Ziynet Alacağı Davasında Bilirkişi Raporuna İtiraz ve Dilekçesi

Ziynet Alacağı Davasında Bilirkişi Raporuna İtiraz ve Dilekçesi

Ziynet Alacağı Davasında Bilirkişi Raporuna İtiraz

 

  • Davacının ziynet eşyaları hususunda iddialarının mesnetsiz olduğu bu iddialarını kanıtlayan somut olguların bulunmaması ve davacı tanıklarının da daha önceki beyanlarında tanıklıktan ziyade taraf niteliğinde duygusal, suçlayıcı ifadeleri davanın haksızlığını ortaya koymaktadır.
  • Ziynet alacağı davası genellikle boşanma süreciyle birlikte yönetilir. İyi bir aile ve medeni hukuk avukatının pratikte birçok davanın seyrini değiştirdiğini söylemek mümkündür. İspat açısından çetrefilli ve öngörü gerektiren bir davadır.

Ziynet Alacağı Davasında Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi 1

ADANA-KOZAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

(AİLE MAHKEMESİ SIFATI İLE)

ESAS NO         :

DAVALI          :

VEKİLİ            :

DAVACI         :

VEKİLİ           :

KONU            : Bilirkişi raporuna itirazlarımızı ve esas hakkında beyanlarımızı içeren dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR

X tarihli bilirkişi raporunda rapora esas alınan fotoğrafta görülen ziynetlerle raporda tespit edilen ziynetler uyumlu değildir. Zira dosyaya sunulan siyah beyaz fotoğraftan ziynet eşyalarının niteliğinin tam olarak tespiti hayatın olağan akışına uygun değildir. Bu sebeple raporda belirtilen miktara gerçeğe uygun olmaması sebebiyle itiraz ediyoruz.

Davacı-karşı davalı 2016/… E sayılı dosyada ziynet eşyalarının davalı tarafından alındığını iddia etmiştir. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere hayat deneylerine göre olağan olan bu çeşit eşyanın kadın üzerinde olması ya da evde saklanmış muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Davacı kadın dava konusu ziynet eşyasının varlığını ve evlilik birliği içinde elinden zorla alındığını ispat yükü altındandır. (Yargıtay 2.HD K 2017/3455). Diğer taraftan söz konusu eşyalar rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nevidendir. Onun için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi gizlemesi her zaman mümkündür (Yargıtay 3.HG K2019/25). Davacı bu eşyaları kendisi muhafaza etmektedir. Davalı müvekkilin işte olduğu zamanlar ise ziynet eşyalarından bir kısmını akrabalarına vermiş, daha sonra evden ayrıldığında ise kalanını yanında götürmüştür.

Davacının babaannesinin(x), evlilik birliğinin kurulduğu ilk andan itibaren taraflarla birlikte yaşaması ve yeni evli bir çift üzerindeki aile baskısının babaanne gibi bir akraba ile doğrudan sağlanması; evlilik birliği devam ederken davacının babası ve dayısının da en az aynı derecede baskın olduğuna ve ziynet eşyalarının bu kişilere davacı tarafından intikaline karine teşkil etmektedir. Davacının ailesinin evlilik birliği üzerinde gerek maddi gerek manevi açıdan oldukça etkin konumları evlilik kurumunun baştan itibaren kurulamamasına, sağlıksız bir ilişki tesis edilmesine, taraflar arasında huzursuzluğa; en nihayetinde de sonlanmasına neden olmuştur.

Davacının ziynet eşyaları hususunda iddialarının mesnetsiz olduğu bu iddialarını kanıtlayan somut olguların bulunmaması ve davacı tanıklarının da daha önceki beyanlarında tanıklıktan ziyade taraf niteliğinde duygusal, suçlayıcı ifadeleri davanın haksızlığını ortaya koymaktadır.

SONUÇ VE İSTEM:  Yukarıda arz ve izah ettiğim nedenlerle Sayın Mahkemece resen göz önüne alınacak nedenlerle

X tarihli bilirkişi raporuna itiraz ediyoruz.

Mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi saygıyla arz ve talep olunur. tarih

                                                                                                          Davalı-Karşı Davacı Vekili

Ziynet Alacağı Davasında Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi 2

ADANA AİLE MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO :

DAVALI :

VEKİLİ :

DAVACI :

VEKİLİ :

KONU : 12 tarihinde tarafımıza tebliğ olunan bilirkişi raporuna ve davacı karşı yanın ziynet alacağı talebine karşı beyanlarımızı içeren dilekçemizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

Davacı karşı yanın dava dilekçesinde belirttiği ziynet alacağı olarak; 12 adet Adana burması, 11 adet 22 ayar set, 15 adet çeyrek altın, 12 adet Karadeniz kelepçe, 11 adet kulplu cumhuriyet altını, 12 adet küpenin düğünde takıldığını iddia etse de Bilirkişi Raporu uyarınca da 15 adet kulplu cumhuriyet altını ve 12 adet küpenin düğünde takıldığı ispat edilememiştir. Bununla birlikte 15 adet 22 ayar setin düğünde takıldığı dava dilekçesinde belirtilse dahi Bilirkişi Raporu uyarınca da bunun 22 ayar olmadığı 15 ayar olduğu görülecektir.

Cevap dilekçemizde belirttiğimiz üzere 2015 yılında müvekkilin çalıştığı Adalet isimli şirket iflas etmiş olup müvekkil bu sebeple işsiz kalmıştır. İşsiz kaldığı dönemde ziynetlerin bir kısmını davacının rızası ile geçimlerini idame ettirmek için kullanmışlardır. Davacının ziynetlerinden kalan kısmı ise ev alınırken bozdurulmuş ve 2017 yılında 50.000 TL ev için kullanılmıştır.

15 tarihli duruşmada tanık: “Düğünde takılan tüm takıları taraflar düğünden 2 yıl sonra davalı üzerine ev satın aldılar, bu evin alımı sırasında tüm takılar bozduruldu” şeklinde beyanda bulunmuştur. Aynı zamanda 15 tarihli talimat duruşmasında tanık :” Babam ev almak için taraflara yardım etmişti, bu süreçte 50.000 TL tutarında altın bozdurulduğunu biliyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur. Anılan tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davacı yanın söz konusu ziynet eşyaları evin alınması sırasında bozdurduğu hususu sabittir.

Konuya ilişkin bir Yargıtay kararı şu şekildedir: “düğün sonrası tarafların araba almak istemeleri üzerine müvekkilinin babasının 15.000 TL verdiğini, kalan miktarın davacının isteği ile küçük altınların bir kısmı satılarak karşılanıp BMW marka araba alındığını; davacının, altınları gönüllü verdiğini ve hibe etmiş sayılacağını, bu araba satılıp daha düşük bedelle Peugeot marka araba alındığını, artan paranın evlilik içindeki harcamalara kullanıldığını; BMW marka aracın da davacının babası aracılığı ile satıldığını, mevcut Reno marka arabanın ise müvekkilinin babasının kardeşinin eşi olan Ahmet’in aldığı para yardımı ile satın alındığını savunarak; davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, sadece 8 adet burma bileziğin ilk arabanın alımı sırasında bozdurulduğu ve bunun da davacının otomatik vites talebi nedeniyle rızası ile gerçekleştiği, bu nedenle hibe olarak kabul edilebileceği; diğer altınların davalıda kaldığının ispat edilemediği kabul edilerek ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Kural olarak, ziynet eşyaları, kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların, iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bu eşyaları iadeden kurtulur.

Somut olayda; davalı beyanına göre, davacının talebine konu bileziklerin araç alımı sırasında bozdurulduğu kabul edilmekte ve iade edilmemek üzere alındığı anlaşılmaktadır. Nitekim, dinlenen davacı tanıkları da düğün hediyesi olan altınların düğün sonrası taraflarca bozdurulduğunu beyan etmişlerdir.”( Y.3.HD. 2015/18397 E., 2017/6211 K.)

Türk Medeni Kanunu 185/3 ve 186/3 fıkraları, eşlerin yükümlülükleri olarak birbirlerine yardımcı olmaları ve birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacakları düzenlenmiştir. Dolayısıyla birlik içerisinde ihtiyaç duyulması halinde kadına ait ziynetlerin birliğin ihtiyaçları için bozdurulması olağandır. Davacı kadın evlilik birliği içerisinde ailenin ortak giderleri için malvarlığından rızasıyla yaptığı katkıyı geri isteyemez. Davacı kadının bu katkıyı kendisine ait ziynet eşyalarını bozdurarak yapmış olması sonucu değiştirmez.

Yukarıda değinilen emsal Yargıtay kararları ile tanık anlatımları ve dosyadaki diğer deliller ışığında eldeki dava değerlendirildiğinde, davacı yanın ziynet alacağı söz konusu olmadığı. Bu nedenle davacının ziynet alacağı isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen hususlarla Sayın Mahkemenizce re’sen nazara alınacak hususlar birlikte değerlendirilerek; Davacının ziynet alacağı istemlerinin reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve sair masrafların davacıya tahmilini, müvekkil lehine vekâlet ücretine hükmolunmasını bilvekale talep ederim.

Davalı Vekili

Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana İncekaş Hukuk - Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle aile, boşanma, ceza, ticaret ve yabancılar hukuku dallarında pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Epistemofili teşhisi bulunmaktadır. Tıklayarak WhatsApp Üzerinden Hemen İletişime Geçin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dizin