HMK Madde 367 Temyizin icraya etkisi
HMK 367, temyizin kararın icrasını durdurmayacağını; ancak nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemeyeceğini ve kişiler, aile hukuku ile taşınmaz ayni haklarına ilişkin kararların kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceğini gösterir.
Resmi Metin
Temyizin icraya etkisi
Madde 367- (1) Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.
(2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.
↪ Bu kanunda başka maddeye git
Avukat Yorumu
Bu madde, temyiz yoluna başvurulmasının kararın icrasına etkisini iki fıkrada düzenler. Birinci fıkra, temyizin kural olarak kararın icrasını durdurmadığını ortaya koyar; başka bir deyişle temyiz başvurusu tek başına icra takibinin önüne geçen bir engel oluşturmaz. Bu kuralın yanında, İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmünün saklı tutulduğu belirtilir. Aynı fıkra ayrıca nafaka kararları bakımından özel bir sınır getirir ve bu kararlarda icranın geri bırakılmasına karar verilemeyeceğini hükme bağlar. İkinci fıkra ise belirli karar türlerini kesinleşmeden icra edilemeyecek kararlar olarak ayırır.
Usul bakımından madde, icra edilebilirlik yönünden bir ayrım kurmaktadır. Genel kuralda karar temyiz edilmiş olsa dahi icra edilebilir niteliğini korur; bunun istisnası, İcra ve İflas Kanununun 36 ncı maddesine dayanan icranın geri bırakılması mekanizmasıdır. Buna karşılık nafaka kararlarında bu mekanizma metin gereği işletilemez. İkinci fıkra kapsamına giren, yani kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar yönünden ise farklı bir ölçüt geçerlidir; bu kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Böylece anılan kararlarda icra, ancak hükmün kesinleşmesi şartına bağlı olarak mümkün olur.
Gerekçe
Bu maddede, temyiz yoluna başvurunun kararın yerine getirilmesine (icrasına) etkisi düzenlenmiştir.
Bir karara karşı temyiz yoluna başvurulmuş olması, kural olarak onun yerine getirilmesini (icraya konulmasını; İcra ve İflas Kanunu madde 24 ve devamı) durdurmaz. Yani kural olarak, kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini önlemez. Öteden beri gerek usul ve gerekse icra ve iflas hukukumuzda benimsenmiş olan bu ilke, maddenin ilk fıkrasının birinci cümlesinde açıkça ifade edilmiştir.
Her ne kadar kararın temyiz edilmesi, onun yerine getirilmesini durdurmazsa da İcra ve İflas Kanununun 36 ncı maddesinde öngörüldüğü üzere, kararı temyiz eden borçlu, teminat göstermek suretiyle bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan “icranın geri bırakılması (tehiri icra) kararı” getirebilir. Bu suretle borçlu, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtayca verilecek karara kadar, kararın yerine getirilmesini durdurmuş olur. Bu husus, maddenin ilk fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilmiştir.
Hukukumuzda eskiden beri bazı kararların kesinleşmedikçe yerine getirilmemesi de (icraya konulmaması) benimsenmiş bir ilkedir (örneğin, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 34, Sayıştay Kanununun 64, İdari Yargılama Usulü Kanununun 52, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 536 ncı maddesinde olduğu gibi).
Bu düzenlemeye sadık kalınarak, maddede değişiklik yapılmadan, kişiler ve (nafaka kararları hariç) aile hukukuna, taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceği, maddenin ikinci fıkrasında açıklanmıştır.
ADALET KOMİSYONU RAPORU
Tasarının 371 inci maddesi, teselsül nedeniyle 373 üncü madde olarak aynen kabul edilmiştir.
TBMM GENEL KURULU
TBMM Genel Kurulunda 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler tasarı metninden çıkartılmış ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe