TBK Madde 1 Sözleşmenin kurulması: Genel olarak

Özet 2 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 1, sözleşme tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun biçimde açıklamalarıyla kurulur; irade açıklaması açık ya da örtülü olabilir.

Resmi Metin

Genel olarak

Madde 1- (1) Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.

(2) İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Pratikte uyuşmazlık çoğu zaman “sözleşme kuruldu mu” noktasında düğümlenir. Örtülü irade açıklamasının da bağlayıcı olması, e-posta/WhatsApp yazışmasının, faturanın itirazsız kabulünün, edimin fiilen ifaya başlanmasının zımni kabul sayılabileceği anlamına gelir; bu yüzden “henüz imza atılmadı” savunması tek başına kurtarmaz. Davacı vekili olarak icap ve kabulün ne zaman, hangi içerikle örtüştüğünü kronolojik delille (yazışma, ödeme dekontu, teslim tutanağı) ortaya koymak; davalı vekili olarak ise yazışmaların müzakere aşamasında kaldığını, bağlayıcı icap niteliği taşımadığını işlemek belirleyicidir.

Sık yapılan hata, sözlü anlaşmaya güvenip ispat zeminini hazırlamamaktır. Sözlü sözleşme geçerli olsa da HMK’nın senetle ispat sınırları üzerindeki değerlerde tanıkla ispat çoğu kez kapalıdır; bu nedenle yazılı iz bırakmak ve karşı tarafın yazılı/zımni kabulünü belgelemek pratikte davayı kazandıran unsurdur.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 1. maddesinin gerekçesi ise şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 1. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 1. maddesinde, sözleşmenin kurulması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 1. maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Akdin İnikadı / I. İki tarafın muvafakati / 1. Umumi şartlar” şeklindeki ibareler, Tasarıda “A. Sözleşmenin kurulması / I. İrade açıklaması / 1. Genel olarak” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.1 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2025/260 K. 2025/636 Direnme Bozuldu

Sözleşme tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulduğundan, bir kimsenin sözleşmeyle borç altına girip girmediği imzayı hangi sıfatla attığına bakılarak belirlenir; sözleşmedeki edimi aracı sıfatıyla değil satıcı sıfatıyla imzalayan kişi, o edimi bizzat taahhüt etmiş ve yükümlülük altına girmiş sayılır.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı ile imzaladığı 22.02.2018 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinde dükkanın 30.06.2018 tarihine kadar bitirilip eksiksiz teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, eksikliklerin giderilmemesi yüzünden taşınmazı kiraya veremediğini ileri sürerek şimdilik 2.157,80 TL istemiştir. Davalı, sözleşmenin resmî şekilde yapılmadığını, kendisinin malik değil yalnızca emlak komisyoncusu olduğunu savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazı satanın dava dışı önceki malik olduğu ve davalının satışa yalnızca aracılık ettiği gerekçesiyle davayı pasif husumet yokluğundan usulden reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Özel Dairenin bozması üzerine İlk Derece Mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davalının sözleşmeyi kendi kaşesi üzerine satıcı sıfatıyla imzaladığını ve tapu devrinin gerçekleşmesiyle adi yazılı sözleşmenin geçerli sayılacağını belirterek direnme kararını oy çokluğu ile bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2025/48 K. 2025/540 Direnme Bozuldu

Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur ve irade açıklaması açık ya da örtülü olabilir; bu nedenle imzası inkâr edilmeyen, tek taraflı borç ikrarı ve taahhüt içeren bir belge imzalayanı bağlayan sözleşme niteliğindedir ve geçerliliği ayrıca tanık imzası bulunmasına bağlı değildir.

Detaylı özeti gör

Davacı, 1996 yılında alınan ticari taksi plakasının yaşı küçük olduğu için ağabeyi olan davalı adına tescil edildiğini, davalının 18.01.1996 tarihli belgeyle plakada hakkı bulunmadığını ve istenildiği an devretmeyi taahhüt ettiğini ileri sürerek kaydın iptalini ve kendi adına tescilini istemiş; davalı, belgeyi ölüm döşeğindeki annesinin son isteğini yerine getirmek için imzaladığını, davacının plakanın alımına katkısı olmadığını savunmuştur. Diğer kardeşler de asli müdahale ve birleşen davayla plaka üzerinde pay talep etmiştir. Yerel mahkeme belgenin düzenleniş amacının farklı olduğu gerekçesiyle asıl davayı kısmen kabul edip plakayı on altı paya bölmüş, birleşen davayı kabul etmiş; Özel Daire, belgenin tek taraflı borç ikrarı içeren bağlayıcı bir sözleşme olduğu gerekçesiyle bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, imzası inkâr edilmeyen belgenin kesin delil niteliğinde bulunduğunu ve geçerliliğinin tanık imzasına bağlı olmadığını belirterek direnme kararını bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.1 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 10. Hukuk Dairesi E. 2022/998 K. 2024/16 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Takibin dayandığı kira ilişkisinin yargı kararıyla kurulduğu ileri sürülmüşse de, kira sözleşmesinin ancak tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla (yazılı ya da sözlü) kurulabileceği, bu nedenle kurulmuş bir kira sözleşmesinden söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, ihaleyle taşınmazı alan alacaklının kira alacağının tahsili ve tahliye istemiyle yürüttüğü ilamsız takibe yapılan itirazın kaldırılmasına ilişkindir. İlk derece mahkemesi, yazılı veya sözlü kira sözleşmesi bulunmadığı ve uyuşmazlığın genel mahkemelerde çözülmesi gerektiği gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Daire, kira sözleşmesinin şekle bağlı olmadığını, ancak tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulabileceğini belirtmiş; kira ilişkisinin yargı kararıyla kurulduğu ve karşı tarafın başka dosyada kira ilişkisini kabul ettiği yönündeki iddiaları, davacının aynı dosyada karşı tarafı hiçbir hakka dayanmayan işgalci olarak nitelemesi ve kira sözleşmelerini sahte saymış olması karşısında yerinde görmemiş, istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!