Yurtdışı Borçlanma ile İlgili Yargıtay Kararları

Yurtdışı Borçlanma ile İlgili Yargıtay Kararları

YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2009/12462

Karar No.

2010/9308

Tarihi

04.10.2010İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/6

KAVRAMLAR

YURT DIŞI HİZMET BORÇLANMASI

ADRES TESPİTİ

YURDA KESİN DÖNÜŞÖZET

YAPILACAK İŞ; DAVACININ TÜRKİYE’DE İKAMET ETTİĞİ ADRESİ DAVACIDAN SORMAK HANGİ TARİHTEN BERİ BU ADRESTE OTURDUĞUNU ZABITA VE MUHTARLIK ARACILIĞI İLE ARAŞTIRMA YAPTIRILARAK BELİRLEMEK, DAVA TARİHİNDEN SONRA YURDA ÇIKIŞ-GİRİŞ YAPTIĞI TARİHLERİ EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN SORULUP DAVACININ PASAPORT FOTOKOPİLERİ TEMİN EDİLİP SGK’ DAN GÜNÜMÜZE KADARKİ SÜREYİ KAPSAYAN TR4 FORMU GETİRTİLEREK TÜM DELİLLER BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLEREK DAVACININ YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPIP YAPMADIĞI SAPTAMAK, KESİN DÖNÜŞYAPMIŞ İSE BORÇLANMA BEDELİNİN DE DAVACIYA İADE EDİLİP EDİLMEDİĞİNİ KURUMDAN SORUP İADE EDİLMİŞ İSE GEÇERLİ BİR BORÇLANMA BULUNMADIĞINDAN DAVANIN REDDİNE KARAR VERMEK, İADE EDİLMEMİŞ İSE DAVACININ İLK HÜKMÜ TEMYİZ ETMEDİĞİ DE DİKKATE ALINARAK KESİN DÖNÜŞ TARİHİ DAHA ÖNCE DE OLSA DAVA TARİHİ DİKKATE ALINARAK TAKİP EDEN AYBAŞINDAN AYLIK BAĞLANMASI GEREKTİĞİNİN TESPİTİNE KARAR VERMEKTEN İBARETTİR

Davacı, yurt dışından kesin dönüş yaptığının tespitiyle, aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hacer Pat tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Dava nitelikçe, 3201 sayılı Yasa gereğince yapılan borçlanma uyarınca bağlanan yaşlılık aylığının iptalinden sonra yurt dışından kesin dönüş yaptığının tespiti ile aylığının yeniden bağlanması istemine ilişkindi

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

3201 sayılı Yasa’nın 6. maddesi uyarınca borçlanılan süreler de değerlendirilerek aylık bağlanabilmesi için yurda kesin dönüş yapılmış olması gerekmektedir. Zira borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3201 sayılı Yasa’nın 3. maddesi 4958 sayılı Yasa’nın 56. maddesi ile değiştirilip söz konusu şart madde kapsamından çıkarılmışsa da, anılan yasanın tahsis koşullarını düzenleyen 6. maddesinde benzer nitelikte bir değişiklik yapılmadığından kesin dönüş şartı gerçekleşinceye kadar sigortalıya yaşlılık aylığı tahsisi mümkün değildir.Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 30.01.1973-04.08.1995 tarihleri arasında yurt dışında ( Almanya’da ) geçen hizmetlerini; 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanarak, borçlanma bedelini ödediği ve 10.03.1998 talihli talebi dikkate alınarak, 7858 gün yurtdışı borçlanması, üzerinden 01.04.1998 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, daha sonra Alman Sigorta Mercii’nden alman hizmet cetvelinden davacının. 30.01.1973-08.07.1994 tarihleri arasında çalıştığı, 14.07.1994-31.12.1998 tarihleri arasında işsizlik ve hastalık yardımlarından yararlandığı anlaşıldığından bahisle Kurumtarafından davacının yaşlılık aylığının bağlanış tarihi itibariyle iptal edildiği ve ödenen aylıkların davacıdan geri alındığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davacının kesin dönüş yapmış sayılmasına ve dava tarihini takip eden aybaşı olan 1.5.2008 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına karar verilmiş ise de mahkemece davacının yurt dışı ilişkisinin bitip bitmediği ve aylığının iptalinden sonra borçlanma karşılığı yatan paranın da davacıya iade edilip edilmediği hususlarının yöntemince araştırılmadığı görülmektedir.

Yapılacak iş; davacının Türkiye’de ikamet ettiği adresi davacıdan sormak hangi tarihten beri bu adreste oturduğunu zabıta ve muhtarlık aracılığı ile araştırma yaptırılarak belirlemek, dava tarihi olan 11.4.2008 tarihinden sonra yurda çıkış-giriş yaptığı tarihleri Emniyet Müdürlüğü’nden sorulup davacının pasaport fotokopileri temin edilip SGK’ dan 31.12.1998 tarihinden günümüze kadarki süreyi kapsayan TR4 formu getirtilerek tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının yurda kesin dönüş yapıp yapmadığı saptamak, kesin dönüş yapmış ise borçlanma bedelinin de davacıya iade edilip edilmediğini Kurumdan sorup iade edilmiş ise geçerli bir borçlanma bulunmadığından davanın reddine karar vermek, iade edilmemiş ise davacının ilk hükmü temyiz etmediği de dikkate alınarak kesin dönüş tarihi daha önce de olsa dava tarihi dikkate alınarak takip eden aybaşından aylık bağlanması gerektiğinin tespitine karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usu! ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

O halde, davalı Kurumun bu yönlen amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.10.2010 gününde oybirliğiyle

karar verildi.

YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2009/1892

Karar No.

2010/7730

Tarihi

31.05.2010

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/6

KAVRAMLAR

YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANMASI

YURDA KESİN DÖNÜŞ

KESİN HÜKÜM

ÖZET

MAHKEMECE, KUŞKU VE DURAKSAMAYA YER VERMEYECEK ŞEKİLDE AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMASI GEREKEN DAVACININ YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPTIĞI TARİH; YUKARIDA AÇIKLANAN YASAL DÜZENLEMELER ÇERÇEVESİNDE YAPILACAK ARAŞTIRMA İLE BELİRLENDİKTEN SONRA. DAİREMİZİN ONAMA KARARIYLA KESİNLEŞEN İŞ MAHKEMESİNİN KARARININ ELDEKİ DAVADA KESİN HÜKÜM OLUŞTURAN TARAFLARI DA GÖZETİLMEK SURETİYLE YAPILACAK DEĞERLENDİRME SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKİR

Dava, 01.10.2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, tarafların avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının avukatının temyiz itirazlarının REDDİNE; Davalı Kurumun avukatının temyiz itirazlarına gelince;

Yurt dışında geçen 6674 günlük çalışmayı borçlanarak bedelini ödeyen, yurt içindeki 506 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı da gözetilerek kendisine toplam 7212 gün üzerinden 01.04.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacının, anılan tarihten itibaren yurtdışında fiilen çalıştığı yada sosyal sigorta yardımı aldığının belirlenmesi üzerine, borçlanma işleminin ve yaşlılık aylığının tahsis tarihi itibariyle iptal edildiği; Kurum işleminin iptali ve kesilen yaşlılık aylığının tekrar bağlanması istemiyle Ankara 2. İş Mahkemesinin 2004/929 Esas sayılı dosyasında açılan davada; borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitine ve kesin dönüş ispat edilemediğinden yaşlılık aylığının bağlanmasına ilişkin istemin reddine ilişkin verilen 2006/78 Karar sayılı kararın, Dairemizin 03.10.2006 tarihli kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 6. maddesinin (A) bendi hükmü gereğince; bu kanun kapsamında borçlanan ve borcunu ödeyen sigortalılara yaşlılık sigortasından aylık tahsisi için yurtdışındaki çalışma ilişkisi sona erdirilerek yurda kesin dönülmüş olması gerekir. Türkiye dışındaki bir ülkenin sosyal sigorta kurumundan işsizlik sigortası yardımı veya hastalık parası alınması, yurt dışında oturulduğunun ve kesin dönüş yapılmadığının, emekli aylığı veya malullük aylığı bağlanması ise, kesin dönüş yapıldığının karinesi olup, bu karinelerin aksi, somut olayın özellikleri içinde belirlenecek aynı güçte kanıtlarla kanıtlanabilir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre çelişkili bilgiler olması nedeniyle. Mahkemece, kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gereken davacının yurda kesin dönüş yaptığı tarih; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde yapılacak araştırma ile belirlendikten sonra. Dairemizin onama kararıyla kesinleşen Ankara 2. İş Mahkemesinin 2004/929 Esas. 2006/78 Karar sayılı kararının eldeki davada kesin hüküm oluşturan tarafları da gözetilmek suretiyle yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2008/19489

Karar No.

2010/5672

Tarihi

19.04.2010

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/3/6

KAVRAMLAR

YURT DIŞI BORÇLANMASI

YURDA KESİN DÖNÜŞ KOŞULU

YERSİZ ÖDENEN AYLIKLARIN TAHSİLİ

AYLIK TAHSİSİ

ÖZET

SOMUT OLAYDA DAVACI KURUM, 01.01.01994 TARİHİNDE 20.01.1999 TARİHİNE KADAR ÖDEDİĞİ AYLIKLARIN İADESİNİ TALEP ETMEKTE İSE DE; GEÇERLİLİĞİNİ KORUYAN BORÇLANMA KARŞISINDA, DAVALIDAN SADECE YURDA KESİN DÖNÜŞ ŞARTININ GERÇEKLEŞMEDİĞİ 01.01.1994-30.06.1998 TARİHLERİ ARASINDAKİ SÜREYE İSABET EDEN AYLIKLARIN İSTİRDADININ MÜMKÜN BULUNDUĞU GÖZETİLEREK KARAR VERİLMESİNİ GEREKTİREN, YAZILI ŞEKİLDE DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMİŞ OLUP, USUL VE YASAYA AYKIRI OLUP, BOZMA NEDENİDİR

Davacı borçlanma işleminin iptali nedeniyle yersiz ödenen aylıkların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davalının avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldığından Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Davanın yasal dayanağını 3201 Sayılı Kanunun 3. maddesi Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.2002 tarih ve 2000/36 -2002/198 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Böylece, yurtdışı hizmet borçlanmasının geçerliliği için kesin dönüş şartına dair yasa kuralı yürürlülükten kalkmıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının derdest bulunan bütün davalara uygulanması gerektiği doktrin ve uygulamada tartışmazsız olup, aynı konuda Hukuk Genel Kurulu’nun vermiş olduğu 05.02.2003 tarih ve 2002/21-790, 2003/61 sayılı karan da bu doğrultudadır.

Her ne kadar dava, ödenmiş aylıkların istirdadına ilişkin ise de bu davada öncelikle borçlanmanın geçerliliği konusunun tartışılması gerekir.

Kurum, Anayasa Mahkemesi’nin iptalinden önceki mevzuat çerçevesinde uygulamaya göre, borçlanmayı iptal ederek, ödenen bütün aylıkların istirdadını talep etmiş, mahkemece de, aynı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal karan çerçevesinde yurt dışı hizmet borçlanması için artık yurda kesin dönüş şartı aranmayacağından, öncelikle, davalının borçlanmasının geçerli olduğunun kabulü gerekir.

Aylık tahsisini düzenleyen 3201 Sayılı Kanun’un 6. maddesi iptal kararının kapsamı dışında kalmakla yürürlülüğünü korumaktadır. Böylece aylık tahsisinden sonra gerçekleşen yurt dışı çalışma halinde borçlanma iptal edilmemekle beraber, çalışılan süre ile sınırlı olarak ödenen aylıkların istirdadında yasal zorunluluk vardır.

Somut olayda davacı Kurum, 01.01.01994 tarihinde 20.01.1999 tarihine kadar ödediği aylıkların iadesini talep etmekte ise de; geçerliliğini koruyan borçlanma karşısında, davalıdan sadece yurda kesin dönüş şartının gerçekleşmediği 01.01.1994-30.06.1998 tarihleri arasındaki süreye isabet eden aylıkların istirdadının mümkün bulunduğu gözetilerek karar verilmesini gerektiren, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olup, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. T.C.

YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2008/18322

Karar No.

2009/15243

Tarihi

23.11.2009

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/6

KAVRAMLAR

YURTDIŞI HİZMET BORÇLANMASI

YURDA KESİN DÖNÜŞ KOŞULUNUN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI

YAŞLILIK AYLIĞI

ÖZET

DAVACI TARAFINDAN DA BU DURUM AÇIKÇA KABUL EDİLEREK KURUMCA GERÇEKLEŞTİRİLEN FUZULEN ÖDENEN AYLIKLARDAN BORÇLANMA BEDELİNİN MAHSUBU İŞLEMİ SONRASINDA GERİ KALAN MİKTARIN 26.8.2002 TARİHİNDE ÖDENDİĞİ, BU TARİH İTİBARİYLE KURUM HESABINDA BORÇLANMA BEDELİNİN KALMADIĞI, DOLAYISIYLA KURUM İLE DAVACI ARASINDA 3201 SAYILI YASA’DAN KAYNAKLANAN BORÇ, MÜKELLEFİYET İLİŞKİNİN BÜTÜNÜYLE SONA ERDİĞİ, KURUMUN YÜRÜRLÜKTEKİ YASA UYARINCA YAPTIĞI İŞLEMLERDE AYKIRILIK BULUNMADIĞI, YÜRÜRLÜKTEKİ YASA’YA UYGUN OLARAK YAPILAN VE SONA EREN İŞLEMLERDEN SONRA, ANAYASA MAHKEMESİ’NİN 12.12.2002 TARİHLİ İPTAL KARARI VE 6.8.2003 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİREREK, YURDA KESİN DÖNÜŞ KOŞULUNU KALDIRAN 4958 SAYILI YASA İLE DEĞİŞİK 3201 SAYILI YASA’NIN 3. MADDESİ GEREKÇE KILINARAK YAŞLILIK AYLIĞININ KESİLDİĞİ VEYA YURTDIŞI İLİŞKİNİN BİTTİĞİ TARİHTEN İTİBAREN TEKRAR BAĞLANMASININ MÜMKÜN BULUNMADIĞI, ANCAK KURUMUN 25.7.2006 TARİHLİ YAZISINDA DA BELİRTTİĞİ ŞEKİLDE, YENİDEN BORÇLANMA YAPILMASI VE TALEPTE BULUNMASI HALİNDE AYLIK BAĞLANMASININ MÜMKÜN BULUNDUĞU ORTADADIR

Davacı,3201 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanmasının geçerli olduğunun ve iptal edilen yaşlılık aylığının yurt dışındaki fiili çalışmasının sonra erdiği tarihten itibaren bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Altan Celiker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Davacı, 3201 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanmasının geçerli olduğunun, iptal edilen yaşlılık aylığının yurtdışındaki fiili çalışmasının sona erdiği tarihten itibaren bağlanması gerektiğinin tespitini istemiştir.

Mahkemece davacının 3201 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanmasının geçerli olduğunun ve 1.8.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden, davacının Almanya’da 1.10.1986-30.11.1990 tarihleri arasında geçen 1500 günlük çalışmasının karşılığı olan 1.854.000.000-TL’sini 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanarak 23.6.2000 tarihinde ödediği, 31.7.2000 tarihli dilekçe ile 30.11.1999 tarihinde işten ayrıldığını bildirerek emekli aylığı talebinde bulunduğu, davacıya 3201 sayılı Yasa borçlanması, Türkiye’de geçen çalışmaları ve askerlik borçlanması, ile toplam 3600 gün, 40 yıl sigortalılık ve 58 yaş üzerinden koşulları oluştuğundan 1.8.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak Alman Sigorta Merciinden gelen 25.3.2002 tarihli yazıda davacının 31.12.2000 tarihine kadar Almanya’da çalıştığının anlaşılması üzerine yürürlükteki 3201 sayılı Yasa uyarınca, koşulları mevcut olmadığından. Kurumun 10.6.2002 tarihli yazısı ile borçlanması iptal edilerek, borçlanma karşılığı 1.854.000.000-TL’nin emanet hesabına alındığı Kurumun 6.9.2002 tarih ve 073580 sayılı yazısına göre de, davacıya 1.8.2000-22.8.2001 tarihleri arası füzulcn ödenen ayıklar ve faizi toplamından emanet hesapta bekletilen borçlanma bedeli olan 1.854.000.00-TL düşülerek geri kalan 1.145.417.297-TL’nin 26.8.2002 tarihli kasa tahsil fişi ile tahsil edildiği, davacının Almanya’daki çalışmasının 23.7.2004 tarihine kadar devam ettiği, Kuruma 30.5.2006 tarihinde intikal eden dilekçe ile kesilen emekli maaşının kesildiği tarihten bağlanarak, birikmiş maaşlarının ödenilmesinin talep edildiği,Kurumun 25.7.2006 tarihi ve 604455 sayılı yazısı ile 1.1.1967-31.12.2000 tarihleri arasındaki Almanya’daki fiili çalışması nedeniyle 1.8.2000 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının ve 3201 sayılı Yasa’dan yaptığı borçlanmasının iptal edildiği belirtilerek ,yeniden 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlanılarak aylık talebinde bulunması halinde aylık bağlanabileceğinin bildirildiği görülmüştür.

Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasa’nın 3. maddesi gereğince borçlanmanın yapılabilmesi için yurda kesin dönüş yapılmış olması gerekmektedir. Davacının borçlanmayı yerine getirdiği 23.6.2000 tarihinde bu koşulu yerine getirmediği, haksız olarak yaşlılık aylığı bağlanmasını sağladığı, Kurumca kesin dönüş koşulunun oluşmadığının anlaşılması üzerine borçlanmasının ve aylığın iptal edildiği, davacı tarafından da bu durum açıkça kabul edilerek Kurumca gerçekleştirilen fuzulen ödenen aylıklardan borçlanma bedelinin mahsubu işlemi sonrasında geri kalan miktarın 26.8.2002 tarihinde ödendiği, bu tarih itibariyle Kurum hesabında borçlanma bedelinin kalmadığı, dolayısıyla Kurum ile davacı arasında 3201 sayılı Yasa’dan kaynaklanan borç, mükellefiyet ilişkinin bütünüyle sona erdiği, Kurumun yürürlükteki Yasa uyarınca yaptığı işlemlerde aykırılık bulunmadığı, yürürlükteki Yasa’ya uygun olarak yapılan ve sona eren işlemlerden sonra, Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.2002 tarihli iptal kararı ve 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe girerek, yurda kesin dönüş koşulunu kaldıran 4958 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasa’nın 3. maddesi gerekçe kılınarak yaşlılık aylığının kesildiği veya yurtdışı ilişkinin bittiği tarihten itibaren tekrar bağlanmasının mümkün bulunmadığı, ancak Kurumun 25.7.2006 tarihli yazısında da belirttiği şekilde, yeniden borçlanma yapılması ve talepte bulunması halinde aylık bağlanmasının mümkün bulunduğu ortadadır.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak istemin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi. YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2007/24936

Karar No.

2009/10554

Tarihi

09.06.2009

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/6

KAVRAMLAR

EV KADINININ YAŞLILIK AYLIĞI ALMASI

YURTDIŞINDA EV KADINI OLMA

İKAMETGAH NAKLİ

YURDA KESİN DÖNÜŞ

ÖZET

AYLIK TAHSİSİ VE AYLIĞIN BAŞLAMA TARİHİNE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELERDE, GİDEREK 3201 SAYILI KANUNUN “AYLIK TAHSİSİ VE AYLIĞIN BAŞLAMA TARİHİ” BAŞLIKLI 6. MADDESİNDE 17.04.2008 TARİH 5754 SAYILI KANUNUN 79. MADDESİ İLE YAPILAN DEĞİŞİKLİK ÖNCESİ VE SONRASI, 3201 SAYILI KANUN UYARINCA YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANDIKTAN SONRA TÜRKİYE’DE İKAMET ETMEME AYLIĞIN KESİLME NEDENİ OLARAK SAYILMAMIŞ OLDUĞUNDAN, YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPIP AYLIK BAĞLANDIKTAN SONRA, YURTDIŞINDA İKAMET ETME DURUMUNDA, AYLIĞIN ÖDENMESİ MÜMKÜN BULUNMAKTADIR. 5510 SAYILI KANUN’UN 60. MADDESİNİN 3. FIKRASINDA “……MÜLGA 30/5/1978 TARİHLİ VE 2147 SAYILI VE 8/5/1985 TARİHLİ VE 3201 SAYILI KANUNLARA GÖRE BORÇLANARAK AYLIK BAĞLANAN KİŞİLERDEN İSE TÜRKİYE’DE İKAMET ETMEYENLER GENEL SAĞLIK SİGORTALISI VE GENEL SAĞLIK SİGORTALISININ BAKMAKLA YÜKÜMLÜ OLDUĞU KİŞİ SAYILMAZLAR.” DÜZENLEMESİNDEN DE, 3201 SAYILI KANUNA GÖRE AYLIK BAĞLANDIKTAN SONRA TÜRKİYE’DE İKAMET ETMEYEREK AYLIK ALMANIN MÜMKÜN OLDUĞU ANLAŞILMAKTADIR

Davacı, 3201 sayılı Kanun uyarınca bağlanan yaşlılık aylığının ödenmeye devam edilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : 3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, ev kadınlarının yurtdışında ev kadını olarak geçen süreleri borçlanmasına olanak tanınmış olup; davacı anılan düzenleme uyarınca yurt dışında ev kadını olarak geçen 06.8.1983-06.8.2003 tarihleri arasındaki süreyi, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’na ( devredilen Bağ-Kur’a ) müracaat etmek suretiyle borçlanmış, tahakkuk eden döviz cinsinden borçlanma bedelinin tamamını ödeyerek, 08.08.2006 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuş, 01.9.2006’dan itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

Borçlanma yoluyla değerlendirilen süreler gözetilerek 3201 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığının bağlanabilmesi, anılan kanunun 6. maddesinde öngörülen “yurda kesin dönülmüş olması” koşulunun varlığı halinde mümkün olup, bu hususta yurtdışında çalışanlar ile ev kadınları hakkında bir ayırıma gidilmemiştir. Evli olsun yada olmasın yurtdışında ev kadını olarak bulunan Türk vatandaşları bakımından yurda kesin dönüş koşulundan ise; yerleşmek niyetiyle ve sosyal güvenliklerini de burada sağlamak üzere anavatana dönüş yapmaları, bir başka ifade ile ikametgahının Türkiye’ye nakli biçiminde anlaşılması gerekir.

Ancak, aylık tahsisi ve aylığın başlama tarihine ilişkin yasal düzenlemelerde, giderek 3201 sayılı Kanunun “aylık tahsisi ve aylığın başlama tarihi” başlıklı 6. maddesinde 17.04.2008 tarih 5754 Sayılı Kanunun 79. maddesi ile yapılan değişiklik öncesi ve sonrası, 3201 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra Türkiye’de ikamet etmeme aylığın kesilme nedeni olarak sayılmamış olduğundan, yurda kesin dönüş yapıp aylık bağlandıktan sonra, yurtdışında ikamet etme durumunda, aylığın ödenmesi mümkün bulunmaktadır. 5510 sayılı Kanun’un 60. maddesinin 3. fıkrasında “……mülga 30/5/1978 tarihli ve 2147 sayılı ve 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı kanunlara göre borçlanarak aylık bağlanan kişilerden ise Türkiye’de ikamet etmeyenler genel sağlık sigortalısı ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılmazlar.” düzenlemesinden de, 3201 sayılı Kanuna göre aylık bağlandıktan sonra Türkiye’de ikamet etmeyerek aylık almanın mümkün olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; yurtdışında ev kadını olarak geçen sürelerini 3201 sayılı yasa uyarınca borçlanan davacıya, borçlanma yoluyla değerlendirilen süreler gözetilerek aylık bağlanması sırasında, anılan Yasanın 6. maddesinde öngörülen “Yurda kesin dönülmüş olması” koşulunu gerçekleştirip gerçekleştirmediği araştırılarak, saptandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Mahkemece bu yönde herhangi bir inceleme yapılmayarak, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verimleş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 09.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2007/24936

Karar No.

2009/10554

Tarihi

09.06.2009

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/6

KAVRAMLAR

EV KADINININ YAŞLILIK AYLIĞI ALMASI

YURTDIŞINDA EV KADINI OLMA

İKAMETGAH NAKLİ

YURDA KESİN DÖNÜŞ

ÖZET

AYLIK TAHSİSİ VE AYLIĞIN BAŞLAMA TARİHİNE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELERDE, GİDEREK 3201 SAYILI KANUNUN “AYLIK TAHSİSİ VE AYLIĞIN BAŞLAMA TARİHİ” BAŞLIKLI 6. MADDESİNDE 17.04.2008 TARİH 5754 SAYILI KANUNUN 79. MADDESİ İLE YAPILAN DEĞİŞİKLİK ÖNCESİ VE SONRASI, 3201 SAYILI KANUN UYARINCA YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANDIKTAN SONRA TÜRKİYE’DE İKAMET ETMEME AYLIĞIN KESİLME NEDENİ OLARAK SAYILMAMIŞ OLDUĞUNDAN, YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPIP AYLIK BAĞLANDIKTAN SONRA, YURTDIŞINDA İKAMET ETME DURUMUNDA, AYLIĞIN ÖDENMESİ MÜMKÜN BULUNMAKTADIR. 5510 SAYILI KANUN’UN 60. MADDESİNİN 3. FIKRASINDA “……MÜLGA 30/5/1978 TARİHLİ VE 2147 SAYILI VE 8/5/1985 TARİHLİ VE 3201 SAYILI KANUNLARA GÖRE BORÇLANARAK AYLIK BAĞLANAN KİŞİLERDEN İSE TÜRKİYE’DE İKAMET ETMEYENLER GENEL SAĞLIK SİGORTALISI VE GENEL SAĞLIK SİGORTALISININ BAKMAKLA YÜKÜMLÜ OLDUĞU KİŞİ SAYILMAZLAR.” DÜZENLEMESİNDEN DE, 3201 SAYILI KANUNA GÖRE AYLIK BAĞLANDIKTAN SONRA TÜRKİYE’DE İKAMET ETMEYEREK AYLIK ALMANIN MÜMKÜN OLDUĞU ANLAŞILMAKTADIR

Davacı, 3201 sayılı Kanun uyarınca bağlanan yaşlılık aylığının ödenmeye devam edilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : 3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, ev kadınlarının yurtdışında ev kadını olarak geçen süreleri borçlanmasına olanak tanınmış olup; davacı anılan düzenleme uyarınca yurt dışında ev kadını olarak geçen 06.8.1983-06.8.2003 tarihleri arasındaki süreyi, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’na ( devredilen Bağ-Kur’a ) müracaat etmek suretiyle borçlanmış, tahakkuk eden döviz cinsinden borçlanma bedelinin tamamını ödeyerek, 08.08.2006 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuş, 01.9.2006’dan itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

Borçlanma yoluyla değerlendirilen süreler gözetilerek 3201 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığının bağlanabilmesi, anılan kanunun 6. maddesinde öngörülen “yurda kesin dönülmüş olması” koşulunun varlığı halinde mümkün olup, bu hususta yurtdışında çalışanlar ile ev kadınları hakkında bir ayırıma gidilmemiştir. Evli olsun yada olmasın yurtdışında ev kadını olarak bulunan Türk vatandaşları bakımından yurda kesin dönüş koşulundan ise; yerleşmek niyetiyle ve sosyal güvenliklerini de burada sağlamak üzere anavatana dönüş yapmaları, bir başka ifade ile ikametgahının Türkiye’ye nakli biçiminde anlaşılması gerekir.

Ancak, aylık tahsisi ve aylığın başlama tarihine ilişkin yasal düzenlemelerde, giderek 3201 sayılı Kanunun “aylık tahsisi ve aylığın başlama tarihi” başlıklı 6. maddesinde 17.04.2008 tarih 5754 Sayılı Kanunun 79. maddesi ile yapılan değişiklik öncesi ve sonrası, 3201 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra Türkiye’de ikamet etmeme aylığın kesilme nedeni olarak sayılmamış olduğundan, yurda kesin dönüş yapıp aylık bağlandıktan sonra, yurtdışında ikamet etme durumunda, aylığın ödenmesi mümkün bulunmaktadır. 5510 sayılı Kanun’un 60. maddesinin 3. fıkrasında “……mülga 30/5/1978 tarihli ve 2147 sayılı ve 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı kanunlara göre borçlanarak aylık bağlanan kişilerden ise Türkiye’de ikamet etmeyenler genel sağlık sigortalısı ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılmazlar.” düzenlemesinden de, 3201 sayılı Kanuna göre aylık bağlandıktan sonra Türkiye’de ikamet etmeyerek aylık almanın mümkün olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; yurtdışında ev kadını olarak geçen sürelerini 3201 sayılı yasa uyarınca borçlanan davacıya, borçlanma yoluyla değerlendirilen süreler gözetilerek aylık bağlanması sırasında, anılan Yasanın 6. maddesinde öngörülen “Yurda kesin dönülmüş olması” koşulunu gerçekleştirip gerçekleştirmediği araştırılarak, saptandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Mahkemece bu yönde herhangi bir inceleme yapılmayarak, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verimleş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 09.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2007/19932

Karar No.

2009/1053

Tarihi

05.02.2009

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/3

KAVRAMLAR

YAŞLILIK AYLIĞININ KESİLMESİ

YURDIŞI HİZMET BORÇLANMASI

YURDA KESİN DÖNÜŞ

ÖZET

DAVALININ 31.12.2004 TARİHİNE DEK YURT DIŞINDA ÇALIŞTIĞI VE İŞSİZLİK YARDIMI ALDIĞI, GİDEREK YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPMADIĞI ANLAŞILMAKTADIR. YURTDIŞI HİZMET BORÇLANMASI İÇİN KESİN DÖNÜŞÜ ŞART KILAN 3201 SAYILI YASANIN 3. MADDESİ ANAYASA MAHKEMESİNİN 12.12.2002 GÜNLÜ ESAS 2000/36 KARAR 2002/198 SAYILI KARARI İLE İPTAL EDİLMİŞ OLDUĞUNDAN, ARTIK YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ BORÇLANABİLMELERİ İÇİN YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPMA KOŞULU ORTADAN KALKMIŞ OLUP, YÜKSEK MAHKEMENİN İPTAL KARARININ ELDE BULUNAN VE KESİNLEŞMEMİŞ TÜM DAVALARA UYGULANMASI GEREKTİĞİ AÇIKTIR. ÖBÜR YANDAN, 3201 SAYILI YASA GEREĞİNCE BORÇLANAN TÜRK VATANDAŞLARINA YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANABİLMESİ İÇİN YURDA KESİN DÖNÜLMÜŞ OLMASI ŞARTTIR. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNUNUN 388. VE 389. MADDELERİNE AYKIRI, İNFAZDA TEREDDÜTE YOL AÇAN ÇELİŞİK ŞEKİLDE, MAHKEMENİN KESİN DÖNÜŞÜN GERÇEKLEŞMEDİĞİ GEREKÇESİYLE KURUMUN ÖDENEN AYLIKLARIN TAHSİLİNE DAİR DAVASINI KABUL EDİP, BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN BORÇLANMA YANINDA AYNI ZAMANDA BAĞLANAN AYLIKLARIN İPTALİNE İLİŞKİN KURUM İŞLEMİNİN DE İPTALİNE KARAR VERMESİ USUL VE YASAYA AYKIRI OLUP BOZMA SEBEBİDİR

Davacı, 3201 sayılı Yasa gereğince davalıya bağlanan yaşlılık aylığının kesin dönüş şartının yerine gelmemesi sebebiyle iptali üzerine fuzulen ödenen 11.918,46 TL’nin ödeme tarihlerinden yasal faizi ile tahsiline; birleşen davanın davacısı ise, Kurumun borçlanma ve aylık bağlama işlemlerinin iptaline dair işlemlerinin iptali ile aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, ilk dava yönünden ilamında yazılı şekilde davanın kabulüne; birleşen dava yönünden de ilamında yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davacı Kurum tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Tüm dosya kapsamından, davalının 31.12.2004 tarihine dek yurt dışında çalıştığı ve işsizlik yardımı aldığı, giderek yurda kesin dönüş yapmadığı anlaşılmaktadır. Yurtdışı hizmet borçlanması için kesin dönüşü şart kılan 3201 sayılı Yasanın 3. maddesi Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 günlü Esas 2000/36 Karar 2002/198 sayılı kararı ile iptal edilmiş olduğundan, artık yurt dışında bulunan Türk Vatandaşlarının borçlanabilmeleri için yurda kesin dönüş yapma koşulu ortadan kalkmış olup, Yüksek Mahkemenin iptal kararının elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalara uygulanması gerektiği açıktır. Öbür yandan, 3201 sayılı yasa gereğince borçlanan Türk vatandaşlarına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için yurda kesin dönülmüş olması şarttır.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. ve 389. maddelerine aykırı, infazda tereddüte yol açan çelişik şekilde, mahkemenin kesin dönüşün gerçekleşmediği gerekçesiyle Kurumun ödenen aylıkların tahsiline dair davasını kabul edip, birleşen dava yönünden borçlanma yanında aynı zamanda bağlanan aylıkların iptaline ilişkin kurum işleminin de iptaline karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.

O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi. YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2005/10510

Karar No.

2006/399

Tarihi

30.01.2006

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/3/6

KAVRAMLAR

YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANMASI

YURDA KESİN DÖNÜŞ ŞARTI

YURTDIŞI BORÇLANMASI

ÖZET

DAVA, 3201 SAYILI YASA GEREĞİNCE YAPILAN BORÇLANMANIN GEÇERLİ OLDUĞUNUN TESPİTİ İLE BU BORÇLANMA NAZARA ALINARAK BAĞLANAN YAŞLILIK AYLIĞININ KESİLMESİNE İLİŞKİN DAVALI KURUM İŞLEMİNİN İPTALİ VE ÖDENEN AYLIKLAR NEDENİYLE DAVALI KURUMA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ İSTEMİNE İLİŞKİNDİR. 3201 SAYILI YASAYA GÖRE, YURDA KESİN DÖNÜŞ ŞARTI ARANMAKSIZIN BORÇLANMAK MÜMKÜN İKEN, BORÇLANILARAK DEĞERLENDİRİLEN SÜRELERE İSTİNADEN AYLIK TAHSİSİ YAPILABİLMESİ İÇİN, YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPILMIŞ OLMASI GEREKLİDİR. BORÇLANMA İŞLEMİ YAPAN KİŞİNİN, YURDA KESİN DÖNÜŞÜNÜN GERÇEKLEŞTİĞİ TARİHE KADAR AYLIK BAĞLANMA HAKKININ ASKIDA OLDUĞUNUN KABULÜ GEREKİR. OLAYDA, DAVACININ YURT DIŞINDA ÇALIŞMASI VE İŞSİZLİK YARDIMI ALMASI SEBEBİYLE DAVALI KURUMCA YAŞLILIK AYLIĞININ BAŞLANGIÇTAN İTİBAREN İPTALİNE İLİŞKİN KURUM İŞLEMİ YERİNDE İSE DE DAHA SONRA İŞSİZLİK YARDIMININ KESİLMİŞ OLMASININ DAVACININ YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPTIĞININ KARİNESİ OLMASINA VE AKSİ DAVALI KURUMCA İDDİA VE İSPAT EDİLMEMİŞ BULUNMASINA GÖRE DAVALI KURUMCA ÖNCEKİ TAHSİS TALEBİ GÖZETİLEREK DAVACIYA RESEN YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANMASI GEREKİR. BUNA GÖRE, DAVACI DAVALI KURUMCA İŞSİZLİK YARDIMI ALDIĞI SÜRECE YERSİZ ÖDENEN AYLIKLAR YÖNÜNDEN BORÇLU OLMAKLA BİRLİKTE YARDIMIN SONA ERDİĞİ TARİH İLE YAŞLILIK AYLIĞININ KESİLDİĞİ TARİH ARASINDA ÖDENEN YAŞLILIK AYLIKLARI NEDENİYLE BORCU BULUNMAMAKTADIR

Davacı, 3201 sayılı Yasaya göre yapmış olduğu borçlanmasının geçerli olduğuna, Kuruma borçlu olmadığının tespitine ve Mayıs 2005 tarihinden itibaren almakta olduğu aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici sebeplere göre davalı Kurum vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine.

2- Dava, 3201 sayılı Yasa gereğince yapılan borçlanmanın geçerli olduğunun tespiti ile bu borçlanma nazara alınarak bağlanan yaşlılık aylığının Mayıs 2005 tarihinde kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ve ödenen aylıklar nedeniyle davalı Kuruma 26.684.38 TL. borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, 3201 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitine, davacının borçlu olmadığının tespitine ve davalı Kurumun yersiz aylık ödemelerinin faizi ile iadesine ilişkin işleminin iptaline ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

3201 sayılı Yasaya göre yurda kesin dönüş şartı aranmaksızın borçlanmak mümkün iken borçlanılarak değerlendirilen sürelere istinaden aylık tahsisi yapılabilmesi için yurda kesin dönüş yapılmış olması gereklidir. Borçlanma işlemi yapan kişinin yurda kesin dönüşünün gerçekleştiği tarihe kadar aylık bağlanma hakkının askıda olduğunun kabulü gerekir.

Somut olayda davacının 08.04.1965 – 12.08.1971 tarihleri arasında SSK’ya tabi çalışmaları bulunduğu, 09.07.1995 tarihinde yurt dışı hizmetlerini borçlanmak için müracaatta bulunarak borçlanma işlemini yaptığı, 27.07.1995 tarihli tahsis talebi üzerine de davalı Kurumca 01.08.1995 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 22.09.1971 – 31.12.2001 tarihleri arasında yurt dışında çalıştığının, 01.01.2002 – 31.08.2004 tarihleri arasında işsizlik yardımı aldığının anlaşılması üzerine 17.05.2005 tarihinde bağlanan aylık iptal edilerek davacıdan 01.08.1995 – 17.05.2005 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıkları faiziyle birlikte geri istemektedir. Davacının yukarıda belirtilen tarihlerde yurt dışında çalıştığı ve işsizlik yardımı alması sebebiyle davalı Kurumca yaşlılık aylığının başlangıçtan itibaren iptaline ilişkin Kurum işlemi yerinde ise de 31.08.2004 tarihinde işsizlik yardımının kesilmiş olmasının davacının yurda kesin dönüş yaptığının karinesi olmasına ve aksi davalı Kurumca iddia ve ispat edilmemiş bulunmasına göre davalı Kurumca önceki tahsis talebi gözetilerek 31.08.2004 tarihini takibeden aybaşı olan 01.09.2004 tarihinden itibaren davacıya resen yaşlılık aylığı bağlanması gerekmektedir.

Hal böyle olunca davacı davalı kurumca 01.08.1995 – 31.08.2004 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıklar yönünden borçlu olmakla birlikte 01.09.2004 tarihi ile yaşlılık aylığının kesildiği 17.05.2005 tarihi arasında ödenen yaşlılık aylıkları nedeniyle borcu bulunmamaktadır.

Yapılacak iş, davalı kurumdan davacıya 01.08.1995-31.08.2004 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylığı miktarı sorularak sonuca gitmektir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davacının yaşlılık aylığının yeniden bağlanması ile ilgili istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması ve menfi tespit davasının tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), 30.01.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi. UK GENEL KURULU

Esas No.

2005/21-764

Karar No.

2005/756

Tarihi

21.12.2005

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/3/6

KAVRAMLAR

ALACAK

YURT DIŞI HİZMET BORÇLANMASI

YURDA KESİN DÖNÜŞ KOŞULU

BORÇLANMA KOŞULU

YAŞLILIK AYLIĞI

ÖZET

3201 SAYILI KANUNUN 3. MADDESİNDE YER ALAN BORÇLANMA KOŞULLARINDAN OLAN “YURDA KESİN DÖNÜŞ KOŞULU” ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLMİŞTİR. ANCAK KESİN DÖNÜŞ YAPILMADIKÇA YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANMAZ. YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPILINCAYA KADAR BORÇLANMA İŞLEMLERİ ASKIDADIR. YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPILMADIKÇA YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANMAMALI. BAĞLANMIŞSA KESİLMELİ VE ÖDENEN AYLIKLAR GERİ ALINMALIDIR. YEREL MAHKEMECE AÇIKLANAN İLKELER DİKKATE ALINMADAN YAZILI ŞEKİLDE KARAR VERİLMESİ HATALIDIR

Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 4. İş Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 27.10.2004 gün ve 2004/54 E. 918 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 02.06.2005 gün ve 2004/12997 E. 2005/5640 K. sayılı ilamı ile,

( …Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3201 Sayılı Yasaya göre, yurt dışı hizmetlerini borçlanan ve buna bağlı olarak kendisine yaşlılık aylığı bağlanan bir Türk vatandaşının uzun sayılabilecek bir süre sonra, yaşlılık aylığından yararlanma koşullarından biri olan yurda kesin dönüş koşulunun bulunmadığının anlaşılması üzerine, kurumca, gerek borçlanma ve gerekse yaşlılık aylığının iptaline ilişkindir.

Mahkeme, borçlanmanın iptaline dair kurum işleminde işlem tarihi itibariyle bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı isteminin reddine karar vermişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Kesin dönüş koşulunu hem borçlanma hem de aylık bağlama istemleri yönünden zorunlu kabul eden görüşün dayanağı 3201 Sayılı Yasanın yukarıda açıklanan 3. ve 6. maddeleridir. Her iki maddede de açıkça kesin dönüş koşulu aranmışken, bu iki maddenin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.2002 gün ve 2000/36-2002/198 sayılı kararı ile “08.05.1995 günlü ve 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un;

A- 3. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…Yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş…” sözcüklerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve 1PTALlNE, Yalçın ACARGÜN, Fulya KANTARCIOGLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ile Ahmet AKYALÇIN’ın karşı oyları ve oyçokluğuyla,

B- 6. Maddesinin ( A ) paragrafının birinci fıkrasının ( a ) bendinde yer alan “…kesin dönülmüş…” sözcüklerinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, oybirliğiyle,

C- 3. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan “… Yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş…” sözcüklerinin iptali nedeniyle aynı maddenin uygulanma olanağı kalmayan birinci fıkrasındaki ” … tarihinden itibaren” sözcükleri ile ikinci fıkrasının, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. madde ikinci fıkrası gereğince iptaline, Fulya KANTARCIOĞLU’nun karşı oyu ve oyçokluğu ile” sonuca bağlanmış, bu karar ile borçlanmaya ilişkin 3. maddedeki kesin dönüş koşulu iptale konu edilirken, aylık bağlama ile ilgili 6. maddedeki aynı koşul varlığını korumuştur.

25.04.2003 gün ve 25089 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan bu karar ile borçlanma için aranan “kesin dönüş” koşulunun yasa metninden çıkarılmış olması karşısında borçlanma işleminin kesin dönüş yapılmadığı gerekçesiyle kurumca iptali yerinde bir işlem olarak görülmemiştir. Mahkemenin kurumun bu işlemini yerinde bulan görüş ve kararı açıklanan nedenlerle yerinde değildir. Kaldı ki, 4958 Sayılı Yasanın 56. maddesi ile 3201 Sayılı Yasanın 3. maddesinde yapılan değişiklik ile “yurda kesin dönüş” koşulu kaldırılmıştır.

Ancak, kurumun diğer işlemi 3201 Sayılı Yasanın 6. maddesinde şartları ortaya konulan “aylık bağlama işlemi”dir. Aylık bağlama talebinde bulunulması ve aylığın bağlanması konusunda anılan maddede yer alan “kesin dönüş yapılmış olması koşulu” ise iptale konu olmadığından varlığını korumaktadır. Bu nedenle de, aylık bağlanma talep ya da aylığın bağlanması tarihinde kesin dönüş koşulunun gerçekleşmemiş olması halinde kurum uygulamasının ne olması gerektiği ayrıca irdelenmeli ve açıklığa kavuşturulmalıdır.

Gerçekten, bu konuda sözü edilen 3201 Sayılı Yasa, 6. madde ( B ) fıkrası, sistemi doğrudan olmasa bile, dolaylı biçimde ortaya koymuş, yurt dışından kesin dönüş yapılmasına ve kendilerine yaşlılık aylığı bağlanmasına karşın, yurt dışında çalışmak isteyenler yönünden kurumca yapılması gereken işlemleri belirlemiştir. Buna göre; yurt dışından kesin dönüş yapan bir kimsenin yeniden yurt dışında çalışması halinde; çalıştığı süre kadar yaşlılık aylığı kesilecek bu kişinin yurda dönüşünde; isterse çalıştığı süre kadar borçlanmak suretiyle; yaşlılık aylığı oran ve miktarı artırılacak. isterse, eski aylık olduğu gibi ödenmeye devam edecektir. Böylece denilebilir ki, 3201 Sayılı Yasa sisteminde yeniden yurt dışı çalışma söz konusu olduğunda, yaşlılık sigortasından bağlanan aylıklar ödenmemekte ve sosyal güvenlik askıya alınmaktadır. Bu durumun sonucu olarak, yaşlılık aylığı bağlanması sırasında, yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediği anlaşılırsa, yapılacak işlem veya uygulanacak yaptırım, yaşlılık aylığının bağlanmaması ve kesin dönüş tarihine kadar işlemlerin hukuken askıya alınması, istek olduğunda yatırılan borçlanma bedelinin iadesidir. Yaşlılık aylığı bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylığın kesilmesi ve ödenen aylıkların geri alınmasıdır.

Nitekim, 506 Sayılı Yasa sisteminde, yurt içinde çalışanlar için uygulanan yaptırım da belirtilen şekilde olmaktadır. Yargıtay uygulamasında kabul edildiği üzere, yurt içinde çalışan bir sigortalının, yaşlılık aylığından yararlanmak için kuruma başvurduğunda, işten ayrılma koşulu gerçekleşmemişse, bu kişiye yaşlılık aylığı bağlanmamakta veya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, bu koşulun yokluğu anlaşıldığında; aylıklar kesilmekte ve ödenenler geri alınmaktadır. Bunun ötesinde; 506 Sayılı Yasanın 3279 Sayılı Yasa ile değişik 63. maddesinde kabul edildiği biçimde; yaşlılık aylığı alanlar, Sosyal Güvenlik Destek Primi ödeme koşuluyla; yaşlılık aylıklarının kesilmeden çalışmalarını sürdürebilmektedirler. En önemlisi “işten ayrılma” veya “yurt dışından dönüş” koşulunun yokluğu, kişinin sosyal güvenlik haklarının büsbütün ortadan kaldırıcı bir neden olarak, yasalarda öngörülmemiş, sadece, aylığın başlatılmaması veya bağlanan aylığın kesilmesi biçiminde yaptırıma bağlanmıştır.

Buna karşın, görülmekte olan bu davada olduğu gibi 3201 Sayılı Yasa yönünden de, kurumun benzeri durumlardaki borçlanmanın ve aylık bağlama işleminin iptali yönündeki uygulaması, yasanın özüne olduğu kadar “Anayasal Sosyal Güvenlik” ilkelerine ve yasaların öngördüğü “Sosyal Sigortalar” sistemine aykırıdır.

Belirtilen nedenlerle, 3201 Sayılı Yasa sisteminde usulüne uygun borçlanıp, aylık bağlandıktan sonra yeniden yurt dışı çalışma söz konusu olduğunda, nasıl yaşlılık sigortasında bağlanan aylıklar ödenmemekte ve sosyal güvenlik askıya alınmakta ise, aylık bağlanması talep ve fiilen aylığın bağlanması tarihlerinde kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediği durumlarda da benzer uygulamaya gidilerek yapılacak işlem veya uygulanacak yaptırım, yaşlılık aylığının bağlanmaması ve kesin dönüş tarihine kadar işlemlerin hukuken askıya alınması, istek olduğunda yatırılan borçlanma bedelinin iadesi; yaşlılık aylığı bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylığın kesilmesi ve ödenen aylıkların geri alınması olmalı, kesin dönüş şartı gerçekleştiği takdirde de bu şartın gerçekleştiği tarihten itibaren aylık bağlama işleminin askı durumundan kurtarılarak ve yasanın aradığı diğer unsurlar gözetilerek yeniden aylık bağlanması olmalıdır.

Öte yandan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca, hakim, bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi olaylar ve talep sonucu ile bağlı olup, dayandıkları yasa hükümleri ve onların tavsifleriyle bağlı olmadığından yasaları re ‘sen uygulayarak iddia ve savunmadaki talep sonuçlarını karara bağlamakla yükümlüdür. Görülmekte olan dava, henüz derdest olup, taraflar yararına müktesep bir hak doğurmamaktadır.

Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda açıklanan kararı ile 3201 Sayılı Yasanın 3. maddesinde yer alan borçlanma koşullarından “yurda kesin dönüş koşulu”nun iptal edilmiş olması ve 4958 Sayılı Yasanın 56. maddesi ile 3201 Sayılı Yasanın 3. maddesinde yapılan değişiklik karşısında, “davacı işçinin borçlanma işleminin iptaline yönelik kurum işleminin tüm hukuki sonuçları ile birlikte iptaline”, aylık bağlama işlemi açısından da “davacı işçinin yurda kesin dönüşünün gerçekleştiği tarihe kadar bu hakkının askıda olduğu kabul edilerek işlem yapılması gereğini gözetmeyen kurum işleminin iptaline” karar vermek gerekirken, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular ve özellikle 3201 Sayılı Yasanın lehe değişen hükümleri göz önünde tutulmaksızın davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır… )

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 21.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. T.C.

YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2005/8881

Karar No.

2005/13351

Tarihi

15.12.2005

İLGİLİ MEVZUAT

506-SOSYAL SİGORTALAR KANUNU ( SSK )/60.A

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/6

KAVRAMLAR

KURUM İŞLEMİNİN İPTALİ

YAŞLILIK AYLIĞI

YURDA KESİN DÖNÜŞ

MAAŞ TAHSİSİNİN KADEMESİNİN YÜKSELTİLMESİ

ÖZET

DAVACI, DAVALI KURUM İŞLEMİNİN İPTALİ İLE EMEKLİ MAAŞININ KESİLDİĞİ YERDEN DEVAMINA VE MAAŞ TAHSİSİNİN 1. DERECENİN EN ÜSTÜ OLAN 12.KADEMEDEN YAPILMASINA KARAR VERİLMESİNİ İSTEMİŞTİR. DAVACI; 506 SAYILI KANUNUN 60/A-B MADDESİ HÜKMÜNDE ÖNGÖRÜLEN YASAL KOŞULLARIN GERÇEKLEŞMESİ NEDENİYLE YAŞLILIK AYLIĞINA HAK KAZANDIĞI GİBİ, DAVACIYA; 3201 SAYILI KANUNUN 6. MADDESİ KAPSAMINDA YURDA KESİN DÖNÜŞÜN GERÇEKLEŞTİĞİ TARİHİ TAKİP EDEN AYBAŞINDAN İTİBAREN ANILAN YASA GEREĞİ YAPMIŞ OLDUĞU BORÇLANMAYA BAĞLI OLARAK DA, YAŞLILIK AYLIĞINDA İLAVE ARTIŞ YAPILMASI GEREKMEKTE OLUP, YANILGILI DEĞERLENDİRME SONUCU AKSİNİN KABULÜ İLE YAZILI ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASI USUL VE YASAYA AYKIRI OLUP BOZMA NEDENİDİR

Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile emekli maaşının kesildiği yerden devamına ve maaş tahsisinin 1. derecenin en üstü olan 12.kademeden yapılmasına karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.

Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ayşe Barutcu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Mahkemece uyulmasına karar verilen, Dairemizin önceki bozma kararı çerçevesinde; yurtdışında geçen hizmet süresinin 3510 gününü 2147 sayılı Kanuna, 1440 gününü 3201 sayılı Kanuna göre borçlanan ve yurtdışındaki çalışmasından önce Türkiye’de 2829 günlük sigortalı çalışması bulunan davacının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 512/2003 gün ve 2003/790-61 sayılı kararı ile 3201 sayılı Kanunun 4958 sayılı Kanunun 56. maddesi ile değişik 3. maddesi kapsamında anılan yasaya dayalı borçlanmasının geçerliliği için yurda kesin dönüş yapmış bulunması koşul değilse de; aynı yasanın 6. maddesi hükmüne göre yurda kesin dönüş yapmadıkça anılan borçlanması da gözetilerek kendisine yaşlılık aylığı bağlanması mümkün olmadığından; 01.05.1992 ile davacının yurda kesin dönüş yaptığı tarihi ( Alman sigorta merciince kendisine malullük sigortasından tahsis yapıldığı 01.07.2000 tarihini ) takip eden aybaşı olan 01.08.2000 tarihleri arasındaki dönemde; 3201 sayılı Kanuna dayalı borçlanması dışında sadece 2147 sayılı Kanuna göre borçlandığı yurtdışı hizmet süresi ile Türkiye’de geçen sigortalı çalışmaları gözetildiğinde, davacı; 506 sayılı Kanunun 60/A-b maddesi hükmünde öngörülen yasal koşulların gerçekleşmesi nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazandığı gibi, davacıya; 3201 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında yurda kesin dönüşün gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren anılan yasa gereği yapmış olduğu borçlanmaya bağlı olarak da, yaşlılık aylığında ilave artış yapılması gerekmekte olup, yanılgılı değerlendirme sonucu aksinin kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının silinerek yerine;

“Davacı sigortalının 3201 sayılı Kanuna dayalı yurtdışı hizmet borçlanmasının geçerliliğine,

Davacıya; 01.05.1992 ile 01.08.2000 tarihleri arasındaki dönem için, sadece 2147 sayılı Kanuna göre borçlandığı hizmet süresi ile Türkiye’de geçen sigortalılık süresine göre; yurda kesin dönüşün gerçekleştiği 01.07.2000 tarihini takip eden aybaşı olan 01.08.2000 tarihinden itibaren de, 3201 sayılı Kanuna dayalı yurtdışı hizmet borçlanması da gözetilmek suretiyle davalı Sosyal Sigortalar Kurumunca yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,

2- Davalı Kurum harçtan bağışık olmakla, harç alınmasına yer olmadığına, dava dilekçesiyle yatırılan peşin harcın, karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine,

SONUÇ : 3- 350.00 YTL maktu Avukatlık ücreti ile 77,54 YTL yargılama giderinin davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına,gerekçeninde bu esasa göre düzeltilmesine ve kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 15.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2005/9829

Karar No.

2005/12905

Tarihi

12.12.2005

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/6.A

KAVRAMLAR

YAŞLILIK AYLIĞI

FAİZ

YURDA KESİN DÖNÜŞ TAİRİHİ

ÖZET

3201 SAYILI YASA’NIN 6/A-A MADDESİNDE AYLIK TAHSİSİ İÇİN YURDA KESİN DÖNÜLMÜŞ OLMASI GEREKTİĞİ BELİRTİLMİŞTİR. İŞSİZLİK YARDIMI ALINMASI HALİNDE ALMANYA’DAKİ İKAMET DEVAM ETTİĞİNDEN YURTDIŞI İLİŞKİSİNİN BİTMEDİĞİ BU DURUMDA DAVACININ YURDA KESİN DÖNÜŞ KOŞULUNU GERÇEKLEŞTİRMEDİĞİ AÇIKTIR. 1.5.1993-18.8.2003 TARİHLERİ ARASINDA İŞSİZLİK YARDIMI ALDIĞINDAN DEVAMINDA DA 19.8.2003-9.9.2003 TARİHLERİ ARASINDA ALMANYA’DA TEDAVİ GÖRDÜĞÜNDEN KURUM’UN AYLIK BAŞLANGICI OLAN 1.6. 1996 TARİHİNDEN 9.9.2003 TARİHİNE KADAR OLAN AYLIKLARI İPTAL EDEREK GERİ İSTEMESİNDE YASAYA AYKIRI BİR YÖN BULUNMAMAKTADIR

Davacı 3201 sayılı Yasa uyarınca bağlanan yaşlılık aylığı ve faizinden dolayı davalı borcu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

KARAR : Davacı, 3201 sayılı Yasa uyarınca bağlanan yaşlılık aylığının geri istenemeyeceğini davalı Kurum’a bu konuda çıkardığı sataşmanın giderilmesini ve aylığının kesildiği tarihten devam etmesi gerektiğinin tesbitini istemiş, mahkeme istemin kabulüne karar vermiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacıya 3201 sayılı Yasa uyarınca 1.6.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı Kurum tarafından davacının 1.5.1993-9.9.2003 tarihleri arasında yurtdışından işsizlik yardımı alması gerekçe gösterilerek, borçlanması geçerli sayılmakta birlikte aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edilerek aylıkların borç kaydedildiği Alman Sigorta Merciinin 26.1.2004 tarihli yazısında da davacının 1.5.1993-18.8.2003 tarihleri arasında işsizlik yardımı aldığı, 19.8.2003-9.9.2003 tarihleri arasında da Almanya’da tedavi gördüğü anlaşılmaktadır.

3201 sayılı yasa’nın 6/A-a maddesinde aylık tahsisi için yurda kesin dönülmüş olması gerektiği belirtilmiştir. İşsizlik yardımı alınması halinde Almanya’daki ikamet devam ettiğinden yurtdışı ilişkisinin bitmediği bu durumda davacının yurda kesin dönüş koşulunu gerçekleştirmediği açıktır. 1.5.1993-18.8.2003 tarihleri arasında işsizlik yardımı aldığından devamında da 19.8.2003-9.9.2003 tarihleri arasında Almanya’da tedavi gördüğünden Kurum’un aylık başlangıcı olan 1.6. 1996 tarihinden 9.9.2003 tarihine kadar olan aylıkları iptal ederek geri istemesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davacının yurda kesin dönüş tarihi yönünden de bir kere daha araştırma yapılarak yurda döndüğü tarih açıkça belirlendikten sonra bu tarihi takip eden aybaşından itibaren aylığın yeniden bağlanmasına haksız alınan önceki aylıkların kurumca faiziyle geri istenebileceğine karar vermek gerekirken yetersiz bilirkişi raporu itibariyle istemin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

Esas No.

2005/10-575

Karar No.

2005/693

Tarihi

30.11.2005

İLGİLİ MEVZUAT

506-SOSYAL SİGORTALAR KANUNU ( SSK )/6

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/6

KAVRAMLAR

EMEKLİLİĞE HAK KAZANDIĞININ TESPİTİ

YURTDIŞI BORÇLANMASI

3201 SAYILI YASA KAPSAMINDA ÖDENEN PARANIN İADESİ

YURDA KESİN DÖNÜŞ KOŞULU

YAŞLILIK AYLIĞI

BORÇLANMA BEDELİNİN İADESİ

ÖZET

DAVA, 2147 SAYILI KANUN UYARINCA YAPILAN YURTDIŞI BORÇLANMA DİKKATE ALINARAK EMEKLİLİĞE HAK KAZANDIĞININ TESPİTİ İLE 3201 SAYILI YASA KAPSAMINDA ÖDENEN 3381 DOLARIN ÖDEME ANINDAKİ KUR ÜZERİNDEN İADESİ İSTEMİNE İLİŞKİNDİR. BORÇLANMANIN GEÇERLİLİĞİNDEN HAREKETLE 3201 SAYILI YASAYA GÖRE YAPMIŞ OLDUĞU BORÇLANMA SÜRESİ DE GÖZETİLEREK 2147 SAYILI YASA KAPSAMINDA HAK ETTİĞİ AYLIK ARASINDAKİ FARK ESAS ALINARAK YURDA KESİN DÖNÜŞ KOŞULUNUN GERÇEKLEŞTİĞİ TARİHİ TAKİP EDEN AYBAŞINDAN İTİBAREN, SİGORTALIYA ANILAN YASA GEREĞİ YAPMIŞ OLDUĞU BORÇLANMAYA BAĞLI OLARAK YAŞLILIK AYLIĞINDA İLAVE ARTIŞ YAPILMASI GEREKECEĞİNDEN 3201 SAYILI YASAYA GÖRE YAPMIŞ OLDUĞU BORÇLANMA BEDELİNİN DAVACIYA İADE EDİLMEMESİ GEREKİR.

DAVA : Taraflar arasındaki “iptal-tesbit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 10. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.5.2004 gün ve 2003/1251-2004/277 sayılı kararın incelenmesi taraflar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.12.2004 gün ve 2004/7023-12041 sayılı ilamı ile;

( … 3201 sayılı Yurt Dışında bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında geçen sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 gün ve 36/198 sayılı Kararı ile iptal edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2003 gün ve 21-790/61 sayılı kararı ile borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşün zorunlu olmadığına ve yurda kesin dönüş koşulu yerine getirilmeksizin yapılan borçlanmanın geçerli olduğuna, ancak yurda kesin dönüş yapılıncaya kadar borçlanma hukuken askıya alınarak 3201 sayılı Yasanın 6. maddesine göre yurda kesin dönüş yapılmadıkça yaşlılık aylığı bağlanamayacağı ve giderek aylığın başlatılmamasına, şayet bağlanmışsa aylığın kesilerek fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının Kurumca geri istenmesinin mümkün bulunduğu, hukuken askıya alınan yaşlılık aylığının yurda kesin dönüşün gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden ödenmeye devam alınması gerektiğinin kararlaştırıldığı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu bulunduğu açıktır.

Somut olayda, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda, borçlanmanın geçerliliğinden hareketle 3201 sayılı yasaya göre yapmış olduğu borçlanma süresi de gözetilerek 2147 sayılı yasa kapsamında hak ettiği aylık arasındaki fark esas alınarak yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren, sigortalıya anılan yasa gereği yapmış olduğu borçlanmaya bağlı olarak yaşlılık aylığında ilave artış yapılması gerekeceğinden 3201 sayılı yasaya göre yapmış olduğu borçlanma bedelinin davacıya iade edilmemesi gerekir.

Ayrıca kabule göre de davacının 30.07.1993 tarihinde Kurum kayıtlarına geçen 3344.83 ABD dolarının iade tarihindeki Türk Lirası karşılığının ödenmesine karar verilmemesi de isabetsizdir.

Açıklanan esaslar doğrultusunda yargılama yaparak karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

I-Ön sorun ve değerlendirilmesi : Hukuk Genel Kurulunda işin esasına geçilmeden önce, davacı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinin süresinde bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak incelenmiştir.

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8/1. maddesinde, İş Mahkemesi nihai kararlarının tefhim tarihinden itibaren sekiz ( 8 ) gün içinde temyiz olunabileceği belirtilmektedir. Davacı vekili, kendisine 16.6.2005 tarihinde tefhim edilen kararı, Kadıköy İş Mahkemesine verdiği ve 23.6.2005 hakim havale tarihli süre tutum dilekçesi ile temyiz ettiğini bildirmiştir. Dilekçe anılan mahkemece, ( 2005/542 Muh. ) numarası ile Ankara 10. İş Mahkemesine gönderilmiş olup, anılan mahkemenin temyiz defterine kayıt tarihi 7.7.2005, temyiz harç tahsil müzekkeresi ise 11.7.2005 tarihini taşımaktadır.

Somut olayda, davacı vekilinin temyiz dilekçesi yasal sürede farklı yer hakimince havale edildiği, temyiz defterine kaydı yapılıp, temyiz harcı alınması gerekirken, sadece muhabere defterine kayıt yapılmasıyla yetinilerek, dilekçenin mahalli mahkemesine gönderildiği, temyiz kaydının ve harç tahsilinin bu yer mahkemesince sonrasında yerine getirildiği anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğuna, yapılan oylamada oyçokluğuyla karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi.

II- Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : A-Davacı isteminin özeti : Dava, 2147 sayılı Kanun uyarınca yapılan yurtdışı borçlanma dikkate alınarak emekliliğe hak kazandığının tespiti ile 3201 Sayılı Yasa kapsamında ödenen 3381 Doların ödeme anındaki kur üzerinden iadesi istemine ilişkindir.

B-Davalının yanıtının özeti : Davacıdan işten ayrılış tarihini bildirmesi istenmesine karşın, bu yönde bilgi verilmediği, şayet çalışmıyor ise istemi dikkate alınarak 2147 Sayılı Kanun uyarınca borçlanması ve Türkiye’deki çalışmaları ile yaşlılık aylığı bağlanacağını, aksi halde ise talebinin Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 10., 506 Sayılı Kanunun 62.maddesine istinaden reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır.

C-Yerel Mahkeme kararının özeti : Davanın kabulü ile, davacının 2147 sayılı Kanun gereği yaptığı borçlanma işleminin geçerli olduğunun ve yurda kesin dönüş şartı aranmaksızın kendisine talebini talep eden ay başından ( 01.12.2002 ) itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, davacının 3201 sayılı Kanuna göre yaptığı borçlanma sebebi ile ödediği, 3344.83- USD nin 30.07.1993 tarihi itibariyle TL karşılığı olan 38.231.473 TL nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

D-Temyiz evresi, bozma ve direnme : Taraflar vekilinin temyizi üzerine yerel mahkeme kararı Yüksek Özel Dairece; yukarıda başlıkta yazılı nedenlerle bozulmuştur. Yerel mahkemece; davacı vekilinin isteminin, haksız olarak yapılan 3201 sayılı Kanun kapsamında ödenen Doların ödeme tarihindeki kur üzerinden iadesine karar verilmesine ilişkin bulunduğu, bu açık talep karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesine aykırı olarak davacı vekilinin talebini aşan şekilde bozma kararı verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek direnme kararı verilmiştir.

E-Maddi olay : Almanya’da ( 1979-1983 ) tarihleri arasında geçen 49 aylık süre borçlanılmış, ödeme 19.12.1984 tarihinde yapılmıştır. Davacı, Kuruma verdiği 1993 tarihli dilekçesi uyarınca 3201 sayılı Kanun kapsamında ( 1983-1993 ) tarihleri arasındaki 3381 gün süre borçlandırılmış olup, 3344,83 USD karşılığı 38.231.473-TL’nın davalı Kurumun banka hesabına 30.7.1993 tarihinde yatırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, 1946 doğum tarihli olup, ilk sigortalılık başlangıç tarihi 1958’dir. Türkiye’de geçen sigortalı hizmeti 3469 prim gün sayısı, 2147 sayılı Kanun uyarınca borçlandığı yurtdışı çalışma ise 1470 günden ibarettir.

G-Gerekçe : Yerel mahkeme ile Yüksek Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; davacının istemi dikkate alındığında, 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun uyarınca yapılmış bulunan borçlanma ile kazanılan sigortalılık süresinin sürdürülmesi yönünde mahkemece karar verilip verilemeyeceği, bir başka ifadeyle sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeyeceği ilkesinin bu olayda uygulama yeri bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, “kabule göre” başlığı altında yapılan bozma tamamen bir eleştiri niteliğinde olup, bu nedenle de bozmada işaret edilen bu tür eleştirilere karşı direnme yönünde görüş bildirilemez.

Anayasanın, Sosyal Güvenlik hakkını düzenleyen ve herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alıp teşkilatını kuracağı yönündeki 60.maddesi ve 506 sayılı Yasanın 6.maddesinde yer alan “Sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği” hükmü dikkate alındığında Anayasal bir hak olan sosyal güvenlik hakkını, ortadan kaldıracak şekilde hüküm kurulamaz.

3201 Sayılı Kanunun borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3 .maddesinin Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 gün ve 36/198 sayılı kararı ile iptal edildiği, ardından anılan maddede 29.7.2003 gün ve 4958 sayılı Kanunun 56. maddesi ile yapılan düzenleme uyarınca yurda kesin dönüş şartı aranmaksızın borçlanma imkanının getirildiği, bu durumda davacı tarafından 3201 sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma ile kazanılmış sigortalılık süresinin, 2147 sayılı Kanun ve Türkiye çalışmaları nedeniyle bağlanacak yaşlılık aylığına, yurda kesin dönüş tarihini takiben eklenebileceği, bu durumda prim iadesinin sosyal güvenlik hakkından vazgeçme anlamı taşıyacağı ortadadır.

Sosyal güvenlik hakkından feragat anlamı çıkacak şekilde, 3201 sayılı Kanun uyarınca yapılmış borçlanmanın prim iadesi yoluyla tasfiyesine karar verilemez.

Kaldı ki, davacı 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanma hakkını kullandığı 1993 yılında, 2147 sayılı Kanun uyarınca borçlandığı süreler ile Türkiye çalışmaları toplamı, yaşı ve sigortalılık süresi dikkate alındığında, yaşlılık aylığı tahsisi için Kanunun aradığı koşulları sağlamadığı, borçlanmanın yapıldığı tarih itibariyle 3201 sayılı Kanundan yararlanması, yaşlılık aylığı tahsis koşullarının yerine getirilmesi için zorunlu bulunduğu da görülmektedir.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetildiğinde, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Taraflar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının davacıya geri verilmesine, 30.11.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Davacı, yurt dışında geçen çalışmalarından bir kısmını, 2147 sayılı yasaya, bir kısmını da 3201 sayılı yasaya göre SSK’ya borçlanmıştır.

28.11.2002 tarihinde, yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunda, kurumca kendisine gönderilen cevabi yazı ile; “Yurtdışında halen çalışıp çalışmadığının belirlenemediği gerekçesi ile, aylık bağlanamadığı” bildirilmiş ve bu nedenle yaşlılık aylığı bağlanamamıştır.Kurumun, tahsis tarihi itibariyle, çıkarttığı niza yerindedir. Gerek 3201 sayılı yasaya göre borçlanma yapması, gerekse yaşlılık aylığından yaralanması için, davacının yurt dışında çalışmakta olduğu işten ayrılması gerekmekte, bu durumu belirlenemediği için, yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli olan kesin dönüş koşulu eksik kalmaktadır. Ancak, davacının yurt dışındaki çalışmalarının sona erip ermediğini belirlemek, Türkiye-Almanya arasında akdedilen sosyal güvenlik sözleşme hükümleri gereğince, kurum için her zaman mümkün olabilmelidir..

Yurt dışı hizmet borçlanması ve aylık bağlama ilkeleri, 3201 sayılı yasanın 1, 3 ve 6 ncı maddeleri ile, bu yasanın uygulama yönetmeliğinde anlatılmaktadır. Bu maddelerde; Türk vatandaşlarının, yurt dışındaki çalışmalarının tamamını veya bir kısmını, istekleri halinde borçlanabilecekleri belirtilmektedir. Borçlanma için yurda kesin dönüş yapmayı zorunlu kılan 3 ncü madde, 25.04.2003 de Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de, aynı şartı içeren 6 ncı madde hükmü, yürürlülüğünü korumaktadır. Diğer yandan, 3201 sayılı yasanın bu maddeleri, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı yasa ile yeniden düzenlendiğinde, 6 ncı maddede yer alan yaşlılık aylığının bağlanabilmesi için, yurda kesin dönüş yapılmasının gerekliliği hususu ( çalıştığı işten ayrılmak şartı ), varlığını korumuştur. Bu nedenle, gerek davacının dava açtığı 23.05.2003 tarihi itibarıyla, gerekse hüküm tarihinde, 3201 sayılı yasanın 6 ncı maddesi gereği yurda kesin dönüş yapılmamış ise, tahsis talebinde bulunulduğunda, yaşlılık aylığı bağlanamayacaktır. Eğer bağlanmış ise, bu süre içerisinde aylığı askıya alınmış sayılacaktır. Böylece kesin dönüş yapılmaması engeli nedeniyle, yaşlılık aylığına kavuşulamamaktadır.

Davacı, eldeki davayı açarak, yürürlükteki 506 sayılı yasanın 4447 S.K. ile değişik 60/A-b maddesi gereğince, yaşı, hizmet süresi ve pirim ödeme gün sayısı dikkate alınarak, yurt içinde geçen, 506 sayılı yasaya göre ödenen pirim gün sayısı ile, sadece 2147 sayılı yasa gereğince yaptığı 49 aylık yurt dışı borçlanma süresi toplamı dikkate alınarak ( 3201 sayılı yasa borçlanması dahil edilmeden ) yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti ile, 3201 sayılı yasa borçlanması için ödenen 3344.83 doların ödenme anındaki kur üzerinden iadesini talep etmiştir.

Mahkemece, yürürlükte bulunan ilgili yasalar gereğince, davacının şartları yerinde bulunarak, istemin tamamının kabulüne karar verilmiştir.

2147 sayılı yasa gereğince, yapılan yurt dışı hizmet borçlanma süresi ve borçlanmanın geçerlilik şartları ile, 28.11.2002 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu hususlarında, davacı ve kurum arasında herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davacının 3201 sayılı yasaya göre de borçlanma yaptığından, bu sürelerin hesaba katılması ile, aylık bağlanabilme şartlarından olan, yurt dışındaki çalıştığı işten ayrılıp ayrılmadığının belirlenmesinin gerektiği hususuna dayanmaktadır.

Tarafların temyizi üzerine, mahkemece verilen kabul kararının, Yüksek 10 ncu Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucu; “Davacının yurda kesin dönüş yapmamış bulunsa dahi, yaptığı borçlanmanın, 3201 sayılı yasanın 3 ncü maddesi Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, kesin dönüş şartı aranmamakta ve geçerli bulunmakta ise de, 3201 sayılı yasanın aylık bağlanmasına ilişkin 6 ncı maddesi gereği, yurda kesin dönüş yapılmadıkça yaşlılık aylığı bağlanamayacağı şayet bağlanmış ise de kesilerek askıya alınacağı, kesin dönüş gerçekleştikten sonra tekrar ödemeye başlayacağının zorunlu olduğu ….

Somut olayda, 3201 borçlanmasının geçerliliğine, 2147 sayılı yasa aylığı 3201 sayılı borçlanmanın getireceği aylık arasındaki fark esas alınarak, yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren anılan yasa gereği yaptığı borçlanmaya bağlı yaşlılık aylığı ilave artış yapılması gerektiğinden borçlanma bedelinin davacıya iade edilmemesi gerekir. … kabule göre de 30.07.1993 de kurum kayıtlarına geçen 3344,83 ABD.dolarının iade tarihindeki Türk lirası karşılığının ödenmesine karar verilmemesi hatalıdır.” şeklinde 16.12.2004 tarihli bozma kararı verilmiştir.

Bozma ilamı incelendiğinde; birinci bozma nedeni olarak, borçlanma bedellerinin tümünün, kurum uhdesinde kalmasının gerektiği, iade edilecek meblağın, söz konusu olamayacağı hususu, kesin bir ifade ile belirtildiğinden, artık bozma kararının ikinci kısmında yer alan kabule göre; … bedelin iade tarihindeki kur üzerinden TL ye çevrilerek ödenmesi gerektiğine ilişkin olan hüküm, yan yana getirildiğinde değer arzetmeyecektir. Tercih edilmesi gerekenin, hükmün birinci bölümü mü, yoksa ikincisi mi olacağı anlaşılamamaktadır. Bu durumda, yön gösterici olması gereken bozma ilamı, tercih kargaşasına neden olmaktadır.İki bölüm birbiri ile çelişmektedir.

Davacının istemi 2 aşamalıdır. Birincisi; 2147 sayılı yasaya dayalı yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti ( 3201 sayılı yasaya dayalı borçlanmasının dikkate alınmaması suretiyle ), ikincisi; 3201 sayılı yasa gereği yurt dışı borçlanması için kurum veznesine 30.07.1993 tarihinde ödediği 3344.83 doların, ödeme anındaki kur üzerinden iadesi istemidir.

Mahkemece, istemin kabulüne karar verilirken, davacının yaşlılık aylığını hakediş hesaplanmasında, yurt içindeki çalışmalarına ilişkin olarak, 506 sayılı yasaya göre ödenmiş pirimleri ile, yurt dışı borçlanmalarından sadece 2147 sayılı yasa gereğince borçlandığı 49 aya ilişkin pirim ödemeleri toplamı esas alınmış, 3201 sayılı yasaya göre borçlanması ise, istem dışı olduğundan özellikle hariç tutulmuş, dava dilekçesinde yazılı olduğu üzere, 1993 yılında kurum veznesine ödediği 3344.83 Doların ödeme tarihindeki ( 30.07.1993 ) kur üzerinden davacıya iadesine karar verilmiştir. Hükmün bu bölümü, davacının dava dilekçesindeki istemine uygun düşmektedir. Bunun yanı sıra, dava dilekçesindeki anlatıma göre, iade istemi ile ilgili olarak aksi yönde bir yoruma varmak da mümkün değildir. Her ne kadar davacı, temyiz dilekçesinde; “3344.83 Doların ödeme anındaki kur üzerinden iadesini talep ettiği halde, isteminin mahkemece yanlış değerlendirilerek, 3344.83 Doların ödeme tarihindeki ( 30.07.1993 ) kur üzerinden davacıya iadesine karar verilmesinin hatalı olduğunu” ileri sürmüş ise de, davacının temyiz dilekçesinde sözünü ettiği istemi doğrultusunda hüküm kurulabilmesi için; örüşülmesi sırasında gündeme getirilmiştir. Bu davada vazgeçilmezlik ilkesinin benimsenmesi, her ne kadar HUMK.nun 91 ve müteaakip maddelerine ters düşse de isabetlidir.Şöyle ki; hizmet tesbiti davaları kabulle sonuçlandığında, davacının çalışma hayatına ilişkin SSK.ya bildirilmeyen süreler tespit edilerek, pirim ödeme gün sayısına eklenirken, işveren yönünden bu sürelere ilişkin olarak, karar kesinleştiğinde, SSK.ya pirim ödeme borcu doğmaktadır. Dolayısıyla, SSK.’nın ( Devletin ) kasasına paranın girmesi söz konusudur. Bu nedenle, davanın bir tarafı SSK.olduğu için kamu hukukunu ilgilendirmektedir. Davaların yargılama usulü de “resen” araştırma şeklindedir. Devletin taraf olduğu davalarda, “Kamu düzeninin korunması” ilkesinden hareketle, hizmet tespitine ilişkin davalarda, davacının, davasından “Feragat edemeyeceği yönünde görüş oluşturulmuştur. Bu davalarda tespit edilen hizmet; “ZORUNLU AKTİF SİGORTALILIKTIR.” Bu sigortalılığın yasal dayanağı,506 S.K.nın 6 ve 108 nci maddeleridir.Bu maddeler gereğince hüküm altına alınan hak, Kamu düzenini ilgilendirdiğinden, vazgeçilemez ve devredilemez. Eldeki bu davada, iptali istenen sigortalılık ise, Borçlanma esasına dayalı “İHTİYARİ SİGORTALILIKTIR.” Bu sigortalılığın yasal dayanağı ise; 2147 S.K. ile bunu ilga eden 3201 Sayılı Yasadır. Her iki yasanın ilgili maddelerinde, Kimlerin, ne kadar süre, hangi kuruma ve ne zaman borçlanabilecekleri, ayrıntılı bir biçimde anlatılmaktadır. Uygulama alanı tamamen T.C. vatandaşlarının hizmet süreleridir. Bu tür borçlanmalarla, yurt dışı çalışanlarına ikinci bir emeklilik geliri sağlanması amaçlanmakta, ancak, tercihe bağlı olup borçlanmayı zorunlu kılmamaktadır. Dolayısıyla, zorunlu olmayan bir sistemden her zaman çıkılabilir. Üstelik uzun süredir Yüksek 21 nci Hukuk Dairesinin yerleşik kararları da bu doğrultudadır.

Böylece, her iki sigortalılık halinin ilkelerini birlikte değerlendirdiğimizde, 3201 S.K.na tabi “İHTİYARİ SİGORTALILIK” sisteminden her zaman “Vazgeçilebilinir” ilkesi ile, “ZORUNLU AKTİF SİGORTALILIK” sisteminde geçerli olan; “Sosyal Güvenlik haklarından vazgeçilemez” ilkesinin, birlikte bağdaştırılamayacağı açıkça görülmelidir. BU DAVADA İKİNCİ İLKENİN TARTIŞMA YERİ YOKTUR.

Sonuç olarak, davacı, bu dava ile, 1993 yılında kuruma 3201 sayılı yasa gereğince yaptığı borçlanmadan vazgeçtiğinden, kuruma ödediği meblağı, Borçlar Kanunun “Sebepsiz Zenginleşme” hükümleri gereğince geri isteyebilecektir. Kaldı ki 3201 Sayılı Kanunda borçlanmadan vazgeçildiğinde, borçlanma bedelinin iadesine engel olan bir hüküm bulunmamaktadır.

Söz konusu ilkeler doğrultusunda, davacının istemini kabul eden mahkemenin ısrar kararını isabetli bulduğumdan, yukarıda anlatılan bu gerekçelerle, birbiri ile çelişen ve iki ayrı bölümden oluşan, ancak, ayrı ayrı tartışılmamış Yüksek 10 ncu Hukuk Dairesinin bozma ilamını tamamen benimseyerek, aynen kabul eden hukuk genel kurulunun çoğunluk kararına katılamamaktayım. 10. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2005/5778

Karar No.

2005/8956

Tarihi

20.09.2005

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/3/6.B/8

KAVRAMLAR

YAŞLILIK AYLIĞI

YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPAN SİGORTALININ YURTDIŞINDA TEKRAR ÇALIŞMAYA BAŞLAMASI

YURTDIŞI HİZMET BORÇLANMASI

ÖZET

YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPIP KENDİSİNE YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANAN SİGORTALI, YURTDIŞINDA TEKRAR ÇALIŞMAYA BAŞLADIĞI TAKDİRDE, ÇALIŞMAYA BAŞLADIĞI TARİHİ TAKİP EDEN AYBAŞINDAN İTİBAREN AYLIĞI KESİLİR. YENİDEN YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPIP SONRAKİ YURTDIŞI HİZMET SÜRESİNİ BORÇLANMAYANLARA ESKİ AYLIKLARI, YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPTIKLARI TARİHİ TAKİP EDEN AYBAŞINDAN İTİBAREN TEKRAR ÖDENMEYE BAŞLANIR. YURTDIŞINDA İŞSİZLİK SİGORTASINDAN YARDIM GÖRENLERİN, FİİLEN ÇALIŞANLAR GİBİ DEĞERLENDİRİLMESİ ZORUNLULUĞUNUN GÖZETİLMESİ GEREKİR

Davacı, 3201 sayılı Kanuna göre yapılan borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespiti ile kesilen yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Dava, hukuki nitelikçe; davacının 3201 sayılı Kanuna dayalı yurtdışı hizmet borçlanmasının geçerliliği ile Kurumca sonradan iptal edilen yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren bağlanması gerektiğinin tespiti ve aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

Öncelikle, 3201 sayılı Kanunun 8. maddesi hükmünde; 3201 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra 2147 sayılı Kanun ve Sosyal Güvenlik Kanunlarına göre kendilerine aylık bağlanmış olanlarla, aylık bağlanması için müracaat edip de aylığa hak kazanmış durumda bulunanların, anılan Yasadan yararlanamayacakları öngörülmüşse de, somut olayda; 01.03.1962 ile 26.07.1970 döneminde 972 gün yurtiçi hizmeti bulunan davacının; 12.07.1971 ile 31.10.1982 tarihleri arasındaki 132 aylık yurtdışı hizmetini 2147 sayılı Kanuna, 01.11.1982 – 30.06.1985 dönemindeki 959 günlük yurtdışı hizmet süresini de 3201 sayılı Kanuna göre borçlanıp borçlanma bedelini ödedikten sonra 3201 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunması, giderek 3201 sayılı Kanuna tabi borçlanma süresi dışlanarak 2147 sayılı Kanun uyarınca yaptığı borçlanma ve yurtiçi sigortalı hizmetlerine göre yaşlılık aylığına hak kazanabileceğinin S.S. Kurumunca davacıya sonradan bildirilmesi karşısında; anılan madde hükmünün davacı bakımından uygulanabilirliği bulunmadığından, Mahkemenin; davacının 3201 sayılı Kanuna dayalı yurtdışı hizmet borçlanmasının geçerliliğine ilişkin kabulü yerindedir.

Diğer taraftan; 3201 sayılı Kanunun 6/B maddesi hükmüne göre, yurda kesin dönüş yapıp kendisine yaşlılık aylığı bağlanan sigortalı, yurtdışında yeniden çalışmaya başlamışsa, çalışmaya başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren aylığı kesilir. Yurda yeniden kesin dönüş yapan ve sonraki yurtdışı hizmet süresini borçlanmayanlara eski aylıkları, yurda kesin dönüş tarihini takip eden aybaşından itibaren tekrar ödenmeye başlanır. Bu yönde; yurtdışında işsizlik sigortasından yardım görenlerin, fiilen çalışanlar gibi değerlendirilmesi gereğine ilişkin olgunun da gözetilmesi gerekir.

Somut olayda da; Türkiye’deki 506 sayılı Kanuna dayalı çalışma süresi ile 2147 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanuna göre borçlandığı yurtdışı hizmet süreleri gözetilmek suretiyle kendisine 01.08.1989 tarihi itibariyle 3201 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlanan davacının; Alman Sigorta Merciinden alınan 01.12.2003 günlü hizmet cetveline göre; yurda kesin dönüş yapıp yaşlılık aylığı bağlanmasından sonra, 01.07.1991 ile 15.03.1998 tarihleri arasında yurtdışında fiilen çalıştığı, 15.03.1998 ile 04.04.2001 tarihleri arasındaki sürede de işsizlik sigortasından yardım aldığının anlaşılması karşısında, davacıya 3201 sayılı Kanuna dayalı borçlanması da gözetilmek suretiyle 01.08.1989 tarihi itibariyle bağlanan, ancak yurtdışında yeniden çalışmaya başlaması nedeniyle 01.08.1991 tarihinde kesilen eski aylığının; davacının fiili çalışmasının sona ermesinden sonra da 04.04.2001 tarihine dek işsizlik yardımı almış olması nedeniyle işsizlik sigortasından yapılan yardımın sona erdiği, bu anlamda davacının yurda kesin dönüş yapmış olduğu 04.04.2001 tarihini takip eden aybaşından ( =01.05.2001 tarihinden ) itibaren yeniden davacıya ödenmesi gereğinin kabulü ile davaya konu, bu yöne ilişkin istem hakkında, bu çerçevede hüküm kurulmalıdır.

Yine; mahkemece, davacının 3201 sayılı Kanuna tabi borçlanma süresinin dışlanması durumunda bile, 01.08.1991 ile 01.05.1998 tarihleri arasındaki dönemde, Türkiye’deki çalışma süresiyle 2147 sayılı Kanun uyarınca borçlandığı yurtdışı hizmet süresine göre yaşlılık aylığına hak kazandığı kabul edilmişse de; dosya içeriğinde mevcut bilgi ve belgeler gözetildiğinde; 01.03.1962 ile 1970 döneminde Türkiye’de 972 günlük 506 sayılı Kanuna tabi sigortalı hizmeti, 2147 sayılı Kanuna göre 3960 günlük yurtdışı hizmet borçlanması bulunan davacı yönünden; 01.08.1991 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanunun 60/A bendinin ( a ), ( b ), ( c ) alt bentlerinde öngörülen yaşlılık aylığı tahsis koşulları gerçekleşmemiş olup 11.03.1943 doğumlu olan davacı, ancak, 55 yaşını ikmal ettiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.04.1998 ile 01.05.2001 tarihleri arasındaki sürede, aynı Kanunun 60/A-b bendine göre yaşlılık aylığına hak kazanabilecektir.

Ne var ki, Sosyal Sigortalar Kurumunun 23.06.2004 günlü yazısı içeriğinde; davacıya salt yurtiçi hizmet süresi ile 2147 sayılı Kanuna tabi borçlanma süresi gözetilmek suretiyle yaşlılık aylığı bağlanacağının ifade edilmesi karşısında; davacının 01.08.1991 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı hususu; özellikle 506 sayılı Kanunun 60/A-b bendinde öngörülen 5000 gün malullük-yaşlılık-ölüm sigortaları primi ödemiş bulunmaya ilişkin koşulun varlığı bakımından gereğince araştırılıp irdelenmelidir.

Açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), 20.09.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. T.C.

YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2005/3101

Karar No.

2005/6130

Tarihi

06.06.2005

İLGİLİ MEVZUAT

506-SOSYAL SİGORTALAR KANUNU ( SSK )/6

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/3

KAVRAMLAR

YURTDIŞI HİZMET BORÇLANMASI

YURDA KESİN DÖNÜŞ ŞARTININ KALDIRILMASI

DÖVİZİN İADESİ

ÖZET

SOSYAL GÜVENLİK HAKKININ ANAYASAL BİR HAK NİTELİĞİNDE BULUNDUĞU VE YİNE 506 SAYILI KANUNUN 6. MADDESİNDE YER ALAN “SİGORTALI OLMAK HAK VE YÜKÜMLÜLÜĞÜNDEN VAZGEÇİLEMEYECEĞİ” HÜKMÜ GÖZETİLDİĞİNDE; DAVACININ KENDİSİ DAHİ, İŞBU PRİMİNİ ÖDEDİĞİ YURTDIŞI HİZMET SÜRESİNE İLİŞKİN OLARAK SOSYAL GÜVENLİK HAKKINDAN VAZGEÇEMEYECEĞİNDEN, 3201 SAYILI KANUN KAPSAMINDA YAPTIĞI BORÇLANMA NEDENİYLE KURUMA ÖDEDİĞİ DÖVİZİN KENDİSİNE İADESİ DE MÜMKÜN DEĞİLDİR. MAHKEMECE; AÇIKLANAN MADDİ VE HUKUKİ ESASLAR GÖZETİLMEKSİZİN YANILGILI DEĞERLENDİRME SONUCU YAZILI ŞEKİLDE KARAR VERİLMESİ, KABULE GÖRE DE; SOSYAL SİGORTALAR KURUMU HARÇTAN BAĞIŞIK BULUNMASINA ( 4958 SAYILI KANUNUN 23/C MADDESİ ) RAĞMEN YARGILAMA GİDERLERİ KAPSAMINDA HARÇLA SORUMLU TUTULMASI, KARAR TARİHİ İTİBARİYLE YÜRÜRLÜKTE BULUNAN AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİNE GÖRE, KABULÜNE KARAR VERİLEN MİKTAR ÜZERİNDEN DAVACI LEHİNE FAZLA AVUKATLIK ÜCRETİNE HÜKMOLUNMASI USUL VE YASAYA AYKIRI OLUP, BOZMA NEDENİDİR

Davacı, 4075 Amerikan Dolarının tahsil tarihindeki kur bedeli üzerinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafına iadesine, bu isteği olmadığı takdirde 205.872.121 liranın yatırıldığı tarihten tahsil tarihine kadar işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Dava hukuki nitelikçe; davacının 3201 sayılı Kanuna dayalı olarak yaptığı yurtdışı hizmet borçlanmasının davalı Kurumca sonradan yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle iptal edildiğinden bahisle, Kuruma ödenen borçlanma bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından, davacının yurda kesin dönüş yapmadığından söz edilerek 3201 Sayılı Kanun kapsamında yaptığı yurtdışı hizmet borçlanması iptal edilmişse de; 3201 sayılı Kanunun borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3. maddesi, Anayasa Mahkemesinin işbu davanın açılmasından ( R21.10.2002 ) sonra, 25.04.2003 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 12.12.2002 gün ve 36/198 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Bu yönde; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının, kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu açık olduğu gibi bu kararlar; usuli kazanılmış hakkın, aleyhe bozma yasağının da istisnasını teşkil ederler.

Yine, 3201 sayılı Kanunun 3. maddesi hükmü, 4958 sayılı Kanunun 06.08.2003 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 56. maddesiyle değiştirilerek, yurtdışı hizmet borçlanmasının geçerliliği için, yurda kesin dönüş şartı kaldırılmıştır.

Hal böyle olunca da, davacının yurtdışı hizmet borçlanması geçerli olup, işbu borçlanma askıya alınarak yurda kesin dönüşün oluştuğu tarih takip eden aybaşından geçerli olmak üzere davacıya yeniden anılan Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir.

Öte yandan, sosyal güvenlik hakkının Anayasal bir hak niteliğinde bulunduğu ve yine 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde yer alan “sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği” hükmü gözetildiğinde; davacının kendisi dahi, işbu primini ödediği yurtdışı hizmet süresine ilişkin olarak sosyal güvenlik hakkından vazgeçemeyeceğinden, 3201 sayılı Kanun kapsamında yaptığı borçlanma nedeniyle Kuruma ödediği dövizin kendisine iadesi de mümkün değildir.

Mahkemece; açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, kabule göre de; Sosyal Sigortalar Kurumu harçtan bağışık bulunmasına ( 4958 sayılı Kanunun 23/c maddesi ) rağmen yargılama giderleri kapsamında harçla sorumlu tutulması, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, kabulüne karar verilen miktar üzerinden davacı lehine fazla avukatlık ücretine hükmolunması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.06.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2004/11480

Karar No.

2005/3826

Tarihi

18.04.2005

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/3/6

KAVRAMLAR

BORÇLANMANIN GEÇERLİ OLDUĞUNUN TESPİTİ

YAŞLILIK AYLIĞI

YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİN BORÇLANDIRILMASI

YURDA KESİN DÖNÜŞ ŞARTI

ÖZET

BORÇLANMANIN GEÇERLİLİĞİ İÇİN YURDA KESİN DÖNÜŞÜN ZORUNLU OLMAMASI VE YURDA KESİN DÖNÜŞ KOŞULU YERİNE GETİRİLMEKSİZİN YAPILAN BORÇLANMALARIN GEÇERLİ OLMASINA KARŞIN, 3201 SAYILI YASA’NIN 6.MADDESİNE GÖRE YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPILMADIKÇA YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANAMAYACAĞI VE GİDEREK AYLIĞIN BAŞLATILMAMASINA, ŞAYET BAĞLANMIŞSA AYLIĞIN KESİLEREK FUZULEN ÖDENEN YAŞLILIK AYLIKLARININ KURUMCA GERİ İSTENMESİNİN MÜMKÜN BULUNMASI HUKUKSAL GERÇEĞİ KARŞISINDA, HUKUKEN ASKIYA ALINAN YAŞLILIK AYLIĞI, YURDA KESİN DÖNÜŞÜN GERÇEKLEŞTİĞİ TARİHİ TAKİP EDEN AYBAŞINDAN İTİBAREN YENİDEN ÖDENMEYE DEVAM OLUNMALIDIR

Davacı, 3201 sayılı Yasa’ya göre yapılan borçlanma işleminin geçerli sayılmasına ve aylığının işsizlik yardımının bittiği tarihi takip eden aybaşından itibaren ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davacının temyizine gelince; davacı, davalı kurum işleminin iptali ile borçlanmasının geçerli olduğunun tespitine ve işsizlik yardımının kesildiği tarihten itibaren yeniden aylık bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, davacı tarafından 3201 sayılı Yasa’ya göre ödenen borçlanma bedelinin geri alındığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.Davalı kurum, aylık kesme işleminden sonra davacının borçlanma primlerini yersiz ödenen aylıklar nedeniyle doğan borcuna mahsup ettiğini bildirmiştir. Kurumun tek taraflı yaptığı mahsup işlemi davacının ödediği primleri geri aldığı anlamına gelmez. Davacının 3201 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanma işleminin geçerli olması durumunda kurumun tek taraflı olarak yaptığı mahsup işlemi dayanaksız kalacağından primlerin geri alınması söz konusu olamaz.

Davanın yasal dayanağını oluşturan, 3201 sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun” hükümlerine göre borçlanma isteminde bulunabilmek için yurda kesin dönüş yapılmasını şart kılan 3. maddesi Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 günlü Esas 2000/36 Karar 2002/198 sayılı kararı ile iptal edilmiş, ardından 4958 sayılı Yasa’nın 56. Maddesi ile getirilen düzenleme ile de bu koşul madde metninde yer almamıştır.

Diğer yandan, 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanan Türk vatandaşlarına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için öngörülen koşullarının hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerektiğine ilişkin aynı Kanunun 6. maddesi hükümleri Anayasa Mahkemesince iptal edilmemiş olup yürürlüktedir.

3201 Sayılı Yasa’nın 6. maddesinin ( B )bendi hükümlerine göre, yurda kesin dönüş yapıp kendisine yaşlılık aylığı bağlanan sigortalı yurt dışında çalışmaya başlamış ise yaşlılık aylığı kesilir; yurda yeniden kesin dönüş yapanların aylıkları yeniden hesaplanarak ödenmeye devam olunur. Yurtdışında işsizlik sigortasından yardım görenlerin fiilen çalışmışlar gibi değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin hukuksal gerçek de göz ardı edilmemelidir.

Belirtilen nedenlerle borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşün zorunlu olmaması ve yurda kesin dönüş koşulu yerine getirilmeksizin yapılan borçlanmaların geçerli olmasına karşın, 3201 Sayılı Yasa’nın 6.maddesine göre yurda kesin dönüş yapılmadıkça yaşlılık aylığı bağlanamayacağı ve giderek aylığın başlatılmamasına, şayet bağlanmışsa aylığın kesilerek fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının Kurumca geri istenmesinin mümkün bulunması hukuksal gerçeği karşısında, hukuken askıya alınan yaşlılık aylığı, yurda kesin dönüşün gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden ödenmeye devam olunmalıdır.

Mahkemece davacının yurtdışı ilişkisinin kesildiği tarihe kadar olan devreye ait yaşlılık aylıklarının istirdadı işleminin yasaya uygun bulunması karşısında, bu tarihten sonraya ilişkin yaşlılık aylığı iptalini ve aylıkların iadesini öngören Kurum işleminin iptaline karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2004/11435

Karar No.

2005/1102

Tarihi

14.02.2005

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/1/3/4/5

KAVRAMLAR

YURT DIŞI HİZMET BORÇLANMASINI İPTAL EDEN KURUM İŞLEMİNİN İPTALİ

YAŞLILIK AYLIĞI

YURDA KESİN DÖNÜŞ

ÖZET

3201 SAYILI YASA UYARINCA YURT DIŞINDAKİ HİZMETLERİNİ BORÇLANAN DAVACIYA ALMAN SİGORTA MERCİİ TARAFINDAN 01.07.1997 TARİHİNDEN İTİBAREN AYLIK BAĞLANDIĞI DİKKATE ALINARAK, BU TARİHTE YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPTIĞININ KABULÜ İLE TAKİP EDEN AYBAŞINDAN İTİBAREN YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANMASINA KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN 01.07.1997 TARİHİNDEN İTİBAREN AYLIK BAĞLANMASINA KARAR VERİLMESİ USUL VE YASAYA AYKIRI OLUP BOZMA NEDENİDİR

Davacı, 3201 sayılı Kanuna göre borçlanılan hizmet sürelerini iptal eden Kurum işleminin iptali ile borçlanma işleminin geçerli olduğunun ve kesilen aylığın yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : 3201 sayılı Yasa uyarınca yurt dışındaki hizmetlerini borçlanan davacıya Alman Sigorta Mercii tarafından 01.07.1997 tarihinden itibaren aylık bağlandığı dikkate alınarak, bu tarihte yurda kesin dönüş yaptığının kabulü ile takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi gerekirken 01.07.1997 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün fıkrasında yer alan “01.07.1997” tarihinin silinerek yerine “01.08.1997” tarihinin yazılmasına, ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 14.02.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2004/2835

Karar No.

2004/5710

Tarihi

21.06.2004

İLGİLİ MEVZUAT

506-SOSYAL SİGORTALAR KANUNU ( SSK )/62

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/3/6

KAVRAMLAR

KARİNE NİTELİĞİ

YAŞLILIK AYLIĞININ KESİLMESİ

YURDA KESİN DÖNÜŞ KOŞULU

İŞSİZLİK VE HASTALIK SİGORTASINDAN YARDIM ALMAK

ÖZET

İŞSİZLİK VE HASTALIK SİGORTASINDAN YARDIM ALMAK, KİŞİNİN YURT DIŞINDA OTURDUĞUNA VE YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPMADIĞINA KUVVETLİ BİR DELİL VE KARİNE OLUŞTURUR. ANCAK BU KARİNENİN AKSİ, SOMUT OLAYIN ÖZELLİKLERİ İÇİNDE BELİRLENECEK AYNI GÜÇTE DELİLLERLE İSPAT OLUNABİLİR. DAVACININ YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPTIĞI TARİH ARAŞTIRILARAK TESPİT OLUNACAK KESİN DÖNÜŞ TARİHİNİ TAKİP EDEN AYBAŞINDAN AYLIK BAĞLANMASINA KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN, FİİLİ ÇALIŞMANIN SONA ERDİĞİ 30.11.1997 TARİHİNİ TAKİP EDEN AYBAŞINDAN İTİBAREN YAŞLILIK AYLIĞINA HAK KAZANILDIĞININ TESPİTİNE KARAR VERİLMİŞ OLMASI USULE VE YASAYA AYKIRI OLUP BOZMA NEDENİDİR.

DAVA : Davacı, kesilen yaşlılık aylığının fiili çalışmasının sona erdiği tarihi takip eden aybaşından geçerli olmak üzere yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

KARAR : Dava; 3201 sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma ve 01.09.1990 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanan yaşlılık aylığının, yurda kesin dönüş koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle bağlandığı tarih itibariyle iptaline dair Kurum işleminin iptali ile borçlanmanın geçerli sayılmasının ve iptal edilen yaşlılık aylığının fiili çalışmanın sona erdiği 30.11.1997 tarihini takip eden aybaşı olan 01.12.1997 tarihinden itibaren bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olup; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davacının Alman Sigorta Merciinden alınan hizmet cetvelinde 29.07.1974-30.11.1997 tarihleri arasında fiilen çalıştığı, 13.11.1998-13.04.2000 tarihleri arasında işsizlik ve hastalık yardımı aldığı anlaşılmaktadır. İşsizlik ve hastalık sigortasından yardım almak kişinin yurt dışında oturduğuna ve yurda kesin dönüş yapmadığına kuvvetli bir delil ve karine oluşturur. Ancak bu karinenin aksi, somut olayın özellikleri içinde belirlenecek aynı güçte delillerle ispat olunabilir.

Hal böyle olunca davacının yurda kesin dönüş yaptığı tarih araştırılarak tespit olunacak kesin dönüş tarihini takip eden aybaşından aylık bağlanmasına karar verilmesi gerekirken, fiili çalışmanın sona erdiği 30.11.1997 tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespitine karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.06.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2004/1968

Karar No.

2004/5572

Tarihi

08.06.2004

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/3/6

KAVRAMLAR

YURT DIŞI HİZMET BORÇLANMA İŞLEMİ

EMEKLİ AYLIĞININ YENİDEN BAĞLANMASI TALEBİ

YURDA KESİN DÖNÜŞ

ÖZET

DAVACI MURİSİNİN 3201 SAYILI YASAYA GÖRE YAPILAN YURTDIŞI HİZMET BORÇLANMA İŞLEMİNİN GEÇERLİ OLDUĞUNUN TESBİTİNE VE EMEKLİ AYLIĞININ YENİDEN BAĞLANMASINA KARAR VERİLMESİNİ İSTEMİŞTİR. KAMU DÜZENİNE İLİŞKİN İŞBU SOSYAL GÜVENLİK DAVASINDA DAVALI SSK’NIN TEMYİZ AŞAMASINDA İBRAZ ETTİĞİ ALMAN SOSYAL GÜVENLİK MERCİİNİN YAZISI UYARINCA YURT DIŞINDAN 1.8.1995 TARİHİNDE EMEKLİ OLDUĞU, BÖYLELİKLE BU TARİH İTİBARİYLE YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPTIĞI VE DAVALI KURUMUN 1.6.1995-1.8.1995 TARİHLERİ ARASINDAKİ YAŞLILIK AYLIKLARINI İPTAL ETMESİNİN YERİNDE OLDUĞU, BU NEDENLE DAVANIN KISMEN REDDEDİLMESİ GEREKİR

Davacı murisinin 3201 sayılı yasaya göre yapılan yurtdışı hizmet borçlanma işleminin geçerli olduğunun tesbitine ve emekli aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten Mursal tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı SSK’nın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3201 sayılı Yasaya göre, yurt dışı hizmetlerini borçlanan ve buna bağlı kendisine yaşlılık aylığı bağlanan bir Türk Vatandaşının uzun sayılabilecek bir süre sonra; yaşlılık aylığından yararlanma koşullarından biri olan yurda kesin dönüş koşulunun bulunmadığının anlaşılması üzerine, Kurumca; gerek borçlanma ve gerekse yaşlılık aylığının iptaline ilişkindir.

Kesin dönüş koşulunu hem borçlanma hem de aylık bağlama istemleri yönünden zorunlu kabul eden görüşün dayanağı 3201 sayılı yasanın yukarıda açıklanan 3. ve 6. maddeleridir. Her iki maddede de açıkça kesin dönüş koşulu aranmışken, bu iki maddenin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 Gün Ve 2000/36-2002/198 Sayılı kararı ile; “08.05.1995 günlü, 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun; A- 3. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan “… Yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş ..” Sözcüklerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda açıklanan kararı ile 3201 sayılı Yasanın 3. maddesinde yer alan borçlanma koşullarından “yurda kesin dönüş koşulu”nun iptal edilmiş olması karşısında, “davacı işçinin borçlanma işleminin iptaline yönelik kurum işleminin tüm hukuki sonuçları ile birlikte iptaline”, aylık bağlama işlemi açısından da “davacı işçinin yurda kesin dönüşünün gerçekleştiği tarihe kadar bu hakkının askıda olduğu kabul edilerek işlem yapılması gereğini gözetmeyen kurum işleminin iptaline” karar verilmelidir.

Mahkemece; davacının yurda kesin dönüş yaptığı tarihin yurt dışından emekli olduğu tarih olan 9.11.1990 tarihi olduğu ve 1.6.1995 tarihi itibariyle davacıya aylık bağlandığı dikkate alarak davacı isteminin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Ne var ki, kamu düzenine ilişkin işbu sosyal güvenlik davasında davalı SSK’nın temyiz aşamasında ibraz ettiği Alman Sosyal Güvenlik merciinin yazısı uyarınca yurt dışından 1.8.1995 tarihinde emekli olduğu, böylelikle bu tarih itibariyle yurda kesin dönüş yaptığı ve davalı Kurumun 1.6.1995-1.8.1995 tarihleri arasındaki yaşlılık aylıklarını iptal etmesinin yerinde olduğu, bu nedenle davanın kısmen reddedilmesi gerektiğinden ve bu yanlışlığın giderilmesi ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü hüküm fıkrasının 1.bendi silinerek yerine “Davanın kısmen kabulüne, davacı işçinin borçlanma işleminin iptaline yönelik kurum işleminin tüm hukuki sonuçları ile birlikte iptaline, aylık bağlama işlemi açısından da, davacı işçinin yurtiçinde aylık bağlandığı 1.6.1995 tarihi ile yurda kesin dönüşünün gerçekleştiği tarih olan 1.8.1995 tarihleri arasındaki dönemde davalı Kurumun yaşlılık aylıklarını iptal etmesinin yerinde olduğunun ve yurda kesin dönüşünün gerçekleştiği tarih olan 1.8.1995 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine” sözcüklerinin yazılmasına ve hüküm fıkrasına “dava kısmen reddedildiğine göre davalı Kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 300.000.000 TL maktu vekalet ücretinin davacı tarafından alınarak davalı tarafa verilmesine” rakam ve sözcüklerinin eklenmesine davalı hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 8.6.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2004/353

Karar No.

2004/2764

Tarihi

05.04.2004

İLGİLİ MEVZUAT

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/3/4/5

4958-SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU/56

KAVRAMLAR

BORÇLANMANIN GEÇERLİLİĞİNİN TESPİTİ

YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPMA

EMEKLİ AYLIĞI BAĞLANMASI

ÖZET

DAVANIN YASAL DAYANAĞINI TEŞKİL EDEN 3201 SAYILI YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUNUNDA YER ALAN “YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPTIKTAN SONRA İKİ YIL İÇİNDE BAŞVURU YAPMA” ŞARTI, 06.08.2003 GÜN VE 25191 SAYILI RESMİ GAZETEDE YAYINLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİREN 4958 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU’NUN 56. MADDESİ İLE DEĞİŞTİRİLİP BU ZORUNLULUK KALDIRILDIĞINDAN YASA GEREĞİNCE YAPILAN BORÇLANMA BAŞVURULARININ BU SÜRE DİKKATE ALINMADAN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİR

Davacı, borçlanmasının geçerli olduğunun kabulü ile, 2002 Haziran ayından itibaren emekli aylığı bağlanmasına ve doğacak zarar nedeniyle gecikme faizinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nesrin Şengün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Davacı, 01.01.1972-31.12.1987 tarihleri arasında Almanya’da gerçekleşen hizmetlerini 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanabilmesi için 14.03.2001 tarihli başvurusunun; borçlanmanın, yurda kesin dönüş tarihinden itibaren 2 yıllık sürenin geçirildiği gerekçesiyle reddine dair Kurum işleminin iptali ile borçlanmasının mümkün olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece; Anayasa Mahkemesi’nce, 3201 sayılı Kanun’un borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3. maddesinin iptal edildiği 12.12.2002 tarihinden geçerli olmak üzere borçlanma talebinin kabulü gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki; Kurumun, davacının borçlanma talebini reddetme sebebi, Mahkemenin kısmen kabul gerekçesinde belirtildiği gibi “yurda kesin dönüş yapılmamış olması” değil, borçlanmanın; yurda kesin dönüş tarihinden itibaren 3. maddede yazılı 2 yıllık süre geçirildikten sonra yapılmış olmasıdır.

Davanın yasal dayanağını teşkil eden 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 3. maddesi, 06.08.2003 gün ve 25191 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 56. maddesi ile değiştirilerek, borçlanmanın; yurda kesin dönüş yapıldıktan sonra 2 yıl içinde yapılması gerektiğine dair zorunluluk kaldırıldığından yasa gereğince yapılan borçlanma başvurularının, anılan yasanın 4 ve 5. maddeleri çerçevesinde işlem yapılmak üzere kabulü gerekir.

Açıklanan nedenlerle borçlanmanın kabulü gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, Anayasa Mahkemesi’nin borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3. maddesinin iptal tarihinden geçerli olmak üzere borçlanmanın geçerliliğine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.

SONUÇ : Hükmün gerekçesinin yukarıda açıklanan şekilde değiştirilmesine ve hüküm fıkrasının 1. bendinin borçlanmanın geçerliliğine ilişkin ilk cümlesinin silinerek, yerine “Davanın, borçlanmanın geçerliliğine ilişkin bölümünün kabulü ile; 3201 sayılı Kanun’un 4958 sayılı Kanun’un 56. maddesi ile değişik 3. maddesi uyarınca, davacının borçlanma isteminin; anılan yasanın 4 ve 5. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmek üzere kabulü gerektiğinin TESPİTİNE” sözlerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 05.04.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas No.

2003/3208

Karar No.

2003/4982

Tarihi

13.06.2003

İLGİLİ MEVZUAT

1086-HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU (HUMK)/76

2709-TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI/153/60

3201-YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN/3/3/6

KAVRAMLAR

ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARLARI, KESİNLEŞMİŞ HÜKÜMLER DIŞINDA USULİ KAZANILMIŞ HAK

ALEYHE BOZMA YASAĞI

YURDA KESİN DÖNÜŞ ŞARTI

YURT DIŞI HİZMETLERİN BORÇLANILMASI

ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI

ÖZET

YURT DIŞI HİZMETLERİN BORÇLANILMASINDA, YURDA KESİN DÖNÜŞE İLİŞKİN YASA MADDESİ ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLMİŞTİR. SÖZ KONUSU İPTAL KARARI ELDEKİ DAVANIN HÜKME BAĞLANMASINDAN SONRA YAYINLANMIŞTIR. ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI, KESİN HÜKÜM DIŞINDA USULİ KAZANILMIŞ HAKKIN İSTİSNASINI OLUŞTURUR. ALEYHE BOZMA YASAĞI ANAYASAL HAK OLAN SOSYAL GÜVENLİK HAKKINI ORTADAN KALDIRACAK ŞEKİLDE HUKUKA VE HAKKANİYETE AYKIRI OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ.

DAVA VE KARAR : 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 gün ve 36/ 198 sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 5.2.2003 gün ve 21-790/61 sayılı kararı ile borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşün zorunlu olmadığına ve yurda kesin dönüş koşulu yerine getirilmeksizin yapılan borçlanmaların geçerli olduğuna, ancak yurda kesin dönüş yapılıncaya kadar borçlanma hukuken askıya alınarak 3201 Sayılı Yasanın 6. maddesine göre yurda kesin dönüş yapılmadıkça yaşlılık aylığı bağlanamayacağı ve giderek aylığın başlatılmamasına, şayet bağlanmışsa aylığın kesilerek fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının kurumca geri istenmesinin mümkün bulunduğu, hukuken askıya alınan yaşlılık aylığının yurda kesin dönüşün gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden ödenmeye devam olunması gerektiğinin kararlaştırıldığı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu bulunduğu, Anayasanın 153. maddesine göre, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının; gerekçesi yazılmadan açıklanmasının mümkün bulunmamasına ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesine, somut olayda, iptal kararının; inceleme konusu hüküm tarihinden sonra 25.4.2003 gün ve 25089 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmış bulunması nedeniyle sigortalının böyle bir iptal kararından haberdar olmamasının doğal bulunmasına ve bu nedenle Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının; maddi anlamda kesinleşmiş hükümler dışında kalan davalar yönünden usuli kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde bulunmasına ( Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı Cilt: 5 Sh: 6346 ), Anayasanın 60. maddesinde “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” hükmünün öngörülmüş bulunmasına, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile sigortalı aleyhine hükümler içeren yasa maddesi ortadan kalktığından, iptal kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı 25.4.2003 gününden sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 76. maddesi uyarınca yürürlükteki yasaları tatbik etmekle yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay’ın yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulünün doğal bulunmasına ve aleyhe bozma yasağının; anayasal bir hak olan sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracak şekilde değerlendirilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı bulunmasına göre Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve yukarıda özetlenen Hukuk Genel Kurulu kararı çerçevesinde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ve özellikle hakkın özüne ilişkin olarak hükmü temyiz etmeyen sigortalı yararına BOZULMASINA, Başkan R .A.’nın muhalefetine karşı; Üye C. E., M. Z. E., S. K. ve S. C.’nin oylarıyla ve oyçokluğuyla 13.6.2003 gününde karar verildi.

Son düzenleme tarihi 23 Şubat 2020 16:54

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.