Yargıtay Kararı: Y8HD, 29.03.2012, E. 2011/3938, K. 2012/2341

Ara 14, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

ÖZET: Taşınmaz mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu süre içinde alınmışsa TMK.nun 178 maddesi değil, TMK.nun 5. maddesi yoluyla BK.nun 125. maddesinde açıklanan 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır.

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı vekili dava dilekçesinde, vekili edeni ile davalının 1979 yılında evlendiklerini, Karşıyaka 1. Aile Mahkemesinin 4.12.2003 tarih ve 2003/246 Esas, 2003/1235 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 140 ada 66 sayılı parselin alımı ile 21895 ada 1 sayılı parselde bulunan bağımsız bölümün alımına ziynet eşyaları ve çalışmaları ile vekil edeninin katkıda bulunduğunu, vermiş olduğu toplam katkının 200.000 YTL’yi geçtiğini açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla, şimdilik 10.000 YTL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte katkı payı alacağı olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalının Savunması

Davalı vekili cevap dilekçesinde, evlilik birliğinin açılan boşanma davasının kesinleşmesi ile sonuçlandığını, TMK.nun 178. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Mahkemece, TMK.nun 178. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra davanın açıldığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 743 sayılı TKM.nin 170. maddesi uyarınca eşler
arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlara yapılan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir. Mahkemece, TMK.nun 178. maddesi uyarınca boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.

Taraflar 30.11.1979 tarihinde evlenmiş, … tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ile sonuçlanması ve hükmün tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasında 30.11.1979 tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, başka bir mal rejimini seçtiklerini ( 4722 sayılı Kanun m. 10) ileri sürmediklerinde 1.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 28.5.2003 tarihine kadar yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK.m. 202). Taraflar arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 140 ada 66 sayılı parselin alımı ile 21895 ada 1 sayılı parseldeki 11 nolu bağımsız bölümün alımına vekil edeninin çalışmaları karşılığı elde ettiği para ile sattığı ziynet eşyalarından alınan parayla katkıda bulunulduğunu ileri sürmüştür. Yargılama oturumlarında ise 140 ada 66 sayılı parselin satın alınmasına 5 adet burma bilezik, 11 nolu bağımsız bölümün satın alınmasına ise, 8 adet burma bilezik ile katkıda bulunduğunu açıklamış ve katkısını bu şekilde somutlamıştır. 140 ada 66 sayılı parselde bulunan 1650/80980 pay davalı tarafından 21.2.1983 tarihinde satın alma yolu ile edinilmiştir. 21895 ada 1 sayılı parselde bulunan 11 nolu bağımsız bölüm ise, kooperatif üyeliği yolu ile edinilmiştir. Dosyadaki bilgilere göre davalı üye olduğu kooperatife 28.4.1993 tarihinden 24.8.2004 tarihine kadar toplam 137 adet taksit ödediği anlaşılmaktadır. Bu taksitlerden 105 adedinin 1.1.2002 tarihinden önce, 17 adet taksitin ise, 1.1.2002 tarihi ile boşanma davasının açıldığı 28.5.2003 tarihleri arasında ödendiği belirlenmiştir. Bağımsız bölümün tapu kaydı her ne kadar ferdileşme ile … tarihinde davalı adına oluşmuş ise de; taksitlerin ağırlıklı kısmı açıklandığı gibi 1.1.2002 tarihinden önce ödendiği gözetildiğinde, bu taşınmazın 4721 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinden önce edindiğinin kabulü gerekir.

Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında 140 ada 66 sayılı parseldeki pay ile 21895 ada 1 sayılı parselde bulunan bağımsız bölümün 743 sayılı TKM.nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejimi döneminde edinildiklerinin de kabulü gerekmektedir. 743 sayılı TKM.de mal rejimleri için herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 743 sayılı TKM.nin 5. maddesi yolu ile BK.nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Sapma göstermeyen Yargıtay ve daire uygulaması da bu yöndedir. 743 sayılı TKM.nin 5. maddesinde; “akitlerin in’ikadına ve hükümlerine ve sukutu sebeplerine taallûk edip borçlar kısmında beyan olunan umumi kaideler medeni hukukun diğer kısımlarında dahi caridir, denilmektedir. BK.nun 125. maddesinde ise;” bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava
10 senelik müruru zamana tabidir, hükmüne yer verilmiştir.

Maddede öngörülen “her dava” ile kastedilen her alacak anlaşılmalıdır. Aynı Kanunun 132/1-3 bendinde de; “nikah devam ettiği müddetçe karıkocadan birinin, diğeri zimmetinde olan alacakları hakkında zamanaşımı uygulanmaz” denilmektedir.

Belirlenen bu olgular karşısında taşınmazların mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu süre içinde alındıklarından somut
olayda; TMK.nun 178 maddesi değil, TMK.nun 5. maddesi yoluyla BK.nun 125. maddesinde açıklanan 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. TMK.nun 178. maddesi, 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinden sonra edinilen
mallar hakkında uygulanabilecektir. Boşanma kararı 28/1/2004 tarihinde kesinleştiğine ve dava da 11.5.2007 tarihinde açıldığına göre, 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz geçmediği açıktır. O halde mahkemece yapılacak iş; iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması, davacının çalışması karşılığı edindiği para ile ziynet eşyalarından dolayı yaptığı katkının parasal miktarı ve Almanya’dan geldiği iddia edilen paraların sözü edilen taşınmazlara harcandığının saptanması halinde, anılan kalemlere ait paraların davacı açısından toplam katkı olarak değerlendirilmesi, taşınmazların her birine yaptığı katkının alım tarihinde belirlenecek taşınmazların her birinin gerçek değerleri karşısındaki davacının katkı oranının bulunması (her bir taşınmaz açısından ayrı ayrı) ve bu katkı oranının 140 ada 66 sayılı parselde bulunan davalı payı ile 21895 ada 1 sayılı parselde bulunan bağımsız bölümün dava tarihi olan … tarihi itibariyle uzman bilirkişilerce saptanacak gerçek değerleri ile çarpılması sonucu bulunacak miktarların davacının katkı payı alacağı olarak hüküm altına alınması, 140 ada 66 sayılı parselin birbirinden farklı belirlenen 2 değeri bulunduğundan değerler arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından mahkemece yeniden değer belirlenmesinin yapılması gerekmektedir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca bozulmasına (Y8HD, 29.03.2012, E. 2011/3938, K. 2012/2341)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

Kategoriler

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.