Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1775
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 140/2 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında, “Şikayetçinin babasından kalan taşınmazların adına intikali, satışı, kamulaştırma bedellerinin tahsili amacıyla gerekli hukuki işlemleri yapmak üzere vekilliğini üstlenmesine rağmen görevin gereklerine aykırı hareket ettiği, bu cümleden olarak;
1-Davacı müşteki vekili sıfatıyla, müvekkiline ait … mahallesi, 14 pafta 391 parsel sayılı yerde bulunan taşınmazla ilgili olarak … 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/290 esasına kayden kamulaştırma bedelinin arttırılması davasını açtığını şikayetçiye bildirmeyip, davanın henüz açılmadığı, yargılama masraflarının fazla olduğu, taşınmazın değerinin de yüksek olmadığı ve kamulaştırma bedelini temlik almak isteyen şahıslar bulunduğu yönünde gerçeğe aykırı beyanlarla ikna ettiği şikayetçiden bahse konu taşınmaz ile ilgili hak ve alacakları dilediği şahsa istediği bedel üzerinden devir ve temlik etme yetkisi içeren vekaletname düzenlenmesini sağlayıp yargılama sonunda 3.527.002,00 Türk Lirası olduğu tespit edilen taşınmazla ilgili dava konusu alacağın 2/3’ünü büro ortağının akrabasına 640.000 TL bedel karşılığında, dava konusu alacağın 1/3’ünü ise 24.12.2011 tarihinde Avukat C. K.’nin akrabası S.K.’ye 100.000 Türk Lirası bedel karşılığında temlik etmek suretiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 31. maddesine düzenlenen ‘kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmının nakden veya başka bir şekilde avukat veya dava vekili veya onlar adına hareket edenler tarafından mal sahibine önceden ödenmesi… Kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmının avukat veya davalı vekili veya onlar adına hareket edenlere ait olacağının kararlaştırılması’ yasaklarına aykırı hareket ettiği gibi bahse konu sözleşmelere istinaden tahsil ettiği toplam 740.000 Türk lirasının 300.000 TL’sini şikayetçiye verip bakiye miktarı uhdesinde tuttuğu,
2-… 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/290 esasına görülen kamulaştırma bedelinin artırılması davası sırasında, davalı … Belediye Başkanlığı ile yaptığı sulh sözleşmesine istinaden 23.01.2017 ila 23.10.2017 tarihleri arasında Avukat C. K. aracılığıyla tahsil ettiği toplam 4.400.000,00 TL’yi müvekkiline vermeyerek uhdesinde tuttuğu” iddiası üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetçi vekili 19.01.2024 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, incelemeye konu eylem bakımından şikâyetli hakkında kovuşturma izni verilmemişse de bu işleme karşı iptal davası açtıklarını ve yargılamanın derdest olduğunu belirterek karara itiraz etmiştir.
Şikâyetli avukat 15.02.2024 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek reddini talep ettiği görülmektedir.
İncelenen dosya kapsamında; şikayetçi vekilinin itiraz dilekçesinden, şikâyetli avukat hakkında, disiplin davasına konu eylem nedeniyle Adalet Bakanlığı’nın kovuşturma izni verilmemesine dair işlemine karşı Ankara 3. İdare Mahkemesinin 2022/1306 esasına kayden iptal davası açıldığı ve yargılamanın derdest olduğu anlaşılmaktadır.
Baro Disiplin Kurulunca, Ankara 3. İdare Mahkemesinin 2022/1306 esasına kayden şikâyetçi vekili tarafından açılan iptal davasının sonucunun beklenmesi, iptal kararı verilmesi üzerine Adalet Bakanlığınca soruşturma ve kovuşturma izni verilerek ceza davası açılması ve yapılacak yargılama sonunda mahkûmiyet kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde mahkemece verilecek kesin karar ile dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gibi, iş bu disiplin kovuşturmasının karara bağlanmasından sonra şikâyetli avukat hakkında kamu davası açılması halinde yeniden disiplin kovuşturması açılmasının Avukatlık Kanunu’nu 159/3 ve 143. maddeleri uyarınca mümkün olmadığı, aksinin kabulünün ise mükerrerlik sonucu doğuracağı açıktır.
Kovuşturmanın derinleştirilmesi zorunlu olduğundan, Avukatlık Kanunu’nun 140/2. maddesinin gereğince itirazın kabulü ile Baro Disiplin Kurulu kararının bozulması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
Şikâyetçi vekilinin itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 13.10.2023 gün ve 2022/228 Esas, 2023/243 Karar sayılı kararının
BOZULMASINA,
oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe