Anasayfa » MAKALELER » YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA TEMİNAT SENEDİ

YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA TEMİNAT SENEDİ

Not: Her uyuşmazlık kendine özgü farklılıklar taşımaktadır.Her dava süreci kendisine özerk bir nitelik taşır.Bu nedenle tarafımızla iletişime geçerek detaylı bilgi ve olayınıza uygulanabilecek prosedürü öğreniniz.


 YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA TEMİNAT SENEDİ


  ÖZET:   * MENFİ TESPİ     * SENET İPTALİ DAVASI     * GEÇERSİZ SÖZLEŞME     * HARİCİ ARAÇ SATIM SÖZLEŞMESİ

Esas : 2007/13-277

Karar: 2007/273

”Somut dava, menfi tespit ve senet iptali davasıdır. Haricen yapılan araç satım sözleşmesi ve buna dayanılarak verilen ceza ve teminat niteliğindeki belgeler hukuki sonuç doğurmaz. Geçersiz sözleşmelerde bir taraf karşı taraftan verdiğini geri isteyebilir. Davacı ile dava dışı üçüncü kişi ve bu kişi ile davalı arasındaki araç satışları haricen yapıldığı için gerek harici araç satım sözleşmeleri ve gerekse buna dayalı teminat senedi hukuki sonuç doğurmaz. Davalı, geçersiz sözleşmeye dayanarak aracın kendisine devrini ve devir için verilen teminat senedinin tahsilini davacıdan isteyemez. Bu nedenle, mahkemece, davacı tarafından verilen teminat senedinin iptaline, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekir.”


 ÖZET   * TEMİNAT SENEDİ   * ŞİKAYET İSTEMİ  * İSPAT YÖNTEMİ

Esas : 2012/12-768

Karar : 2013/312

                ” Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; borçlular tarafından alacaklı bankaya 24.03.2008 tanzim tarihli bononun 24.03.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilip verilmediği; burada varılacak sonuca göre bahsi geçen bonoya dayanılarak alacaklı tarafından borçlular hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapılıp yapılamayacağı noktalarında toplanmaktadır. Takipte dayanılan 24.03.2008 tarihli ve 150.000 YTL tutarlı bonoda, bononun teminat amaçlı verildiğine yönelik bir açıklama olmadığı gibi, taraflar arasında düzenlenen 24.03.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde de dayanak senedin teminat olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Ayrıca icra mahkemesi dar yetkili mahkemedir. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerekir. İcra mahkemesi bu konuda sözleşmedeki maddelerin yorumlanması, gerçek borç miktarı ile takibe konulan miktarın üzerinde durarak araştırma yapamaz. İcra mahkemeleri şekli inceleme ile karar verir. Bu durumda mahkemece, itirazın reddine karar verilmesi gerekir.”


ÖZET: TEMİNAT SENEDİDİR İBARESİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİLDİR.

Esas : 2001/12-496

Karar : 2001/534

”Takip konusu senet arkasında “işbu senet teminattır” biçimindeki açıklama, neyin teminatı olduğunu açıkça belirtmediğinden, anılan senedin teminat senedi olduğunun kabulüne yeterli değildir.”


ÖZET: SENETTE TEMİNATI İSPAT YÜKÜNÜN DAVALI TARAFA GEÇMESİ

Esas : 2003/19-290

Karar : 2003/286

”Somut olayda; taraflar arasında süregelen ticari ilişkide davalı satıcı hiçbir bedel almadan davacı alıcıya mal göndermekte, alıcı, fatura düzenlenip para ödeninceye kadar geçen süre içinde geçerli olmak üzere, teslim aldığı malların bedeline mahsuben avans olmak üzere, satıcıya bir bono düzenleyip vermekte, fatura düzenlenip satış bedeli ödendiğinde, satıcıda bulunan bono alıcıya iade edilmektedir. O halde, dava konusu bono teminat olarak değil, alıcının teslim aldığı mallarının bedeline mahsuben alındığı, anlaşılmaktadır. Davacı borçlu söz konusu bonoyu bir ticari ilişki sırasında, mal bedeli fatura edilip ödendiğinde geri verilmek üzere, teminat amacıyla verildiğini bildirmiş, alacaklı ise borç karşılığı verildiğini savunmuştur. Açıkça görüleceği üzere davacı borçlunun beyanı, senedin ihdas nedenine daha uygun bir beyan olup, her ne kadar dava dilekçesinde teminat olarak verildiğini belirtmiş ise de, taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği göz önüne alındığında, sözü edilen senedin avans amacıyla verildiği belirgindir. Öyle ise, burada iki taraflı ta´lil söz konusu değildir.”Malen”kaydı bulunan senedin ihdas nedenini, borç karşılığı verildiğini savunan davalı ta´lil etmiştir. Hal böyle olunca; mahkemece kanıt yükünün senet metnini ta´lil eden davalı tarafta olduğu gözetilerek, davalının savını kanıtlayabilmesi için olanak verilip, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kanıt yükünün tayininde yanılgıya düşülerek direnme kararı verilmesi hatalı olup bozulması gerekir.”
     


ÖZET: BONONUN TEMİNAT AMACIYLA VERİLDİĞİ İDDİASININ TERSİNİN KANITLANMASI İÇİN YAZILI DELİLE BAŞVURMA ZORUNLULUĞU OLDUĞU (ESKİ HUMK ZAMANINDA VERİLEN KARAR )

Davacı, bononun teminat amacıyla verildiğini iddia etmiş, davalı ise senedin verilen borç para karşılığı düzenlendiğini savunmuştur. Bu durumda davacının senede yönelik teminat iddiasını HUMK. nun 290. maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerekmektedir. Her ne kadar mahkemece, taraflar arasındaki kira sözleşmesi gerekçe gösterilerek senedin teminat senedi olduğu sonucuna varılmış ise de, kira sözleşmesinde dava konusu senetle ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle kira sözleşmesinin teminat iddiasının kanıtı olarak kabul edilmesi doğru değildir.


 ÖZET:TEMİNAT SENEDİNDE İSPAT SORUNU, SENEDİN ÜZERİNDE TEMİNAT AMACININ YAZMAMASI

”Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçluların, yasal sürede icra mahkemesine yaptıkları başvuruda, takibe dayanak bonoların alacaklı banka ile imzalanan kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini, bononun teminat senedi olması nedeniyle kambiyo takibine konu edilemeyeceği iddiasıyla takibin iptalini talep ettiği, mahkemece, bononun kredi sözleşmesinin teminatı olduğu gerekçesiyle İİK.nun 170/a-2 maddesi gereğince takibin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının; hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda, takip dayanağı senette, senedin teminat amaçlı verildiğine yönelik bir açıklama olmadığı gibi, borçlular, senedin takip alacaklısı bankaya teminat olarak verildiği iddialarını, senede açıkça atıf yapan bir sözleşmeyle de ispatlayamamışlardır. O halde mahkemece, borçluların itirazının reddine karar verilmesi gerekir.”


ÖZET: İSPAT YÜKÜNÜN DAVALIYA GEÇTİĞİ HALLER

Davacı, eldeki dava ile avukatı olan davalının kendisinin bilgisi dışında çekmiş olduğu teminat bedelini iade etmemesi üzerine davalı hakkında başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir. Davalı, davacının talimatı doğrultusunda çektiği parayı davacının borcuna karşılık alacaklıya ödediğini savunmuş, Mahkemece, itirazın iptali davasında ispat yükünün davacıda olduğu ve davacının teminatın kendisine iade edilmediğini ispat edemediği, buna karşılık davalının teminatı alacaklıya ödediğine ilişkin makbuz sunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ile davalı arasında vekalet sözleşmesi bulunmakta olup, vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. 6098 Sayılı BK’nun 508. maddesi hükmü gereğince, vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği her şeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Davalının, çektiği teminat bedelini davacının talimatı ile alacaklısına ödediğine ilişkin savunmasına karşılık, davacı böyle bir talimat vermediğini ileri sürdüğüne göre, bu konuda talimat aldığını savunan davalı bu iddiasını yasal delillerle ispatlamalıdır. Müddeabihin miktarı ve davacının açık muvafakatının bulunmaması nedeniyle HMK 200. maddesi gereğince somut olayda tanık dinlenemez. Dinlenen tanık beyanlarına da itibar edilemez.


ÖZET: TEMİNAD SENEDİNİN SENEDİN ARKASINDA YAZILMIŞ OLAN ŞART NEDENİYLE KAMBİYO SAYILAMAYACAĞI VE ÖDEME ÖRNEK 10 EMRİ İLE İCRA MEMURUNUN YAPTIĞI İŞLEMİN ŞİKAYETE TABİ OLDUĞU

”İcra ve İflas Kanununun 168 inci maddesinin 1 inci bendine göre “İcra memuru senedin kambiyo senedi olduğunu ve vadesinin geldiğini görürse, borçluya senet suretiyle birlikte hemen bir ödeme emri gönderir”. Somut olayda alacaklı, arka yüzüne sözleşmeye ve ödeme zamanına ilişkin kayıt düşülmüş bonoya dayalı olarak takibe girişmiş ve icra müdürü de anılan yasal düzenleme çerçevesinde borçluya (örnek 10) ödeme emri TEBLİĞ ETMİŞTİR. Bu durumda öncelikle takip dayanağı belgenin kambiyo senedi vasfını haiz olup olmadığı ÜZERİNDE DURULMALIDIR.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776 ncı maddesine göre bononun senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesi ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelime, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadi, vade, ödeme yeri, kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adı, düzenlenme tarihi ve yeriyle düzenleyenin İMZASI BULUNMALIDIR.

Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel UNSURLARINDAN BİRİDİR. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin OLMASI GEREKİR. Öztan’ın da ifade ettiği gibi poliçe ve bono keşidesi “şart kabul etmeyen” bir işlemdir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. b., Ankara 1997, s.451). Nitekim Türk Ticaret Kanunu’nun 777 nci maddesi zorunlu unsurları taşımayan senedin bono niteliğinde olmadığını belirttikten sonra vade, keşide ve ödeme yeri konusunda da yedek hukuk kuralı getirerek oluşabilecek boşlukları doldurmuş ve belirlilik ilkesini bu ŞEKİLDE DESTEKLEMİŞTİR. Avizo, bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de illetten mücerretlik veya muayyenlik vasfını ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konması, onun kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırır.

Somut olayda takip konusu edilen bononun arkasına “İnşaat SÖZLEŞMESİNE AİTTİR. İnşaatın bitimine kadar ödenecektir” şeklinde konulan ibare ödemeyi başka bir olayın vukuuna bağlamış ve bu haliyle bononun muayyenlik unsurunu ve dolayısıyla kambiyo senedi vasfını ORTADAN KALDIRMIŞTIR. Nitekim keşideci borçlu da (ancak yargılamayla belirlenebilecek biçimde) inşaatın tamamlanmadığını ve henüz ödeme zamanının gelmediğini İLERİ SÜRMÜŞTÜR.

Bono vasfı bulunmayan belgeye dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapılamayacağına ilişkin kural da (İİK.m.168/1) dikkate alındığında borçlu aleyhine bu yolla takip yapılması DOĞRU DEĞİLDİR.”


 

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Soru Sor
Danışma Formu
WhatsApp
Telefon Görüşmesi