HMK Madde 397 İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler

Özet 4 fıkra · ~3 dk okuma

HMK 397, dava açılmadan önce verilen ihtiyati tedbirde talep edenin, uygulamayı istediği tarihten itibaren iki hafta içinde esas davasını açması gerektiğini, aksi hâlde tedbirin kendiliğinden kalkacağını; tedbirin etkisinin kural olarak nihai kararın kesinleşmesine kadar süreceğini gösterir.

Resmi Metin

İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler

Madde 397- (1) İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.

(2) İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder.

(3) Tedbir kalkmış veya kaldırılmış ise bu husus ilgili yerlere bildirilir.

(4) İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, ihtiyati tedbir kararını tamamlayan işlemleri ve tedbirin ne kadar süreyle ayakta kalacağını düzenler. İlk fıkra, dava açılmadan önce verilen ihtiyati tedbiri ele alır: tedbir talep eden, kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına dair evrakı kararı uygulayan memura ibraz edip dosyaya koydurtarak karşılığında belge almak zorundadır; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. İkinci fıkra, aksi belirtilmedikçe tedbirin etkisinin nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğini belirtir. Üçüncü ve dördüncü fıkralar ise tedbirin kalkması veya kaldırılması hâlinde ilgili yerlere bildirim yapılmasını ve ihtiyati tedbir dosyasının asıl dava dosyasının eki sayılmasını öngörür.

Usul bakımından, dava öncesi alınan tedbirde iki haftalık süre uygulamanın talep edildiği tarihten işlemeye başlar ve esas davanın bu süre içinde açılıp belgelenmesi tedbirin ayakta kalmasının koşuludur; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin sonucu, ayrı bir karara gerek olmaksızın tedbirin kendiliğinden kalkmasıdır. Tedbirin sona ermesi kural olarak nihai kararın kesinleşmesi anına bağlanmış olup, dosyanın asıl dava dosyasının eki sayılması da tedbire ilişkin işlemlerin esas yargılamayla bütünlük içinde yürütülmesini sağlar.

Gerekçe

Maddede, geçici hukuki koruma olan ihtiyati tedbir kararından sonra bu kararın hangi işlemlerle dava sonuna kadar korumaya dönüştürüleceği düzenlenmiştir.

Tedbirin geçiciliği dikkate alındığında, hukuki durumun uzun süre askıda kalması ve tedbirin karşı taraf üzerinde baskı unsuru olarak kullanılması düşünülemez. Bu sebeple tedbirin, kısa sürede davaya dönüştürülmesi, asıl talebin yargı organına yöneltilmesi gerekir. Tedbir, dava açılırken ya da dava açıldıktan sonra talep edilmişse, talepte bulunanın başka bir işlem yapmasına gerek yoktur. Ancak, maddenin birinci fıkrası uyarınca, dava açılmadan önce ihtiyati tedbir istendiği hallerde tedbir kararının uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren, onbeş gün içinde asıl davanın açılması ve dava açıldığına ilişkin evrakın da kararı uygulayan memura ibraz edilerek karşılığında belge alınması gereklidir. Bu işlemler tam olarak yerine getirilmediğinde tedbir kendiliğinden kalkacaktır.

İkinci fıkrada tedbir kararının hangi süre ile devam edeceği ve etkisini sürdüreceği düzenlenmiştir. 1086 sayılı Kanundan farklı olarak tedbirin etkisinin aksi belirtilmedikçe nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceği kabul edilmiştir. Eğer şartları oluştuğu kanaatine varılarak tedbire karar verilmişse, ortaya kesin bir nihai karar çıkıncaya, yani uyuşmazlık tam olarak açıklığa kavuşuncaya kadar etkisini sürdürmesi ilkesi benimsenmiştir. Ancak, mahkemece bunun aksine de karar verilebilir. Özellikle, tedbir kararı verildikten sonra, asıl hükümde tedbir talep eden haksız çıkmışsa, mahkeme hükümle birlikte tedbirin de kaldırılmasına karar verebilir. Bu durumda kanun yoluna başvurulduğu aşamada tedbir kalkmış olacaktır. Bununla birlikte, örneğin usule ilişkin bir karar verilmişse, bu tedbirin kaldırılması için yeterli bir sebep oluşturmayabilir. Tüm bu hususlar mahkemece dikkate alınarak, gerekiyorsa hükümle birlikte tedbirin kaldırılmasına karar verilebilir. Tedbirin kaldırılmasına karar verilmedikçe, asıl olan nihai kararın kesinleşmesine kadar tedbirin devam etmesidir. Bu fıkra ile uygulamada ortaya çıkan tartışma ve tereddütler bertaraf edilmeye çalışılmıştır.

Üçüncü fıkra ile tedbirin kaldırılması durumunda ilgili yerlere bildirilmesi düzenlenmiştir. Böylece tedbir konulurken bildirilen yerlere tedbirin kaldırıldığı da bildirilerek, tedbirin amacı dışında muhatabına zarar vermesinin önüne geçilmiştir.

Dördüncü fıkrada, tedbir dosyasının asıl dosyanın eki sayılacağı vurgulanmıştır. Bu, geçici korumanın asıl nihai korumanın bir parçası olduğu ve onun tam olarak gerçekleşmesine hizmet ettiği düşüncesinin doğal bir sonucudur.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

Tasarının 401 inci maddesinin başlığında geçen “merasim” ibaresi, daha açık bir ifade olan “işlemler” olarak, birinci fıkrada geçen “onbeş gün” ibaresi ise, sürelerin hesabında kolaylık sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla “iki hafta” olarak değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 403 üncü madde olarak kabul edilmiştir.

TBMM GENEL KURULU

TBMM Genel Kurulunda 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler tasarı metninden çıkartılmış ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.

HMK Madde 397 - İhtiyati tedbiri…

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!