Malpraktis Bilirkişi Raporuna Beyan

⚡ Aşağıda davalı hastane yönünden malpraktis davasında bilirkişi raporuna beyanları içeren dilekçe örneğini bulacaksınız. Bu raporda bilirkişi davalı hastane ve doktor lehine görüş bildirmiştir.

✒ Malpraktis Bilirkişi Raporuna Beyan Dilekçesi

TÜKETİCİ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO :

DAVALI : (Özel … Hastanesi)

VEKİLİ :

KONU : … tarihli 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporuna ilişkin beyanlarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR : … tarihinde tarafımıza tebliğ edilen bilirkişi raporuna süresi içinde beyanlarımızı sunuyoruz. Şöyle ki;

Hekimin “şifa garantisi” vermesi tıbben mümkün değildir. Zira Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 13. maddesinde; “tabip, diş tabibi, ilmi icapları uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder. Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez” düzenlemesine yer verilmiştir. Dolayısıyla tıp biliminin temel ilke ve esaslarına uygun olarak gerçekleştirilen operasyonlara rağmen hastanın tam anlamıyla şifa bulamaması hekime yüklenemeyecektir. Hasta ile hekim arasındaki ilişki vekalet sözleşmesinden süregelen bir ilişki olduğundan hekim hastasına yalnızca tıbbi yardım taahhüdünde bulunabilecek, iyileştirme gibi bir sonucun taahhüdü vekalet ilişkisinin konusu olamayacaktır.

Doğum ve ameliyat öncesinde olası sonuçlar, riskler, komplikasyonlar konusunda davacı yan aydınlatılmış, aydınlatılmış onamları alındıktan sonra gerekli müdahalelerde bulunulmuştur. Aynı zamanda müvekkil hastane de fiili, hukuki ve ahlaki anlamda üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiştir. Ancak tıbbın temel ilke ve kurallarına uygun eylemlere rağmen hukukumuzda “izin verilen risk” kapsamında değerlendirilen komplikasyonlar, zararlar doğabilmektedir. Dava konusu doğum sürecinde de müvekkil hastane ile diğer davalı hekim Dr. X’in herhangi bir kusuru ve ihmalkar davranışlarının bulunmadığı, vajinal doğum hakkında hem sözlü hem de yazılı aydınlatıldığı, vajinal doğum onamı alındığı, kendi rızası ile vajinal doğumu tercih ettiği ve hekimin onam sonrası gerekli takipleri yaparak doğumu tıbbi standartlara uygun usuller çerçevesinde gerçekleştirdiği, diğer yandan doğum sonrası süreçte komplikasyon yönetimi kapsamında gerekli takip ve tedavilerin yapıldığı dosyaya ibraz edilen Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen rapor ile de tasdiklenmiştir.

7. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenmiş olan … tarihli rapordan da anlaşılacağı üzere; müvekkil kurumda gerçekleşen tüm tıbbi müdahaleler tıbbi standartlara ve hukuka uygun olduğu gibi müvekkil hastanenin herhangi bir organizasyon kusuru bulunmamaktadır. Adli Tıp Kurumu Heyeti mütalaasında özetle; “Kişinin … tarihinde doğum sancılarının başlaması üzerine Özel … Hastanesinde yapılan muayenesi sonucu yatış verilmesinin tıbben uygun olduğu, kişinin yatışı kabul etmediği, aynı gün akşam 23.30’da Özel … Hastanesine başvurduğu, yapılan muayenesinde collum 4-5 cm, efs %60 poche(+), baş-2’de çks(+) bulgularının saptanması üzerine vajinal doğum için takibe alınmasının tıbben uygun olduğu, saat 01:00 da yapılan muayenesinde collum 6-7cm, efs %70, poch(-), berrak, baş-2’de çks(+) saptanması üzerine vajinal doğum için izlemine devam edilmesinin uygun olduğu, saat 02:05 yapılan kontrol muayenesinde tam açıklığa ulaşan gebenin doğum masasına alınması ve doğumun normal spontan vajinal yoldan gerçekleştirilmesinin tıbben uygun olduğu, doğum sonrası küçüğün inleme ve solunum sıkıntısı yaşaması üzerine yenidoğanın geçici takipnesi ön tanısıyla yenidoğan yoğun bakım ünitesine alınmasının tıbben uygun olduğu, kan gazında bozulma olması üzerine entübe edilmesinin tıbben uygun olduğu, genel durumu ve spontan solunumu yeterli görülmesi ekstübe edilmesinin tıbben uygun olduğu, 13 günlük takip ve tedavileri sonucunda … tarihinde genel durumu düzelen hastanın önerilerle taburcu edilmesinin tıbben uygun olduğu, daha sonraki tetkiklerinde serebral palsi hastalığı tespit edildiği, Doğum partografında ve non-stress testlerin incelenmesinde fetal distress düşündürecek bulguların saptanmadığı, doğumun normal spontan vajinal doğum olduğu, müdahaleli doğum olmadığı, genel tıbbi bilgiye göre Küçükte doğum sonrası saptanan hipoksik bulguların ensefalopatinin prenatal (doğum öncesi), natal (doğum sırasında) ve post natal (doğum sonrası) olarak 3 grupta incelendiği, NST’de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulgu olduğunun tıbben bilindiği, daha erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik bulgu, laboratuvar tetkik veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, serebral palsi hastalığının nedeninin tam olarak bilinemediği, tüm bilgiler birlikte değerlendirildiğinde annenin doğum sürecine ve küçüğün doğum sonrası takip ve tedavisine katılan hekimlerin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinden sorumlu idarede organizasyon hatası tespit edilmediği…” şeklinde somut olgu hakkında görüşünü bildirmiştir.

Sonuç olarak; müvekkil hastanenin herhangi bir organizasyon kusuru olmadığı ve hekimin tüm eylemlerinin tıbbi standartlara ve hukuka uygun olduğu tespitinde bulunan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından müvekkil hastane ile diğer davalı Dr. X’in hiçbir kusuru olmadığını doğrulanmaktadır. ATK tarafından tanzim edilen bu raporla maddi gerçek ortaya çıkmış, hekim ve müvekkil kurum öngörülemez ve önlenemez bu durumdan sorumlu tutulamayacaktır.

Hem müvekkil kuruma hem de hekimine kusur atfedilemeyeceğinden davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi gerekmektedir.

NETİCE VE TALEP : 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından görüş bildirilen rapordaki tespit ve değerlendirmelerin Sayın Mahkemeniz tarafından dikkate alınarak;

-Olguda tıbbi uygulama hatası ve organizasyon kusuru bulunmadığından DAVANIN ESASTAN REDDİNE,

-Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

  • İlk yayınlanma tarihi: 13 Mart 2022
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!