Yasal Mal Rejimine Özgü İspat Kuralları

Yasal Mal Rejimi Hükümlerine Özgü İspat Kuralları

Hukukun genel ispat kuralları ile çeşitli kanunlarda koyulmuş diğer kanıtlayıcı hükümler dışında: TMK nun EMKR ne özgü olarak konulmuş bazı ispat kuralları da bulunmaktadır. Nitekim TMK nun 222. maddesinde: “Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddialarını ispat ekmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.” hükmüyle vaz edilmiş bulunan bu kurallar EMKR uygulamalarında belirleyici bir niteliğe sahiptir.

-EMKR’de İspat Yükümlülüğü İddiada Bulunan Kimseye Aittir

TMK nun 222. maddesinin I. fıkrasında konulan; “Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.”

-EMKR’de Envanterin Doğruluğu Karinesi Vardır

Kanunda: Eşlerden her biri, diğerinden her zaman mallarının envanterinin resmi senetle yapılmasını isteyebilir. Bu envanter, malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde yapılmışsa, aksi ispatlanmış olmadıkça bu envanterin doğru olduğu kabul edilir” hükmü konulmuştur.

Envanter; “Bir ticaret kuruluşunun para, mal ve diğer varlıklarıyla genel olarak borçlu ve alacaklı durumlarını, nicelikli ve değerleriyle ayrıntılı olarak gösterme ve bu durumu gösteren çizelge” olarak tanımlanabilir. Türk Ticaret Kanununun 73. maddesinde de; “Envanter çıkarmak; saymak, ölçmek, tartmak ve değerlendirmek suretiyle, bilanço günündeki mevcutları kati bir şekilde ve müfredatlı olarak tespit etmektir. Mevcutlar, alacaklar ve borçlar işletmeye dahil iktisadi kıymetleri ifade eder.

Medeni kanunda yazılı envanter ise; bir eşin mülkiyetinde bulunan edinilmiş, kişisel ve paylı bütün malvarlığının tespiti, kazanılma tarihi ve bunların bir belgeye kaydı suretiyle yapılmalıdır. Envanteri yapılan malvarlıklarının neler olduğunun ve bunların dökümü sırasındaki nitelik ve değerlerinin belirlenmesi ise kuşkusuz ki diğer eş hazır bulunduğu halde ve envanter sahibi eşin beyanlarına göre yapılacaktır. Bu bakımdan da söz konusu envanterin her iki eş tarafından da imzalanması gerekir. Envanter yapımında esas olan budur. Ancak mal rejimlerinde düzenlenecek olan envanterlerin özgünlüğü eşlerin yalnızca malvarlıklarını içerip borçlarını içermemeleridir.

İşte kanunun 216. maddesi bütün mal rejimlerinin uygulamalarında eşlerden her birine, yukarıda açıklanan bir envanteri resmi şekilde yaptırılmasını talep etme hakkını vermektedir. Yani TMK’na göre; bir eş, diğer eşten tüm malvarlığının resmi şekilde düzenlenecek bir envanterinin yapılmasını isteme hakkına sahip bulunmaktadır. Kanunun aradığı şekil ise; envanterin noterlikçe
düzenleme şeklinde ya da imzalarının onanması usulüyle oluşturulmasıdır. Düzenleme şeklinde olmayıp yalnızca imzaların onanması yoluyla düzenlenen belgeler resmi senet hüviyetinde olmakla birlikte, envanter güç ve kapsamına sahip olamazlar . Ancak bu usulde dahi; noterlerin ilgili envanterdeki beyanların doğruluğunu araştırma görevi bulunmamakta ve görevleri yalnızca
beyanların tutanağa geçirilmesi ya da yazılı metnin altındaki imzaların onanmasıyla sınırlı bulunmaktadır.

Böyle bir envanterin yani resmi şekilde düzenlenmiş bir envanterin; “Malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde yapılmışsa, aksi ispatlanmış olmadıkça doğru olduğu kabul edilir” Bunun ise malların değerleri konusunu kapsamamakla birlikte, tasfiye sırasında malların nitelik ve miktarları ile mülkiyetinin belirlenmesinde çok önemli bir delil oluşturacağı kuşkusuzdur. Ancak bu delilin aksinin ispat edilebilecek bir karineden ibaret olduğunun da unutulmaması gerekir. Mamafih, eşlerden malvarlıklarının tespitinde böylesine önemli bulunan envanter yaptırılmasını talep etme hakkının eşlerin kişiliğine bağlı bir hak olduğu ve bu bakımdan da münhasıran kişiye bağlı olup mirasçılar ile alacaklılara geçmeyeceği ve bu haktan feragat edilemeyeceği de belirtilmelidir.

Ancak bu konuya eklenmek gerekir ki; TMK nun 185.maddesine göre: “Eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorunda” olduklarından; her eşin envanter yaptırmak konusunda diğer eşe yardımcı olması gerekir. Onun içindir ki bu gereklere uymayan eşin, kendisine düşen evlilik birliği görevlerini yerine getirmekte ihmali bulunduğu kabul edilebilir. Böyle bir durumda ise; envanter yaptırılmasını arzu eden tarafın diğer eşle ilgili olarak Aile Mahkemesine başvurmak suretiyle mezkur envanterin mahkemece yapılmasını istemek hakkı bulunmaktadır.

Böyle bir olgu içinde; envanterin mal sahibi eş ve tarafların gösterdikleri şahitler dinlenilip diğer deliller değerlendirilerek ve gerektiğinde davalı cşiıı yokluğunda yapılması da mümkün bulunmaktadır \ Diğer yönden mal sahibi eş, diğer eşin talebine karşın envanterin yapımında zorluk çıkarırsa. TMK nun 206/4 maddesinde yazılı: “Diğer eşin, istemde buluna eşe, malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması” durumuna girmiş olmakla, talep eden eşin mahkemeden tabi bulundukları mal rejiminin olağanüstü mal rejimine çevrilerek mal ayrılığı rejimine geçilmesini isteme hakkı kazanacağı açıktır.

-EMKR’de Malların Niteliğinin Tespitinde Edinilmiş Mal Karinesi Uygulanır

TMK nun 222/3 maddesinde: “Bir eşini bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.” kuralı konulmuştur. Maddenin gerekçesinde de: “Bir eşin tüm mallarının aksi kanıtlanıncaya kadar edinilmiş mal sayılması yönünde bir karine getirilmiştir. Bu durumda eş bu malın edinilmiş mal değil kişisel mal olduğunu iddia ederse, birinci fıkradaki kural gereğince bunu bizzat ispatla yükümlü olacaktır. Bunu ispat edemediği takdirde ise söz konusu mal eşlerin edinilmiş malı sayılacaktır.” şeklinde bir açıklama getirilmiştir.

İşte kanunun koyduğu bu kural; “Edinilmiş Mal Karinesi” olarak isimIcndirilmektedir. “Karine” nin sözlük anlamı; “Karışık bir iş veya sorunun anlaşılmasına, çözümlenmesine yarayan durum, ipucu” dur . Hukuki anlamı ise: “Belli bir olaydan, belli olmayan diğer bir olay için çıkarılan sonuç” olarak açıklanabilir1 7. Bunlann kanun tarafından konulanlanna “Kanuni Karine” denilir. Kanuni karine; “Beli bir olaydan, belli olmayan bir olay için kanun tarafından çıkarılan sonuçlardır” Eğer karinenin aksinin ispatı mümkün görülmemişse bu nitelikteki karinelere “Kesin Kanuni Karine” ve eğer aksinin ispat edilebilmesi kabul edilmişse, bu nitelikte olanına da “Adi Kanuni karine” denilir171*. İşte bu ölçütler içinde; edinilmiş mallar karinesi; aksinin ispatının müm-
kün kılınmış olması dolayısıyla Adi Kanuni Karine sayılır.

Bu karine ile; Taraflar arandaki mal rejiminin EMKR olması bilinenine dayanılarak; bu rejime tabi olan eşlerin bütün mallarının Edinilmiş Mal olduğu kabulünü çıkarılmıştır. Ancak bu karinenin koyduğu kuralın aksi ispat edilmek suretiyle, karinenin o olaydaki belirleyici olma vasfı önlenebilir. Öyleyse, mevcut kurallara göre; EMKR de mevcut olan malların hepsinin öncelikle edinilmiş mal olarak ele alınması ve bu evrede söz konusu malların edinilmiş mal olmadığı şeklinde bir iddia ortaya atılırsa; bu iddia sahibine ileri sürüdüğü hususları ispat etmesi için fırsat verilmesi gerekeceği açıktır.

Yani: “Mevcut malların statüleri belirlenirken önce ve peşinen bütün malların edinilmiş mal olduğu kabul edilir. Bu malların kişisel mal olduğu ispatlanırsa, bunlar kişisel mal statüsünde sayılacaklardır.”171′ Söz konusu malların kişisel malvarlığı grubuna girdiği ispatlanamaz ya da bu malların hangi mal grubuna girdiği hususunda bir kuşku kalmış bulunursa, bu halde mezkur malların edinilmiş mal sayılmaları zorunlu olacaktır .

Ancak buruda vurgulanması gerekir ki; TMK nun edinilmiş mallan tanımladığı 219. maddesinde ömek olarak belirlediği edinilmiş malların, kişisel mal olduğu hususundaki iddiaların dinlenmesi mümkün değildir. Çünkü bunların edinilmiş mal statüsünde oldukları kanun tarafından özellikle belirilmiştir. Buna karşılık; TMK nun 221. maddesine göre: “Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle. bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.” Bu sebeplerledir ki; taraflarca yapılacak anlaşmalarda. EMKR deki malların statüleri belirlenirken, eşlerin yukarıda açıklanan kanun hükümlerine aykırı kabullerde bulun-
mamaları gerekecektir.

-EMKR’de İkame İlkesi Vardır

TMK nun 219/5 maddesinde: konulan; Edinilmiş malların yerine geçen değerlerin de. edinilmiş mal sayılacağı hükmü. EMKR uygulamalarında bu rejime tabi malların niteliklerinin belirlenmesinde başlıca ölçütlerden biri olan İkame İlkesine kaynaklık etmiştir. TMK nun 219/5 maddesine ilişkin gerek- çede: “5 numaralı bent hükmü, edinilmiş maların yerine ikame edilen değerleri de edinilmiş mal olarak korumaktadır. Bu anlamda olmak üzere edinilmiş bir malın bedel karşılığında elden çıkarılması halinde bu bedel: edinilmiş mal olan bir arsanın kat karşılığı  inşaat sözleşmesine konu edilmesi sonucu edinilen bağımsı/. bölümler buraya girer. Aynı şekilde edinilmiş bir malın lıasara uğraması ya da yok olması halinde bunun için ödenen tazminatlar da edinilmiş mal sayılacaklardır.”11*1 şeklindeki açıklamalarıyla bu husus vurgulanmıştır.

İkame İlkesi gereğince; edinilmiş malların yerine geçen şeyler, yine edinilmiş mal sayılmak zorunluluğundadır. İkame ilkesiyle, “Yeni edinilen bir malvarlığı değerinin, bu malın ediniminde rol oynayan mal gruplarından birine, eşlerin iradelerinden bağımsız olarak özgülenmesi olarak tanımlanmıştır.”1′ “Kaim Değer” yani değişimde kullanılan malvarlığı değerinin yerine geçmiş bulunan yeni mal varlığı değeri, hangi cins malın harcanmasıyla elde edilmiş ise, o harcanan değerin cinsine uygun bir nitelikle oluşur.

Bu oluşumda dikkat edilmesi gereken en önemli üç öğe: Bu olgu ile harcanan arasında bir sebep sonuç ilişkisi bulunması: Harcanan malvarlığı değerinin olduğu gibi elde edilen yeni malvarlığı değerinin de aynı eşe aidiyeti: Ve eğer kazanımın elde edilmesinde hem edinilmiş ve hem de kişisel mallar kullanılmış ise; yeni mal varlığı değerinin kullanılma yoğunluğuna göre tayin edile- ceği; hususlarıdır18′. Ancak, eğer yeni malvarlığı değerinin elde edilmesinde, hangi cins malvarlığı değerinin daha çok kullanıldığı saptanamıyorsa. o zaman Edinilmiş Mal Karinesi gereği: söz konusu yeni mal varlığı değerinin edinilmiş mal sayılması zorunlu olacaktır. Bu arada vurgulanmak gerekir ki: TMK nun 219. maddesinin 2. fikrası,”Sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının personele yardım amacı ile kumlan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemelerin” edinilmiş mal sayılacağını amirdir. Ancak bu gelirler TMK nun 228/2 maddesinde belirtilmiş bazı koşulların gerçekleşmesi halinde, kişisel mal olarak da sayılabilmektedirler. İşte TMK nun 219 ve 228 maddelerindeki bu kuralların karşılıklı uygulamalarında. İkame İlkesinin bir istisnası oluşturulmuştur.

-EMKR’de Paylı Mülkiyet Karinesi Geçerlidir

TMK’nun 222/2. maddesinde: “Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar, onların paylı mülkiyeti sayılır” hükmü konulmuştur. Bu hüküm, kanunun söz konusu maddeye ilişkin gerekçesinde: “Maddenin ikinci fıkrası, paylı mülkiyet lehine bir karine öngörmüştür. Buna göre bir malın eşlerden birinin mülkiyetinde olduğu iddia edilir ve fakat bu husus ispat edilemezse, bu malın eşlerin paylı mülkiyetinde olduğu kabul edilecektir. Burada getirilen karine kesin olmayıp, diğer eş bu karineyi çürüterek, çelişme konusu  malın paylı mülkiyet değil, kendi mülkiyetinde olduğunu kanıtlayabilir” şeklinde açıklanmıştır. Yani; “Bir malın, eşlerden hangisine ait olduğunun kanıtlanması mümkün olmayan hallerde, bu malın eşlerin paylı mülkiyetinde olduğu “kabul edilecektir.

TMK nun 226/2. maddesinde: “Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu olan bir mal varsa, eşlerde biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yaralanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek sureliyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir” hükmü bağlamında; bir malın paylı mülkiyet şeklinde olmasının tasfiyeyi paylaşım bakımından olumsuz yönde etkileyebileceği düşünülürse; EMKR deki Paylı Mülkiyet Karinesinin uygulamadaki öneminin daha iyi ortaya çıkacağı açıktır.

-EMKR’de Yönetim Kendine Bırakılan Eşin Vekalet Akdine Tabi Olduğu İlkesi Vardır

TMK nun 215. maddesine göre: “Eşlerden birinin açık veya örtülü olarak mallarının yönetimini diğer eşe bırakması halinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça vekalet hükmü uygulanır.”

Kanun maddesinde açıkça ifade edilmiş bulunan bu ilke, mezkur maddenin gerekçesinde de: “Maddede bir eşin açık veya örtülü olarak malarının yönetimini diğerine bırakması halinde, aksi kararlaştırılmadıkça, eşler arasında vekalet hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu hükme göre, bir eş açıkça veya ses çıkarmamak suretiyle fiilen, mallarının yönetimini diğer eşe bırakabilir. Yönetimin açıkça diğer eşe bırakılması için mutlaka bir mal rejimi sözleşmesi yapılması şart değildir. Bir iş veya şirket sözleşmesi çerçevesinde de bu yönetim diğer eşe bırakılabilir. Bu gibi durumlarda vekalet değil, bu sözleme hükümlerinin uygulanacağı tabiidir.” kolaylıklar yanında; eşlere, birbirlerinden yönetimle ilgili alacak ve tazminat haklarının elde edilmesi bakımından bazı fırsatlar tanıdığı da ortadadır.

Nitekim; kanunun 217.maddesinde yazılı: “Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez” kuralı gereğince, eşler kendi aralarındaki mevcut anlaşmalar dolayısıyla; yönetimle ilgili olarak birbirlerinden ve mal rejiminin tasfiyesine gerek kalmadan, kararlaştırılan ya da akdi sebeplerle doğan alacaklarını isteme olanağına kavuşabileceklerdir.

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak ve kopyalamak için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için site menüsünde yer alan Soru-Cevap forumuna katılmanız ve 10 adet farklı başlık altında cevap yazmanız gerekmektedir. Giriş şifreniz 10 adet cevabınız sonrası tarafınıza iletilir.