HMK Madde 392 İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi

Özet 2 fıkra · ~3 dk okuma

HMK 392, ihtiyati tedbir isteyen tarafın, haksız çıkması hâlinde doğacak zararlara karşılık teminat göstermek zorunda olduğunu; talep güçlü bir delile dayanıyorsa mahkemenin teminat almayabileceğini ve adli yardımdan yararlananın teminat göstermeyeceğini anlatır.

Resmi Metin

İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi

Madde 392- (1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez.

(2) Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, ihtiyati tedbir talep eden tarafın kural olarak teminat göstermesini düzenler ve bu kuralın iki istisnasını gösterir. Birinci fıkraya göre tedbir isteyen kişi, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Ancak talep resmî belgeye ya da başkaca kesin bir delile dayanıyorsa yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına karar verebilir. Ayrıca adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez. İkinci fıkra ise gösterilen teminatın iadesine ilişkindir.

Teminatın amacı, tedbir nedeniyle doğabilecek zararların karşılanmasını güvence altına almaktır; bu nedenle teminattan vazgeçilmesi mahkemenin gerekçeli takdirine bırakılmıştır. İkinci fıkra uyarınca, asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davası açılmazsa teminat iade edilir. Buradaki bir aylık süre, teminatın çözülmesi için aranan ve belirtilen iki andan birinin gerçekleşmesiyle işlemeye başlayan usuli bir süredir; bu süre içinde tazminat davasının açılmaması teminatın geri verilmesinin koşulunu oluşturur.

Gerekçe

Bu maddede, ihtiyati tedbir talep edenden, hangi şartlarda ve kapsamda teminat alınacağı düzenlenmiştir.

Birinci fıkra uyarınca teminat, tedbir talep edenin haksız çıkması durumunda, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacakları muhtemel zararlar için alınacaktır. Tedbir talep edenden kural olarak teminat alınması zorunludur. Nitekim ihtiyati hacizde, İcra ve İflas Kanununda da benzer bir düzenleme yer almaktadır. Fakat, tedbir talep edenin talebi, resmi bir belgeye ya da kesin bir delile dayanıyorsa, mahkeme bu teminatın gösterilmesinden tarafı muaf tutabilir. Zira, elinde bu şekilde kuvvetli bir delil olan kimsenin tedbirde haksız çıkma ihtimali oldukça zayıftır. Örneğin, elinde delil olarak bir ilam bulunan tarafın, teminat göstermesini zorunlu kılmak menfaat dengesini zedeleyecek niteliktedir. Burada belgenin niteliğine ve içeriğine göre hakime bir takdir hakkı tanınmıştır.

Adli yardımdan yararlananlar ise adli yardımın niteliği ve adli yardımla ilgili düzenlemelere paralellik sağlamak amacıyla teminat göstermekten muaf tutulmuştur. 1086 sayılı Kanunda, Devlet, tedbir talep etmesi durumunda teminattan muaf tutulmuş olmasına rağmen, kanun ve mahkeme önünde eşitlik gereğince, bu maddede Devletin teminat muafiyeti kaldırılmıştır. Bu durum, özel hukuk ilişkilerinde, Devletin vatandaşı karşısında eşit olması, hukuk devleti ve demokrasinin de bir gereğidir. Ayrıca, Devletin de teminat yatırması, talep edeceği tedbirlerde daha sağlıklı düşünmesini sağlayacaktır. Bunun dışında, talep ettiği tedbirde haksız çıkması durumunda, Devlete karşı kişilerin dava açıp yürütmesinin güçlükleri bulunduğu gibi, lehe karar elde edildiğinde de, Devlet hazinesinden karşılanacak zararların ödenmesi, bürokratik bir takım işlemler gerektirdiğinden uzun sürmekte, bir çok bürokratik engelle karşılaşılmaktadır. Devletin tedbir isterken teminat göstermesi bu sakıncaları da bertaraf edecek niteliktedir. Tüm bunların yanında, kişilere göre daha güçlü konumda olan devletin örnek ve öncü olması demokratik, çağdaş, hukuk devletinin bir gereğidir.

İkinci fıkra, teminatın ne zaman iade edileceği konusundaki tereddüde son vermek amacıyla düzenlenmiştir. Teminat alınması, teminatın muhatabı olan karşı taraf ve ilgili üçüncü kişilerin menfaatini korumakla birlikte, haksız çıkması durumunda talepte bulunanın teminatını uzun süre mahkemede tutmak da menfaat dengesini zedeleyecektir. Bu sebeple, asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir ay içinde tazminat davasının açılmaması halinde teminat iade edilecektir. Açıklanan sebeplerle haksız ihtiyati tedbirden dolayı dava açma zamanaşımı daha uzun olsa da, teminatın iadesi daha kısa süreye tabi kılınmıştır.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

Tasarının 396 ncı maddesinin görüşülmesi esnasında verilen önerge ile, hakimin teminat vermeksizin ihtiyati tedbir talebini kabul edebilmesine yönelik takdir hakkının genişletilebilmesi amacıyla, birinci fıkranın ikinci cümlesi değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 398 inci madde olarak kabul edilmiştir.

TBMM GENEL KURULU

TBMM Genel Kurulunda 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler tasarı metninden çıkartılmış ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - HMK m.392 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2021/658 K. 2023/867 Direnme Bozuldu

İhtiyatî tedbir kararı, niteliği gereği tam bir inceleme yapılmadan yaklaşık ispatla verildiğinden talep edenin sonuçta haksız çıkma ve tedbirin uygulanması sonucu karşı taraf ile üçüncü kişilerin zarar görme ihtimali bulunmaktadır; bu ihtimalleri gözeten kanun koyucu, tedbir kararı verilirken talepte bulunandan karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği muhtemel zararlara karşılık teminat alınmasını öngörmüştür (HMK m.392).

Detaylı özeti gör

İhtiyatî tedbir kararı, niteliği gereği tam bir inceleme yapılmadan yaklaşık ispatla verildiğinden, talep edenin sonuçta haksız çıkma ve tedbirin uygulanmasıyla karşı taraf ile üçüncü kişilerin zarar görme ihtimali bulunmakta; bu nedenle kanun koyucu, talepte bulunandan teminat alınmasını öngörmüştür (HMK md. 392). Somut olayda, dava dışı yüklenici ile arsa sahibi davacı arasındaki Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi kapsamında çalışan davalı taşeron şirket, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/655 Esas sayılı dosyasında yükleniciden alacağının tahsili ve arsa sahibine ait taşınmazlara inşaatçı ipoteği tescili istemiyle dava açmış, bu dosyada arsa sahibinin taşınmazları üzerine ihtiyatî tedbir niteliğinde geçici kanuni ipotek şerhi konulmuştur. Eldeki davada arsa sahibi davacı, söz konusu tedbirden doğan zararının tahsilini talep etmiş; İlk Derece Mahkemesi zararın ve illiyet bağının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Hukuk Genel Kurulu, uyuşmazlığa konu davanın haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davası olduğunu kabul ederek, haksız ihtiyatî tedbirin şartları da değerlendirilmek suretiyle işin esasına girilmesi gerektiğini belirtmiş ve direnme kararının bozulmasına oy çokluğuyla karar vermiştir.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!