<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kira Hukuku &#8211; Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</title>
	<atom:link href="https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://av-saimincekas.com</link>
	<description>Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Aug 2024 09:10:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-Adana-Avukat-Saim-Incekas-Favicon-32x32.png</url>
	<title>Kira Hukuku &#8211; Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</title>
	<link>https://av-saimincekas.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İki Farklı Kira Sözleşmesi, Birden Fazla Kira Sözleşmesi Varsa Ne Olur?</title>
		<link>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/iki-farkli-kira-sozlesmesi-birden-fazla-kira-sozlesmesi-varsa-ne-olur/</link>
					<comments>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/iki-farkli-kira-sozlesmesi-birden-fazla-kira-sozlesmesi-varsa-ne-olur/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Saim İncekaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 17:40:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://av-saimincekas.com/?p=310315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birden Fazla Kira Sözleşmesi Kiracı ile kiraya veren arasında birden fazla kira sözleşmesi imzalanması, özellikle de sözleşmelerin içerikleri birbirinden farklıysa, bazı riskler ve hukuki belirsizlikler yaratır. Bu riskleri şu şekilde açıklayabilirim: Kira bedeli ve süre farklılıkları: Sözleşmelerde farklı bir kira bedeli ve süresi belirlenirse, bu durum taraflar arasında anlaşmazlığa yol açar. Hangi sözleşmenin geçerli olduğu &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/iki-farkli-kira-sozlesmesi-birden-fazla-kira-sozlesmesi-varsa-ne-olur/">İki Farklı Kira Sözleşmesi, Birden Fazla Kira Sözleşmesi Varsa Ne Olur?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="269" src="https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Iki-Farkli-Kira-Sozlesmesi-Varsa-Ne-Olur-Top-Banner-1024x269.jpg" alt="" class="wp-image-310350" srcset="https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Iki-Farkli-Kira-Sozlesmesi-Varsa-Ne-Olur-Top-Banner-1024x269.jpg 1024w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Iki-Farkli-Kira-Sozlesmesi-Varsa-Ne-Olur-Top-Banner-300x79.jpg 300w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Iki-Farkli-Kira-Sozlesmesi-Varsa-Ne-Olur-Top-Banner-768x202.jpg 768w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Iki-Farkli-Kira-Sozlesmesi-Varsa-Ne-Olur-Top-Banner-1536x404.jpg 1536w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Iki-Farkli-Kira-Sozlesmesi-Varsa-Ne-Olur-Top-Banner.jpg 1900w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<div class="box info  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Kiracı ve kiraya veren arasında birden fazla kira sözleşmesi imzalanması, kira ilişkilerinde sıkça karşılaşılan ancak çoğu zaman göz ardı edilen bir durumdur. Bu durum, özellikle hukuki çerçevede ele alındığında, hem kiracıların hem de mülk sahiplerinin karşılaşabileceği çeşitli sorunları ve sorumlulukları beraberinde getirir. Kira sözleşmelerinin geçerliliği, uygulanması ve feshi gibi konular, tarafların haklarını koruma açısından büyük önem taşır.</p>



<p>Bu makalede, birden fazla kira sözleşmesinin varlığının yarattığı hukuki etkileri, yargısal kararlar ışığında detaylı bir şekilde inceleyeceğim. Bu inceleme, kiracıların ve kiraya verenlerin haklarını ve yükümlülüklerini daha iyi anlamalarına yardımcı olacak, ayrıca bu tür durumların nasıl yönetileceğine dair pratik bilgiler sunacaktır.</p>




			</div></div>



<section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Birden Fazla Kira Sözleşmesi</h2><div class="section-content">



<p>Kiracı ile kiraya veren arasında birden fazla kira sözleşmesi imzalanması, özellikle de sözleşmelerin içerikleri birbirinden farklıysa, bazı riskler ve hukuki belirsizlikler yaratır. Bu riskleri şu şekilde açıklayabilirim:</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-large is-resized"><img decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Iki-Farkli-Kira-Sozlesmesi-Varsa-Ne-Olur-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-310353" style="width:250px;height:auto" title="İki Farklı Kira Sözleşmesi Varsa Ne Olur?" srcset="https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Iki-Farkli-Kira-Sozlesmesi-Varsa-Ne-Olur-1024x1024.jpg 1024w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Iki-Farkli-Kira-Sozlesmesi-Varsa-Ne-Olur-300x300.jpg 300w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Iki-Farkli-Kira-Sozlesmesi-Varsa-Ne-Olur-150x150.jpg 150w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Iki-Farkli-Kira-Sozlesmesi-Varsa-Ne-Olur-768x768.jpg 768w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Iki-Farkli-Kira-Sozlesmesi-Varsa-Ne-Olur.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</div>


<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kira bedeli ve süre farklılıkları</strong>: Sözleşmelerde farklı bir kira bedeli ve süresi belirlenirse, bu durum taraflar arasında anlaşmazlığa yol açar. Hangi sözleşmenin geçerli olduğu belirsizleşir.</li>



<li><strong>Tarafların yükümlülükleri</strong>: Hak ve yükümlülükler farklı şekilde belirlenirse, kiracı ve kiralayan için hangi sözleşmeye göre hareket edeceği muğlaklaşır.</li>



<li><strong>Sözleşmelerin birbirini geçersiz kılma ihtimali</strong>: İki sözleşme birbiriyle çelişiyorsa, sonra imzalanan sözleşme ilk sözleşmeyi geçersiz kılabilir. Bu da hukuki belirsizliğe yol açar.</li>



<li><strong>Uyuşmazlık çözümünün zorlaşması</strong>: Anlaşmazlık durumunda hangi sözleşmenin esas alınacağı belli olmadığı için uyuşmazlığın çözümü güçleşir.</li>



<li><strong>Kötü niyetli kullanım riski</strong>: Taraflardan biri, iki sözleşme arasındaki farklılıklardan faydalanarak kötü niyetli davranışlarda bulunabilir.</li>
</ul>



<p>Bu nedenle, kiracı ve kiralayanın tek bir kira sözleşmesi üzerinde mutabakata varması her iki tarafın da yararınadır.</p>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Yasal Durum</h2><div class="section-content">



<p>Kiracı ile kiralayan arasında birden fazla kira sözleşmesi yapılması, yasal olarak mümkündür. İkinci sözleşmenin tam anlamıyla geçerli olması için sözleşmeye birinci sözleşmenin akıbetini belirten bir hüküm yazılır. Örneğin, &#8220;12.12.2022 tarihli kira sözleşmesi sonlandırılmış, işbu 12.12.2023 tarihli ikinci kira sözleşmesi akdedilmiştir&#8221; şeklinde bir hüküm eklenmesi yeterlidir.</p>



<p>Türk Borçlar Kanunu&#8217;na göre, taraflar aralarında dilediği gibi sözleşme yapma konusunda serbesttirler. Ancak kanunlara, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı bir sözleşme yapılamaz.</p>



<p>Birden fazla kira sözleşmesi yapılmasının tek başına yasalara aykırı bir yanı yoktur. Kiracı ve kiralayan istedikleri sayıda sözleşme yapabilirler. Ancak bu sözleşmelerin içeriği ve koşulları birbiriyle çelişiyorsa, uyuşmazlık çıkar.</p>



<p>Kiralayan, aynı konut için birden fazla kişiyle ayrı sözleşmeler yaparsa dolandırıcılık suçu işlemiş olur. Ancak kiracıyla farklı içerik ve koşullarda birden fazla sözleşme yapmasında yasal açıdan engel yoktur.</p>



<p>Yasalar, birden fazla kira sözleşmesinin yapılmasına izin vermektedir. Ancak tarafların haklarını kötüye kullanmamaları ve iyi niyet kurallarına uymaları beklenir. Aksi halde, yargı yoluyla çözüm aranması gerekir.</p>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Yeni Kira Sözleşmesi Eskisini Ortadan Kaldırır Mı?</h2><div class="section-content">



<p>Yeni bir kira sözleşmesi imzalanması, genellikle önceki kira sözleşmesini ortadan kaldırır ve yeni sözleşmede belirtilen başlangıç tarihinden itibaren geçerli olur. Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun (TBK) 347. maddesi uyarınca, kiracı ile yeniden imzalanan yeni tarihli bir kira sözleşmesi, kira sözleşmesinin on yıllık uzama süresini sıfırdan başlatır. Yani, eğer aynı kiracıyla yeni bir kira sözleşmesi imzalanırsa, on yıllık süre bu yeni sözleşmenin bitim tarihinden itibaren hesaplanır. Bu durum, özellikle kira sözleşmesinin feshi ve tahliye hakları açısından önemlidir. Bir kira sözleşmesinin yenilenmesi, mevcut koşulları değiştirir ve yeni koşullar altında bir kira ilişkisi başlatır. Bu nedenle, yeni sözleşmedeki şartlar önceki sözleşmeyi geçersiz kılar ve yeni sözleşme, yasal olarak mevcut olan kira ilişkisini tanımlar​​​​​​. Aşağıda alt başlıklar halinde ikinci kira sözleşmesinin geçerli sayılıp sayılmadığı halleri izah edeceğim.</p>



<h3 class="wp-block-heading">İkinci Sözleşmenin Sırf Vergi Dairesine Düşük Kira Bedeli Göstermek İçin Hazırlanması Durumunda Bu Sözleşmeye İtibar Edilmez</h3>



<p>Bazen taraflar vergi dairesine kira bedelini düşük göstermek ve az vergi ödemek isterler. Böyle bir durumda sırf vergi dairesine sunmak amacıyla asıl sözleşmeden farklı olarak düşük bedel göstermek için  yapılan ikinci kira sözleşmesi muvazaalı sayılır ve ilk sözleşmedeki bedel ve şartlar geçerliliğini korur.</p>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2015 yılında verdiği 422 sayılı kararda vergi dairesine az bedel bildirmek amacıyla yapılan ikinci kira sözleşmesini geçersiz sayarak, uyuşmazlık konusunun çözümünde ilk sözleşmesi esas almıştır. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir: <em>&#8220;Taraflar arasındaki uyuşmazlık aynı taşınmaz için düzenlenmiş 5.11.2012 başlangıç tarihli, aylık 8000 TL ve ayılık 4000 TL bedelli sözleşmelerden hangisine itibar edileceği noktasındadır 5.11.2012 tarihli ikinci sözleşmede ilk sözleşmenin feshedildiği yönünde bir şerh bulunmadığı gibi, ilk sözleşmenin yapılmasından sonra aylık kira parasının fahiş oranda 8000 TL&#8217;den 4000 TL&#8217;ye indirilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Tüm bu var olan durum karşısında davalının dayandığı kira sözleşmesinin kira bedelini belirlemenin dışında başka bir nedenle düzenlendiği ve muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın tarafların gerçek iradesine uygun olarak düzenlenen 5.11.2012 tarihli ve aylık 8000 TL bedelli kira sözleşmesi uyarınca çözümlenmesi gerekirken muvazaalı kira sözleşmesi esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir&#8221;</em></p>




			</div></div>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2014/3441 K. sayılı benzer bir kararında şirketler arasında yapılan ikinci sözleşmenin sırf az vergi ödemek amacıyla yapıldığını, bu nedenle bu sözleşmenin geçersiz sayılacağı yönünde karar vermiştir: <em>&#8220;Davalı şirket davacı dayanağı kira sözleşmesinin tarafı olmadığını savunmuş ise de yapılan ödeme miktarları karşısında bu savunmanın yerinde olmadığı, davalının sunduğu 15.12.2008 başlangıç tarihli ve aylık 700 TL bedelli kira sözleşmesinin düşük vergi ödeme amaçlı düzenlendiği anlaşılmaktadır.&#8221;</em></p>




			</div></div>



<h3 class="wp-block-heading">İkinci Sözleşmede İlk Sözleşmenin Ortadan Kaldırıldığı Belirtilmelidir</h3>



<p>İkinci bir kira sözleşmesi hazırlanırken, ilk sözleşmenin iptal edildiğine ve yeni sözleşmenin yerine geçtiğine dair bir ifade eklemek önemlidir. Bu, hukuki açıdan, iki sözleşme arasında bir çakışma veya anlaşmazlık oluşması durumunda, hangi sözleşmenin geçerli olduğunun açıkça belirlenmesini sağlar. Ayrıca, bu ifade, her iki tarafın da yeni sözleşme şartlarını kabul ettiğini ve eski sözleşmenin şartlarının artık geçerli olmadığını net bir şekilde ortaya koyar. Bu tür bir belirti, özellikle kira bedeli, depozito, kira süresi gibi önemli değişiklikler içeren durumlarda kritik öneme sahiptir. Yeni sözleşmede eski sözleşmenin iptal edildiği açıkça belirtilmezse, olası bir davada ilk sözleşmenin geçerli sayılma riski bulunur.</p>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Gerçekten de Yargıtay, ikinci kira sözleşmesi akdedilirken, ilk sözleşmenin akıbetinin belirtilmesi gerektiğini, aksi taktirde ikinci kira sözleşmesinin geçersiz sayılacağına hükmetmiştir: <em>&#8220;İlk sözleşme ortadan kaldırılmadığına göre, mahkemece uyuşmazlığın davacının dayandığı 1.7.2008 başlangıç tarihli ve 4000 TL bedelli kira sözleşmesi uyarınca çözümlenmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı kiracının ibraz ettiği 1.11.2008 tarihli sözleşmeye göre alacak hesaplanarak hüküm kurulması doğru değildir.&#8221; (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2014/6449 esas 2015/4031 karar sayılı ilamı)</em></p>




			</div></div>



<h3 class="wp-block-heading">İkinci Kira Sözleşmesinin Birinci Sözleşme Üzerinde Tahrifat Yapılarak Elde Edilmesi</h3>



<p>Eğer bir kira sözleşmesinde tahrifat yapıldığı kanıtlanabilirse, bu tahrifatın yapıldığı sözleşme geçersiz sayılır.</p>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2014 yılında verdiği 13253 sayılı kararında ikinci kira sözleşmesi olduğu iddia edilen evrak üzerinde tahrifat yapıldığını, bu nedenle bu evrakın kira sözleşmesi olarak esas alınamayacağına karar vermiştir: <em>&#8220;Davacı, sözlü kira sözleşmesine dayanarak aylık kira 650 TL hesabı ile icra takibi başlatmıştır. Davalı-kiracı takibe itiraz dilekçesi ekinde 1.8.2012 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesini ibraz etmiştir. Davacı vekili ibraz edilen sözleşmede tahrifat yapıldığını ileri sürmüştür. Davalının ibraz ettiği sözleşmede 650 TL olan aylık kiranın 6 rakamının üzeri çizilerek 3 yazılmış ve el yazısı ile de &#8220;350 TL” yazılmıştır. Alacak-borç durumunun aylık kira 650 TL hesabı ile yapılması gerekir.&#8221;</em></p>




			</div></div>



<h3 class="wp-block-heading">İkinci Kira Sözleşmesinde Belirlenen Kira Bedelinin Fahiş Oranda Düşük Olması</h3>



<p>Aynı taşınmaz için çok daha düşük bir bedelle yeni bir kira sözleşmesinin imzalanması, hayatın olağan akışına aykırı görülmektedir. Bu kadar büyük bir kira bedeli farkı, genellikle kira bedelinin bilinçli olarak düşük gösterildiği, yani muvazaalı (görünüşteki) bir işlem yapıldığı şüphesini uyandırır. Muvazaalı işlemler, gerçek niyet ve koşulları gizlemek için yapılan ve yasal geçerliliği olmayan anlaşmalardır. Böyle bir durumda ikinci kira sözleşmesi geçersiz sayılır.</p>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Yargıtay&#8217;ın ikinci kira sözleşmesindeki kira bedelinin fahiş oranda düşüşünü muvazaalı bulmasına yönelik kararı şu şekildedir: <em>&#8220;Ortada 2083 TL aylık bedelli bir kira sözleşmesi var iken 500 TL düşük bedelli kira sözleşmesinin imzalanması hayatın olağan akışına aykırıdır. Davalının dayandığı kira sözleşmesinin kira bedelini belirlemenin dışında başka bir nedenle düzenlendiği ve muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır.&#8221; (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2013/16477 esas 2014/564 karar sayılı ilamı)</em></p>




			</div></div>



<h3 class="wp-block-heading">Bankadan Ödenen Kira Bedeli Sözleşmedeki Bedel İle Uyuşuyorsa O Sözleşme Esas Alınır</h3>



<p>Eğer iki farklı kira sözleşmesi varsa ve kiracının banka üzerinden ödediği kira bedeli, sözleşmelerden birinde belirtilen miktarla uyuşuyorsa, bu uyuşan sözleşmenin hukuki açıdan esas alınır. Kira ödemelerinin tutarları, hangi sözleşmenin gerçek ve yürürlükte olduğunu belirlemede önemli bir delil teşkil eder. Bu yaklaşım Yargıtayca benimsenmiştir.</p>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Öyle ki Yargıtay bankadan yapılan ödemelerle sözleşmedeki tutarın uyuşması neticesinde uyuşan sözleşmenin esas alınması gerektiğini şu şekilde ifade etmiştir: <em>&#8220;Uyuşmazlık aylık kira bedeli yönünden farklı hükümler içeren iki ayrı sözleşmeden hangisinin gerçek iradeye uygun olarak düzenlendiğinin tespiti noktasında toplanmaktadır. Banka ekstresine göre davacının dayandığı kira sözleşmesine itibar edilmesi gerekir.&#8221; (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2013/7624-10261 sayılı ilamı)</em></p>




			</div></div>



<h3 class="wp-block-heading">Rayiç Bedele Nazaran Çok Düşük Bedelle Hazırlanan Sözleşmeye İtibar Edilmez</h3>



<p>İki farklı kira sözleşmesinden hangisine itibar edileceği belirlenirken, sözleşmedeki bedelin rayiç bedelle arasındaki fark da önem taşır. Sözleşmedeki bedelin rayiç kira bedeline göre çok düşük olması o sözleşmenin muvazaalı olduğu anlamını taşıyabilir.</p>



<p>Yargıtay bu yöndeki bir kararında rayiç kira bedeline göre arasında büyük fark bulunan sözleşme kira bedelini gerekçe göstererek, ilgili sözleşmeye itibar edilemeyeceğine karar vermiştir: <em>&#8220;Mahkemece yerinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda kiralananın rayiç kira bedelinin aylık 7.500.-TL. olduğu belirlenmiştir. Böylece eski malik ile imzalanan 01.06.2005 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli düşük bedelli kira sözleşmesinin akdedilmesinin hayatın olağan akışına ters olduğu ve vergi dairesine verilmek üzere taraflar arasında muvazaalı olarak düzenlendiğinin kabulü ile eski malik ile davalı Erol arasında imzalanan kira sözleşmesine değer verilmesi gerekir.&#8221; (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2008/13750 esas 2009/3661 sayılı ilamı)</em></p>



<h3 class="wp-block-heading">Elektrik, Su ve Doğalgaz İdarelerine Sunulan Sözleşmeler İstenmelidir</h3>



<p>Kiracılar mutlaka üzerlerine elektrik, su veya doğalgaz aboneliklerinden birisini almaktadır. Bu abonelikler oluşturulurken kiracıdan kira sözleşmesini sunması istenir. Dolayısı ile ortada iki farklı kira sözleşmesi iddiası varsa mahkeme bu kurumlara sunulan kira sözleşmelerini kontrol etmelidir.</p>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Yargıtay önüne gelen iki farklı kira sözleşmesinin yer aldığı bir uyuşmazlıkta, hangi sözleşmeye itibar edilmesi gerektiğini belirlerken bu idari kurumlara yazı yazılarak sözleşmenin bir örneğinin istenmesi gerektiğine karar vermiştir: <em>&#8220;Bu durumda ilgili vergi dairesine yeniden yazı yazılarak davacı tarafından sunulan sözleşmelerin hangi tarihte ibraz edildiği konusunda bilgi istenip ayrıca sular idaresi ile elektrik ve doğalgaz idarelerine de yazı yazılarak sözleşmelerin birer örneğinin istenmesi ve bu sözleşmelerin hangi tarihte kuruma ibraz edildiği konularında araştırma yapılması gerekir.&#8221; (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2013/10842 esas 2014/3462 karar sayılı ilamı)</em></p>




			</div></div>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Sözleşmeler Arasındaki Farklar</h2><div class="section-content">



<p>Kiracı ile kiralayan arasında birden fazla kira sözleşmesi yapıldığı durumlarda, bu sözleşmelerin içerikleri neredeyse her zaman birbirinden farklıdır. Örneğin;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kira bedeli farklı olabilir. İlk sözleşmede aylık 1000 TL kira bedeli belirlenmişken, ikinci sözleşmede bu rakam 1200 TL olarak belirlenebilir.</li>



<li>Kira süresi farklı olabilir. İlk sözleşme 1 yıllık yapılmışken, sonraki sözleşme 2 yıllık yapılabilir.</li>



<li>Kiralanan gayrimenkul farklı olabilir. İlk sözleşmeyle daire kiralanmışken, ikinci sözleşme garaj için yapılmış olabilir.</li>



<li>Temerrüt halinde uygulanacak cezai şart farklı olabilir.</li>



<li>Kira bedelinin hangi tarihlerde ödeneceği farklı olabilir.</li>



<li>Gayrimenkulün kullanım amacı farklı belirlenebilir.</li>



<li>Bakım ve onarım yükümlülükleri farklı olabilir.</li>



<li>Devir ve alt kiralama koşulları değişebilir.</li>



<li>Tarafların sorumlulukları ve yükümlülükleri farklı şekilde düzenlenebilir.</li>
</ul>



<p>Sözleşmeler arasındaki bu gibi farklılıklar, birden fazla kira sözleşmesinin varlığı durumunda ortaya çıkabilecek ihtilafların da nedenleri arasında yer alır.</p>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Çözüm Yolları</h2><div class="section-content">



<p>Kiracı ile kiralayan arasında iki veya daha fazla kira sözleşmesi varsa ve bu sözleşmeler arasında çelişki bulunuyorsa, taraflar arasında anlaşmazlık çıkabileceğinden yukarıda bahsetmiştim. Böyle bir durumda izlemenizi önerdiğim bazı çözüm yolları şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Tarafların Karşılıklı Anlaşması:</strong>&nbsp;Kiracı ve kiralayan sözleşmeleri birlikte gözden geçirir ve karşılıklı anlaşarak çelişkili maddeleri düzeltebilirler. Bu, en hızlı ve kolay çözüm yoludur.</li>



<li><strong>Uzlaşma:</strong>&nbsp;Taraflar bir arabulucuya başvurarak çelişkili konuları görüşebilir. Arabulucu, tarafları uzlaşmaya çağırır ve sorunun çözümü için önerilerde bulunur.</li>



<li><strong>Hukuki Yollara Başvurma:</strong>&nbsp;Kiracı ya da kiralayan, sözleşmelerdeki çelişkilerden dolayı diğer tarafa karşı dava açabilir. Yargı süreci ile sözleşmelerin hangisinin geçerli olduğuna karar verilebilir.</li>



<li><strong>Sözleşmenin Feshi:</strong>&nbsp;Eğer çelişkiler çözülemiyorsa, taraflardan biri sözleşmeyi tek taraflı feshedebilir. Ancak bunun belirli hukuki sonuçları olabileceği unutulmamalıdır.</li>
</ul>



<p>Kiracı ve kiralayan öncelikle sorunu kendi aralarında çözmeye çalışmalıdır. Anlaşma sağlanamazsa diğer yasal yollara başvurulabilir. Her iki tarafın hakları gözetilerek adil bir çözüme ulaşılmalıdır.</p>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Sonuç</h2><div class="section-content">



<p>Kiracı ile kiralayan arasında birden fazla kira sözleşmesi imzalanması, tarafların hakları ve yükümlülükleri açısından karmaşaya yol açabilir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Genel olarak, aynı konuyla ilgili birden fazla sözleşmenin imzalanması halinde, son imzalanan sözleşme geçerli sayılır. Ancak bu durumda daha önce imzalanan sözleşmelerin içeriği ve koşulları da dikkate alınmalıdır.</li>



<li>Tarafların haklarını korumak için, sözleşmeler arasındaki farkları ve çelişkileri tespit edip, bunların çözüme kavuşturulması önemlidir. Gerekirse, konunun uzman bir avukata danışılarak çözülmesi yerinde olur.</li>



<li>Her koşulda, taraflar iyi niyetle hareket edip, karşılıklı hakları gözeterek ve makul çözümler üreterek, sorunların aşılmasını sağlamalıdır.</li>



<li>Kiracı ve kiralayanın birbirlerinin haklarına ve sözleşmelere saygı göstermeleri, uzun vadede her iki taraf için de faydalı olacaktır.</li>
</ul>



<p>Özetle, birden fazla kira sözleşmesinin aynı anda geçerli olup olmayacağı, sözleşmelerin içeriğine ve tarafların iradesine bağlıdır. Özellikle ülkemizde vergiden kaçınmak amacıyla iç ilişkide farklı, dış ilişkide farklı kira sözleşmeleri yapılmakta, bu durum birçok problemi de beraberinde getirmektedir. Anlaşmazlık durumunda konunun yargıya intikal etmesi ve hakimin sözleşmeleri yorumlayarak bir karara varması gerekecektir. Yargıtay&#8217;ın bu konuda çeşitli olaylardaki tavrını ve yorumunu yukarıda detaylı bir şekilde sizlere aktardım.</p>



<div class="wp-block-buttons is-layout-flex wp-block-buttons-is-layout-flex">
<div class="wp-block-button"><a class="wp-block-button__link wp-element-button" href="https://wa.me/905349109743" target="_blank" rel="noopener">İki farklı veya birden fazla kira sözleşmesine dair yaşadığınız problemler hakkında danışmanlık veya avukatlık hizmeti için Avukat Saim İncekaş ile iletişime geçin.</a></div>
</div></div></section>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/iki-farkli-kira-sozlesmesi-birden-fazla-kira-sozlesmesi-varsa-ne-olur/">İki Farklı Kira Sözleşmesi, Birden Fazla Kira Sözleşmesi Varsa Ne Olur?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/iki-farkli-kira-sozlesmesi-birden-fazla-kira-sozlesmesi-varsa-ne-olur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İhtiyaç Nedeniyle Konut veya İşyeri Tahliye Davası</title>
		<link>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/ihtiyac-nedeniyle-konut-veya-isyeri-tahliye-davasi/</link>
					<comments>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/ihtiyac-nedeniyle-konut-veya-isyeri-tahliye-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Saim İncekaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Dec 2023 20:46:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://av-saimincekas.com/?p=309996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu dava türü, özellikle kiraya verenin taşınmazda bizzat kendisinin oturma ihtiyacı doğduğunda karşımıza çıkar ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) tarafından düzenlenir. TBK&#8217;nın 350. maddesi, kiraya verene konut ya da işyeri ihtiyacı sebebiyle tahliye davası açma hakkını tanır. Bu hak, kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu (çocukları), üstsoyu (anne-baba) veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin ciddi &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/ihtiyac-nedeniyle-konut-veya-isyeri-tahliye-davasi/">İhtiyaç Nedeniyle Konut veya İşyeri Tahliye Davası</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="269" src="https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Nedeniyle-Konut-veya-Isyeri-Tahliye-Davasi-Top-Banner-1024x269.jpg" alt="" class="wp-image-310007" title="İhtiyaç Nedeniyle Konut veya İşyeri Tahliye Davası - Top Banner" srcset="https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Nedeniyle-Konut-veya-Isyeri-Tahliye-Davasi-Top-Banner-1024x269.jpg 1024w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Nedeniyle-Konut-veya-Isyeri-Tahliye-Davasi-Top-Banner-300x79.jpg 300w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Nedeniyle-Konut-veya-Isyeri-Tahliye-Davasi-Top-Banner-768x202.jpg 768w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Nedeniyle-Konut-veya-Isyeri-Tahliye-Davasi-Top-Banner-1536x404.jpg 1536w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Nedeniyle-Konut-veya-Isyeri-Tahliye-Davasi-Top-Banner.jpg 1900w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<div class="box info  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Günümüzde, mülk sahipleri ve kiracılar arasındaki ilişkiler çeşitli sebeplerle karmaşık bir hal alabilmekte ve bazen bu durumlar, hukuki süreçlere yol açmaktadır. İhtiyaç Nedeniyle Konut veya İşyeri Tahliye Davası, Türkiye&#8217;de sıkça karşılaşılan ve her iki tarafı da yakından ilgilendiren önemli bir konudur. Bu blog yazımda, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının ne olduğunu, ne zaman açılabileceğini ve bu süreçte izlenmesi gereken adımları, hem kiracıların hem de mülk sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde ele alıyorum.</p>




			</div></div>



<p>Bu dava türü, özellikle kiraya verenin taşınmazda bizzat kendisinin oturma ihtiyacı doğduğunda karşımıza çıkar ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) tarafından düzenlenir.</p>



<div class="box success  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun ihtiyaç sebebiyle tahliye davasını ele alan 350. maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir: <em>&#8220;Kiraya veren, kira sözleşmesini; Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.&#8221;</em></p>




			</div></div>



<p>TBK&#8217;nın 350. maddesi, kiraya verene konut ya da işyeri ihtiyacı sebebiyle tahliye davası açma hakkını tanır. Bu hak, kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu (çocukları), üstsoyu (anne-baba) veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin ciddi ve samimi bir ihtiyacı olduğunda geçerlidir. Örneğin, bir ev sahibi, yaşlanan ebeveynlerinin bakımı için kendi evine ihtiyaç duyduğunda bu tür bir dava açabilir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-large is-resized"><img decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Nedeniyle-Konut-veya-Isyeri-Tahliye-Davasi-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-310009" style="width:276px;height:auto" srcset="https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Nedeniyle-Konut-veya-Isyeri-Tahliye-Davasi-1024x1024.jpg 1024w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Nedeniyle-Konut-veya-Isyeri-Tahliye-Davasi-300x300.jpg 300w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Nedeniyle-Konut-veya-Isyeri-Tahliye-Davasi-150x150.jpg 150w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Nedeniyle-Konut-veya-Isyeri-Tahliye-Davasi-768x768.jpg 768w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Nedeniyle-Konut-veya-Isyeri-Tahliye-Davasi.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</div>


<p>İhtiyaç nedeniyle tahliye davasının kabul edilebilirliği, belirli şartların yerine getirilmesine bağlıdır. İhtiyacın gerçek, samimi ve sürekli olması gerekmekte; geçici veya belirsiz durumlar yetersiz kabul edilmektedir.</p>



<p>Bu yasal çerçeve, hem kiracıların hem de mülk sahiplerinin haklarını korumayı amaçlar. Kiracıların haksız yere tahliye edilmelerini önlerken, mülk sahiplerinin de gerçek ve acil ihtiyaçları karşısında gerekli adımları atabilmelerine olanak tanır. İhtiyaç nedeniyle tahliye davaları, hukukun adalet ve eşitlik ilkesine dayanarak her iki tarafın da haklarını dengeli bir şekilde koruması açısından kritik bir öneme sahiptir.</p>



<section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Şartları</h2><div class="section-content">



<p>İhtiyaç nedeniyle tahliye davalarında dikkat edilmesi gereken bazı şartlar bulunmaktadır. Davanızın başarılı olması için aşağıda yer alan şartları dikkatlice incelemenizi öneriyorum:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Kiralananın niteliği:</strong> Konut ve çatılı işyerleri için tahliye davası açılabilirken, arsa ve arazilerin tahliyesi bu dava türüne konu olamaz.</li>
</ol>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li><strong>Yasal Sürelerin Gözetilmesi</strong>: İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, Türk Borçlar Kanunu&#8217;nda belirtilen süreler içinde açılmalıdır. Bu süreler, kira sözleşmesinin belirli veya belirsiz süreli olmasına göre değişiklik gösterir. Örneğin, belirli süreli kira sözleşmelerinde sözleşmenin bitiminden itibaren belirli bir süre içinde dava açılması gerekmektedir.</li>
</ol>



<ol start="3" class="wp-block-list">
<li><strong>Kiraya Verenin Gerçek ve Samimi İhtiyacı</strong>: Davanın temeli, kiraya verenin ya da onun kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin (eşi, altsoyu, üstsoyu) gerçek ve samimi bir konut veya işyeri ihtiyacına dayanmalıdır. Bu ihtiyaç geçici olmamalı ve dava açma sürecinde kanıtlanabilmelidir.</li>
</ol>



<ol start="4" class="wp-block-list">
<li><strong>Alternatif bir konut veya işyeri olmaması:</strong> Eğer davacının başka bir konutu veya işyeri bulunuyorsa ve bu yerler davacının ihtiyacını karşılayabilecek durumdaysa, mahkeme tahliye talebini reddeder.</li>
</ol>



<ol start="5" class="wp-block-list">
<li><strong>İhtarname ve Bildirim Süreçleri</strong>: Kiraya verenin, ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açmadan önce kiracıya ihtarname göndermesi gerekip gerekmediği duruma bağlıdır. İhtarname gönderilmesi, dava süreçlerinde bazı avantajlar sağlar.</li>
</ol>



<ol start="6" class="wp-block-list">
<li><strong>Mahkeme Süreçleri ve Deliller</strong>: Kiraya verenin iddialarını destekleyen yeterli delil sunması gerekmektedir. Mahkeme, sunulan delilleri değerlendirerek, ihtiyacın gerçek ve samimi olup olmadığını belirler.</li>
</ol>



<ol start="7" class="wp-block-list">
<li><strong>Davanın Masrafları ve Sonuçları</strong>: Davayı açan tarafın başlangıçta masrafları karşılaması gerekmektedir. Davanın sonucuna göre, masrafların kim tarafından ödeneceği mahkeme tarafından belirlenir.</li>
</ol>



<p>İhtiyaç nedeniyle tahliye davasının her bir aşamasının, hukuki prosedürlere uygun şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Davacı kiraya veren tarafından yukarıdaki şartlar yerine getirilmezse, davanın reddedilme riski ortaya çıkar.</p>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">İhtarname ve Bildirim Süreçleri</h2><div class="section-content">



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>İhtarname Çekme Zorunluluğu Yoktur:</strong> İhtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilme sürecinde, kiraya verenin önceden kiracıya ihtarname çekme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, eğer kiraya veren kiracıya ihtarname gönderirse, bu, kiraya verene dava açmak için tanınan 1 aylık süreye ek olarak, kira sözleşmesinin uzadığı 1 yıllık kira yılı sonuna kadar tahliye davası açma hakkı verir​<a href="https://www.sinaneroglu.av.tr/ihtiyac-nedeni-ile-tahliye/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a>​.</li>
</ol>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2012 yılında verdiği 4639 sayılı kararında ihtarname çekerek dava açma süresinin uzatılabileceği hususunu şu şekilde ifade etmiştir: <em>&#8220;Daha önce veya bu bir aylık süre içerisinde sözleşmenin yenilenmeyeceğine ilişkin tahliye iradesi kiracıya bildirilmiş ise bu bildirimi takip eden dönem sonuna kadar dava açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.&#8221;</em></p>




			</div></div>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li><strong>Tahliye Davası Açma Zamanı</strong>: Belirli süreli kira sözleşmelerinde, sözleşmenin bitiminden itibaren en geç 1 ay içinde dava açılmalıdır. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise, kira yılı esas alınır ve kira yılının dolmasından itibaren yine en geç 1 ay içinde dava açılabilir​<a href="https://www.sinaneroglu.av.tr/ihtiyac-nedeni-ile-tahliye/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a>​.</li>
</ol>



<ol start="3" class="wp-block-list">
<li><strong>Yeni Malikin Durumu</strong>: Yeni malikin durumu biraz farklıdır. Yeni malik, taşınmazı edinme tarihinden itibaren 1 ay içinde kiracıya durumu yazılı olarak bildirmeli ve 6 ay sonra tahliye davası açmalıdır. Bu bildirim, kiralananın yeni maliki olduğunu ve konut veya işyeri gereksinimi ifade ederek tahliye talebinde bulunmalıdır​<a href="https://kadimhukuk.com.tr/makale/ihtiyac-nedeniyle-tahliye-davasi-dilekce/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a>​.</li>
</ol>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Yeni malikin ihtiyaç sebebiyle açacağı tahliye davasında bildirim sorumluluğu Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2013 yılında verdiği 13561 sayılı kararında şu şekilde detaylıca açıklanmıştır: <em>&#8220;Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK’nın 351.maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Davanın altı ayın sonunda hemen açılması şart olmayıp sözleşme sonuna kadar açılması mümkündür. Ancak edinmeyi izleyen bir ay içerisinde bildirimin tebliği zorunlu olup bunun sonradan giderilmesi mümkün değildir.&#8221;</em></p>




			</div></div>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Tahliye Davası Açma Hakkına Sahip Olanlar</h2><div class="section-content">



<p>İhtiyaç nedeniyle tahliye davası açma hakkına sahip olanlar, Türk Borçlar Kanunu&#8217;na göre belirlenmiştir. Bu hakkı kullanabilecek kişiler şunlardır:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Kiraya Veren</strong>: Asıl ve en yaygın durum, kiraya verenin bizzat kendisinin bu davayı açmasıdır. Kiraya verenin, kiralanan mülkü kendisinin, eşinin, çocuklarının (altsoyunun) veya anne babasının (üstsoyunun) ihtiyacı nedeniyle geri almak istemesi bu durumu kapsar.</li>



<li><strong>Yeni Malik</strong>: Mülkün yeni sahibi de ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Bu, mülkün satılması veya devredilmesi sonucu yeni malikin ortaya çıktığı durumlarda geçerlidir.</li>



<li><strong>Kiracı:</strong> Kiracı da alt kiracıya karşı ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Örneğin kiracı taşınmazı kendisi kullanmak ya da yakınının kullanımına bırakmak için alt kiracıyı tahliye ettirmek isteyebilir.</li>



<li><strong>Sınırlı Ayni Hak Sahibi:</strong> Taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hakka sahip kişiler de ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açma hakkına sahiptir. Örneğin taşınmaz üzerinde oturma hakkı olan kimse, bu hakkını kullanabilmek için taşınmazın boşaltılmasını talep edebilir.</li>
</ol>



<p>Göreceğiniz üzere, tahliye davası, taşınmazın maliki, kiracısı, alt kiracısı veya başkaca bir şekilde taşınmazı kullanma yetkisine sahip kişiler tarafından açılabilir. Dolayısıyla, taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişiler, ihtiyaç durumunda tahliye davası açma hakkına sahiptir diyebiliriz.</p>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Davalı</h2><div class="section-content">



<p>Tahliye davasının kime karşı açılacağı da önemlidir. Genellikle tahliye davası kiracıya, alt kiracıya veya taşınmaz üzerinde sair yararlanma hakkı bulunan kişiye karşı açılır. Aşağıdaki kişiler ihtiyaç sebebiyle tahliye davasının muhatabı olurlar:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kiracı:</strong> Tahliye davasının ilk akla gelen muhatabı kiracıdır. Kira sözleşmesinin sona ermesi ya da feshi halinde, kiracının taşınmazı tahliye etmemesi durumunda kiralayan kişi kiracıya karşı tahliye davası açabilir.</li>



<li><strong>Alt kiracı</strong>: Ana kiracının, kiraladığı taşınmazın bir bölümünü başkasına alt kiraya vermesi mümkündür. Bu durumda alt kiracıya karşı tahliye davası ancak ana kiracı tarafından açılabilir.</li>
</ul>



<p>Tahliye davası her halükarda taşınmazı fiilen kullanan kişiye karşı açılmalıdır. Aksi takdirde davanın husumet yokluğundan reddi riski gündeme gelir.</p>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Tahliye Davasının Açılacağı Yer ve Süresi</h2><div class="section-content">



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Tahliye Davasının Açılacağı Yer</strong>: İhtiyaç nedeniyle tahliye davaları sulh hukuk mahkemelerinde yürütülür ve sonuçlandırılır. Tahliye davası, taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkemede açılır.</li>
</ol>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li><strong>Tahliye Davasının Süresi</strong>: Tahliye davası, belirli süreli ve belirsiz süreli kira sözleşmelerinde farklı sürelerde açılabilir. Belirli süreli kira sözleşmelerinde, sözleşmenin sonundan itibaren bir ay içinde açılmalıdır. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise, kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde dava açılabilir​.</li>
</ol>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">İhtiyaç Kavramı</h2><div class="section-content">



<p>İhtiyaç kavramı, ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarının temelini oluşturur. Hukukta ihtiyaç, bir konut veya işyerinin mal sahibi tarafından kullanılması için ortaya çıkan objektif bir durumdur.</p>



<p><span id="docs-internal-guid-a21c5680-7fff-87f2-5d20-2d1ed402e3eb"><span data-darkreader-inline-color="" data-darkreader-inline-bgcolor="" style="font-size: 11pt; font-family: Arial, sans-serif; color: rgb(0, 0, 0); background-color: transparent; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; vertical-align: baseline; --darkreader-inline-color: #ffffff; --darkreader-inline-bgcolor: transparent;"><div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			</span></span></p>



<p>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2015 yılında verdiği 2175 sayılı kararında tahliye davalarında ihtiyaç kavramını şu şekilde izah etmiştir: <em>&#8220;İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arz etmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.&#8221;</em></p>



<p><span id="docs-internal-guid-a21c5680-7fff-87f2-5d20-2d1ed402e3eb"><span data-darkreader-inline-color="" data-darkreader-inline-bgcolor="" style="font-size: 11pt; font-family: Arial, sans-serif; color: rgb(0, 0, 0); background-color: transparent; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; vertical-align: baseline; --darkreader-inline-color: #ffffff; --darkreader-inline-bgcolor: transparent;">
			</div></div></span></span></p>



<p>İhtiyaç objektif olarak belirlenir, kişisel talepler ihtiyaç sayılmaz. Örneğin; mal sahibinin şahsi konforu için kiracıyı çıkarma isteği geçerli bir ihtiyaç değildir.</p>



<p>Geçerli ihtiyaçlar şunlardır:</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-large is-resized"><img decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Kavrami-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-310010" style="width:234px;height:auto" title="İhtiyaç Kavramı" srcset="https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Kavrami-1024x1024.jpg 1024w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Kavrami-300x300.jpg 300w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Kavrami-150x150.jpg 150w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Kavrami-768x768.jpg 768w, https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2023/12/Ihtiyac-Kavrami.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</div>


<ul class="wp-block-list">
<li>Mal sahibinin kendisi, eşi, çocukları ya da anne ve babası için konut ihtiyacı olması.</li>



<li>Mal sahibinin meslek ve sanatı için işyerine ihtiyaç duyması.</li>



<li>Malın esaslı tamir veya yenileme gerektirmesi.</li>



<li>Konut veya işyerinin yıkılarak yeniden yapılması gerekliliği.</li>



<li>İmar planında kamulaştırma kararı olması.</li>
</ul>



<p>İhtiyaç, malike ait konut veya işyerinde fiilen oturmak/çalışmak için ortaya çıkmalıdır. Sadece mülkiyet hakkının varlığı yeterli değildir. Ayrıca ihtiyaç, geçerli, gerçek ve haklı olmalıdır.</p>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Örnek bir olayda davacı oğlunun ofis ihtiyacı nedeniyle kiracının tahliye edilmesini istemiş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi ise davacının oğlu uzun dönem askerlik görevine gitmiş olduğundan bu ihtiyacın güncel anlamda devam etmediğini gerekçe göstererek tahliye talebini reddetmiştir.</p>




			</div></div>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">İhtiyacın İspatı</h2><div class="section-content">



<p>İhtiyacın ispatı için mahkemeye sunulabilecek belgeler şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tapu kayıtları ve kira sözleşmesi gibi resmi belgelerle mülk sahipliği ve kullanım hakkı ispatlanabilir.</li>



<li>Mimari proje, tadilat sözleşmesi, fotoğraflar gibi belgelerle yapılması planlanan değişiklikler gösterilebilir.</li>



<li>Yeni işe başlama, tayin gibi belgelerle yeni iş yeri ihtiyacı ortaya konulabilir.</li>



<li>Aile bireylerinin nüfus kayıtları, doğum raporu, evlilik cüzdanı gibi belgelerle aile büyüklüğü ve ihtiyaçları kanıtlanabilir.</li>



<li>Doktor raporu ve sağlık kurulu raporu gibi tıbbi belgelerle sağlık durumundan kaynaklı ihtiyaçlar ispatlanabilir.</li>



<li>Fotoğraflar, video kayıtları, tanık beyanları da delil niteliği taşır.</li>
</ul>



<p>İhtiyacın acil ve zorunlu olduğunun objektif delillerle ispat edilmesi, davanın lehte sonuçlanması için önemlidir. Davacı, iddialarını somut belgelerle desteklemelidir.</p>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Örnek vermek gerekirse, kiraya veren davacının kendisinin de kirada oturması ihtiyacın gerçek olduğunun kabulü için yeterli görülmüştür. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2013 yılında verdiği 1495 sayılı kararında bu durumu şu şekilde ifade etmiştir: <em>&#8220;Konut ihtiyacına dayalı davalarda ihtiyaçlının kirada oturması ihtiyacın varlığı açısından yeterli olup, ayrıca tahliye tehdidi altında bulunması gerekmemektedir. Davacının kirada oturduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığına göre ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kabulü ile davalının tahliyesine karar vermek gerekir&#8221;</em></p>




			</div></div>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">İhtiyaç Sebebiyle Tahliye Talebinin Kabul Edilmeyeceği Durumlar</h2><div class="section-content">



<p>İhtiyaç sebebiyle tahliye talebinin geçerli bulunamayacağı bazı örnek durumlar şunlardır:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Geçici ve Samimi Olmayan İhtiyaçlar:</strong> Eğer ihtiyaç geçici ise ve devamlılık arz etmiyorsa, bu durumda tahliye istemi mahkeme tarafından kabul edilmeyebilir. Örneğin, yaz aylarını geçirmek için bir konuta ihtiyaç duyulması, sürekli bir ihtiyaç olarak sayılmaz.</li>
</ol>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Bir başka örnekte davacı taşınmazın çocuklarının okuluna yakın olması nedeniyle ihtiyacının olduğunu iddia etmiş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bu sebebi samimi bulmayarak davayı reddetmiştir.</p>




			</div></div>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Diğer yandan, emniyet açısından kiralayanın oturduğu evin o anda kiraya verenin oturduğu evden daha güvenli olduğunu iddia eden yaşlı ve tek başına yaşayan davacının davası ise kabul edilmiştir.</p>




			</div></div>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li><strong>Henüz Doğmamış veya Uzun Süreye Bağlı İhtiyaçlar:</strong> Henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaçlar da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Bu, ihtiyaç sebebinin belirsiz olduğu durumlarda geçerlidir. Örneğin, bir çocuğum olursa ekstra bir oda gerekeceği şeklindeki belirsiz tahminler, tahliye talebi için yeterli sebep sayılmaz.</li>
</ol>



<ol start="3" class="wp-block-list">
<li><strong>Davanın Açıldığı Tarihteki İhtiyaçların Devamlılığı:</strong> Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin var olması yeterli değildir, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Eğer dava süreci boyunca ihtiyaç ortadan kalkmışsa, tahliye talebi kabul edilmez.</li>
</ol>



<ol start="4" class="wp-block-list">
<li><strong>Net ve Somut İhtiyaç İfade Edilmemesi:</strong> Ev sahibinin ihtiyacını net ve somut bir şekilde ifade etmesi gerekmektedir. Örneğin, &#8220;Daha büyük bir alana ihtiyacım var&#8221; şeklinde belirsiz ifadeler yerine, mevcut alanda yaşanan sıkışıklığın ve yeni alana duyulan ihtiyacın somut örneklerle açıklanması gerekmektedir.</li>
</ol>



<ol start="5" class="wp-block-list">
<li><strong>Şirket İhtiyacı İddiası İçin Mülkün Şirkete Ait Olması Gerekir:</strong> Gerçek kişiler, şirketlerinin ihtiyaçları yüzünden kendi mülklerini boşalttıramazlar. Ancak tüzel kişiler, kendi ihtiyaçları için kiraladıkları yerleri boşaltabilirler.</li>
</ol>



<ol start="6" class="wp-block-list">
<li><strong>Daha Önce Verilmiş Kiraya Verme Yasağı Varsa:</strong> Taşınmazla ilgili son 3 yıl içerisinde daha önce bir kiraya verme yasağı kararı verilmişse, bu süre içerisinde kiraya veren ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açamaz.</li>
</ol>



<p>Bu tür durumlar, tahliye talebinin mahkeme tarafından reddedilmesine neden olabilir. Her durumda mahkeme, genel koşullar ve somut olayın özellikleri ışığında bir değerlendirme yapar.</p>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Tahliye Kararı</h2><div class="section-content">



<p>Mahkeme, tahliye davasının kabulüne ya da reddine karar verir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tahliye davasının kabulü halinde, davalıya tahliye için belirli bir süre tanınır. Bu süre, kararın kesinleşmesinden itibaren en az 15 gün, en fazla 30 gündür.</li>



<li>Mahkeme, somut olayın koşullarına göre bu süreyi uzatabilir. Örneğin kış şartlarında, davalının durumunun elverişsiz olması halinde ek süre verilebilir.</li>



<li>Tahliye için tanınan süre dolduğunda, karar kesinleşmişse icra müdürlüğüne başvurularak tahliye zorla yaptırılabilir.</li>



<li>Tahliye davasının reddi halinde, davalı konutta kalmaya devam edebilir. Ancak davacı kararı temyiz edebilir.</li>
</ul>



<p>Tahliye davalarında mahkeme, tarafların menfaatlerini gözeterek bir denge gözetir. Tahliye için makul bir süre tanınır. Bu süreçte davalının mağdur olmaması için de gerekli önlemler alınır.</p>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Tahliye Kararına İtiraz</h2><div class="section-content">



<p>Tahliye kararı verildikten sonra, bu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yoluyla itiraz edilebilir. İstinaf dilekçesi, kararı veren ilk derece mahkemesine verilir. Kararın istinaf edilmesi tahliye işlemlerini durdurmaz.</p>



<p>Tahliye kararının icra edilmesini durdurmak için, istinaf dilekçesiyle birlikte icranın geri bırakılması talebinde bulunulabilir. Bunun için aşağıdaki şartların varlığı gerekir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tahliyenin hemen icra edilmesi halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması tehlikesinin bulunması</li>



<li>İcra edildikten sonra tahliyenin iptal edilmesi halinde, davalının haklarının korunmasının mümkün olması</li>
</ul>



<p>Mahkeme, icranın geri bırakılması talebini haklı bulursa icra durur. Böylece tahliye işlemi yapılamaz. Ancak mahkeme istinaf incelemesini yapıp esas hakkındaki kararını verinceye kadar geçerlidir bu durum.</p>



<p>İcranın geri bırakılması kararı verilmezse, tahliye kararı hemen icra edilebilir. Ancak istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesinin kararı bozulur ve davacı haksız çıkarırsa, davalı uğradığı zararlar için tazminat davası açabilir.</p>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Tahliye Kararının İcrası</h2><div class="section-content">



<p>Tahliye davalarında verilen kararların icra edilmesi, yani konut veya işyerinin davalı tarafından boşaltılması için kararın icra dairesine gönderilmesi gerekir.</p>



<p>Tahliye kararı kesinleştikten sonra davacı tarafından yetkili icra dairesine sunulur. İcra müdürlüğü davalıya kararı tebliğ eder ve belirli bir süre tanır. Bu süre içinde davalı, gönüllü olarak taşınmazı boşaltmazsa icra müdürlüğü zorla tahliye işlemini başlatır.</p>



<p>Zorla tahliyede öncelikle taşınmazın kapıları mühürlenir. Daha sonra eşyalar taşınmazın dışına çıkarılır ve kapılar kilitlenir. Gerekirse kolluk kuvveti desteği alınır. Zorla tahliye sırasında davalının taşınmazdaki eşyalarına zarar verilmemesi için gerekli önlemler alınır.</p>



<p>Böylece mahkeme kararı icra vasıtasıyla yerine getirilmiş olur ve davacının ihtiyacı karşılanmış olur. Tahliye kararlarının etkili bir şekilde icra edilmesi, yargı kararlarının uygulanması bakımından önem taşır.</p>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Ev Sahibinin Yeniden Kiralama Yasağı</h2><div class="section-content">



<p><strong>Tahliye Davasının Sonrasında Kiralama Yasağı</strong>: İhtiyaç nedeniyle tahliye edilen mülk, en az 3 yıl geçmedikçe başka birine kiralanamaz. Eğer bu kural ihlal edilirse, son kira yılına ait bir yıllık kira bedelinden az olmayacak şekilde tazminat ödemeye mahkum olunur. Bu kural, kiraya verenin taşınmaza ihtiyacı olduğunu bahane ederek kiracıyı keyfi şekilde tahliye etmesinin önüne geçmek için konulmuştur​<a href="https://www.sinaneroglu.av.tr/ihtiyac-nedeni-ile-tahliye/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a>​.</p>



<div class="box note  aligncenter"><div class="box-inner-block"><i class="fa tie-shortcode-boxicon"></i>
			



<p>Tazminat talep edilebilmesi için tahliyenin bir mahkeme kararına dayalı olması gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019 yılında verdiği 2527 sayılı kararında bu durumu şu şekilde özetlemiştir: <em>&#8220;Tahliye davası sonucu verilen mahkeme kararının uygulanması suretiyle tahliyenin sağlanması durumu söz konusu olmadığından 355. maddede düzenlenen tazminat koşulları oluşmamıştır.&#8221;</em></p>




			</div></div>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Sonuç</h2><div class="section-content">



<p>İhtiyaç nedeniyle konut veya işyeri tahliye davaları, kiracı ile mal sahibi arasındaki kira sözleşmesinin feshi sonucunu doğuran önemli uyuşmazlıklardan biridir. Bu davalar genellikle, mal sahibinin konut veya işyerine kendisi ya da yakınları için ihtiyacı olduğunu iddia etmesiyle başlamaktadır.</p>



<p>Tahliye davası açabilmek için, davacının gerçek ve makul bir ihtiyacının olması gerekmektedir. İhtiyaç iddiasının somut delillerle ispatlanması zorunludur. Davalı kiracı, ihtiyacın gerçek olmadığını ya da davacının iddia ettiği derecede acil olmadığını kanıtlamak suretiyle davaya itiraz edebilir.</p>



<p>Mahkeme, tarafların delillerini ve iddialarını değerlendirdikten sonra, gerçekten ihtiyaç varsa tahliye kararı verecektir. Verilen karara karşı istinaf yolu açıktır. Kesinleşen tahliye kararı, icra müdürlüğü aracılığıyla infaz edilir.</p>



<p>Sonuç olarak, ihtiyaç nedeniyle açılan tahliye davalarında, tarafların iddialarını ve delillerini hukuka uygun bir şekilde sunmaları, mahkemenin de somut olayın koşullarına göre adil bir karar vermesi büyük önem taşımaktadır. Uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümü her zaman için tercih edilmelidir.</p>



<div class="wp-block-buttons is-layout-flex wp-block-buttons-is-layout-flex">
<div class="wp-block-button"><a class="wp-block-button__link wp-element-button" href="https://wa.me/905349109743" target="_blank" rel="noopener">İhtiyaç sebebiyle tahliye davası açmak veya açılan bir davada etkili savunma yapmak amacıyla hemen Avukat Saim İncekaş ile iletişime geçin.</a></div>
</div>



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">Sıkça Sorulan Sorular</h2><div class="section-content">




		<div class="clear"></div>
		<div class="toggle tie-sc-close">
			<h3 class="toggle-head">İhtiyaç nedeniyle tahliye davası ilk celsede biter mi? <i class="fa fa-angle-down" aria-hidden="true"></i></h3>
			<div class="toggle-content">



<p>Bu tür tahliye davaları birden fazla duruşma gerektirebilir, çünkü mahkeme taraflardan ek bilgi veya belge talep edebilir, tanıkları dinleyebilir ve detaylı bir inceleme yapabilir. İki tarafın da tanık dinletmek istediği bir ihtiyaç sebebiyle tahliye davası ortalama olarak 3-4 celse sürer.</p>




			</div>
		</div>
	




		<div class="clear"></div>
		<div class="toggle tie-sc-close">
			<h3 class="toggle-head">Ev sahibi ben oturacağım diye kiracıyı ne kadar sürede çıkarabilir? <i class="fa fa-angle-down" aria-hidden="true"></i></h3>
			<div class="toggle-content">



<p>Durumda davalı davaya itiraz ediyorsa ortalama 1-2 yıl aralığında dava sonuçlanır. Verilen tahliye kararı kesinleşmeden icra edilebilir. Bu sebeple nasıl olsa istinaf yoluyla itiraz ederim diye düşünmeyin.</p>




			</div>
		</div>
	




		<div class="clear"></div>
		<div class="toggle tie-sc-close">
			<h3 class="toggle-head">İhtiyaç sebebiyle tahliye davasında arabuluculuk zorunlu mu? <i class="fa fa-angle-down" aria-hidden="true"></i></h3>
			<div class="toggle-content">



<p>1 Eylül 2023 tarihinden itibaren ihtiyaç sebebiyle tahliye davalarında arabuluculuk zorunlu hale gelmiştir.</p>




			</div>
		</div>
	



</div></section><section class="content-section"><h2 class="wp-block-heading">İlgili Kanun Maddeleri</h2><div class="section-content">




		<div class="clear"></div>
		<div class="toggle tie-sc-close">
			<h3 class="toggle-head">Türk Borçlar Kanunu'nun 'Gereksinim, yeniden inşa ve imar' başlıklı 350. maddesi <i class="fa fa-angle-down" aria-hidden="true"></i></h3>
			<div class="toggle-content">



<p><strong>Madde 350</strong>&nbsp;– Kiraya veren, kira sözleşmesini;</p>



<p>1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,</p>



<p>2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkansız ise,</p>



<p>belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.</p>




			</div>
		</div>
	




		<div class="clear"></div>
		<div class="toggle tie-sc-close">
			<h3 class="toggle-head">Türk Borçlar Kanunu'nun 'Yeni malikin gereksinimi' başlıklı 351. maddesi <i class="fa fa-angle-down" aria-hidden="true"></i></h3>
			<div class="toggle-content">



<p><strong>Madde 351</strong>&nbsp;– Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir.</p>



<p>Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir.</p>




			</div>
		</div>
	</div></section>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/ihtiyac-nedeniyle-konut-veya-isyeri-tahliye-davasi/">İhtiyaç Nedeniyle Konut veya İşyeri Tahliye Davası</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/ihtiyac-nedeniyle-konut-veya-isyeri-tahliye-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık Nedeniyle Kiralananın Tahliyesi Dilekçesi</title>
		<link>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/saglik-nedeniyle-kiralananin-tahliyesi-dilekcesi/</link>
					<comments>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/saglik-nedeniyle-kiralananin-tahliyesi-dilekcesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Saim İncekaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 08:20:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://av-saimincekas.com/?p=285222</guid>

					<description><![CDATA[<p>ADANA NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ&#8217;NE DAVACI: VEKİLİ: DAVALI: KONU: TBK m. 350 gereğince kiralananın ihtiyaç sebebiyle tahliyesi isteminden ibarettir. AÇIKLAMALAR Müvekkil daha önce kendisinin ikamet ettiği, … adresindeki taşınmazını … başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile davalıya kiralamıştır. [EK:1] Müvekkilin aşağıda izah etmeye çalışacağımız üzere TBK m. 350 gereğince ilgili &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/saglik-nedeniyle-kiralananin-tahliyesi-dilekcesi/">Sağlık Nedeniyle Kiralananın Tahliyesi Dilekçesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center">ADANA NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ&#8217;NE</p>



<p>DAVACI:</p>



<p>VEKİLİ:</p>



<p>DAVALI:</p>



<p>KONU: TBK m. 350 gereğince kiralananın ihtiyaç sebebiyle tahliyesi isteminden ibarettir.</p>



<p class="has-text-align-center">AÇIKLAMALAR</p>



<p>Müvekkil daha önce kendisinin ikamet ettiği, … adresindeki taşınmazını … başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile davalıya kiralamıştır. [EK:1] Müvekkilin aşağıda izah etmeye çalışacağımız üzere TBK m. 350 gereğince ilgili taşınmazı şahsi kullanım ihtiyacı doğmuştur.</p>



<p>Müvekkil 2014 yılında <strong>düşerek geçirdiği bir kaza sonrasında</strong> belirli aralıklarla kendini belli eden kalça ağrıları yaşamış ve yıllar içerisinde bu ağrıları artmıştır. Bu ağrıların şiddetini giderek arttırması sonucunda müvekkil 2019 yılı içerisinde 01.01.2019 ve 29.06.2019 tarihlerinde … Hastanesi’ne 16.01.2019 tarihinde … Hastanesi&#8217;ne [EK:3], 10.02.2019 tarihinde … [EK:4], 16.04.2019 tarihinde … Hastanesi&#8217;ne [EK:5] ve 23.12.2019 tarihinde … Hastanesi’ne [EK:6] başvurarak tedavi olmak istemiştir. İlgili sağlık kurumlarında yapılan tetkik ve muayeneler neticesinde özetle, müvekkilin sol kalçasında torakanterik bursit (iltihaplanma), sağ kalçasında kronik akut koksartroz (kalça kireçlenmesi), sağ kalça ekleminde sürekli sıvı artışı ve sağ kalçada kemik iliği ödemi görülmüştür. Bu süreçte uygulanan tedaviler ve fizyoterapi uygulamaları olumlu sonuç vermemiştir.</p>



<p>Müvekkil 15.11.1951 doğumlu olup 71 yaşındadır. Günümüzde müvekkilin yaşı daha da ilerlemiş, her iki kalçasında da var olan sorun ve ağrılar ise şiddetini dayanılmaz boyutlara çıkarmıştır. Müvekkil artık sağ bacağının üstüne basmakta, destek almadan yürümekte ve evden çıkmakta oldukça zorlanmaktadır. Müvekkil devam eden ciddi sağlık problemleri nedeniyle 15.06.2022 tarihinde bir kez daha … Hastanesi&#8217;ne başvurarak MR çektirmiş ve MR sonucunda yukarıda zikredilen rahatsızlıkların daha da ilerlediği görülmüştür. [EK:7] Bu nedenle müvekkil daha iyi ve kaliteli sağlık hizmeti almak amacıyla 29.06.2022 tarihinde … Hastanesi&#8217;nde Ortopedi ve Travmatoloji bölümüne başvurmuştur. [EK:8] Burada yapılan tetkik ve muayene sonrasında müvekkile yaşadığı ciddi sağlık problemleri nedeniyle düzenli takip ve kontrol tavsiyesinde bulunulmuştur. Bu nedenle müvekkil ilgili hastanede düzenli kontrol ve tedavilere başlamış ve devam etmektedir.</p>



<p>Müvekkilin … Hastanesi&#8217;ni tercih etme sebebi hizmet kalitesinin yüksek olması ve davalının kiracı sıfatıyla oturmakta olduğu taşınmazın hemen bitişiğinde yer almasıdır. Ayrıca ilgili taşınmaz asansörlü olup davalıya eşyalı bir biçimde kiralanmıştır. Müvekkil giderek ağırlaşan sağlık durumu nedeniyle hareket etmekte ve evden çıkmakta oldukça zorlandığından düzenli kontrol ve tedavilerine giderken her defasında zorluk çekmemek için ulaşım kolaylığı istemektedir.</p>



<p>Taraflar arasında süreli kira sözleşmesi bulunması ve bu nedenle TBK m. 350 gereğince ihtarname gönderme zorunluluğu olmamasına rağmen müvekkilin yaşadığı ciddi sağlık problemleri sebebiyle ilgili taşınmaza samimi ve gerçek ihtiyacı olduğu hususunda davalıya … Noterliği&#8217;nin 21.07.2022 tarih ve … yevmiye numarası ile ihtarname gönderilmiştir. [EK:9] Ancak davalı tarafından ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediği gibi kira sözleşmesinin sona erdiği 16.09.2022 tarihinden sonra taşınmaz hala tahliye edilmemiştir.</p>



<p>Müvekkil, … Hastanesi&#8217;nde başladığı düzenli kontrol ve tedavilerine şuan Çanakkale Merkez&#8217;de ikamet etmekte olan oğlunun yanında kalarak ve onun yardımı ile gitmektedir. Bu durum müvekkilin her kontrol ve tedaviye gidişinde hem fiziki hem maddi hem de manevi açıdan yıpranmasına neden olmaktadır. Yukarıda izah edilmeye çalışılan durumlar sebebiyle müvekkilin ilgili taşınmaza ihtiyacı olduğundan mahkemenizce kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etme zarureti doğmuştur.</p>



<p>HUKUKİ NEDENLER: TBK, HMK, İİK ve ilgili sair mevzuat.</p>



<p>HUKUKİ DELİLLER: … tarihli Kira Sözleşmesi, İhtarname, Müvekkile ait Sağlık Kayıtları, Tapu Kayıtları, Tanık Beyanları, Bilirkişi, Yemin ve her türlü yasal delil.</p>



<p>SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda kısaca arz ve izah edilmeye çalışılan nedenlerle,</p>



<p>1) … tarihli kira sözleşmesinin FESHİNE,</p>



<p>2) Davalının … adresindeki müvekkile ait taşınmazdan TAHLİYESİNE,</p>



<p>3) Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya YÜKLETİLMESİNE, karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.</p>



<p class="has-text-align-right">Davacı Vekili</p>



<section class="content-section"><h2 class="has-white-color has-text-color has-background wp-block-heading" style="background-color:#8e701f">İlgili Kanun Maddeleri</h2><div class="section-content">



<p>Türk Borçlar Kanunumuzun &#8220;Gereksinim, yeniden inşa ve imar&#8221; başlıklı 350. maddesi şu şekildedir:</p>



<p><strong>Madde 350:</strong> Kiraya veren, kira sözleşmesini;</p>



<p>1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,</p>



<p>2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkansız ise, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.</p></div></section>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/saglik-nedeniyle-kiralananin-tahliyesi-dilekcesi/">Sağlık Nedeniyle Kiralananın Tahliyesi Dilekçesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/saglik-nedeniyle-kiralananin-tahliyesi-dilekcesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kira Sözleşmesi Uyarlama Davasının Reddine Karşı İstinaf Dilekçesi</title>
		<link>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/kira-sozlesmesi-uyarlama-davasinin-reddine-karsi-istinaf-dilekcesi/</link>
					<comments>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/kira-sozlesmesi-uyarlama-davasinin-reddine-karsi-istinaf-dilekcesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Saim İncekaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 10:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://av-saimincekas.com/?p=284771</guid>

					<description><![CDATA[<p>ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNEGÖNDERİLMEK ÜZEREADANA SULH HUKUK MAHKEMESİNE İcranın geri bırakılması taleplidir. DOSYA NO : KARAR NO : İSTİNAF EDEN : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : KONU : Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;nin &#8230; tarihli, … Esas, … Karar sayılı hükmüne karşı istinaf talebimizin sunulmasıdır. DAVANIN ÖZETİ: Davalı ile müvekkilimin akdetmiş olduğu … başlangıç tarihli kira &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/kira-sozlesmesi-uyarlama-davasinin-reddine-karsi-istinaf-dilekcesi/">Kira Sözleşmesi Uyarlama Davasının Reddine Karşı İstinaf Dilekçesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center"><strong>ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE<br>GÖNDERİLMEK ÜZERE<br>ADANA SULH HUKUK MAHKEMESİNE</strong></p>



<p class="has-text-align-right">İcranın geri bırakılması taleplidir.</p>



<p>DOSYA NO :</p>



<p>KARAR NO :</p>



<p>İSTİNAF EDEN :</p>



<p>VEKİLİ :</p>



<p>DAVALI :</p>



<p>VEKİLİ :</p>



<p>KONU : Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;nin &#8230; tarihli, … Esas, … Karar sayılı hükmüne karşı istinaf talebimizin sunulmasıdır.</p>



<p>DAVANIN ÖZETİ: Davalı ile müvekkilimin akdetmiş olduğu … başlangıç tarihli kira sözleşmesine binaen, dava tarihi itibariyle ödenen … TL tutarında kira bedeli, güncel ekonomik şartlardaki (yüksek oranda devalüasyon ve enflasyon), TBK Md. 138&#8217;i karşılayacak seviyede olan (taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış), olağanüstü değişikler sonucunda çok düşük kalmıştır. Bu durum sonucunda sözleşmenin uyarlanması talepli dava dilekçemiz sulh hukuk mahkemesine sunulmuş, dilekçemizde; yüksek oranda olağanüstü devalüasyon ve enflasyon nedeniyle kira bedelinin düşük kaldığı emsalleri ile gösterilmiş, keşif ve bilirkişi incelemesi talep edilmiştir. Ancak ön inceleme duruşmasında, özetle; uyarlama davamız, kiralananın bulunduğu yerde bir kısım talebi olağanüstü artıran değişiklik olması gibi bir durum söz konusu olmadığı, talebimize rağmen keşif ve bilirkişi incelemesine başvurmadan, davanın emsal sunulması nedeniyle kira bedeli tespit davası olduğu ve kira başlangıç tarihinden 5 yıl geçmedikçe ikame edilemeyeceği gerekçesiyle davamız reddedilmiştir.</p>



<p class="has-text-align-center"><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>



<p>1- Davamız hukuksuzca reddedilmiştir. Gerekçeli karar üzerine yapılan incelemeden tam olarak davamızın hangi hukuki gerekçeyle reddedildiğinin tespitinde güçlük çektiğimiz için; öncelikle davamızın neden hiçbir surette usule aykırılık teşkil etmediğinin açıklanmasında, daha sonrasında kararda tespit edebildiğimiz ret gerekçelerine cevap vermekte fayda gördük.</p>



<p>2- Öncelikle açıkça belirttiğimiz üzere, davamız TBK md. 138&#8217;e göre sözleşmenin uyarlanması davasıdır. Gerek UYAP sistemi üzerinden dava açıldığı esnada gerek dava dilekçesinin içeriğinde gerek ön inceleme duruşmasında davamızın konusu açıkça belirtilmiştir. Hiçbir surette ve hiçbir aşamada, kira bedelinin tespitine ilişkin bir talep ileri sürülmemiştir.</p>



<p>3- Müvekkilin maliki olduğu taşınmaz … Mahallesi, … İlçesi&#8217;nde bulunmaktadır. Bu taşınmaz … tarihinde … TL karşılığında davalıya kiraya verilmiştir. Taşınmazın hazır edilmesi karşılığında, dava tarihine denk düşen son kira döneminde ödenen kira bedeli … TL&#8217;dir. Bu bedel güncel ekonomik koşullarda fazlasıyla düşük kalmıştır.</p>



<p>4- Kira başlangıç tarihi 2018 yılının ilk günü olduğuna göre kiralanan taşınmaza ilişkin ilan verme, pazarlık gibi süreçler 2017 yılının son aylarına tekabül edecektir. Dolayısıyla müvekkilin 2017 yılının son aylarında konutuna fiyat belirlerken; ülke ekonomisinin bu hale geleceğini, ekonomik krize ek olarak İstanbul ilinde bu denli bir konut krizinin olabileceğini tespit etmesi mümkün değildir. Müvekkil evini rayiç bedelden kiralamış, ilerleyen yıllara ilişkin zamların da enflasyona göre gerçekleşeceğini düşünmüştür. Dolayısıyla TBK Md. 138&#8217;deki, şartlardaki değişikliğin öngörülmezliği hususundan, davamızın reddini gerekli kılacak bir gerekçe çıkarılamaz. Her sıradan vatandaş gibi müvekkilin de bu ekonomik çöküşü (yüksek oranda devalüasyon ve enflasyon), ve konut krizini öngörebilmesi mümkün değildir. Uyarlama şartlarından biri olan aşırı ifa güçlüğü yaratan durumun olağanüstülüğünden ve öngörülemezliğinden dava dilekçemizde bahsedilmiştir.</p>



<p>5- Diğer bir sözleşme uyarlama şartı; aşırı ifa güçlüğüne düşüren olağanüstü durumun borçludan kaynaklanmaması gerektiğidir. Ekonomik kriz (yüksek oranda devalüasyon ve enflasyon) ve konut krizinin müvekkil kaynaklı olmadığının kanıta ya da herhangi bir beyana muhtaç olmadığı kanaatindeyiz. Yine de dava dilekçesinde dayanak kanun maddesinin açıklaması yapılırken bu konuya değinilmiştir.</p>



<p>6- Yine başka bir uyarlama şartı olarak, koşullardaki değişikliğin, edimin ifasının borçludan istenmesinin dürüstlük ilkesine aykırılık doğuracak derecede olmasıdır. Kişiler mallarını kiralamak suretiyle gelir elde etmeye karar verdiklerinde, aylık, yıllık, on yıllık planlar yapar; kira gelirlerine karşılık gider kalemleri tasarlar, yatırım yapar, kira gelirine binaen başkaca borç altına girerler. Bu bakımdan elde ettiği kira geliri, ekonomik koşullardaki radikal değişiklikler karşısında ezilmiş, gelir-gider tablosunda da radikal değişiklikler oluşmuş bir kişiden, aynı kira bedeli karşısında aynı malın kiralanmasını ve hazır edilmesini istemek, dürüstlük ilkesine alenen aykırılıktır. Özetle mevcut ekonomide, … Mahallesinde ( )+( ) bir konutta … TL kira bedeliyle oturmakta diretmek dürüstlük ilkesine aykırıdır. Yine bu hususa dava dilekçemizde değinilmiştir.</p>



<p>7- TBK Md. 138&#8217;de hüküm altına alınmış son uyarlama şartı ise borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmasıdır. Bu uyarlama şartı da somut durumda mevcuttur. Kiraya veren davacı öncelikle bilfiil, sonrasında yargı yoluna başvurmak suretiyle aşırı ifa güçlüğü halini bildirmiş, sözleşmenin uyarlanmasını talep etmiştir.</p>



<p>Dolayısıyla an itibariyle, ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarımızı hatırlatmak ve saklı tutmak kaydıyla kira ilişkisinden doğan borçlarımızı ifa etmekteyiz. Bu hususa da dava dilekçemizde, müvekkilin en az 2 defa davalı kiracıyla dürüstlük ilkesi çerçevesinde uyarlamaya ilişkin müzakere talebinde bulunduğu bilgisini vererek değinilmiştir.</p>



<p>8- Yukarıda açıklanan nedenlerle; TBK Md. 138&#8217;e göre uyarlama isteme hakkımız herhangi bir süreye bağlı olmadan her zaman mevcuttur. Bununla birlikte dava dilekçemizde şeklen eksiksizdir.</p>



<p>9- İlk derece mahkemesi kararında TBK Md. 138&#8217;i detaylı incelemiş ve yukarıda bahsedilen uyarlama gerekçelerinin açıkça belirtilmesi gerekliliğini öne sürmüştür. Açıklandığı üzere dava dilekçemiz</p>



<p>uyarlama şartlarının tümünü barındırmaktadır. Ancak mahkeme kararının gerekçe kısmının son paragrafında yalnızca ekonomik koşulların değişmesi ve İstanbul ilinde kira bedellerin artmasından başka bir uyarlama şartı ileri sürülmediğini iddia etmiş ve daha da fenası aşırı ifa güçlüğü yaratan olağanüstülüğün her kiraya veren ve kiracı için geçerli olduğunu, davaya konu durumun şahsımıza özel olmadığını ileri sürmüştür. Bu aşamada bir örnekle şunu sormak gerekir; aşırı ifa güçlüğü yaratan olağanüstülük bir doğal afet olsaydı ve İstanbul ilindeki binlerce, milyonlarca insanı etkileseydi, mahkeme doğal afetin herkesi etkilediği gerekçesiyle açılan uyarlama davalarını red mi edecekti? Olağanüstülüğü, geneli ilgilendirdiği gerekçesiyle tanımayan mahkeme devamında &#8220;Şöyle ki, sözleşmenin başlangıcından sonra kiralananın hemen yanına çok büyük bir iş merkezinin yapılması, kiralananın hemen yanı başından sözleşmenin başlangıcından sonra metro geçmesi, kiralananın bulunduğu yerde bir kısım talebi olağan üstü artıran değişiklik olması gibi bir durum söz konusu değildir.&#8221; olağanüstülük olarak kabul ettiği bazı örnekleri bu şekilde sıralamıştır. Ülkenin tarihinde gördüğü en büyük ekonomik krizlerden biri ve bilgimiz dahilinde daha önce yaşanmamış büyüklükteki konut kriziyle mahkemenin örnekleri arasındaki olağanüstülük önceliğini sayın mahkemenize bırakıyoruz.</p>



<p>10- İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında, yukarıda da açıkladığımız gibi kira bedeli tespitine ilişkin bir talebimiz olmamasına karşın, dava dilekçemizde kira emsalleri sunduğumuzu ve emsallere göre kira bedeli isteminin 5 yıllık şarta bağlı olduğundan bahsetmiştir. Uyarlama davası ikame eden taraf olarak, olağanüstülük iddiamıza dayanak oluşturmakla mükellefiz. Olağanüstülüğe dayanak olarak da dövizdeki hızlı ve aşırı artışı, enflasyon oranını ve emsal taşınmazların mevcut ekonomik koşullarda hangi kira bedelleriyle kiralandığını mahkemeye sunduk. Dava dilekçemizde zikredilen iki ayrı emsal kira bedeli vardır; ilki, … TL, diğeri ise … TL&#8217;dir. Bunun haricinde özel olarak bir taşınmaz belirtilmediği için emsal sayılmayacak olsa da &#8220;meskenin bulunduğu … ve …’de 1+1 dairelerin bile aylık kirası … TL civarındadır.&#8221; beyanı dava dilekçemizde mevcuttur. Emsal kira bedeli talebinde bulunamayacağımız nedeniyle reddedilen davamızın uyarlama talebi … TL&#8217;dir. Yani emsallere göre kira bedelinin tespitini isteyemeyeceğimiz gerekçesiyle reddedilen davamızda; sunulan emsallerin altında uyarlama talebinde bulunulmuştur. Emsaller göre kira bedeli tespiti talebimiz hiçbir aşamada olmamıştır. Tekraren söylemek gerekirse, sunulan emsaller yalnızca uyarlamanın gerekliliğinin bir ispatıdır.</p>



<p>11- Son olarak değinilmesi gereken konu ise mahkemenin &#8220;Hukuk Muhakemesi Kanunumuza göre hakim usul ekonomisine uygun hareket etmek mecburiyetindedir. Her ne kadar uyarlama koşullarının mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi için mahkemece gayrimenkul değerleme uzmanı eşliğinde keşif yapılabileceği akla gelse de, yukarıda da belirtildiği üzere kiralanana özel bir durum olmadığı için kiralananda keşif yapılmasına gerek duyulmamış, detaylı olarak açıklandığı üzere uyarlama davasının şartlarının oluşmadığı değerlendirildiğinden (&#8230;)&#8221; şeklindeki diğer bir gerekçesidir.</p>



<p>Uyarlama şartlarından detaylıca bahsedilmiştir. Mahkeme kendi gerekçesinde saydığı uyarlama şartlarını (Hukukumuza egemen olan sözleşmeye bağlılık (Pacta Sund Servanda) ilkesi gereği tarafların arasındaki sözleşmeye koşulsuz şartsız uymaları gerekir. Bu ilkenin tek istisnası 6098 sayılı TBK&#8217;nın 138. Maddesinde belirtilen aşırı ifa güçlüğü durumudur. Söz konusu durum günümüze kadar harp, ülkeyi sarsan ekonomik krizler, enflasyon grafiğindeki aşırı yükselmeler, sok devalüasyon, para değerinin önemli ölçüde düşmesi gibi durumlarda ortaya çıkmıştır.) görmezden gelmiştir. Ancak uyarlama şartlarında çeşitli eksiklikler olduğu varsayımıyla yaklaşsak dahi, usul ekonomisini gözeten hakimin, ilk bakışta şüphe uyandıracak seviyede olan aşırı ifa güçlüğünün yaratacağı hak kayıplarını gözetmemesi kanaatimizce hakkaniyetsizdir. Müvekkilin haklı talebi için istinafa başvurması yargılama sürecini uzatmış; dolayısıyla içinde bulunduğu aşırı ifa güçlüğü hali de uzamıştır. Müvekkilin içinde bulunduğu durum, usul ekonomisine aykırılıktan çok daha büyük bir hak kaybı oluşturmaktadır.</p>



<p>12- Kısaca; üzülerek belirtelim ki karar hilkat garibesidir. Kararın gerekçesi kendi içerisinde tutarsız ve anlatım bütünlüğü olmayan bir metindir. Örneğin, uzun uzadıya uyarlamaya ilişkin hükümden ve öğretiden atıfla uyarlama şartları incelenmiş; sonrasında sanki davamız kira bedeli tespitine ilişkinmiş gibi TBK md. 344&#8217;teki kira tespit davasının ikame edilebilirliği tartışılmıştır. Bu bakımdan gerekçeli kararı bir bütün olarak inceleyip bir karar vermek mümkün değildir.</p>



<p>13- Mahkeme &#8220;yukarıda da belirtildiği üzere kiralanana özel bir durum olmadığı için kiralananda keşif yapılmasına gerek duyulmamış,&#8221; şeklindeki gerekçesiyle kendiliğinden sübjektif bir değerlendirme yaparak bilirkişi ve keşif delillimizi dikkate almamış ve bu delilimizi incelememiştir.</p>



<p>14- Nitekim, davamız konusunda tıpatıp emsal bir ilam olan Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/5741 E., 2019/7695 K. Sayılı İlamında &#8220;Uzun süreli kira sözleşmelerinde edimler arasındaki dengenin aşırı bozulması ve sözleşmenin taraflar açısından çekilmez hale gelmesi durumunda kira parasının günün ekonomik koşullarına uyarlanması için her zaman “uyarlama” davası açılabilir. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, Mahkemece uyarlama koşullarının oluşup oluşmadığı yeteri kadar irdelenmediği gibi, yukarıda belirtilen ilkeler dikkate alınmadan hüküm kurulduğu görülmektedir. O halde Mahkemece yapılacak iş; az yukarıda açıklanan uyarlama davalarında uygulanması gereken kurallar, belirtildiği şekilde tek tek ortaya konulmalı ve konularında uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan, tüm bu veriler, kiralananın niteliği, kullanma alanı, konumu, bölgedeki kira parasını da etkileyecek normalin üstündeki imar ve ticaret değişiklikleri, emsal kira paraları, vergi ve amortisman giderlerindeki artışlar, döviz kurlarındaki ani ve aşırı iniş ve çıkışlar ile ülkeyi sarsan ciddi ekonomik kriz veya doğal afetlere bağlı ödeme esaslarının yeniden düzenlenmesini gerektirecek olayların varlığı araştırılıp değerlendirilmek suretiyle bir rapor alınmalı ve hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bozma gerekleri yerine getirilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.&#8221; hükmünü vermiştir. Ayrıca bu ilamın tamamı dilekçemiz Ek-1&#8217;dedir.</p>



<p>Hal böyle iken davamızı reddeden mahkeme kararını hayretler içinde kalarak karşıladık ve istinaf incelemesi talebi ile bu kanunsuz ve hukuksuz kararın kaldırılması gerektiği heyetinizden arz ve talep olunur.</p>



<p><strong>HUKUKİ DELİLLER:</strong> TBK, HMK ve sair mevzuat.</p>



<p><strong>NETİCE-İ TALEP:</strong> Yukarıda açıklanan nedenlerle (karmaşık ve anlamsız, yersiz ve dayanaksız kanundan ve hukuktan bihaber kendi ile çelişik gerekçeyle, keşif ve bilirkişi delilimizi incelemeden her zaman açılabilecek uyarlama davamızı kira tespit davası ile karıştıran, Mahkeme kendi gerekçesinde saydığı uyarlama şartlarını -ülkeyi sarsan ekonomik krizler, enflasyon grafiğindeki aşırı yükselmeler, sok devalüasyon, para değerinin önemli ölçüde düşmesi gibi durumlarda ortaya çıkmıştır- dahi fark etmeyen mahkeme hükmüne karşı);</p>



<p>1- İstinaf başvurumuzun kabulüyle, Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarihli ve … Esas, … Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, icranın geri bırakılmasına,</p>



<p>2- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına,</p>



<p>3- Karar verilmesinin vekaleten arz ve talep ederim.</p>



<p class="has-text-align-right"><strong>İSTİNAF EDEN VEKİLİ</strong></p>



<p>EK-1: Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/5741 E., 2019/7695 K. Sayılı İlamı</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/kira-sozlesmesi-uyarlama-davasinin-reddine-karsi-istinaf-dilekcesi/">Kira Sözleşmesi Uyarlama Davasının Reddine Karşı İstinaf Dilekçesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/kira-sozlesmesi-uyarlama-davasinin-reddine-karsi-istinaf-dilekcesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vekaletsiz ve İzinsiz Kira Sözleşmesi Yapan Kişiye Gönderilecek İhtarname</title>
		<link>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/vekaletsiz-ve-izinsiz-kira-sozlesmesi-yapan-kisiye-gonderilecek-ihtarname/</link>
					<comments>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/vekaletsiz-ve-izinsiz-kira-sozlesmesi-yapan-kisiye-gonderilecek-ihtarname/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Saim İncekaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Oct 2022 20:17:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://av-saimincekas.com/?p=279557</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHTARNAMEDİR İHTAR EDEN:VEKİLİ:MUHATAPLAR:KONU:Müvekkile ait tarlalar üzerinde müvekkilin bilgisi ve onayı dışında muhataplar arasında yapılan sözleşme ile elde edilen semere üzerinde müvekkilin payının verilmesi ihtarıdır. Sayın Muhataplar, Taraflarınız arasında aşağıda belirtilen tarlalar üzerinde ürün kirası sözleşmesi akdedilmiştir. Bu tarlalar şunlardır: &#8230; Mevkiinde; 777 parselde kayıtlı tarlalar. Tarafımızca sonradan öğrenilmiştir ki; müvekkilin bu tarlalara paydaş olmasına ve &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/vekaletsiz-ve-izinsiz-kira-sozlesmesi-yapan-kisiye-gonderilecek-ihtarname/">Vekaletsiz ve İzinsiz Kira Sözleşmesi Yapan Kişiye Gönderilecek İhtarname</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center"><strong>İHTARNAMEDİR</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td>İHTAR EDEN:</td><td></td></tr><tr><td>VEKİLİ:</td><td></td></tr><tr><td>MUHATAPLAR:</td><td></td></tr><tr><td>KONU:</td><td>Müvekkile ait tarlalar üzerinde müvekkilin bilgisi ve onayı dışında muhataplar arasında yapılan sözleşme ile elde edilen semere üzerinde müvekkilin payının verilmesi ihtarıdır.</td></tr></tbody></table></figure>



<p>Sayın Muhataplar,</p>



<p>Taraflarınız arasında aşağıda belirtilen tarlalar üzerinde ürün kirası sözleşmesi akdedilmiştir. Bu tarlalar şunlardır: &#8230; Mevkiinde; 777 parselde kayıtlı tarlalar.</p>



<p>Tarafımızca sonradan öğrenilmiştir ki; müvekkilin bu tarlalara paydaş olmasına ve ½ hisselerini uhdesinde bulundurmasına rağmen, hukuka aykırı olarak müvekkilin bilgisi ve onayı alınmadan siz muhataplar arasında, bu tarlaları Ahmet’in kullanıp neticesinde Mehmet’e ödeme yapacağı bir sözleşme kurulmuştur.</p>



<p>Yukarıda açıklanan sebeplerle, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, hali hazırda haksız olarak kullanmakta olduğunuz taşınmazı kullanmaya devam etmek için ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 (Yedi) gün içerisinde tarafımızın rızasını almadığınız taktirde taşınmazların TAHLİYE EDİLMESİNİ; ayrıca muhataplar arasında anlaşılan bedelin yarısının &#8230; adına &#8230; bank &#8230; Şubesi &#8230; IBAN numaralı hesaba yatırılmasını; yatırılmaması yahut yatırılan miktarın muhataplar arasındaki sözleşmeye veya piyasa bedellerine aykırı olması hallerinde ilgili taşınmazların tahliyesi ve mezkur bedelin tahsili için her türlü hukuki ve yasal yollara başvurulacağını ihtaren bildiririz.</p>



<p class="has-text-align-right"><strong>Keşideci Vekili</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/vekaletsiz-ve-izinsiz-kira-sozlesmesi-yapan-kisiye-gonderilecek-ihtarname/">Vekaletsiz ve İzinsiz Kira Sözleşmesi Yapan Kişiye Gönderilecek İhtarname</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://av-saimincekas.com/kira-hukuku/vekaletsiz-ve-izinsiz-kira-sozlesmesi-yapan-kisiye-gonderilecek-ihtarname/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
