HMK Madde 273 Bilirkişinin görev alanının belirlenmesi

Özet 2 fıkra · ~3 dk okuma

HMK 273, mahkeme tarafların görüşünü alarak verdiği görevlendirme kararında inceleme konusunu açıkça belirler, bilirkişinin cevaplayacağı soruları ve raporun verilme süresini gösterir; inceleneceği şeyler dizi pusulasına bağlı olarak teslim edilir.

Resmi Metin

Bilirkişinin görev alanının belirlenmesi

Madde 273- (1) Mahkeme, tarafların da görüşünü almak suretiyle bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında, aşağıda belirtilen hususlara yer vermek zorundadır:

  1. a) İnceleme konusunun bütün sınırlarıyla ve açıkça belirlenmesi.
  2. b) Bilirkişinin cevaplaması gereken sorular.
  3. c) Raporun verilme süresi.

(2) Bilirkişiye, görevlendirme yazısının ekinde, inceleyeceği şeyler, dizi pusulasına bağlı olarak ve gerekiyorsa mühürlü bir biçimde teslim edilir; ayrıca bu husus tutanakta gösterilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, mahkemenin bilirkişiyi görevlendirirken vereceği kararda nelerin bulunmasının zorunlu olduğunu düzenler. Birinci fıkrada, mahkemenin tarafların da görüşünü almak suretiyle verdiği görevlendirme kararında üç hususa yer vermek zorunda olduğu sayılır: inceleme konusunun bütün sınırlarıyla ve açıkça belirlenmesi, bilirkişinin cevaplaması gereken sorular ve raporun verilme süresi. İkinci fıkra ise, bilirkişiye inceleyeceği şeylerin nasıl teslim edileceğine ilişkindir.

Buradaki işleyişte görevlendirme kararı, bilirkişinin görev alanını ve cevaplayacağı soruları belirleyerek incelemenin çerçevesini çizer; rapor için bir süre öngörülür. Tarafların görüşünün alınması, bu çerçevenin oluşturulmasında öngörülen bir aşamadır. İkinci fıkraya göre, bilirkişinin inceleyeceği şeyler görevlendirme yazısının ekinde, dizi pusulasına bağlı olarak ve gerekiyorsa mühürlü bir biçimde teslim edilir; ayrıca bu teslim hususu tutanakta gösterilir. Böylece görevin kapsamı ile incelemeye konu olan şeylerin neler olduğu kayıt altına alınmış olur.

Gerekçe

Maddenin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeyle, bilirkişinin görev alanının nasıl belirleneceğine ve bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararda, hangi hususlara yer verileceğine açıkça işaret edilmiştir. Bu çerçevede, mahkeme, tarafların da görüşünü almak suretiyle, inceleme konusunu, bilirkişinin cevaplandırması gereken soruları belirlemeli, bunlara görevlendirme yazısında açıkça işaret etmeli ve raporun verilme süresini de bu yazıda göstermelidir. Uygulamada, bu hususlara gereken özen gösterilmemekte; son derece genel, soyut ve hatta hukuki konularda da görevlendirmeyi kapsar bir biçimde “dosyanın bilirkişiye tevdiine”, “dosya ve eklerinin bilirkişiye havalesine”, “tarafların iddia ve savunması karşısında bilirkişi görüşünün alınmasına” gibi ifadelerle, bilirkişiye başvurulmaktadır. Bu şekilde yapılan bir görevlendirme sonucunda, bilirkişi, görevinin ne olduğunu tam olarak bilemediği veya kavrayamadığı için, hakime, ya hiç yardımcı olamamakta ya da işlevinin sınırlarını aşıp hukuki değerlendirmelere girişerek, gerçekte hükmü veren konumuna geçmektedir. Bu durum ise hakimin, bilirkişi karşısında bağımsızlığını koruyamamasına; hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü serbestçe takdir edeceği yönündeki düzenlemenin amacını ve işlevselliğini yitirmesine ve toplumda yargıya olan güvenin tümüyle sarsılıp, kararın fiilen bilirkişi tarafından verildiği yönündeki çarpık anlayışın yerleşmesine ve kökleşmesine neden olmaktadır. İşaret edilen sakınca nedeniyle, hakim, dava dosyasına tümüyle egemen olduktan sonra, maddi sorunlarla hukuki sorunları kesin çizgileriyle birbirinden ayırmalı, hangi maddi vakıa veya vakıaların özel ve teknik bilgilere dayalı olarak aydınlatılmasını ya da tespit edilmesini istiyorsa, somut sorular halinde bu konudaki iradesini herhangi bir tereddüde mahal bırakmayacak bir biçimde bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararda açıklamalıdır. Raporun sağlıklı ve eksiksiz olmasının temini ile taraflarca yapılması muhtemel itirazların daha işin başında bertaraf edilmesi ve dolayısıyla usul ekonomisine uygunluğunun sağlanması açısından, inceleme konusu ile bilirkişiye yöneltilecek soruların tayini sürecinde, tarafların da görüşü alınmalıdır.

Maddenin ikinci fıkrasında yer alan düzenlemeyle, bilirkişiye, görevlendirme yazısının ekinde, belgelerle, inceleyeceği diğer şeylerin, bir dizi pusulasına bağlı olarak, gerekiyorsa mühürlenmek suretiyle verileceği ve bu hususa da tutanakta işaret edilmesi gereği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeyle, incelenecek şeyler ve belgeler üzerinde, mahkemenin kontrolünün sağlanması amaçlanmıştır. Bilirkişi de, kendisine, görev yazısının ekinde mahkemece sunulmuş olan şeyleri, bir dizi pusulasına bağlı bir biçimde, mahkemeye teslim edecektir.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

Tasarının 277 nci maddesinde bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında yer verilmesi gereken hususları düzenleyen birinci fıkranın (a) bendindeki hükmün, sınırlarının açık bir şekilde belirlenmediği düşüncesiyle söz konusu bentte değişiklik yapılmış, ayrıca ikinci fıkrada geçen “hususa tutanakla işaret olunur” ibaresi, hükme açıklık sağlanması amacıyla “husus tutanakta gösterilir” olarak değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 279 uncu madde olarak kabul edilmiştir.

TBMM GENEL KURULU

TBMM Genel Kurulunda 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler tasarı metninden çıkartılmış ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!