HMK Madde 84 Yargılama gideri teminatı: Teminat gösterilecek hâller

Özet 3 fıkra · ~5 dk okuma

HMK 84, Türkiye'de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması ya da davacının iflas, konkordato veya ödeme güçlüğü içinde olması hâlinde davalının muhtemel yargılama giderleri için uygun teminat gösterilir; bu durum yargılama sırasında doğarsa da teminata karar verilir.

Resmi Metin

Teminat gösterilecek hâller

Madde 84- (1) Aşağıdaki hâllerde davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerini karşılayacak uygun bir teminat gösterilir:

  1. a) Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması, davacı yanında davaya müdahil olarak katılması veya takip yapması.
  2. b) Davacının daha önceden iflasına karar verilmiş, hakkında konkordato veya uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma işlemlerinin başlatılmış bulunması; borç ödemeden aciz belgesinin varlığı gibi sebeplerle, ödeme güçlüğü içinde bulunduğunun belgelenmesi.

(2) Davanın görülmesi sırasında teminatı gerektiren durum ve koşulların ortaya çıkması hâlinde de mahkeme teminat gösterilmesine karar verir.

(3) Mecburi dava ve takip arkadaşlığında teminat gösterme yükümlülüğü, bu yükümlülüğün tüm davacılar bakımından mevcut olması hâlinde doğar.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, davacının davalıyı muhtemel yargılama giderleri bakımından güvencesiz bırakabileceği hâllerde, uygun bir teminat gösterilmesini düzenler. İlk fıkra teminatı gerektiren iki durumu sayar: Türkiye’de mutad meskeni bulunmayan Türk vatandaşının dava açması, davacı yanında müdahil olarak katılması veya takip yapması; bir de davacının daha önce iflasına karar verilmiş olması, hakkında konkordato veya uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma başlatılmış bulunması yahut borç ödemeden aciz belgesi gibi sebeplerle ödeme güçlüğü içinde olduğunun belgelenmesi. İkinci fıkra, teminatı gerektiren durum ve koşulların yargılama sırasında ortaya çıkması hâlinde de mahkemenin teminat gösterilmesine karar vereceğini öngörür.

Üçüncü fıkra ise mecburi dava ve takip arkadaşlığına ilişkin özel bir ölçüt getirir: bu hâlde teminat gösterme yükümlülüğü ancak yükümlülüğün tüm davacılar bakımından mevcut olması durumunda doğar. Madde, teminatın davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerini karşılayacak ölçüde “uygun” olması gerektiğini vurgular; teminatın belirlenmesi mahkemenin somut koşullara göre yapacağı değerlendirmeye bırakılmıştır. Düzenleme, sayılan hâllerde davalının gider riskini güvence altına almayı amaçlayan usuli bir mekanizma niteliğindedir.

Gerekçe

Maddenin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeyle, teminat gösterilecek hallerin neler olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede, teminat gösterilmesi gereken ilk hali, Türkiye’de mutad meskeni bulunmayan Türk vatandaşının Türkiye’de dava açması, davacı yanında davaya fer’i müdahil sıfatıyla katılması yahut Türkiye’de takip yapması oluşturacaktır. Maddede, teminat konusu sadece Türk vatandaşları açısından düzenlenmiştir. Çünkü yabancıların, Türkiye’de dava açması, davacı yanında davaya fer’i müdahil sıfatıyla katılması ve Türkiye’de takip yapması halinde, teminat göstermesiyle ilgili olarak Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 32. maddesinde yer alan kural işlerlik kazanacaktır.

Maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan kural, ancak Türkiye’de mutad meskeni bulunmayan Türk vatandaşları bakımından uygulanma alanı bulur. Çünkü, mutad mesken ve vatandaşlık kavramları, sadece gerçek kişilerle ilişkili kavramlardır. Tüzel kişilerin ise merkezlerinden söz edilebilir ve onların merkezlerinin kuruluş belgelerinde (statülerinde) gösterilmesi zorunludur. Bu durum karşısında, ikametgah ve mutad mesken gibi kavramlar zaten tüzel kişilere yabancıdır. Tüzel kişinin merkezi Türkiye’de ise o tüzel kişi Türk tabiiyetindedir; merkezi yurt dışında ise yabancı bir tüzel kişiden söz etmek gerekir. Yabancı tüzel kişi ise Türkiye’de dava açacak yahut takip yapacak olursa, 2675 sayılı Kanunun 32 nci maddesi uyarınca teminat göstermek zorundadır. Bu durumda, tüzel kişilerin daima bir merkezlerinin bulunmasının zorunlu olması sebebiyle, (a) bendinde yer alan düzenleme, onlar bakımından işlerlik kazanamayacaktır. Tüzel kişilerin merkezlerinin bulunması sebebiyle onlarla her durumda ilişkilendirilen bir coğrafi yerin varlığından ötürü Türk tüzel kişileri bakımından (a) bendi kapsamında bir düzenleme sevk etmeye gerçekte ihtiyaç da yoktur.

Öte yandan, 1086 sayılı Kanunda yer alan düzenlemeden farklı olarak, Türk vatandaşları açısından, “Türkiye’de yerleşim yeri bulunmama” ölçütü yerine yabancı ülkede yerleşim yeri olan Türk vatandaşlarını, salt bu nedenle Türkiye’de dava açmaları veya takip yapmaları halinde teminat gösterme zorunluluğundan kurtarmak amacıyla, tüm hayat ilişkilerinin belirli bir coğrafi alanda yoğunlaşması biçiminde tanımlanan, mutad mesken kavramı ölçütü getirilmiştir. Bu suretle, onların, istisnaen teminat gösterme zorunluluğu ile karşı karşıya kalmaları amaçlanmıştır.

Maddede sözü edilen davaya müdahaleden maksat ise davaya fer’i müdahaledir. Çünkü, asli müdahale, görülmekte olan davanın konusunu oluşturan şey üzerinde kısmen ya da tamamen üstün bir hak iddiasında bulunan üçüncü kişinin, görülmekte olan davanın taraflarına karşı müstakil bir dava açılması suretiyle gerçekleştirildiği için, asli müdahil zaten davada taraf yani davacı konumundadır; dolayısıyla, asli müdahaleyi yapacak kimsenin Türkiye’de mutat meskeni yoksa, teminat gösterme zorunluluğu, bunu gerçekleştirmek için açacağı dava ile zaten ortaya çıkacaktır. Fer’i müdahale ise ayrı ve müstakil bir davanın açılması suretiyle değil, müdahale talebinin mahkemece kabulü halinde işlerlik kazanır. Fer’i müdahil taraf değil, yanında davaya katıldığı tarafın yardımcısı konumundadır. Türkiye’de mutad meskeni bulunmayan fer’i müdahil açısından teminat gösterme yükümü ise davalının yanında değil, ancak davacının yanında davaya katılarak bu sıfatı iktisap etmesi halinde ortaya çıkacaktır.

1086 sayılı Kanunun 97. maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeden farklı olarak, teminat gösterilecek haller arasına Türkiye’de takip yapılması da eklenmiştir. Ayrıca, anılan yasal düzenlemeden yine farklı olarak, gösterilecek olan teminatın kapsamı, yargılama ve takip giderleri ile sınırlandırılmış; içeriğinin tümüyle belirsizlik arz etmesi sebebiyle, bu güne kadar hiç uygulama alanı bulmamış olması hususu da dikkate alınarak, temin edilmesi gerekenler arasına, karşı tarafın dava veya takip nedeniyle uğrayabileceği muhtemel zararlar dahil edilmemiştir. Ayrıca, bu bağlamda, davacı yanında davaya fer’i müdahil sıfatıyla katılanın temin etmesi gerekenin sadece fer’i müdahale giderleri ile sınırlı bulunduğunun altının da çizilmesi gerekir.

Öte yandan, teminat gösterme zorunluluğu doğuran haller arasına, yargılama ve takip giderlerini karşılamada doğabilecek muhtemel güçlüğü bertaraf etmek ve anılan giderlerin temin edilmesini daha işin başında güvence altına almak amacıyla, davacının daha önceden iflasına karar verilmiş, hakkında konkordato, uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma işlemlerinin başlatılmış bulunması, borç ödemeden aciz belgesinin varlığı gibi ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu gösteren belgelerin varlığı hali de eklenmiştir. Bu hüküm, hem gerçek hem de tüzel kişi davacılar bakımından işlerlik kazanabilir. Belirtilen hallerin, davacı yanında fer’i müdahil sıfatıyla yer alan kişinin şahsında gerçekleşmiş olması, fer’i müdahil açısından da müdahale giderleriyle sınırlı olarak teminat gösterme zorunluluğunun doğması sonucunu ortaya çıkarır.

Maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan düzenlemenin, 1086 sayılı Kanunun salt yabancı değil de, milli unsurlu ilişkileri baz alması sebebiyle, Türk tabiiyetinde bulunan davacılar ile davacı yanında fer’i müdahil sıfatıyla yer alan kişiler açısından geçerlilik taşıyacağı konusunda herhangi bir kuşku duymamak gerekir.

Maddenin ikinci fıkrasında, teminat gösterilmesini gerektiren hal ve şartların davanın görülmesi sırasında ortaya çıkması halinde, mahkemenin teminat gösterilmesine karar verebileceği hususu hüküm altına alınmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise aktif mecburi dava ve takip arkadaşlığında, teminat göstermeyi gerektiren hallerin dava ve takip arkadaşlarının tamamının şahsında gerçekleşmesi halinde doğacağı hususu hüküm altına alınmıştır. Bu durum, sözü edilen dava veya takip arkadaşlarının tamamının tek bir tarafı oluşturması kuralının doğal bir sonucudur.

HMK Madde 84 - Yargılama gideri…

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!