağının doğru yöntemle yeniden hesaplanması için bozulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2007/5877 K. 2008/5526 Bozma

Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejimi yerine, kanunda yazılı sınırlar içinde başka bir mal rejimini seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler (TMK m. 203).

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, davalı adına kayıtlı taşınmaza yapılan katkı (mahkemece katılma, karşı oyda değer artış payı olarak nitelenen) alacağı davasının, davalının ileri sürdüğü zamanaşımı def'i karşısında hangi süreye tabi olduğunda toplanmakta; yerel mahkeme TMK m.178'deki bir yıllık süreyi uygulayarak davayı zamanaşımından reddetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi oyçokluğuyla hükmün BOZULMASINA karar vermiş; katılma alacağının zamanaşımı konusunda TMK'da hüküm bulunmadığını, BK m.125 uyarınca kural olarak alacakların on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, "her dava" ifadesinin "bütün alacaklar" biçiminde anlaşılması gerektiğini, başlangıcın mal rejiminin sona erdiği tarih (TMK m.225) olduğunu ve TMK m.5 gereği BK'nın zamanaşımı hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağını belirterek on yıllık süreyi benimsemiştir. Karara yazılan karşı oyda, eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejime geçmeleri (TMK m.203) veya dönüştürme davasıyla (TMK m.206) mal ayrılığına geçilmesi hâlinde değer artış payı alacağının evlilik sırasında da doğabileceği vurgulanmış; zamanaşımının sözleşme bulunup bulunmamasına göre ayrı değerlendirilmesi (sözleşme varsa BK m.125 gereği on yıl; yoksa öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde on yıl) gerektiği savunularak çoğunluğun ayrım yapmaksızın doğrudan on yılı benimsemesinin Kanunun sistematiğine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

İlgili Hizmet

TMK 203, eşler arası mal rejimi, edinilmiş mallara katılma ve tasfiye süreçleri bakımından sözleşmenin içeriği alanında uygulanır.

aile hukuku alacakları ve tasfiye davalarında profesyonel destek

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!