Yargıtay Kararı:Y8HD, 04.07.2011, E. 2010/7123, K. 2011/3930

Ara 14, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

Rızaen boşanmak amacıyla boş kağıdı imzalayarak davalı eşe verdiğini, davacının kağıdı doldurarak icra takibi başlattığını, evlilik birliği içerisinde edinilen bölüm ve otomobil için toplam 25.000 TL talep ettiğini açıklayarak borçlu olmadığının tespitine ve takibe dayanak taahhütname başlıklı belgenin iptaline karar verilmesi istemine ilişkin uyuşmazlık evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmaz ile otomobilden oluşan mal varlığının tasfiyesine ilişkindir.

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı vekili, tarafların 1992 yılında evlendiklerini, aralarındaki geçimsizlik nedeniyle rızaen boşanmak amacıyla 12.04.2003 tarihinde boş kağıdı imzalayarak davalı eşe verdiğini, davalının kağıdı doldurarak icra takibi başlattığını, evlilik birliği
içerisinde edinilen 265 ada 3 parsel üzerindeki 2 nolu bölüm ve 33 EV 200 plakalı otomobil için toplam 25.000 TL talep ettiğini açıklayarak borçlu olmadığının tespitine ve takibe dayanak 16.04.2004 tarihli taahhütname başlıklı belgenin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalının Savunması

Davalı vekili, taahhütnamenin kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiğini, imzaya itiraz edilmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Mahkemece önceki kararda davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yüksek Yargıtay 13.Hukuk Dairesi tarafından uyuşmazlığın mal rejiminin tasfiyesine ilişkin olması ve Aile Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğine işaret edilerek bozma sevk edilmiş, mahkemece bu kez davanın kısmen kabulüne, davacının İcra Müdürlüğünün 2005/50 Esas sayılı takip dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, senet iptali ve tazminata ilişkin
talebin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümü, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar, 1992 yılında evlenmişler, davalı kadın tarafından 28.04.2003 tarihinde açılan ilk boşanma davası kanıtlanamadığı gerekçesiyle Erdemli Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.03.2004 tarih 2003/641 Esas 2004/161 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş hüküm, 2.Hukuk Dairesi tarafından onanarak 29.11.2004 tarihinde kesinleşmiş bu kez davacı tarafından 01.06.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulle sonuçlanması üzerine 22.04.2010 tarihinde kesinleşen hükümle boşanmışlardır.

Taraflar arasında evlilik tarihinden 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TMK. m. 170.), bir yıl içinde başka mal rejimini seçmediklerinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 01.06.2007 tarihine kadar eşler arasında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 s.K. md. 10/1, 4721 s.K. TMK md. 202/1.).

Mahkemece, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. HUMK.nun 74,75 ve 76. maddeleri uyarınca hakim, tarafların hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, Türk Kanunlarını re’sen uygulamakla yükümlüdür. Hâkimin tarafların bildirdikleri vakıalar ile bağlı olması bu kurala aykırı değildir. Çünkü tarafların bildirdikleri vakıalara uygulanacak hukuk kaidesini bulmak ve uygulamak tamamen Hâkimin işidir. Taraflar ileri sürdükleri vakıaların mahiyeti hakkında yapmış oldukları hukuki tavsif ve sebepler hâkime yardımcı olursa da bunlarla asla bağlı değildir (Bkz. Prof Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü Üçüncü Baskı Sayfa 348; Prof. Dr. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku Cilt: 1, Sayfa 200).

Dava dilekçesinin tavsifi Hâkime ait olup, tarafların iddia ve savunmaları doğru algılanmalıdır. Yüksek Yargıtay 13 .Hukuk Dairesinin bozma ilamındaki açıklamalar ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlık evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmaz ile otomobilden oluşan mal varlığının TMK.nun 227.maddesi uyarınca tasfiyesine ilişkindir. Mahkemece, evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmaz ve otomobil ile tarafların çalışma ve gelirlerine ilişkin kayıt ve belgelerin bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmesi, taşınmaz ve otomobilin edinme tarihleri belirlenerek tarafların yaptıkları katkının saptanması, tarafların ileri sürdükleri deliller eksiksiz olarak toplanması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra yukarıdaki açıklamalar da dikkate alınarak uyuşmazlık çözüme kavuşturulması gerekirken uyuşmazlığın mahiyeti hatalı değerlendirilmek suretiyle yazılı şeklide davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Karşı oy: Dava, borçlu olmadığının tespiti, 04.04.2003 tanzim ve 16.04.2004 vade tarihli senedin iptali, tamamen haksız ve kötü niyetle yapılan takip nedeniyle % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesi isteğine ilişkindir. Davacının borçlu olmadığının tespitine ve fazlaya ilişkin isteklerinin reddine yönelik hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yüksek Daire çoğunluğunca “Uyuşmazlığın TMK.nun 227.maddesi uyarınca mal varlığının tasfiyesine” ilişkin bulunduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 04.04.2003 tarihinde düzenlenen taahhütnamede; “Eşi Ümmühan Eker ile evlilik birliğinden sonra aldıkları malları aşağıdaki şekilde, birlikte değerlendirdiklerini, bu malların toplam değerinin Yi’si olan 43.000.000.000 (Kırküçmilyar.) TL’yi 16 Nisan 2004 tarihinde kayıtsız şartsız Ümmühan Eker’e ödemeyi kabul ve taahhüt ederim” yönündeki belgenin davalı Ümmühan Eker tarafından Erdemli İcra Müdürlüğünden 2005/50 Esas ile takibe konulduğunu, vekil edeni hakkında icra takibi yapıldığını, İcra Müdürlüğüne yapılan itiraz ile takibin durduğunu, Erdemli İcra Hukuk Mahkemesinde açılan davanın reddedildiğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından ret kararının onandığını, karar düzeltme isteğinin de reddedildiğini, hükmün 19.06.2006 tarihi itibariyle kesinleştiğini, davalı Ümmühan Eker’in boşanma dava dilekçesiyle maddi tazminat olarak 265 ada 3 parseldeki bağımsız bölüm için 14’ye isabet eden 15.000.000.000, dükkan için aynı orana karşılık olmak üzere 5.000.000.000 ve 33 ve 200 plakalı araç bakımından da yine !4 ‘ye karşılık gelen 5.000.000.000 TL olmak üzere toplam 25.000.000.000 TL maddi tazminat istediğini, bu isteklerin boşanma davasıyla birlikte değerlendirilerek reddedildiğini, kesinleşen boşanma kararıyla sabit olduğunu, icraya konulan belgenin borç ikrarını içeren belge niteliğinde bulunmadığını açıklayarak İİK’nun 72.maddesi uyarınca, vekil edeninin borçlu olmadığının tespitine, 04.04.2003 tanzim tarihli senedin iptaline ve haksız takipten dolayı takibe konulan değer üzerinden % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece verilen 17.06.2005 gün ve 2005/90 Esas, 2005/205 Karar sayılı karar ile davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yüksek Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 10.04.2006 gün 2006/762 Esas ve 2006/5207 sayılı ilamıyla; “…İsteğin evlilik sırasında edinilen mallar nedeniyle katkı payı isteğine ilişkin bulunduğu, bu bakımdan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin istendiği, davanın 15.03.2005 tarihinde açıldığı ve dava devam ettiği tarihte henüz boşanmanın gerçekleşmediği, bu nedenle olayda davaya bakmaya Aile Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle…” bozma sevk edilmiştir. Bozma ilamında; davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmediği vurgulanmıştır.

Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve bozma sonrası yapılan yargılama sonunda 05.07.2006 tarihli kararıyla; davacının Erdemli İcra Müdürlüğünün 2005/50 Esas sayılı dosyasıyla davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin isteklerinin reddine karar verilmesi üzerine davalı vekili tarafından temyiz edilen hüküm az yukarıda da belirtildiği gibi Yüksek Daire çoğunluğunca; “…HUMK.nun 74, 75 ve 76 .maddeleri gereğince maddi olayları ileri sürmek taraflara hukuki nitelendirmeyi yapmak ve sevk maddesini belirlemek ise hakime ait olduğu, uyuşmazlığın TMK.nun 227.maddesi uyarınca mal varlığının tasfiyesine ilişkin bulunduğu…” görüşüyle bozma yapılmasına karar verilmiştir.

Dava dilekçesinin hiçbir yerinde ev, dükkan ve otomobilden kaynaklanan katkı payı alacağı ya da edinilmiş mallara katılma alacağı yönünde davacının herhangi bir isteğine rastlanılmamıştır. Sadece iddiasını desteklemek için icra takibine konulan 04.04.2003 tarihli taahhütname, icra takibine itiraz, takibin durdurulması, itirazın kaldırılması, boşanma dava dilekçesi ile kararından söz etmiştir. Dava dilekçesinin dava ve değeri kısmında Menfi (olumsuz) Tespit Davası denilmiş ve sonuç kısmında ise açıkça Erdemli İcra Müdürlüğünün 2005/50 Esas sayılı takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, aynı takibe konu yapılan 04.04.2003 tanzim, 16.04.2004 vade tarihli senedin iptaline, haksız ve kötü niyetle yapılan takip nedeniyle % 40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Yüksek 13.Hukuk Dairesinin bozması göreve ilişkin olup, işin esasına yönelik bir değerlendirmenin şimdilik yapılmasına gerek olmadığına karar verildiğine göre mahkemeyi bağlayıcı nitelikte bir nitelendirme yapılmadığı açıktır.

Görev bozması sonrası Erdemli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin Aile Mahkemesi sıfatıyla yaptığı yargılama sonunda; davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davacınm fazlaya ilişkin isteklerinin reddine karar verilmiştir. Görüldüğü gibi mahkemece mal ayrılığı rejimi ya da edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan malların tasfiyesi konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Taraflar arasında geçen ilk boşanma davası 03.04.2004 tarihinde açılmış olup, retle sonuçlanması üzerine ret kararının 29.11.2004 tarihinde kesinleştiği 05.07.2006 tarihli yargılama tutanağına geçen açıklamayla ve karar örneğiyle sabittir. Eldeki dava 15.03.2005 tarihinde açılmıştır. Karar ise 05.07.2006 tarihinde verilmiştir. Davanın açıldığı ve kararın verildiği tarihlerde taraflar henüz evli olup, 4721 sayılı TMK.nun mal rejimine ilişkin hükümleri uyarınca eşler arasındaki malların tasfiyesinin yapılması olanağı bulunmamaktadır. Yani boşanma davası kabulle sonuçlanıp kesinleşmedikçe eşler arasında mal rejiminden kaynaklanan tasfiyeye ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı yoktur.

İkinci boşanma davası davacı Yaşar Eker tarafından 01.06.2007 tarihinde açılmış, kabulle sonuçlanıp hüküm 22.04.2010 tarihinde kesinleştiği dosyadaki bilgi ve belgeler ile boşanma karan kapsamından anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki
tüm bilgi ve belgelerden taraflar arasında davacının isteği konusunda (borçlu olmadığının tespiti, senedin iptali ve inkar tazminatı bakımından) herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Son hükmün temyizine ilişkin davalı dilekçesinde de bu hususlara açıkça değinilmektedir. İstekler konusunda dava dilekçesi çok açık olup, herhangi bir yoruma ve nitelendirmeye ihtiyaç görülmemektedir. Bu bakımdan HUMK.nun 74, 75 ve 76. maddelerine gitme olanağı da yoktur. Her dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümleri uyarınca çözümlenir. İsteklerin hiçbirisinin eşler arasındaki geçerli mal rejimlerinden herhangi biriyle bir ilgisi bulunmadığı gibi taraflar konusunda
da bu yönde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Mahkemece yapılan değerlendirme sonucu davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve fazlaya ilişkin isteklerinin
reddine karar verilmiş olup, bu hüküm davacı tarafından temyiz edilmemiştir. Mahkemece yapılan değerlendirme ve nitelendirme davacının isteklerine ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere uygun bulunmaktadır. Taraflar arasındaki boşanma az yukarıda da değinildiği gibi ikinci boşanma davasının kesinleştiği 22.04.2010 tarihinde gerçekleşmiştir.

Eldeki dava ise icra takibine konulan taahhütnameden kaynaklanmaktadır. Bu taahhütname ilk boşanma davasında kullanılmadığı gibi onun eki haline de getirilmemiştir. Dava karara bağlandığı tarihte taraflar henüz evli olup, boşanma
gerçekleşmediğinden mal rejimlerinin tasfiyesi söz konusu olamaz. Kaldı ki, ev, dükkan ve arabanın alım tarihleri iddia ve savunmada ileri sürülen beyanlar göz önünde tutulduğunda, olgunun TMK.nun 227. maddesi uyannca değer artış payı olarak da nitelendirilmesi çok güçtür. En azından sadece değer artış payı olarak nitelendirilemez. Şu halde saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında isteğe, usul ve kanuna uygun olarak verilen yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi gerekirken gösterdikleri yazılı gerekçeyle bozulması şeklinde gerçekleşen Sayın çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. (Y8HD, 04.07.2011, E. 2010/7123, K. 2011/3930)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.