Madde, Kanunun cezai hükümler babındadır ve tebliğ memuruna söylenen yalanı cezalandırır. Birinci fıkranın başındaki “daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde” kaydı hükmü ikincil kılar: fiil başka bir hükme göre daha ağır bir cezayı gerektiriyorsa buradaki ceza uygulanmaz.
Üç ayrı fail tipi tanımlanmıştır:
- Kendisi hakkında tebliğ memuruna yalan beyanda bulunan muhatap.
- Muhatap namına kendisine tebligat yapılabilecek olup da, bu Kanunun tatbiki dolayısıyla tebliğ memuruna muhatap hakkında yalan beyanda bulunan kişi.
- Muhatap olmadığı veya muhatap namına tebellüğ etmeye yetkisi bulunmadığı halde, tebliğ memuruna hüviyet ve sıfatı hakkında yalan beyanda bulunarak tebliğ evrakını alan kimse.
Üçüncü bendin farkı, yalan beyanın tek başına yetmemesidir; fail ayrıca tebliğ evrakını almış olmalıdır. Her üç bentte de beyanın muhatabı tebliğ memurudur; başkasına söylenen bir söz bu maddenin kapsamında değildir.
Birinci fıkradaki ceza bir yıla kadar hapistir; metin bu cezayı bentlerin ortak bir tanımına değil, “her bir bentte tanımlanan fiil” dolayısıyla bağlar. Fıkra yalnız üst sınırı gösterir, alt sınır bu maddede yazılı değildir.
İkinci fıkra, gecikme veya umumi yahut hususi zarar doğduğunda, birinci fıkradaki cezanın yerine geçen bir ağırlaştırma değil, ona eklenen ayrıca bir hapis cezası öngörür. Bentlerdeki hallerde bir gecikme veya umumi veyahut hususi bir zarar husule gelirse, fail hakkında ayrıca (a) ve (b) bentlerindeki fiiller için üç aydan bir yıla ve (c) bendindeki fiil için bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası hükmolunur. Zarar şart değildir; salt gecikmenin doğması bu fıkrayı işletmeye yeter. Birinci fıkradaki ceza ayrıca yerini korur.
Maddenin sustuğu yer de dikkate değer: burada düzenlenen yalnız cezai sonuçtur, yalan beyanla alınan tebligatın geçerli sayılıp sayılmayacağı bu maddeden çıkarılamaz. Değişiklik künyesi de dar okunmalıdır; 5728 sayılı Kanunla yeniden yazılan yalnız birinci fıkradır.