HMK Madde 282 Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi

Özet 1 fıkra · ~2 dk okuma

HMK 282, hâkim bilirkişinin oy ve görüşünü kesin delil saymaz; bu görüşü dosyadaki diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir ve sonuçta vardığı kanaate göre karar verir.

Resmi Metin

Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi

Madde 282- (1) Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, bilirkişinin sunduğu oy ve görüşün yargılamadaki ispat değerini düzenler ve tek fıkradan oluşur. Hükme göre hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü dosyadaki diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Böylece madde, bilirkişi raporuna bağımsız ve kendi başına belirleyici bir delil niteliği tanımaz; rapor, hâkimin önündeki delil bütününün bir parçası olarak ele alınır. Düzenleme, özel veya teknik bilgi gerektiren konularda başvurulan bilirkişi katkısının, uyuşmazlığın sonucunu doğrudan tayin eden bir araç değil, hâkimin takdirine sunulan unsurlardan biri olduğunu ortaya koyar.

Usul mekaniği açısından bu hüküm, serbest değerlendirme ilkesini bilirkişi delili bakımından somutlaştırır. Hâkim, raporu diğer delillerle karşılaştırarak inceler ve aralarındaki ilişkiyi kendi değerlendirmesiyle kurar; metnin lafzı, bu değerlendirmeyi belirli bir sonuca veya yöne bağlamamaktadır. Bilirkişinin görüşü, dosyadaki diğer delillerle birlikte tartılan ve nihai kanaate ulaşılırken göz önünde tutulan bir veri konumundadır. Maddenin tek cümlelik yapısı, bu konuda getirilen kuralın yalnızca değerlendirme yetkisinin serbest niteliğine ilişkin olduğunu, başkaca bir koşul ya da sınırlama öngörmediğini göstermektedir.

Gerekçe

Maddede yer alan düzenlemeyle, bilirkişinin, raporunda yahut sözlü açıklamalarında işaret ettiği oy ve görüşünü, hakimin, diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hususu hüküm altına alınmış; bu suretle bilirkişinin belirteceği oy ve görüşünün, bir takdiri delil niteliği taşıdığına açıkça işaret edilmiştir. Anılan hüküm çerçevesinde, hakim, bilirkişi raporunu yeterli görmemekle beraber, raporda yazılı olan özel ve teknik bilgilerden hareketle, bilirkişinin raporunda varmış olduğu sonucun yanlış olduğu kanısına ulaşacak olursa, bunun gerekçelerini açıkça ortaya koymak suretiyle, bilirkişi raporunun aksine de karar verebilecektir. Tersine bir anlayış, hakimi, bilirkişi raporuyla, hüküm arasında bir aracı haline getirir ki; bunun hukuk devleti ve onun bir görünüm biçimi olan yargı bağımsızlığı (Anayasanın 2 nci ve 138 inci maddeleri) ile bağdaştırılamayacak olması sebebiyle kabulü mümkün değildir. Öte yandan, bu kural, hakim, bilirkişi raporunu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor almak yahut yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırtmak zorundadır şeklinde de anlaşılamaz. Çünkü, bilirkişiden ek rapor almak yahut yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırtmak, “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 285 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan düzenlemeler uyarınca, zaten hakimin sahip olduğu doğal yetkiler arasında bulunmaktadır.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

Tasarının 286, 287 ve 288 inci maddeleri, teselsül nedeniyle 288, 289 ve 290 ıncı maddeler olarak aynen kabul edilmiştir.

TBMM GENEL KURULU

TBMM Genel Kurulunda 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler tasarı metninden çıkartılmış ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - HMK m.282 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2018/395 K. 2018/1184 Bozma

Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir; zira bilirkişi raporu takdiri delil niteliğindedir ve hâkimi bağlamaz (HMK m.282). Bu nedenle, hükme esas alınan rapor yeterli ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuyorsa, eksik incelemeye dayanan rapor esas alınarak karar verilemez; uyuşmazlığın taraf ve yargı denetimine elverişli, yeterli bir raporla aydınlatılması gerekir.

Detaylı özeti gör

Karar, bilirkişi raporunun takdiri delil niteliği taşıdığını, hâkimin bu raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğini ve yeterli, hüküm kurmaya elverişli bulunmayan eksik incelemeye dayalı bir raporun hükme esas alınamayacağını (HMK m.282) ortaya koymaktadır. Olgusal arka plan, ayıplı mal satışından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemidir. Somut olayda davacılara ait Mercedes marka aracın, sürücü Şefik Öztürk kullanımında iken Kayseri Pınarbaşı-Malatya yolunda yaptığı tek taraflı kazada üç kişinin vefat ettiği, araçtaki sekiz adet hava yastığından hiçbirinin açılmadığı ileri sürülmüştür. Yerel mahkeme, 24.05.2011 tarihli bilirkişi raporuna dayanarak ön hava yastıklarının tetiklenme şartlarının oluşmadığı, dolayısıyla ayıp bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar vermiş, bozma sonrası önceki kararda direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise raporun yalnızca ön hava yastıklarını tartıştığını, yan, tavan ve perde hava yastıklarının hiç açılmamasının üretim hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ile nedensellik bağı hususunun incelenmediğini, bu hâliyle raporun yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını saptayarak; taraf ve yargı denetimine elverişli yeni rapor alınması gerektiği gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar vermiştir.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!