HMK Madde 276 Bilirkişinin görevini bizzat yerine getirme yükümlülüğü

Özet 1 fıkra · ~3 dk okuma

HMK 276, bilirkişi kendisine verilen görevi bizzat yerine getirmek zorundadır ve görevinin yürütülmesini kısmen ya da tamamen başka bir kimseye bırakamaz.

Resmi Metin

Bilirkişinin görevini bizzat yerine getirme yükümlülüğü

Madde 276- (1) Bilirkişi, mahkemece kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye bırakamaz.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, mahkemece bilirkişiye verilen görevin bizzat o bilirkişi tarafından yerine getirilmesi yükümlülüğünü düzenler. Tek fıkradan oluşan hüküm, bilirkişinin kendisine tevdi olunan görevi şahsen icra etmesini öngörmekte; bu görevin yürütülmesinin kısmen yahut tamamen başka bir kimseye bırakılamayacağını açıkça yasaklamaktadır. Böylece bilirkişilik görevinin kişiye bağlı ve devredilemez niteliği vurgulanmış olur. Görev, mahkemenin belirli bir kişiye olan güvenine ve onun özel bilgisine dayandığından, üçüncü bir kişiye aktarılması mümkün değildir.

Usul bakımından bu kural, bilirkişinin görevlendirilmesinin bizzat görevlendirilen kişiyi bağladığını ortaya koyar; rapor, bilirkişinin kendi inceleme ve değerlendirmesinin ürünü olmalıdır. Hüküm “yükümlü olup” ifadesiyle emredici biçimde kaleme alındığından, görevin bir kısmının dahi üçüncü kişiye gördürülmesi bu yükümlülüğe aykırılık oluşturur. Bilirkişinin görevini başkasına bırakması hâlinde ortaya çıkacak sonuçların değerlendirilmesi, raporun delil değeri ve bilirkişiye ilişkin diğer hükümler çerçevesinde ele alınır. Madde, bilirkişinin görevini kabul ettiği anda bu görevi bizzat tamamlama sorumluluğu altına girdiğini ortaya koymaktadır.

Gerekçe

Bu maddede, bilirkişinin, görevini bizzat (şahsen) yerine getirmesi yükümlülüğü düzenlenmiştir. Maddenin ilk cümlesinde, bilirkişinin, görevini bizzat yerine getirmekle yükümlü olduğu; görevinin icrasını kısmen ya da tamamen bir başka kimseye bırakamayacağı hususu hüküm altına alınmıştır. Zira, her şeyden önce, bilirkişi, yargılama süreci içinde, bir kamu görevi yapmaktadır. Dolayısıyla, bu görevin yerine getirilmesi de, diğer kamu görevlerinin yerine getirilmesinde olduğu gibi, kamu hukuku ilke ve kurallarına tabidir. Kamu hukuku alanında bu konuda işlerlik kazanmış olan temel ilke ise bir kamu görevinin ilgilisi tarafından bizzat yerine getirilmesidir. Bu ilke, doğal olarak, bir kamu görevi olan bilirkişilik görevinin yerine getirilmesinde de geçerlik taşıyacağından, bu görevin ifasının da kısmen ya da tamamen bir başka kimseye bırakılması mümkün olamayacak; yani, bilirkişi, görevi üzerinde serbestçe tasarrufta bulunamayacaktır. Öte yandan, mahkemece, somut bir sorun için bir kimse bilirkişi olarak görevlendirilmişse, aslolan, o kimsenin, hem uzmanlığı hem de kişisel nitelikleri itibarıyla, o sorunla ilgili özel ve teknik bilgiye dayalı aydınlatma ve bilgilendirme işini, bilirkişi sıfatıyla yapma yeterliliğine sahip en uygun kimse olduğu fiksiyonudur; bilirkişinin seçiminde tek yetkili konumunda bulunan mahkemenin bu konudaki takdirine müdahale edilemez. Yine, bilirkişilik görevi, mesleki ve bireysel niteliklerin de ön plana çıktığı bir görev olduğu için, doğası gereği, icrası kısmen ya da tamamen başka kimselere bırakılacak olan görevler arasında yer almaz.

Aynı maddenin ikinci cümlesinde ise bilirkişilik görevinin yürütülmesi bakımından bir başka kişinin yardımına ihtiyaç duyulması halinde, bilirkişinin bu görevlendirmeyi yapabileceği, ancak raporunda bu kişi ile yaptığı işlerin neler olduğu hususuna açıkça işaret etmesi gereği öngörülmüştür. Ancak, bilirkişinin yardımcı şahıs kullanması, hiçbir zaman, bilirkişilik görevinin, kısmen bir başka kimseye bırakılması biçiminde gerçekleşemez. Bilirkişi, görevinin icrası bağlamında, inceleme konusu objenin gerekli kıldığı ölçüde, salt maddi yardımla sınırlı olmak kaydıyla, yardımcı şahıslara müracaat edebilir. Örneğin, bilirkişi olarak atanan bir kimse, inceleme sırasında, bir aletin kullanılması için, zorunlu olması sebebiyle asistanlarının yardımını alabilir. Bu durum, hiçbir zaman, asistanların inceleme faaliyetine katıldıkları anlamına asla gelmez; incelemeyi yapan yine tek başına bilirkişidir. Çünkü, yardımcının faaliyetini sevk ve idare eden, ondan sadece kullanacağı done bağlamında yararlanan, bu doneyi değerlendirip bir kanaate ulaşacak olan bilirkişinin kendisinden başka bir kimse değildir.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

Tasarının 280 inci maddesinde, bilirkişilik görevinin yürütülmesi açısından bir başka kişinin yardımına ihtiyaç duyulması halinde, bilirkişinin bu görevlendirmeyi yapabileceği, ancak raporunda bu kişi ile yaptığı işlerin neler olduğu hususuna açıkça işaret eden son cümle hükmü, uygulamada ortaya çıkması muhtemel sorunların önüne geçilmesi amacıyla madde metninden çıkarılmış ve madde teselsül nedeniyle 282 nci madde olarak kabul edilmiştir.

TBMM GENEL KURULU

TBMM Genel Kurulunda 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler tasarı metninden çıkartılmış ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.

HMK Madde 276 - Bilirkişinin görevini…

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!