TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2023/516 K. 2023/609

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1610

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 5, AVK Madde 34
[ÖZET] * Her ne kadar şikâyetli avukat, incelemeye konu eylem bakımından 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuşsa da 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddesinde öngörülen 12 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınarak yapılan incelemede;
(Av. Yas. m. 5, 34, TBB Mes. Kur. m. 3,4 )

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; şikâyetçinin 14.03.2018 kayıt tarihli şikâyet dilekçesi üzerine başlatılan ve Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün “Olur”u ile “…  Noterliğince düzenlenen 01.10.2015 tarih ve 7407 yevmiye sayılı vekâletname uyarınca ortaklığın giderilmesi davası açmak üzere müştekinin vekilliğini üstlenip yargılama masrafı ve vekâlet ücreti karşılığında toplam 12.390 Türk lirası aldığı hâlde, gereğine tevessül etmeyip davanın açıldığını söyleyerek müvekkili şikâyetçiyi oyaladığı” iddiası bakımından kovuşturma izni verilen disiplin davasında, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.
Disiplin davasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemedeki savunmasında; “Üzerime atılı bulunan Görevi Kötüye Kullanma suçlamasını kabul etmiyorum. Müştekiyi tanırım. Daha doğrusu müştekinin amcası benim eski müvekkilimdir. 2002 yılında bir işlerine yardımcı olmuştum. Daha sonrasında vefat etmiştir. O dönem B. ilçesinde avukatlık görevimi yaptığım için müvekkillerimin tavsiyeleri üzerine görüşenler oluyordu. şikayetçi de amcası vasıtasıyla 2002 yılında vekalet vermişti. Ben kendisini görmemiştim. Şu anda da görmedim. Sadece telefonla ve o dönem eski tarihli amcası üzerinden haberleşmiştik. 2015 yılında tekrardan benimle irtibata geçti. 2015 yılında B.deki yazıhaneye gelip gelmediğini tam hatırlamıyorum. Müştekiye benim hukuksal olarak yaptıklarım şunlardı. İlk önce müşteki dedesine ait ortak mirasçılar ile birlikte mirasla kalan arazi üzerindeki evin tapudaki beyanlar hanesinde kendisine tahsisinin sağlanması için bir talebi olmuştu. Bunun yapılabilmesi için hukuksal olarak tüm mirasçıların muvafakatinin olması gerekmekteydi. Bana ilk önce bunu sağlayacağını, tüm mirasçılarının muvafakatlerini alacağını söyledi. Bu işlemleri yapmak için bana vekalet verdi. Bunu yapmak için muvafakatnamelerini alıp dava açacaktık. Bu mümkün olmadı. Daha sonra ikinci bir çare olarak ortaklığın giderilmesi gündeme geldi. Ancak bu defa da ortaklığın giderilmesi gerekli, çünkü bulunduğu araziden evin alınıp teslim edilmesi mümkün değildir. Bu arada ortaklığın giderilmesi davasında dava masrafları, ihale masrafları tahmini olarak hesapladığımızda yüksekti. Müşteki bunu duyunca bu masrafları karşılayamayacağını söyleyerek davadan vazgeçti. Bunların hepsini telefonla aramızdaki iletişimle konuşarak yaptık. Daha sonrasında benden şikâyetçi oldu kendisinden 12.390 TL para aldığım doğrudur. Bu para benim az önce izah ettiğim iş ve işlemlerin takibi içindi. Daha sonra dava açılacak bir durum olmadığı için dava açılmadı. Buradaki benim tek eksiliğim tüm bu hususlarla ilgili olarak, yazılı olarak herhangi bir belge hazırlamamaktı. Yoksa süreç anlattığım şekilde oluştur. Ben görevimi kötüye kullanmadım. Suçlamayı kabul etmem.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 18.10.2018 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanmak” suçundan cezalandırılması istemiyle …  Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/175 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 15.03.2022 gün ve 2022/63 karar sayılı ilamı ile; Sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 257/1, 62, 52/2 ve 50/1-a maddesi gereğince neticeten 3.000 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf başvurusunun esastan reddi üzerine 02.11.2022 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanları, sanığa dava açması için katılan ile sanık arasında … 18. Noterliğinde vekaletname düzenlendiği ve katılanın, sanığı vekil tayin ettiği, düzenlenen vekaletname uyarınca sanığa dava açması için katılanın 12.390 TL’yi farklı zamanlarda gönderdiği katılana ait hesap hareketlerinden anlaşıldığı, sanığın buna rağmen dava açmadığı, katılanın e-devlet üzerinden yaptığı kontrolde tarafı adına açılmış herhangi bir dava açılmadığını öğrenmesi üzerine sanığı aradığı, sanığın cevaben davayı kendisi açtığı için adına dava görülmeyeceğini, davayı açtığını yinelediğini, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2020/2051 Esas, 2021/305 Karar numaralı kararında; ‘Balıkesir Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın askerde iken vefat eden çocukları Şenol Çalık’ın şehit statüsünde sayılması için Milli Savunma Bakanlığına karşı dava açması hususunda Susurluk Noterliğinin 03.04.2011 tarih ve 1771 yevmiye numarası ile 500 TL karşılığında vekaletlerini aldığı, sanığın üstlendiği vekalet görevi gereği açması gereken davayı açmadığı gibi, bu hususta hiçbir işlem de yapmadığı, şikâyet tarihi olan 23.07.2013 tarihine kadar geçen zaman içerisinde katılanın davanın akıbetini sorduğunda sanığın Hakim değişti, dosya bilirkişide, dava idari mahkemeye taşındı, dosya Yargıtayda, Danıştay’da diyerek katılanları oyaladığı gerekçesi ile görevi kötüye kullandığı iddia ve kabul edilen somut olayda; sanığın eyleminin TCK’nın 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu aynı Kanun’un 257/2. maddesine göre yazılı şekilde hüküm kurulması’, yine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2020/716 Esas, 2020/311 Karar numaralı kararında ‘Avukat olan sanığın, vekilliğini üstlenerek dava açmak için katılandan masraf ve vekalet ücreti aldığı halde, dava açmadığı gibi, açtığını söyleyip oyalamak suretiyle TCK’nın 257/1. maddesi kapsamında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği gözetilmeden, eylemi ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında kabul edilerek hakkında 257/2. madde ve fıkrası uyarınca hüküm kurulması’ şeklinde karar verdiği, tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı icrai davranışla ‘Görevi Kötüye Kullanma’ suçunu işlediği hususunda mahkememizce her türlü şüpheden uzak kesin kanaate varılmıştır.” gerekçesiyle hüküm kurduğu,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “1136 sayılı Kanun’un 140/2 maddesi uyarınca sonucu beklenen ceza kovuşturmasına konu fiil sebebiyle ayrıca disiplin kovuşturması ile devam etmekte olan dosyamızda şikâyetli avukatın fiilinin ceza dosyasında kesinleşen maddi olgular dikkate alınarak, 1136 sayılı Kanun’un 140/3 maddesine istinaden disiplin suçu oluşturduğu kanaatine varılmakla, şikâyetli avukatın disiplin sicil özeti de dikkate alınarak 1136 sayılı kanunun 158/1-2 fıkraları da göz önünde bulundurulmak suretiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde, eylem tarihi (2015) itibariyle, Avukatlık Kanunu’nun 136/2.maddesi gereğince tekerrüre esas 08.11.2014 ve 19.12.2014 kesinleşme tarihli iki ayrı para cezasının olduğu,
Şikâyetli avukatın 20.04.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; derdest ve geçmiş disiplin cezalarına atıfta bulunularak üst ceza uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, somut vakıanın irdelenmeden ceza tesis edildiğini, eylem tarihinin 2015 olduğunu, 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek haksız kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Şikâyetçinin 12.06.2023 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, şikâyetlinin itirazlarının gerçek dışı olduğunu, kendisini vekil tayin etmesine rağmen görevinin gereğini yerine getirmediğini, çeşitli bahanelerle kendisini oyaladığını beyan ettiği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Her ne kadar şikâyetli avukat, incelemeye konu eylem bakımından 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuşsa da 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddesinde öngörülen 12 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınarak yapılan incelemede;
Avukatlık Kanunu’nun 34.maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür.”
Şikâyetli avukat, şikâyetçi müvekkili tarafından vekil olarak tayin edilmesine ve bir kısım vekalet ücreti tahsil etmesine rağmen, sonraki süreçte üzerine düşen edimleri yerine getirmemiştir.
Şikâyetlinin, disipline konu eylem nedeniyle yargılandığı …  Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/175 esas ve 2022/63 karar sayılı dosyası değerlendirildiğinde de disiplin davasına konu eylemin işlendiği sabittir.
Bu nedenlerle, şikâyetli avukatın yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında, işine ve müvekkiline karşı gerekli özeni göstermediği anlaşıldığından ve Avukatlık Kanunu’nun 136. Maddesinin, “Beş yıllık bir dönem içinde iki veya daha çok defa disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan avukata her yeni suçu için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanır.” hükmü uyarınca eylem tarihinden 5 yıl geriye dönük disiplin sicilinde tekerrüre esas para cezalarının bulunduğu ve bir üst cezanın süreli işten çıkarma cezası olduğu gözetildiğinde, Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddeleri ve eylem ile yaptırım arasında adil bir denge gözetilip avukatlık mesleğinin önemi ve Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesindeki ilkeleri dikkate alınarak, Baro Disiplin Kurulu kararının düzeltilerek onanmasına, şikâyetli avukatın takdiren alt sınır olan 3 ay süre ile işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının kısmen kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“6 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 16.12.2022 gün ve 2018/7 Esas, 2023/1 Karar sayılı kararının
DÜZELTİLEREK ONANMASINA
, Şikâyetli avukatın
3 AY SÜRE İLE İŞTEN ÇIKARMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Kararın, onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 15 Temmuz 2023
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!