Yargıtay Kararı:Y8HD, 10.11.2015, E. 2015/12278, K. 2015/20136

Ara 14, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

ÖZET: Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için ayrı yöntem uygulanır.

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı-birleşen dosyada davalı Abdullatif vekili, evlilik içinde edinilen mal varlıkların erkek tarafından satın alındığını, bir kısmının erkek üzerine kayıtlı ise de bir kısmının da erkeğin işlerinin yoğunluğu ve Türkiye’ye gelememesi sebepleriyle kadın
adına tescil edildiğini, kadının alımlarda katkısı bulunmadığını açıklayarak fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydı ile dava dilekçesinde yazılı taşınmazların dava tarihi itibarıyla sürüm değerlerinin tespit edilerek katkı payına dayalı tazminat olarak
100.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, harcını tamamladığı 03.11.2014 tarihli dilekçe ile talebini toplam 951.905,65 tl olarak ıslah etmiş, birleşen davanın ise reddini savunmuştur.

Davalının Savunması

Davalı-birleşen dosyada davacı Tülün vekili, müvekkilinin de çalıştığını ve katkısı olduğunu, 876 parseli ise müvekkilinin babasının kızına hediye ettiğini, erkeğin alımlarda katkısı olmadığını açıklayarak asıl davanın reddini savunmuş, birleşen dosyada ise, dava dilekçesinde bildirdiği 6 parça taşınmazın ortak kazançla edinildiğini açıklayarak taşınmazlara ait 1/2 hissenin iptali ile Tülün adına tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere taşınmazların belirlenecek rayiç değerlerinin davacıya ait 1/2 hissesi (katkı payı) karşılığının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Yargılama Neticesi

Mahkemece, asıl dava yönünden davanın kabulüne, toplam 951.905,65 TL katkı payı alacağının 100.000 TL. bakımından dava tarihinden, 851.905,65 TL bakımından ise 03.11.2014 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı Tülün’den tahsiline, birleşen dava yönünden ise davanın kısmen kabulü ile Kuşadası 5 nolu bağımsız bölüm yönünden 13.500
TL, Belen/Karapelit 524 sayılı parsel yönünden 18.150 TL, Osmaniye 175 ada 4 parsel yönünden 16.998,87 TL olmak üzere toplam 48.648,87 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı Abdullatiften tahsiline, Osmaniye 337 ada 8 parsel, Odabaşı 1686 parselde 11 nolu bağımsız bölüm ile Anayazı 940 parsel yönünden taleplerin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davalı-birleşen dosyada davacı Tülün vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.

01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal
ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM 170 m). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun
genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK 544, TBK 646 m). Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi mallan üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallannın idaresi kendisine aittir (TKM 186/1 m). Her birinin mallan, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallandır (TKM 189.m). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir. Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alman tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş,
gündelik, kar payı vs gibi) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay’ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.

Bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM’nin 152.maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir.

Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak
kabul edilerek, tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacağı miktarları hesaplanır.

Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.Somut olaya gelince; eşler, 26.06.1980 tarihinde evlenmiş, 26.12.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 03.11.2008 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir ( TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m).

Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 s.lı TMK 179 m). 1- Dosya kapsamı, toplanan deliller karşısında, Belen 1562 ada 1 parselin 28.08.1997, Harbiye 1283 parseldeki 4 nolu dairenin 26.10.2000, Dervişiye köyü 691 ada 8 parselin 24.01.1985 tarihinde Tülün adına, 175 ada 4 parselde zemin kat 1 nolu dairenin 11.09.1992, Kuşadası 164 ada 16 parselde 5 nolu meskenin 01.09.1989, Belen 524 parselin 02.08.1991 tarihinde Abdullatif adına, taraflar arasında mal ayrılığı rejimi geçerli iken edinildiklerine, her iki tarafın da çalışarak düzenli gelir elde ettikleri dosyaya getirtilen bir kısım tercüme sigorta belgeleri, gerek eldeki dosyada, gerekse boşanma dosyasında dinlenen taraf tanık beyanları ile ispatlandığına, az yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda taraf gelirleri ve TKM’nin 152.maddesi ile hakkaniyet de gözetilerek tespit edilen kadın için % 30, erkek için % 70 katkı oranlan yerinde olduğuna, taşınmazların dava tarihleri itibarıyla taraflar lehine belirlenen katkı payı alacaklanna esas piyasa sürüm değerlerinin konusunda uzman bilirkişilerce değere etki edecek tüm olumlu olumsuz faktörlerle, serbest piyasa alım-satım rayiçleri de dikkate alınarak belirlendiğine, bu taşınmazlarla ilgili olarak bulunan katkı payı alacak miktarlan usul ve yasaya uygun görüldüğüne, taleple bağlı kalındığına, Abdullatif adına edinilen ve Mahkemece birleşen dosyada redde karar verilen Osmaniye 337 ada 8 parselin 21.06.1993 tarihinde kadastro ile edinilmiş ise de kadastro sırasında Abdullatif adına 17.12.1974 tarihli tapu kaydı uygulandığına, yine Odabaşı köyü 1686 ada 11 nolu dairenin 23.10.1978, Anayazı köyü 940 parselin ise 21.05.1977 tarihinde evlenme tarihinden önce edinildiklerinden tasfiyede dikkate alınma imkanları olamayacağına, bu taşınmazlarla ilgili verilen red kararı yerinde olup, bu yüzden 337 ada 8 parselle ilgili kamulaştırma sebebiyle Abdullatif adına hesapta bulunan kamulaştırma bedeli açısından ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik ek kararla ilgili temyiz isteği de incelenemeyeceğine göre davalı-birleşen dosyada davacı Tülün vekilinin aşağıda yazılı 876 parsel dışında kalan asıl ve birleşen dosyada dava konusu diğer taşınmazlarla ilgili diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Her ne kadar dava konusu Osmaniye 691 ada 8 parsel, boşanma dava tarihinden kısa süre önce 16.09.2005 tarihinde Tülün tarafından elden çıkartılmış olduğundan tasfiyede dikkate alınması doğru ise de mal ayrılığı rejimi sırasında edinilen bu taşınmazın devri dikkate alınarak, katkı payı alacağı açısından TKM’nde bir hüküm bulunmamakla birlikte TMK’nın 230/2. maddesi gözetilerek 2009 yılı dava tarihindeki değerden hareketle hakkaniyete göre dikkate alınacak değer üzerinden katkı payı alacağının belirlenmesi gerekirken devir tarihindeki 2005 yılı değeri gözetilerek yazılı şekilde katkı payı alacağına hükmedilmesi hatalı ve bu taşınmazla ilgili hükmün bu yüzden bozulması gerekli ise de bu hata ve hükmedilen miktar Tülün lehine olduğundan, aleyhe bozma kuralı temyiz eden Tülün aleyhine bozma sevk edilemeyeceğinden temyiz edenin sıfatına göre bozma yapılmamış, bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.

2- Tülün adına edinilen Dervişiye köyü 876 parsele gelince; bu taşınmaz 23.09.1989 tarihinde Tülün’ün babası Yaşar Güneşli tarafından dava dışı üçüncü kişiden satın alınmış, 16.07.1990 tarihinde de babası tarafından kızı Tülün’e tapuda satış gösterilerek devredilmiştir. Mahkemece, alternatifli bilirkişi raporundaki taşınmazın edinilmiş mal olduğu kabul edilerek, katkı payı alacağı hesaplanmış ve Tülün aleyhine 489.025,66 TL katkı payı alacağına hükmedilmiştir. Taşınmazın babası tarafından kızı Tülün’e tapuda satış gösterilerek yapılan devrin dosya kapsamı ve toplanan deliller karşısında gerçekte bir karşılık alınmadan, karşılıksız kazanma yoluyla bedelsiz ve bağış niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar davacı Abdullatif vekili tarafından, esasen Tülün adına alınması için Tülün’ün babası Yaşar’a para gönderildiği, geçici olarak Yaşar’ın taşınmazı üzerine aldığı ve sonrasında kızı Tülün’e devrettiği, Yaşar’ın alımında para göndermek suretiyle katkıda bulunulduğu iddia edilmiş ise de bu hususta dosyada herhangi bir belge bulunmadığı gibi, konu ile ilgili dinlenen tanıklar da soyut, duyuma, Abdullatif in anlattıklarına ve tahmine dayalı açıklamalarda bulunduklarına göre Abdullatif vekili iddiasını ispat edememiştir.

Bu nedenle 876 parselin Tülün’ün kişisel malı olduğu kabul edilerek davacı Abdullatif in bu taşınmazla ilgili açtığı davasının reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece 876 parselle ilgili de Abdullatif lehine 489.025,66 TL katkı payı alacağına hükmedilmesi doğru olmamıştır. (Y8HD, 10.11.2015, E. 2015/12278, K. 2015/20136)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.