Yargıtay Kararı: 17. Hukuk Dairesi 2013/7947 E. , 2014/15062 K.

Ara 16, 2020 | Borçlar Hukuku, İcra Hukuku

MAHKEMESİ : Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 19/10/2012

NUMARASI : 2011/339-2012/537

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar ve davalı M.. Y.. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-KARAR-

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı vekili, davalı borçlu M.. Y..’ın aleyhine açılan boşanma davası sonucu hükmedilen nafaka ve tazminat alacağının tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla 15.2.2006 tanzim 15.10.2007 vadeli 35.000,00 TL senet karşılığı davalı İ.. B..’e muvazaalı olarak borçlandığını, davalı İsmail’in muvazaalı borç senedine dayalı olarak Adana 6 İcra Müdürlüğünün 2010/11134 sayılı dosyası ile takip yaptığını, borçlunun adına kayıtlı taşınmaza haciz koyduğunu, taşınmazın satış aşamasında olduğunu, davalılar arasında ticari bir ilişki bulunmadığını, zamanaşına uğrayan senet hakkında borçlunun itiraz etmediğini, satış aşamasındaki taşınmazla ilgili davacılar tarafından yapılan hacze ilişkin borçlunun meskeniyet iddiasında bulunmasına rağmen davalı İsmail’in yaptığı hacze ilişkin borçlunun itiraz etmediğini belirterek davalılar arasındaki senet ve bu senede istinaden yapılan takip işlemlerinin muvazaa olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalının Savunması

Davalı borçlu M.. Y.. vekili davanın reddini savunmuştur.

Davalı İ.. B.. vekili, davacıların hukuki menfati bulunmadığını belirterek davanın reddini, %40 icra inkar tazminatının davacılardan tahsilini savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, davacıların iddia ve delillerinin soyut nitelikte kaldığı, davalılar arasındaki senet ve işlemlerin yasanın kendilerine verdiği hakların kullanımı kapsamında resmi merci ve mahkeme tarafından denetimden geçirilip değerlendirilmiş işlekler olduğu gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı M.. Y.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava TBK’nun 19 maddesi gereğince muvazaalı senet ve bu senede dayalı olarak yapılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.

Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla TBK 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir.

İİK 277.maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3.kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın dava konusu şeyin aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacıya haciz ve satış isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir.

Somut olayda, davacılar Adana 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.3.2005 tarihinde kesinleşen 2003/840 Esas-2004/598 karar sayılı ilamı gereğince davalı M.. Y..’dan alacaklı olup bu konuda borçlu hakkında yaptıkları icra takiplerinin (tazminat alacağına ilişkin 2005/2648 yinelenmekle 2009/435, nafaka alacağına ilişkin 2003/7413 sayılı takip dosyaları) devam ettiği, 2009/435 sayılı takip dosyasından haciz konulan taşınmaz hakkında davalı borçlu Metin’in meskeniyet iddiasında bulunduğu ve açtığı davanın 10.11.2009 tarihinde kabul edildiği, dava konusu muvazaalı olduğu iddia edilen 15.2.2006 tanzim 15.10.2007 vadeli 35.000 TL’lik senedin davacıların alacağından sonra düzenlendiği, davalı İsmail tarafından 21.10.2010 tarihinde Adana 6.icra Müdürlüğünün 2010/11134 sayılı dosyası ile takibe konulduğu, borçlu hakkındaki takibin zamanaşımına uğramasına rağmen itirazsız kesinleştiği, davalı borçlunun meskeniyet iddiasında bulunduğu taşınmazın davalı İsmail tarafından yapılan takip nedeniyle haczedilip 6.7.2011 tarihinde satılmasına ve satış bedelinin davalı İsmail’e ödenmesine rağmen borçlu Metin’in buna itiraz etmediği, dava konusu senede ilişkin davalılar arasında ticari ilişki olduğunun iddia ve ispatlanamadığı; maddi ve hukuki olgulardan davalılar arasındaki senedin ve bu senede istinaden yapılan icra takibinin muvazaalı olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile dava konusu senedin ve icra takibinin davacıların alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak iptaline, 2010/11134 sayılı takip dosyasından davalı İsmail’e yapılan ödemelerin tahsili ile davacılara (takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak) ödenmesine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmeyen gerekçeyle davanın reddini isabetli görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı M.. Y.. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalı M.. Y..’a geri verilmesine 4.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi. (17. Hukuk Dairesi 2013/7947 E. , 2014/15062 K.)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

Kategoriler

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.