Yargıtay Kararı: Y8HD, 24.02.2015, E. 2014/16757, K. 2015/4903

Kas 29, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

Davacının İddiası

Davacı Nurcan vekili, anlaşmalı boşanma dosyasında mahkemece de onaylanan ve hükümde belirtilen protokole dayanarak, protokol gereği davacının hissesinin (taşınmazın değerinin 1/2’si 55.000 TL’nin) boşanma kararının kesinleştiği tarihten geçerli yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalının Savunması

Davalı Ahmet Serhan vekili, taşınmazın tümünün ortak mallardan olmadığı, 2/3 payın babasından bağış ile geldiğini, protokole göre malların nerede ise tamamının davacıya verildiğini, dava konusu taşınmazın 1/3 payından davacı hissesine düşen paranın (15.000 TL) tanıklar huzurunda davacıya ödendiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulü ile 54.200.00 TL’nin 26.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 26.02.2010 tarihinde kesinleşen Antalya 4.Aile Mahkemesi’nin 26.02.2010 tarih 2009/1514 Esas 2010/229 Karar sayılı anlaşmalı boşanma kararına esas alınan ve Mahkemece uygun görülerek onaylanan protokol gereğinin yerine getirilmesi isteğine ilişkindir.

Taraflar 06.10.1990 tarihinde evlenmişler. 07.12.2009 tarihinde Ahmet Serhan tarafından açılan davada, 25.02.2010 tarihli anlaşma protokolü dikkate alınarak tarafların anlaşmalı şekilde boşanmalarına karar verilmiş, hükmün 26.02.2010 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. Taraflar arasında evlendikleri tarihten TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM’nin 170.maddesi uyarınca mal ayrılığı, eşler başka bir mal rejimini ileri sürmediklerinden 2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TKM  m. 202. 4722 S.Kan.10). Eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. (TMK md 225/2).

Dayanılan 25.02.2010 tarihli anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan Ahatlı mahallesi 1397 ada 10 parseldeki 19 numaralı meskenin 17.11.1995 tarihinde satın alma ile 1/3 payı davalı Ahmet Serhan Çankaya, 2/3 payı ise babası Tevfik Orhan Çankaya adına iken, babasının 2/3 payını 16.11.2009 tarihinde tapuda satışı ile taşınmazın tamamı Ahmet Serhan Çankaya adına tescil edilmiştir. Ahmet Serhan’ın kardeşleri Gökhan ve Özlem tarafından muris muvazaası hukuki nedenine dayanılarak açılan ve lehlerine sonuçlanıp 13.09.2011 tarihinde kesinleşen Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16.06.2011 tarih 2010/499 Esas 2011/201 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın 2/3 payı 28.10.2011 tarihinde yeniden Tevfik Orhan Çankaya adına tapuya kaydedilmiştir.

Davacının dayandığı ve Mahkemece de onaylandığı anlaşılan 25.02.2010 tarihli anlaşmalı boşanma protokolünde “Bu protokol Nurcan ile Ahmet Serhan arasındaki evlilik kurumunun karşılıklı olarak bitirilmesi ve ortak edinilmiş malların paylaşımı İçin yapılmıştır” denildikten sonra ‘Güvenlik Mahallesi 264. sokak Altaş Apt. 1/11 adreste bulunan apartman dairesinin hissesi Nurcan (Başaltım) Çankaya’ya ödenerek Ahmet Serhan Çankaya’da kalması” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesine dayalı olarak açılan boşanma davalannda, evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma karan verilebilmesi için, hakimin taraflan bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek protokolü uygun bulması şarttır. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı (TMK md 184/3) hükmü uygulanmaz” (TMK md 166/3)

Taraflar tek bir konuda anlaşamamış olsalar dahi, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3.maddesi uyarınca delil toplanmadan karar verilemez. Bu gibi hallerde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 1., 2. ve 4. fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır.

Anılan maddede, boşanmanın mali sonuçları üzerinde anlaşma şartı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174.maddesinde düzenlenen boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, 175.maddesinde düzenlenen yoksulluk ve 182. maddesinde düzenlenen iştirak nafakası talep haklarına ilişkindir. Anlaşmada ayrıca yer verilmemişse tarafların aralarındaki akdi ilişkiyi tasfiye ettikleri kabul edilemez. Tarafların anlaşmalı boşanma halinde sadece boşanma ve ferileri hakkında anlaşmaları zorunludur. Mal rejiminin tasfiyesi konusunda anlaşmaları zorunlu değildir. Ancak somut olayda olduğu gibi tarafların mal rejimi konusunda anlaştıkları protokol, yargılama tutanağına geçen imzalı beyanları ile protokolün onaylanmasına ilişkin hüküm fıkrası ile sabittir.

Diğer yandan davalının babası Tevfık Orhan adına kayıtlı bulunan 2/3 payın taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde tapuda satış gösterilmek suretiyle davalı Ahmet Serhan adına tescil edilmiş ise de dosya kapsamı, tanık beyanları, toplanan deliller, özellikle hayatın olağan akışı karşısında baba tarafından oğluna yapılan bu devrin aslında gizli bağış niteliğinde bulunduğunun, TMK md 220’e göre bu payın davalı Ahmet Serhan’ın kişisel malı olduğunun kabul edilmesi gerekir. Davalının kardeşleri tarafından açılan dava sonunda 2/3 payın mahkeme kararı ile tekrar davalının babası adına tescil edilmesi de bu durumu desteklemektedir. Davalının kişisel malı niteliğindeki bu 2/3 pay üzerinde davacının mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkı bulunmamaktadır. Ancak, eşler arasında düzenlenen anlaşma protokolünde eşlere ait kişisel malların da yer alması mümkündür.

Dayanak anlaşma protokolü incelendiğinde, protokolde yer alan “…evlilik kurumunun bitirilmesi ve ortak edinilmiş malların paylaşımı için yapılmıştır…” ve “…apartman dairesinin hissesi Nurcan’a ödenerek Ahmet Serhan’a kalması…” tabirleri birlikte düşünüldüğünde protokol tarihinde taşınmazın tamamı Ahmet Serhan adına kayıtlı görünmesine rağmen, tamamı protokol tarihinde davalıya ait taşınmazla ilgili hisseden bahsedildiğine, davalıya babası Tevfik Orhan’ın devrettiği 2/3 pay da ortak edinilmiş mal niteliğinde olmadığına göre protokoldeki hisse ibaresinden taşınmazın 1/3 hissesinin anlaşılması gerekir. Belirlenen bu hususlar karşısında, davacının protokol sebebiyle davalıdan isteyebileceği alacak miktarının davalı adına kayıtlı 1/3 pay değeri dikkate alınarak değerlendirilmesi ve 1/3 payın davacıya düşen yarısına tekabül eden miktarın davalı tarafından davacıya ödenip ödenmediği hususunda ispat bakımından davalıya süre ve imkan tanınması, protokol tarihinde tarafların halen evli oldukları da gözetilerek tanıkla ispatın da mümkün olduğunun dikkate alınması, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra, 1/3 payın yarı bedelinin davalı tarafından davacıya ödendiğinin tespit edilmesi halinde davacının davasının reddine, ödenmediğinin tespit edilmesi halinde ise 1/3 payın yarı bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, protokolde yer almadığı anlaşılan taşınmazın 2/3 payının da hesaplamada dikkate alınması, diğer yandan davalıya hissesinin karşılığının ödendiği savunmasını ispat bakımından imkan tanınmaması ve bu suretle savunma hakkının da kısıtlanması doğru olmamıştır. (Y8HD, 24.02.2015, E. 2014/16757, K. 2015/4903)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.