Yargıtay HGK E.2024/175 K.2025/510

İlgili madde: TMK Madde 715

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2023/92 E., 2023/105 K.

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.01.2023 tarihli ve 2021/15344 Esas, 2023/288 Karar sayılı BOZMA kararı

1. Taraflar arasında birleştirilerek görülen kadastro tespitine itiraz davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bursa Kadastro Mahkemesince verilen asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne ilişkin karar asıl ve birleşen davanın davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı asıl ve birleşen davanın davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Asıl ve Birleşen Davalarda Davacılar İstemi

4. Asıl davada davacı … dava dilekçesinde; … intikal eden Bursa ili, Gemlik ilçesi, … Köyü, … mevki 2108 parsel sayılı taşınmazın 1500 metrekaresinin hatalı şekilde davalı … adına tespit edildiğini ileri sürerek yapılan tespitin iptalini talep etmiştir.

5. Birleşen davada davacı … dava dilekçesinde; aynı dava konusu taşınmazda babasından intikal eden yaklaşık iki dönüm yerin davalı … adına tespitinin yapıldığını ileri sürerek tespitin iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl ve Birleşen Davalarda Davalılar Cevabı

6. Davalı … 02.04.2014 havale tarihli cevap dilekçesinde; yapılan tespitten haberinin olmadığını, kendisinin de aynı parselde 4535 m2 zeytinliğinin bulunduğunu, ölçümlerin ne şekilde yapıldığını bilmediğini ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunmuştur.

7. Dahili davalı … cevap dilekçesinde; davanın husumet ve süre yönlerinden reddi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin Birinci Kararı

8. Bursa Kadastro Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli ve 2014/6 Esas, 2016/84 Karar sayılı kararı ile; davacılar yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 2108 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, 27.11.2015 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 2.114,84 metrekarelik yerin 2108 parsel olarak tarla vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline, bu parsel üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının …’in kullanımında olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine; (B) harfi ile gösterilen 1.217,75 metrekarelik yerin yeni parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline, bu parsel üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının …’in kullanımında olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine; (C) harfi ile gösterilen 0.559,06 metrekarelik yerin yeni parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline, bu parsel üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının …’in kullanımında olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine; (D) harfi ile gösterilen 643,72 metrekarelik yerin son parsel numarasının devamı olarak yeni parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline, bu parsel üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının …’in kullanımında olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, fazlaya ilişkin talepler ile tescil taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı

9. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacıları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

10. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.10.2019 tarihli ve 2016/12622 Esas, 2019/6552 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Mahkemece, davacılar yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, ancak çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmı üzerindeki zeytin ağaçlarının davacı …, (D) harfi ile gösterilen kısmı üzerindeki zeytin ağaçlarının davacı … tarafından dikilip yetiştirildiği kabul edilmek suretiyle davacıların tescil taleplerinin reddine, çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerindeki zeytin ağaçlarının davacıların kullanımında bulunduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Zirai bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının 30-40 yaşlarında oldukları belirtilmesine rağmen zeytin ağaçlarının dikme mi yoksa aşı mı oldukları belirlenmemiş, taşınmazın imar planı kapsamında olup olmadığı üzerinde durulmamış, uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından yararlanılmasına rağmen hava fotoğrafları uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisince incelenmemiş, mahkemece davacılar yararına edinme koşullarının ne sebeple gerçekleşmediği açıklanmaksızın, deliller tartışılmaksızın ve adeta gerekçesiz sayılabilecek şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilemez.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece, çekişmeli taşınmazın imar planı sınırları içinde kalıp kalmadığı, imar planı sınırları içinde kalıyorsa imar planının hangi tarihte kesinleştiği tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, çekişmeli taşınmazı kapsayan, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait üç farklı tarihte çekilmiş hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığı’ndan tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra çekişmeli taşınmazı iyi bilen yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri, 3 kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte; taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, öncesinin imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise buna en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla, kim tarafından ve ne şekilde sürdürüldüğü, üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının yaşlarının ne olduğu, zeytin ağaçlarının deliceden aşılanıp aşılanmadığı, deliceden aşılanmış ise aşı yaşının kaç olduğu hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, taşınmazın eğimini, niteliğini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, öncesinin imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığını, imar-ihya gerektiren yerlerden ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp tamamlandığını, ekonomik amaca uygun zilyetliğin hangi tarihten beri hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının yaşını, zeytin ağaçlarının deliceden aşılanıp aşılanmadığını, deliceden aşılanmışsa aşı yaşlarını ve yoğunluğunu açıklayan, komşu taşınmazlarla mukayeseli değerlendirmeyi içeren, önceki bilirkişi raporlarını da irdeler şekilde bilimsel verilere dayalı rapor aldırılmalı, çekişmeli taşınmaz ve çevresinin yakın plan panoramik fotoğrafları çektirilip fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmaz sınırları kabaca işaretlettirilmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişme konusu (A) ve (D) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliğini, sınırlarını ve taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini açıklayan rapor düzenlettirilmeli, sunulan raporda çekişmeli taşınmazın memleket haritası ve uydu fotoğrafları üzerindeki konumu gösterilmeli; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir kroki ve ayrıntılı rapor alınmalı; mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, teknik raporlar ile denetlenmeli; yapılan araştırma ve inceleme neticesinde dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle imar-ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, iktisap edilebilmesi için emek ve masraf yapılarak tarıma elverişli hale getirildikten sonra, dava tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin davacı lehine nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla geçmesi gerektiği dikkate alınmalı; çekişme konusu taşınmaz imar planına alınmış ise, imar planına alınma tarihleri itibariyle davacı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı kesin olarak saptanmalı; taşınmazın öncesinin imar-ihyaya muhtaç yerlerden olmadığının tespit edilmesi halinde ise 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle kazanım şartlarının davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünde…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Mahkemenin İkinci Kararı

11. Bursa Kadastro Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli ve 2020/36 Esas, 2021/47 Karar sayılı kararı ile; (bozma kararına uyulmasına karar verildikten sonra) taşınmazın imar planı kapsamında olmadığı, çevre düzeni planında orman alanında kaldığı daha önce orman bilirkişisinden alınan rapora ve hava fotoğraflarına göre aşamalarda dava konusu taşınmazın çalılık olarak görüldüğünün gözlemlendiği, uyuşmazlığın öncelikle temyiz başvurusu da dikkate alındığında, davacıların iddiasında olan kısımların 2/B kapsamında değil, davacıların doğrudan mülkiyeti gerektirir zilyetliğin olduğu yönündeki iddialarından kaynaklandığı, bu şekilde taşınmazın belirlenen kısımlarının alınan bilirkişi raporları da gözönüne alınarak tarım alanı olduğu, imar ve ihya gördüğünün belirlendiği, yine buna göre dava konusu taşınmazın bulunduğu mevkide kadastro uygulaması yapıldığı ve bu kısımların orman olarak sınırlandırıldığı, Kadastro Kanunu’nun Geçici 8. maddesine göre yapılan çalışmanın amacının, orman olarak sınırlandırılan ve tescil harici bırakılan kısımların orman niteliğini kaybetmiş olması hâlinde ormandan çıkarılarak Hazine adına kullanıcı belirlemesi yapılarak, satışını sağlamak olup, buna göre taşınmazın orman niteliği ile sınırlandırıldığı, bu sınırlandırmanın kesinleştiği ve orman olan yerin zilyetlikle ya da imar ve ihya ile kazanımının mümkün olmadığı, davacı tarafın doğrudan adlarına tespit ve tescil istemi haklarının söz konusu olmadığı, ancak çoğun içinde azın varlığı kabul edilerek davacı iddiasının sadece kullanıcı belirlemesi yönünde kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı

12. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

13. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.01.2023 tarihli ve 2021/15344 Esas, 2023/288 Karar sayılı kararı ile; “…1.Asıl ve birleşen davada davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Asıl – birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, tapulama tutanağının iptali ile dava konusu Bursa ili Gemlik ilçesi … Mahallesi 2108 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline, kullanıcı olarak davacılar adına şerh verilmesine hükmedilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamında mevcut 05.05.2021 tarihli jeodezi ve fotogrometri mühendisi bilirkişisi ve harita bilirkişisi raporunda, 1984 ve 1997 tarihli hava fotograflarında, dava konusu 2108 parselin krokisinde A, B, C ve D harfleri ile gösterilen bölümleri içerisinde sıralı zeytin ağaçlarının bulunduğunun, 1959 tarihli memleket haritasında tamamen yeşil renk ile belirtilen, üzerinde çalılık işareti bulunan çalılık alanda, 1976 ve 2001 tarihli memleket haritasında ise yeşil renk ile gösterilen üzerinde zeytinlik işareti bulunan zeytinlik alanda kaldığının tespit edildiği; yine 10.05.2021 tarihli 3’lü ziraat bilirkişisi raporunda, dava konusu taşınmazın içinde bulunan zeytin ağaçlarının yaşlarının yaklaşık 40 – 45 yaşlarında olduğunun ve yaklaşık 30 – 35 yıldan beri imar ve ihyasının yapıldığının, tapulama çalışmasından sonra tarım alanı haline getirildiğinin ve halen tarım alanı olduğunun, zeytin bahçesi olarak kullanıldığının, evveliyatının orman olmadığının, üzerinde ve komşu parsellerde orman bitki örtüsü bulunmadığının, tarım yapılabilen bir yer olup tarım toprağı karakteri taşıdığının, üzerinde zeytin ağaçlarının bir kısmının fidan olarak dikildiğinin, bir kısmınında deliceden aşılandığının, fidanların düzenli ve sıra ile dikili olduğunun, mera, orman, yaylak ya da kışlak gibi yerlerden olmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır.

Yine, mahallinde yapılan 06.11.2015 ve 14.04.2021 tarihli keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi, tutanak bilirkişi ve davacı tanıkları beyanlarında, dava konusu taşınmazın bölümler halinde, uzun yıllardır davacılar / davalı … tarafından zeytinlik olarak kullanıldığını belirtmişlerdir.

Ayrıca, ilgili belediyenin dosya kapsamında mevcut yazı cevabına göre dava konusu taşınmazın uygulama imar planında olmadığı anlaşılmaktadır.

Tüm bu açıklamalar ışığında; hava fotoğraflarından ve keşifte alınan beyanlardan da anlaşıldığı üzere, dava konusu taşınmazın 1984 tarihinden bu yana, davacılar tarafından zeytinlik olarak kullanıldığı, davacıların en az 20 yıldır dava konusu taşınmazda zilyet oldukları ve bu haliyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesinde yer alan zilyetlik şartlarının davacılar yararına oluştuğu dosya kapsamıyla sabit olduğundan, Mahkemece, davanın kabulüne kabul verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı

14. Bursa Kadastro Mahkemesinin 26.09.2023 tarihli ve 2023/92 Esas, 2023/105 Karar sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak, mahkeme kararının taşınmazın bölgede yapılan ilk tesis kadastrosunda orman olarak sınırlandırıldığı ve bu tespitin kesinleştiği gerekçesine dayandığı, bozma gerekçesinde bu hususta açıklamada bulunulmadığı; davacıların iddiasında olan kısımların 2/B kapsamında değil, davacıların doğrudan mülkiyeti gerektirir zilyetliğin olduğu yönündeki iddialarından kaynaklandığı, tarım alanı olduğu, imar ve ihya gördüğü, dava konusu taşınmazın bulunduğu mevkide kadastro uygulaması yapıldığı ve bu kısımların orman olarak sınırlandırıldığı, Kadastro Kanununun Geçici 8. maddesine göre yapılan çalışmanın orman olarak sınırlandırılan ve tescil harici bırakılan kısımların orman niteliğini kaybetmiş olması hâlinde ormandan çıkarılarak Hazine adına kullanıcı belirlemesi yapılarak, satışını sağlamak olduğu, buna göre taşınmazın orman niteliği ile sınırlandırıldığı ve bu sınırlandırmanın kesinleştiği, orman olan yerin zilyetlikle ya da imar ve ihya ile kazanımının mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.

Direnme Kararının Temyizi

15. Direnme kararı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

16. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 3402 sayılı Kadastro Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan tespite itiraza ilişkin eldeki davada, dava konusu bölümlerin zilyetlik ya da imar ihya ile kazanılmasının mümkün olup olmadığı, varılacak sonuca göre asıl ve birleşen davanın kabulünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

17. Öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemeler üzerinde kısaca durulmasında fayda bulunmaktadır.

18. Kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin olağanüstü zamanaşımı veya başka bir yoldan kazanılması ve tapu siciline tescil edilmesi mümkün değildir. Ancak Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerle ilgili düzenlemeye yer veren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 715. maddesinin son fıkrasında, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılmasının özel kanun hükümlerine tâbi olduğu belirtilmiştir.

19. Nitekim 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu’un (3402 sayılı Kanun) 17. maddesinde imar ve ihya kurumuna yer verilmiş ve bu yoldan taşınmaz kazanılması imkânı getirilmiştir.
20. 3402 sayılı Kanun’un “İhya edilen taşınmaz mallar” başlıklı 17. maddesi;
“Orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14’üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.

İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz.” hükmünü içermektedir.

21. Anılan madde gereğince orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin, aynı Kanun’un 14. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmesi hâlinde imar ve ihya yoluyla kazanılması mümkün bulunmaktadır.

22. Hemen belirtmek gerekir ki; 3402 sayılı Kanun’nun 17. maddesi aynı Kanun’un 33/3. maddesi gereğince genel hüküm niteliğinde olup bu Kanun’un uygulandığı yerler dışındaki taşınmazlar hakkında da uygulanır.

23. Bir yerin imar ve ihya ile kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazın orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazilerden olması gerekir. Kamu hizmetine tahsis, hukuken olabileceği gibi fiilen de olabilir. Kamu hizmetine tahsis edilmeyen, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık, orman sayılmayan çalılık, makilik ve fundalık gibi topraklar imar ve ihyaya müsait olan yerlerdir. Makilik ve fundalık yerler orman toprağı ise imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir. Zira kanun koyucu 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 169. ve 170. maddelerini gözeterek ormanların imar ve ihya ile kazanılmasını yasaklamıştır.

24. Kadastro Kanunu’nun Geçici 8. maddesinde ise öncesi tespit harici bırakılan bir kısım taşınmazların kadastrosunun yapılacağı hükme bağlanmış, anılan maddede “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılan tapulama veya kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan tapuda kayıtlı taşınmazlar ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlerde ve çalışma alanı içinde orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan alanlarda, daha sonra kesinleşen orman kadastrosu sonucunda orman sınırı dışında kalan tapulu ve tapusuz taşınmazların 3402 sayılı Kanun hükümleri gereğince kadastrosu yapılır” düzenlemesine yer verilmiştir.

25. Somut olayda davacı … ve … ayrı ayrı açtıkları davalar ile, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın ayrı ayrı bölümlerinin adlarına tescilini, tescil talepleri kabul edilmediği takdirde taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının kendilerine ait olduğu hususunun beyanlar hanesine şerh verilmesini talep etmişlerdir.

26. Dosya içeriğine göre dava konusu 2108 parsel sayılı 4.535,37 metrekare yüzölçümlü taşınmaz Hazineye ait yerlerden olduğu belirtilerek, üzerindeki zeytin ağaçlarının …’e ait olduğu şerhi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun Geçici 8. maddesine istinaden tarla vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir.

27. Öncesi tespit harici bırakılan bu tür yerlerin koşulların bulunması hâlinde zilyetlikle kazanılması mümkündür. 05.05.2021 tarihli jeodezi ve fotogrometri mühendisi bilirkişisi ve harita bilirkişisi raporunda, 1984 ve 1997 tarihli hava fotograflarında, dava konusu 2108 parselin krokisinde A, B, C ve D harfleri ile gösterilen bölümleri içerisinde sıralı zeytin ağaçlarının bulunduğu, 1959 tarihli memleket haritasında tamamen yeşil renk ile belirtilen, üzerinde çalılık işareti bulunan çalılık alanda, 1976 ve 2001 tarihli memleket haritasında ise yeşil renk ile gösterilen üzerinde zeytinlik işareti bulunan zeytinlik alanda kaldığı tespit edilmiştir; yine 10.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın içinde bulunan zeytin ağaçlarının yaşlarının yaklaşık 40 – 45 yaşlarında olduğu ve yaklaşık 30 – 35 yıldan beri imar ve ihyasının yapıldığı, tapulama çalışmasından sonra tarım alanı hâline getirildiği ve hâlen tarım alanı olduğu, zeytin bahçesi olarak kullanıldığı, evveliyatının orman olmadığı, üzerinde ve komşu parsellerde orman bitki örtüsü bulunmadığı, tarım yapılabilen bir yer olup tarım toprağı karakteri taşıdığı, üzerindeki zeytin ağaçlarının bir kısmının fidan olarak dikildiği, bir kısmının da deliceden aşılandığı, fidanların düzenli ve sıra ile dikili olduğu ve ayrıca mera, orman, yaylak ya da kışlak gibi yerlerden olmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır.

28. Mahkemece mahallinde yapılan 06.11.2015 ve 14.04.2021 tarihli keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi, tutanak bilirkişi ve davacı tanıkları da beyanlarında, dava konusu taşınmazın uzun yıllardır bölümler hâlinde, davacılar ile davalı … tarafından zeytinlik olarak kullanıldığını belirtmişlerdir.

29. Tüm bu açıklamalar ışığında; dava konusu taşınmazın hiçbir zaman orman tahdit sınırları içine alınmadığı dolayısıyla orman sınırları dışına da çıkarılma işleminin konusu olamadığı, davaya konu (A) ve (D) bölümlerinin evveliyatından beri orman sayılmayan yerlerden olduğu,1984 tarihinden bu yana, davacılar tarafından zeytinlik olarak kullanıldığı, davacıların en az 20 yıldır dava konusu taşınmazın anılan bölümlerinde zilyet oldukları, bu hâliyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde yer alan zilyetlik şartlarının davacılar yararına oluştuğu dosya kapsamıyla sabit olduğundan, Mahkemece açılan davaların kabulüne kabul verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.

30. Öte yandan Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bozma ilâmında (A) ve (D) bölümleri yönüyle davanın kabulü gerektiğinin yazılması gerekmekte ise de dosya kapsamıyla bu eksikliğin maddi hata niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.

31. Hâl böyle olunca; direnme kararının Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Asıl ve birleşen davanın davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 06 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!